bayrak bayrak

(*SİTE İÇİ COĞRAFYA KONULARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ*)

COĞRAFYACI - Blogcu


COĞRAFYACI

ENGİN ŞALLI BURSA-ORHANGAZİ ÇOK PROGRAMLI LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4/7/2009 - KAZAKİSTAN BAYRAĞI VE ARMASI

KAZAKİSTAN BAYRAĞI

Resim:Flag of Kazakhstan.svg 

 

Kazakistan bayrağı, Kazakistan'ın resmî bayrağıdır. Bayrak ölçüsü 1:2'dir.

 

Mavi kumaş Türk'lüğü simgeler. Ayrıca Kazakların haklı olduğunun simgesidir.

 

Altın renkli şerit eski Altın ordasını, ayrıca Kazakistan'a özgü olan kültürü simgeler.

 

Güneş Kazaklar’ın varlığını ve 32 güneş ışını da geleceği ve Kazak boylarını simgeler. Şahin Kazak özgürlüğünü ve bağımsızlık simgeler.

 

KAZAKİSTAN ARMASI

 Resim:Coat of arms of Kazakhstan.svg

 

Kazakistan resmi arması.

 

Armada iki renk bulunur.Altın sarısı ve mavi.

 

Sarı Kazak halkının aydınlık geleceğini temsil eder.

 

Mavi ise barış ve halklarası birlikteliğin sembolüdür.

 

Altında (Kazakça:ҚA3AҚCTAH) yani Kazakistan yazmaktadır.

 

http://tr.wikipedia.org/

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

3/7/2009 - GÖLLERDE ÖTROFİKASYON VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

GÖLLERDE ÖTROFİKASYON VE  ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Mehmet KARPUZCU, Meltem KOÇALI
 Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Çevre Mühendisliği Bölümü., Gebze, 41400 KOCAELİ

 ÖZET

Ötrofikasyon; su ortamında birincil üretimin aşırı artması, limnolojik açıdan göllerin doğal süreçleri içerisinde yer alan trofik seviyelerinden birisidir. Oluşumundaki başlıca etkenler; besin elementleri, güneş radyasyonu ve derinlikle değişimi, su sıcaklığı, fitoplankton yapısı, su ortamının geometrik özellikleri ile taşınım ve dispersiyon şeklinde sıralanabilir. Sonuçlar ise; hipolimnionda oksijensiz ortam, içme ve kullanma açısından uygun olmayan su kaynağı, su ortamında yaşayan canlıların sayısında azalma, istenmeyen türlerin çoğalması, koku problemi, rekreasyon için uygun olmayan ortam olarak ortaya çıkmaktadır. Temiz içme ve kullanma suyunun hayati öneme sahip olduğu şu günlerde mevcut su kaynaklarının kalitesinin korunması ve iyileştirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Ötrofikasyon da önemli bir su kalitesi problemi olarak, dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır. Herhangi bir su ortamı, özellikle de göller ötrofikasyon açısından değerlendirildiğinde, coğrafi konumdan meteorolojik faktörlere, su ortamının geometrik yapısından ötrofikasyona neden olan alg türüne ve kirletici yüklerine kadar birçok elementin ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir.


SINIRLAYICI KAVRAMI

Ekoloji biliminde, ortamda yeterli miktarda bulunmadığında biyolojik gelişmeyi sınırlayan maddeler sınırlayıcı element olarak tanımlanır (Correll,1999). Ötrofikasyonun hangi element tarafından sınırlandırıldığı ise halen tartışılmaktadır. Ötrofikasyon sürecini sınırlayan elementin doğru bir şekilde tespit edilmesi sürecin engellenmesi açısından önemlidir. Ötrofikasyon probleminde sınırlayıcı element fitoplankton oluşumunu sağlayan azot, fosfor, karbon ve silisyum elementlerinden biri olacaktır. Karbon, fitoplanktonlar için kolay elde edilebilmesi ve bol miktarlarda bulunması sebebiyle sınırlayıcı bir faktör olarak düşünülemez. Silisyum elementi ise fitoplankton oluşumunda gerekli bir element olmakla birlikte diğer elementlere göre çok daha az kullanıldığından sınırlayıcı element olarak görülmemektedir. Bu durumda ötrofikasyon sürecini sınırlayıcı olarak azot (N) ve fosfor (P) elemntleri düşünülmelidir.

 

N/P ORANI

Bu iki besin elementinden hangisinin sınırlayıcı faktör olduğu ile ilgili karar aşamasında ise bilinmesi gereken temel faktör ötrofikasyona neden olan fitoplankton türünün stekiometrisidir. Genel bir kabul olarak 1 µg Klofofil-a oluşumu için 1 µg P ve 10 µg N gerektiği şeklinde bir kabul yapılırsa N/P<10 durumunda fitoplankton büyümesi azot tarafından N/P>10 durumunda sistem fosfor tarafından sınırlandırılıyor denilebilir. N/P=10 durumunda sistem ikisi tarafından da sınırlandırılmaz. Bu oranlar tüm fitoplanktonlar için genişletilirse N/P>20 durumunda fosfor sınırlayıcı N/P<5 durumunda azot sınırlayıcı olarak kabul edilmesi daha emniyetli bir yaklaşım olur (Muslu, 2001).

Aşağıdaki tabloda, göllerde sınırlayıcı elementin tespiti için çok genel olarak kullanılabilecek bir yaklaşım verilmektedir.

 

FARKLI SU ORTAMLARINDA ÖTROFİKASYON

Besi elementleri fazlaca deşarj edildiği göl, rezervuar, akarsu, haliç ve sahil gibi tüm ortamlarda su kalitesinin bozulmasına ve zamanla da ötrofikasyona neden olur. Bununla birlikte ötrofikasyon su ortamının yapısına bağlı olarka farklı bir gelişme süreci izler. Örneğin göllerde ötrofikasyonu etkileyen temel faktör bekleme süresi ve sıcaklık tabakalaşmasıdır. Rezervuarlar, göller ve akarsular arasında geçiş özellikleri gösterir. Bekleme süresi göllere göre daha kısadır. Su girişi ise baraj tasarımına göre dipten veya yüzeyden olabilir. Akarsularda ise yapı akım değerlerine göre değişmektedir. Örneğin geniş ve derin akarsularda fazla sediment bulunmasından dolayı bulanıklık arttığından güneş ışınlarından faydalanma daha sınırlıdır. Haliçler en karmaşık yapıdaki yüzeysel sulardır. Önemli miktarda sediment depo ederler bu da P’un dipte tutunmasına neden olur. Ayrıca genellikle bulanık bir yapıya sahiptirler. Sahiller ise genel olarak haliçlere benzemekle birlikte daha fazla denizden etkilenen su ortamlarıdır. Daha az bulanık olmaları sebebiyle derinlerde fotosentez gerçekleşebilmektedir (Vollenweider,1981).


Tablo1. Göller için sınırlayıcı besi maddesi oranları (Muslu 2001)

Büyük göller

(yaygın kaynakların hakim olması durumu)

N/P>>10 fosfor kontrollü

Küçük göller

(noktasal kaynakların hakim olması durumu)

N/P<

<10 azot kontrollü

 

 

 

 

 

 



ÖTROFİKASYON KRİTERLERİ

Bir su ortamının ötrofikasyon açısından ele alınması aşamasında en önemli adımlardan biri trofik seviyenin doğru bir şekilde tespit edilmesidir. Göllerin trofik seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kullanılan 3 temel parametre, Toplam fosfor, Klorofil-a ve Secchi diski derinliği dir. Bunun dışında hipolimnotik oksijen ihtiyacı, alkalinite, sediment canlılarının oranlarının kullanıldığı çeşitli parametreler de mevcuttur.

Aşağıdaki tabloda, bir su ortamının trofik seviyesinin tespitinde kullanılabilecek sınıflandırma örneği verilmektedir.

 

Tablo 2. Göllerin beslenme durumları (Thoman ve diğerleri,1987)

Parametre

Oligotrofik

Mezotrofik

Ötrofik

Toplam fosfor (µg/l)

<10

10-20

>20

Klorofil-a (µg/l)

<4

4-10

>10

Secchi diski derinliği (m)

>4

2-4

<2

Hipolimnetik oksijen (%)

>80

10-80

<10

 

ÖTROFİKASYON TEDBİRLERİ

Bir önceki bölümde yapılan değerlendirmenin ardından ele alınan su ortamının hangi trofik seviyede olduğuna karar verilir. Su ortamının ötrofik seviyede olmaması durumunda önleyici faaliyetlere ağırlık verilmelidir. Ötrofikasyon Tedbirleri olarak tanımlayabileceğimiz bu faaliyetleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz

 

- Besi maddesi kaynaklarının bir envanteri çıkartılarak su kayağına olan etkilerinin değerlendirilmesi ayrı ayrı yapılmalıdır. Bu tespitin ardından koruma altına alınacak su kaynağının kullanım amacına yönelik olarak gerekiyorsa bu kaynaklardan göle gelen azot ve fosfor yükünde azaltma yapılmalıdır.

 

- Su kalitesi ile ilgili parametrelerin içerisinde azot, fosfor, klorofil-a ve oksijen tüketimi gibi ötrofikasyonla ilgili parametrelere de yer verilmelidir. Sınır aşan sularla ilgili olarak, ülkeler, su kaynağının kullanım amacı konusunda anlaşmalı ve besin maddesi yükünün azaltılması konusunda ortak hareket etmelidirler.

 

- Noktasal ve yayılı kaynaklardan gelen yüklerin azaltılması çalışmaları entegre bir yaklaşımla ve sektörel bir bakış açısıyla ele alınmalıdır.

 

- Evsel ve endüstriyel kaynakların yanı sıra hayvancılığın yoğun bir şekilde yapıldığı yerlerde atık suların deşarjından önce arıtılması yoluna gidilmelidir. Küçük ve orta büyüklükteki arıtma tesislerinin besi maddesi giderimini sağlayacak şekilde yenilenmeli veya tasarlanmalıdır. Mümkünse biyolojik arıtma yapılmalıdır. Ayrıca yüksek kapasiteli arıtma tesiseri ile biyolojik arıtmanın yeterli olmadığı küçük ve orta büyüklükteki arıtma tesislerinde fizikokimyasal çöktürme ile fosfor giderimi yapılmalıdır.

 

- Endüstri tesislerinin atık su arıtma tesislerinde de belediye kanalizasyon sistemlerine vermeden önce  fosfor konsantrasyonlarının minimum düzeye indirileceği sistemler kullanılmalıdır. Özellikle gıda ve gübre endüstrisi atık sularından kaynaklanan besi baddesi yüklerinin azaltılmasına yönelik arıtma teknolojilerinin geliştirilmesi desteklenmelidir.

 

- Evsel atıksularda bulunan fosfat bileşiklerinin azaltılmasına yönelik olarak deterjanlarda bulunan fosfatın yerine kullanılabilecek kimyasallar konusunda üreticiler desteklenmeli ve bu yeni kimyasalların çevredeki etkileinin belirlenmesi amacıyla izleme programları yapılmalıdır.

 

- Deşarj standatları, bilimsel çalışmaların sonucunda elde edilen güncel bilgiler, ekosistemlerin ihtiyaçları ve teknolojide kaydedilen ilerlemeler dikkate alınarak, düzenli olarak gözden geçirilmelidir.

 

- Evsel atıksu arıtma tesislerinin maksimum besi maddesi deşarj limitleri kapasiteleri göz önünde bulundurulmalı, büyük kapasiteli arıtma tesislerinin deşarj limitleri daha düşük düzeyde tutulmalıdır. Endüstrilerin deşarj standartları ise en son teknoloji ile elde edilebilen değerler göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.

 

- Çevreci tarım uygulamaları geliştirilerek bunların uygulanması için çiftçilerin eğitilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

 

- Entegre gübre kullanım yönetimi, tarım alanlarının erozyona karşı korunması,daha az yoğun gübre ve tarımsal ilaç kullanımı gibi konularda çalışmalar yapılarak, özellikle su kaynaklarının kenarlarında tarım faaliyetlerini yürüten çiftçilerle anlaşmalar yapılmalı ve bu konularla ilgili bilgilendirme kampanyaları düzenlenmelidir .

 

- Ötrofikasyonun ilk belitilerinin tespit edildiği durumlar için uygulanılacak önlemler önceden belirlenmelidir. Bu amçla aşırı çoğlamış fitoplankton türleri ile beslenen zooplanktonların kullanılması gibi biyolojik yöntemler tercih edilmelidir. Uygulanacak her tedbirin su ekosistemi üzerindeki etkileri önceden araştırılmalıdır.

 

- Göl ve rezervuarlara gelen yan derelerden kaynaklanan besi maddesi yüklerinin tespit edilmesi için ek önlemler alınmalıdır.

 

- Ötrofikasyon kontrolünde sübvansiyon vergi indirimi gibi ekonomik araçlardan da faydalanılmalıdır ve bu konuda alınan kararlar sıkı bir şekilde uygulanmalıdır.

 

- Besi maddelerinin hava, toprak ve su ortamlarında taşınımıyla ilgili çalışmalar yürütülerek bu konuda ve fosfor yükünün değişmesine karşılık gölün vereceği tepkinin modellemesi yapılmalıdır. Sedimentten kaynaklanan içsel besi maddesi kaynaklarının etkileri de bu çalışmalarda göz önünde bulundurulmalıdır.

 

- Tüm bu çalışmaların yürütülebilmesi için halkın bu konudaki bilinci arttırılmalı karar verme süreçlerinde katkıda bulunmaları sağlanmalıdır.

 

 

ÖTROFİKASYONUN GİDERİLME YOLLARI

Su ortamının trofik seviyesinin ötrofik veya hiperotrofik düzeyde olması durumunda gidermeye yönelik faaliyetlerin uygulanması gerekecektir. Bu faaliyetleri, su ortamında ve su ortamının dışında uygulanacak faaliyetler olarak iki bölümde incelemek mümkündür.

 

Göl yapısına ve karakteristik özelliklerine göre göl içerisinde alınabilecek önlemler

Bu önlemleri şu şekilde sıralanabilir.

 

- Fosfor giderimi (inaktive edilmesi): Alum Al2(SO4)3 kullanılarak P’un sedimette tutulması sağlanılır. Bu yöntem gölün asidik bir yapıda olması durumunda alüminyum toksik etki gösterebilir. Etkili bir yöntem olmakla beraber tekrarlanma gereksinimi ve çok büyük göller için ekonomik olmaması, bu yöntemin dezavantajları olarak sıralanabilir.

 

- Sedimentin taranması: Sedimentin üzerinde bulunan besi baddesince zengin bölge taranarak mekanik bir şekilde gölden uzaklaştırılır. Yaygın kullanım alanı vardır. Pahalı bir yöntem olması ve dip balıklarına zarar verebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

 

- Hipolimniondaki besi maddesince zengin suların uzaklaştırılması: Uygulama alanı daha az olan bir yönetdir. Taşınan suların diğer alıcı ortamda su kalitesi problemi yaratacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

 

- Hipolimnionun havalandırılması: Alt tabakadaki suların yüzeye çıkarılarak havalanmasının sağlandığı bir yöntemdir. Organik maddelerin ayrışmasına yardım eder ve alg yoğunluğunun azalmasını sağlar..

 

Dışarıda alınabilecek önlemler

Ötrofik seviyede olduğu tespit edilen bir göl için su ortamının dışında alınacak en öncelikli yöntem besi maddesi yükü girişinin önlenmesidir. Bu amaçla mevcut deşarjlara etkili arıtma yöntemlerinin uygulanması yanı sıra,

1. Göle giren atıksu girişlerinin bir kollektör sistemi yardımıyla toplanarak farklı bir alıcı ortama verilmesi,

2. Atıksu deşarjlarının göle girmeden önce ön bir biriktirme haznesinde toplanarak çöktürülmesi,

seçenekleri ekonomik imkanlar, gölün yapısı ve trofik seviyesi gözönünde bulundurularak uygulanabilecek yöntemlerdir.

 

DEĞERLENDİRME

Ötrofikasyon biyolojik bir olay olarak pekçok faktörün etkisinde ortaya çıkan bir su kalitesi problemidir. Özellikle ötrofikasyonu sınırlandırdığı düşünülen besi maddesinin ve göle giren kirletici türlerinin doğru bir şekilde tespiti en önemli konuları oluşturmaktadır. Uygulanacak ötrofikasyonla mücadele yöntemlerinin başarıya ulaşması, harcanan emek ve paranın boşa gitmemesi için incelenen göl ortamında tüm bu faktörlerin göz önünde bulundurulması önemlidir.

 

KAYNAKLAR

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    2/7/2009 - ORİNOCO NEHRİ

    ORİNOCO NEHRİ

     

    Orinoco, 2140 km uzunluğuyla Güney Amerika'nın en uzun nehirlerinden biri. Nehir yatağının tümü Venezuela mülkiyetindeki topraklardadır.

     

    Orinoco'nun kaynağı Venezula- Brezilya sınırı yakınlarında Parima civarında bulunur. Buradan başlayarak geniş ve batıya doğru oluşan bir kavisle kuzeye doğru Atlas Okyanusu'na akar. Bu esnada ilk olarak Venezuela ve Kolombiya arasındaki sınır boyunca ilerleyip, akabinde alt kısımlarında Venezula'yı boydan boya kateder. Deltası 41.000 km²'lik büyük bir hayvan zenginliği olan bataklık coğrafyası oluşturur. Brazo Casiquiare ile Orinoco Nehri ve Rio Negro birbirlerine bağlanırlar.

     

     Resim:Orinico ciudad bilivar venezuela.jpg

    Orinoco üzerinde, Ciudad Bolívar'da köprü, Venezuela (2004)

     

    Orinoco'nun keşfi

     

    Üzerinde Orinoco'nun gösterildiği ilk harita 1529 yılından gelir ve Diego Ribero'ya dayanır.

     

    Ancak ilk büyük keşif 18. yüzyılda José Solano önderliğinde yapılmıştır. Keşif gezisi Yukarı Orinoco Vadisi'nden Rio Negro'ya kadar ilerler. 1800 yılında Alman araştırmacı Alexander von Humboldt ve Fransız botanik Aimé Bonpland, Rio Apure ağzından başlayan ve Yukarı Orinico Vadisi'ne kadar süren bir keşif gezisine girişirler ve nehrin flora ile faunasıyla ilgili önemli veriler toplarlar.

     

    Buna karşın Orinoco'nun kaynağı, henüz Kasım 1951'de Venezuellalı araştırmacılar tarafından Brezilya sınırı yakınındaki Sierra Parima'da keşfedilir.

     

     Resim:Orinoco harita.jpg

    Orinoco haritası 1897

     

    Bifurkation

     

    Orinoco'nun bir özelliği, çok ender doğal fenomen bifurkationdur. Bifurkation bir nehir yolunun çatallanıp kollara ayrılmasının bilimsel tabiridir. Orinoco'nun bir kolu Brazo Casiquiare Nehri, yüksek su seviyesindeyken, Amazonlara açılan Rio Negro'ya da akar. Orinoco kaynağından doğan su, belli şartlar altında Orinoco Deltası üzerinden Karayib Denizi'ne dökülmeyip, bilakis çok daha güney doğudaki Atlas Okyanusu'na dökülür.

     

    http://tr.wikipedia.org/

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    1/7/2009 - SULTANAHMET ÇEŞMESİ

    Kategori: Turizm

    SULTANAHMET ÇEŞMESİ

     


    Sultan III. Ahmet Sebili ve Çeşmesi, İstanbul'da Ayasofya Camii'nin sağ yanında ve Topkapı Sarayı'nın Padişah Kapısı önündeki meydandadır. Sultan III. Ahmet tarafından 1728-1729 yıllarında Başmimar Kayseri'li Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. Lale Devri'nin ve Osmanlı mimarisinin en güzel ve en önemli eserleri arasındadır. 10 x 10 metre plan üzerine inşa edilmiştir. Mimarisi ve bezemeleriyle ünlüdür.

    Çeşmenin dört köşesinde yuvarlak birer sebil, sebillerin arasında kalan kısımlarda da üç çeşme bulunur. Çeşmelerin yanlarında süslü gözler vardır. Sebillerin üzerine küçük birer kubbe oturtulmuştur.

    Anıtsal bir yapı görünümündeki çeşmenin duvarları bezemelerle ve devrin ünlü şairlerinden Seyyit Vehbi'nin ondört kıtalık bir kasidesinin yazılı olduğu hatla süslenmiştir. Çeşmenin Ayasofya'ya bakan yüzünde şu mısra yer almaktadır:



    Aç besmeleyle iç suyu
    Han Ahmed'e eyle dua.



    Ebced hesabına göre bu kitabe Hicri 1141 (Miladi 1728) tarihini, yani eserin yapıldığı tarihi göstermektedir.

    Çeşmenin üzeri kurşunla kaplı ahşap geniş saçaklı bir çatı ile kapatılmıştır. Saçak içleri ahşap oymacılığı ile bezenmiştir.

    Lale Devri'nin şaheseri olan Sultanahmet Çeşmesi'ni yerli, yabancı bütün ziyaretçiler hayranlıkla seyretmektedirler.

    http://scatar.20m.com

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    30/6/2009 - DİŞBUDAK

    Kategori: Cografya 10

    DİŞBUDAK

     

     

    Trakya, Doğu ve Batı Karadeniz Bölgesi, Marmara ve Ege Bölgesi'nde yayılış gösterir.

     

    Türüne göre maksimum boyu 10-30 m arasında değişebilen dolgun ve düzgün gövdeli yuvarlak tepeli ağaçlardır.

     

    Ülkemizde 4.690 hektar koru, 743 hektar baltalık dişbudak ormanı bulunmaktadır.

     

    Genellikle sulak ya da derin toprağa sahip yerlerde bulunur.

     

    Olgun bireyleri gri kabuklu ve derin çatlaklıdır.

     

    Genellikle elips ve kenarları ince dişli olan yaprakları, bir sap üzerinde bir arada bulunur.

     

    Beyaz çiçekleri salkım, meyveleri de dar ve uzun şerit şeklindedir.

        Türkiye'de doğal olarak yetişen üç türü ;


        Adi dişbudak (F. Excelsior, Y),
        Sivri meyveli dişbudak (F. Angustifola, Y),
        Çiçekli dişbudaktır. (F. Ornus, Y).

     

     

     http://www.resimler-im.com/


    http://www.bademlikoop.org.tr/

    http://www.ogm.gov.tr/

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    29/6/2009 - SELLER NE TÜR SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİR?

    Kategori: Cografya 10

    SELLER NE TÜR SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİR?


    Dünyada en sık görülen doğal afet seldir. Tüm “doğal nedenli olağandışı durumlar” a bağlı mal kayıplarının % 40’ı sel nedeniyledir. Sellerin sayısı ve olumsuz etkisi artsa da, ölüm sayısı yıldan yıla azalmaktadır. Ancak yine de tüm dünyada “doğal nedenli olağandışı durumlara” bağlı ölümlerin yarısından fazlası sellere bağlıdır. Ülkemizde ölüme yol açan doğal nedenli olağandışı durumlar arasında seller 2. sırada yer almaktadır. 1903-2004 yılları arasında ülkemizde 100 ve üstü insanın etkilendiği veya 10 ve üstü ölüme yol açmış 27 sel incelendiğinde, meydana gelen sellerden 94.657 kişinin etkilendiği, 1252 kişinin yaşamını yitirdiği görülmektedir. Bu 27 selin yol açtığı toplam zarar 1.971.291.860.000 TL. olarak bildirilmektedir.

     

    Sellerin yol açtığı toplam maddi zarar açısından doğal nedenli olağandışı durumlar arasında 2. sırada olduğu görülmektedir. Ülkemizde seller etkilediği toplam kişi sayısında ise 3. sıradadır. hastalıklar daha çok ortaya çıkar.

     

    1. dönem : İlk üç gün, bulaşıcı/salgın hastalık pek görülmez.

    2. dönem : Dördüncü günden dördüncü haftaya kadar olan bölümdür.Bulaşıcı hastalıkların görülmesi, sık karşılaşılan bir durumdur. Genellikle sel bölgesinde, selden önce tek tek bulunan hastalıkların salgın yaptığı görülmektedir.

    3. dönem : Dördüncü haftadan sonrasıdır. Kuluçka süresi uzun olan hastalıklar, bu dönemde görülür.

     

    Hangi hastalıklar görülür?

     

    Suyla bulaşan enterotoksijenik E-Coli enfeksiyonları, Şigellozis, Hepatit-A, Leptospirozis hatta Giardiazis salgınları görülme riski artar. Genellikle sel bölgesinde, sel öncesinde görülen hastalıkların salgın yaptığı görülmektedir. Öncelikle su ve besin kaynaklı ishalli hastalıkların ortaya çıkmasını beklenir. Burada temel etken, su, kanalizasyon altyapılarının zarar görmesi, özellikle de sağlıklı içme ve kullanma suyu sağlanmasında görülen aksaklıklardır. Bir başka temel etmen, vektör üreme alanlarının artmasıdır.Vektör ve kemiricilerin kontrolü önemlidir.

     

    Olağan şartlarda vektörle bulaşan hastalıkların sağlık riskleri oluşturduğu bölgelerde olağandışı durumlar sonrasında vektör üreme alanlarında genişleme ve insan vektör ilişkisinde artış görülmesi, buna bağlı olarak vektörlerle bulaşan hastalıkların çoğalması beklenir. Sellerden sonra yuvaları bozulan fare gibi kemiricilerin ve yılan, akrep gibi canlıların oluşturduğu sağlık risklerinde artış görülebilir.Fare gibi kemiriciler sel ortamında artar ve enfekte fare idrarı ile kontamine olan sel suları ile bütünlüğü bozulmuş ciltlere temas sonrası “leptospirozis” olguları görülebilir.İzmir’de 1995 yılı kasım ayında yaşanan ve 62 kişinin öldüğü selden sonra toplam yedi kişide leptospirozis saptanmış ve bu hastalardan bir kişi ölmüştür. Sivrisinek üreme alanlarında bir artış olması, sıtma olgularını artırır. Suların içindeki sıvı ve katı atıkların cilde temas etmesi sonucu deri enfeksiyonlarının da artmasını beklenir. Selin ev ve ev eşyalarını etkilemesi, sel geçtikten sonra da etkili olur. Bu etkileme, sağlık sorunlarını uzun döneme yayar.

     

    Bu arada, sel sırasında yaşanan sağlık sorunlarının zamanında tedavi edilmemesi, sağlık sorunlarını ağırlaştırır, komplikasyonlara yol açar, tedaviyi zorlaştırır.

     

    Peki, neler yapılabilir?

    1- Sel riski olan bölgede, hangi sağlık sorunlarının yaşanabileceği önceden değerlendirilmelidir.

    2- Düzenli bir bilgi toplama sistemine sahip olmak, kritiktir. Yoksa, oluşturulmalıdır. Bu salt bürokratik bir işlem olarak kabul edilmemelidir; bununla, olası hastalıkların/sağlık sorunlarının erken belirlenmesi ve zamanında müdahalesi mümkün hale gelir.

    3- Selden etkilenen evlerde yaşayanlar hergün ziyaret edilerek, sağlık sorunları izlenmelidir.

    4- En önemli ihtiyaç, sudur. Sel bölgesindekilere, günlük ihtiyacı kadar temiz su sağlanmalıdır. Su dezenfeksiyonu için en kolay ve en hızlı etki gösteren yöntem klor uygulamasıdır. Suların sürekli dezenfeksiyonu sağlanmalı, sağlıklı olmayan sular için, evlere klor tabletleri dağıtılmalıdır.

    5- Halk, kaynağını bilmediği suları kullanmamaları uyarılmalıdır. Sel sularıyla temasın önlenmesiyle ilgili eğitim yapılmalı, bu durumla karşılaşanların ciltlerini sabunlu suyla yıkaması önerilmelidir.

    6- Kısa sürede, vektör kontrol önlemleri alınmalıdır. Sıtma için, bu çok önemlidir. Fare ve benzeri kemiricilerin risk durumu da değerlendirilmelidir.

    7- Aşılama hizmetleri aksatılmadan sürdürülmelidir.

     

    http://www.e-hayat.net/

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    28/6/2009 - DENİZCİLİK TERİMLERİ VE DEYİMLERİ

    DENİZCİLİK  TERİMLERİ VE DEYİMLERİ


    Aborda : Bir teknenin diğer bir tekne üzerine veya rıhtıma, iskeleye yanaşmasıdır.

    Abosa :
    Akan bir zinciri veya halatı o durumda durdurmak ve tutmak için bosaya vurmak.

    Abramak :
    Kontrolden çıkan bir gemiyi veya bir işi kontrol altına almak.

    Acenta :
    Deniz işletmelerinin, gemilerini çalıştırırken limanlardaki bürokrasi işlerinde, gemi ve personelinin ihtiyaçlarını teminde aracı olarak kullandığı anlaşmalı veya temsilci kuruluşlardır.

    Alabora:
    Bir deniz aracının ters dönmesine alabora denir.

    Alarga :
    Bir geminin sahilden açıkta bulunması, demirlemiş olması durumuna denir.

    Alesta:
    Bir işe hazırlanılması veya işe hazır olunduğunu belirtmek için verilen komut.

    Aganta :
    Hareket halindeki bir halatın kumanda edildiği an akışının tutulması durumudur.

    Arya :
    Toka edilmiş vaziyetteki bir sancağı aşağı indirmek için verilen komut.

    Avara :
    Bir gemi veya teknenin yanaşmış olduğu yerden açılması, ayrılması

    Balast (Safra) :
    Seferine yüksüz olarak çıkan veya yüklü olup denge problemi olan gemilerin, dengesini iyileştirmek için, gemi tanklarına aldıkları deniz suyuna balast denir.

    Balb :
    Gemilerin baş bodoslamalarının su içindeki kısmında ileri doğru uzanan şişkin kısımdır. Geminin hızını arttırmaya yarar. Ayrıca geminin baş-kıç yaparak sallanmasını azaltır.

    Başaltı :
    Geminin baş tarafının iç kısmına verilen isimdir. Baş tarafı kasaralı gemilerde kasara altı “başaltı” olarak adlandırılır.

    Charter (Çartır ) :
    Kiralamak, bir geminin kiralanması anlamına gelir. “Çartırdaki gemi” sözü, gemiadamları arasında taramp seferi yapan gemi karşılığında kullanılsa da esas kira altındaki gemi demektir.Yani çartırdaki gemi düzenli sefer yapabilir.

    Çalım ve Kuruz :
    Geminin su hattından aşağıda kalan kısmının başta ve kıçta, omurgaya yaklaşıldıkça daralmasıdır. Bu daralma baş tarafa doğru olduğunda çalım, kıç tarafa doğru olduğunda kuruz adını alır.

    Çamçak :
    Filikaların suyunu boşaltmak için yapılmış, ağaç kepçelerdir.

    Çapariz :
    Bir manevra veya bir işlemin engellenmesi anlamına geldiği gibi, demir zincirlerinin biryerlere (başka bir zincire vs.) dolaşması, karışması anlamında da kullanılır.

    Çiftelemek :
    Tek demir atmış bir geminin emniyet için diğer demirini de atma işlemi.

    Danec :
    Yükün hasardan korunması ve hızlı tahliye edilebilmesi için yüklerin aralarına ve altlarına konulan tahta, hasır v b. malzemeye denir.

    Dalgakıran :
    Limanları ve limanlar içindeki gemilerin denizlerden (dalgadan) zarar görmemesi için limana hakim rüzgara yüzey verecek şekilde yapılmış dalga önleyici yapılar.

    Deniz Haritası :
    Denizcilikte kullanılan sahilleri, seyir alametlerini, derinlikleri gösteren ve özel işaretleri olan haritalardır.

    Duba :
    Altı düz ve yük taşıma maksatları için inşa edilmiş ağaç veya saç tekneler.

    Düşme :
    Bir geminin rüzgar ve akıntı etkisiyle bulunduğu rotadan veya mevkiden kaymasıdır.

    El iskandili :
    Derinlik ölçmede kullanılan bir ağırlık ve ince halattan meydana gelen basit bir alet.

    Façuna :
    Halatların fazla sürtünmeye maruz kalan kısımlarının yıpranmasını önlemek için bu kısımlar gırcala ve mürsel ile sarılır. Bu işleme façuna denir.

    Falaka :
    Puntel , dikme ve matafora cundalarının (uçlarının) arasına gerilerek, bulundukları durumlarını muhafaza etmesini sağlayan halatlardır.

    Firengi Delikleri
    : Güvertede biriken suların dışarı akması için, bir ağzı bordaya açılmış güverte üstü deliklerdir.

    Forklift :
    Yükleme ve tahliye işlemlerinde, rıhtımda veya gemi ambarında ağır malzemenin kaldırılıp taşınması için kullanılan, manevra kabiliyeti yüksek araçlara denir.

    Formen:
    Yine yükleme veya tahliye işlerini yürüten işçi gurubunun (posta) başı.

    Gemi Jurnali :
    Gemi ile ilgili olayların kaydedildiği, hukuki işlemlerde çok önemli yeri olan defter.

    Havuz :
    Gemilerin su altı kısımlarınınbakım ve onarımı için alındıklarıkuru veya yüzer tipteki havuzlardır.

    Iskarça :
    Liman ve rıhtımlarda çok sayıda gemi bulunmasına denir. Karışıklık anlamına da gelir.

    İstif :
    Her cins eşyanın ve yükün geminin dengesini bozmayacak şekilde geminin yapısına en uygun şekilde yerleştirilme ve yüklenme işlemidir.

    Kabadalga :
    Dalga yüksekliği fazla olan ve gemiyi rahatsız eden dalgalardır.

    Kamara:
    Gemideki personelin kaldığı odalara verilen isim.

    Kampana :
    Gemiyle ilgili bazı acil durumları bildirmek için belirli kurallar içinde kullanılan çana kampana denir.

    Kana Rakamları :
    Bir gemi teknesinin ne kadar su çektiğini (suya battığını) öğrenmemize yarayan, her iki bordada baş, vasat ve kıç taraflardaki rakamlardır. "Draft rakamları " da denilir

    Kana rakamlarından draftın nasıl okunacağı bilinmelidir; İskele tarafta metrik birime göre yazılan rakamların boyları ve rakamlar arası düşey boşluklar 10 cm, Sancak tarafta (Romen rakamlarıyla) kadem (fit) birimine göre yazılan rakamların boyları ve rakamlar arası 6 pustur (inçtir).

    Kapela :
    Gemilerde teçhizatları korumak üzere üstlerine örtülen branda kılıflardır.

    Kasırga :
    Çok kuvvetli rüzgar, büyük dalgalar ve kuvvetli rüzgarın oluştuğu gemiler için tehlikeli fırtına.

    Kavela :
    Halat dikme işlemlerinde kullanılan sert bir ağaçtan yapılmış havuç şekline benzeyen malzemedir.

    Kılavuz kaptan (pilot) :
    Bölgesel tehlikeleri, seyir yollarını, geçitlerini ve limanlarını iyi bilen gemileri emniyetle sevk ve idare edebilecek tecrübeli kaptanlara denir.

    Laşka :
    Boş veya boşalmış anlamına gelir. Bir halatı boş koyuvermektir.

    Laşing
    : Yükün gemiye, kendisine veya diğer yüklere verebileceği hasarı önlemek amacıyla yapılan bağlama işidir.

    Liman :
    Gemilerin yük ve yolcu alıp vermesine elverişli, rüzgar ve dalgalardan korunur şekilde yapılmış tesislerdir.

    Lumbar :
    Gemi bordalarına veya küpeştelerine açılan dört köşe, giriş çıkış mevkileridir.

    Lumbar ağzı :
    Gemilere giriş çıkış yapılan yerlere verilen isimdir.

    Manifesto :
    Ticaret gemilerinde yükün cinsini gösteren resmi evrak.

    Mezestre :
    Sancağın yarıya kadar çekilmesi işlemine denir.

    Mola
    : Halatların bağlı bulundukları yerlerden fora edilmesi için verilen kumanda.

    Navlun :
    Bir yerden bir yere para karşılığı taşınmak üzere bir sözleşme ile gemiye alınan yükün tümü. Bu yükün taşınmasının para değeri anlamında da kullanılır.

    Nete (neta) :
    Düzeni bozulmuş bir şeyin tertiplenip düzenlenmesi, ayrıca seyirde kullanılan anlamıyla aykırı ve tehlikeli bir durumun olmadığı, her şeyin normal devam ettiği anlamında kullanılır.

    Ölüdeniz (Sıvel) :
    Fırtınanın dinmesi ile oluşan, çatlaksız, rahatsız edici dalgalar.

    Parakete :
    Geminin süratini ölçmek için kullanılan aletin ismidir.

    Parima :
    Filikaların baş ve kıç taraflarında bağlama amacı ile kullanılan yeterli uzunluktaki ince halat.

    Rüzgar altı :
    Rüzgarın estiği (geldiği) yöne ters yön (sırt dönüldüğünde, ön tarafın olduğu yer).

    Rüzgar üstü :
    Rüzgarın esmekte olduğu (geldiği) taraf.

    Savlo :
    Gemicilikte sancak çekmede paraketede, el incesi olarak kullanılan bir ile birbuçuk burgatalık ince halatlara verilen isimdir.

    Stevedor :
    Limanda gemilerin yükleme veya tahliye işlerini yürüten insan veya şirkettir.

    Şifting :
    Bir yere yanaşmış veya demirlemiş geminin yerini değiştirme işlemidir. Ayrıca yükün yerini değiştirme anlamında da kullanılır.

    Tersane :
    Gemilerin inşa edildiği veya tamir ve bakım gördüğü yerler.

    Toka :
    Bir sancağın, bayrağın göndere çekilmesi için verilen komut.

    Tonilato :
    Gemilerin gerek ağırlık gerekse hacim ölçümü ile belirtilebilen kapasiteleridir.

    Tramp Gemi :
    Düzenli sefer yapmayan gemi demektir. Yani sürekli belli birkaç liman arasında değilde, yükü bulduğu limandan yükün götürüleceği liman neresi ise oraya sefer yapan gemi anlamına gelir.

    Trim
    : Geminin baş draftıyla- kıç draftı arasındaki fark.(geminin başa veya kıça eğik olması)

    Valf :
    Borulardaki sıvıların akışlarını kontrol etmeye yarayan bir çeşit vana.

    Vardiya :
    Gemilerin liman ve seyir hizmetlerinin görülmesi için, gemi personeli tarafından zamana bağlı olarak tutulan nöbet.

    Yalpa :
    Geminin dalgalardan sancak ve iskeleye aralıklarla yatıp, doğrulması, sallanması.

    Yükleme sınırı hatları (Fribord Markası) :
    Sancak - iskele her iki bordadaki bu şekiller gemilerin uluslararası kurallar gereğince değişik şartlarda (mevsim, su yoğunluğu ) yükleme sınırını gösterir. Fazlaca yükleme sebebiyle bu sınırların aşılması, gemi emniyetini ortadan kaldırır.



    DENİZCİLİK ÖLÇÜLERİ:


    1 Deniz mili:
    1852 metre - 10 Gomino - 2000 Yarda

    1 Gomino :
    185,2 metre

    1 Kadem (fit) :
    30,48 santimetre

    1 Kulaç :
    183 santimetre (1.83 metre)

    1 Pus (inç) :
    2,54 santimetre

    1 Metrik ton : 1000 kg
    (1 ton)

    1 Tonilato : 2.83 metreküp (100 fitküp)

     

    http://www.bilimler.net/

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    27/6/2009 - AVRUPA KITASI GENEL BİLGİLER

    AVRUPA KITASI GENEL BİLGİLER

    Avrupa; doğuda Asya kıt'ası, güneyde Akdeniz batıda Atlas okyanusu ve kuzeyde ise Kuzey Buz denizi ile çevrilidir.

     

    Büyük bir kısmı ova ve plâtolarla kaplı olan Avrupa'nın ortalama yükseltisi oldukça azdır. Avrupa'nın en önemli yükseltisi kıt'anın güney kısmında uzanan Alp dağlarıdır. Kıt'anın en yüksek yeri Fransa'daki Mont - Blanc (4810 metre) dağıdır. Kıt'anın kuzeyinde ise İskandinav yarımadasında Norveç ve İsveç'in sınırlarını oluşturan İskandinav dağları yer alır.

     

    Kıt'a, akarsu ve göl bakımından oldukça zengindir. Avrupa'nın ortalama yükseltisi az olması sonucunda akarsular denge profilini kazanmıştır. Bu yüzden Avrupa akarsularının enerji potansiyeli ve aşındırma gücü azdır. Akarsular üzerinde taşımacılık ve ulaşım çok yaygındır.

     

    Kıt'anın kutba yakın yüksek enlemlerinde yer alan Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkelerde buzulların oluşturduğu şekillere rastlanır. Bu ülkelerde buzul vadileri, fiyortlar, göl çanakları, morenler ve sirk gölleri yer alır. Dünya'nın en fazla göl bulunan ülkesi Finlandiya'dır.

     

    Avrupa kıt’asında birçok farklı iklim görülür. Kıt’anın kuzeybatısında yer alan kısmında batı rüzgârları ve Gulf Stream sıcak su akıntısının etkisiyle ılıman okyanus iklimi görülür. Bu iklim özellikle İngiltere, Hollanda, Danimarka, Belçika ve Almanya’yı etkilemektedir. Kıt’anın kuzeyinde İskandinav yarımadasının büyük bir kısmında sert ve soğuk iklimler hâkimdir.

     

    Orta ve Doğu Avrupa’da ise karasal iklim şartları hüküm sürer. Bu iklim özellikle Macaristan, Avusturya, İsveç ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeleri etkiler. Avrupa’nın güney kesimi ise, Akdeniz kıyısında bulunduğu için Akdeniz ikliminin etkisi altındadır.

     

    Kıt’anın güneyinde maki bitki örtüsü, kuzeybatısında daima yeşil kalan ormanlar, kuzeyde iğne yapraklı tayga ormanları, Orta ve Doğu Avrupa’da ise bozkırlar yer alır.

     

    Avrupa kıt’asında tarım ve hayvancılık çok gelişmiştir. Çünkü gelişmiş bütün teknolojik olanaklar kullanılarak tarım ve hayvancılık yapılır. Özellikle Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde intansif tarım yapılır. Bu sayede toprakları küçük olan bu ülkeler çok miktarda tarım ürünü yetiştirmektedir. Yine Hollanda çiçek yetiştiriciliği ve hayvancılıkta öne çıkmıştır. Kıt’ada en çok yetiştirilen tarım ürünleri tahıllar, şeker pancarı, patates, üzüm, sebze ve meyvelerdir.

     

    İskandinav yarımadasındaki ülkelerde arazi elverişsiz olduğu için tarım ve hayvancılık gelişmemiştir.  Bu ülkelerde balıkçılık ve ormanlar çok gelişmiştir. Fransa üzüm, Almanya patates üretiminde Dünya’ da en önde gelen ülkelerdir.

     

    Kıt’ada nüfusun en fazla toplandığı yer kuzeybatı kısmıdır. Nüfus yoğunluğu en fazla olan ülke Hollanda’dır. Avrupa’nın en seyrek nüfuslu yerleri İskandinav yarımadasının orta ve kuzey kısmı, Alp dağlarının yüksek kesimleri ve Grönland’dır.

    Kıt’ada şehir nüfusu oranı oldukça fazladır. Şehir nüfusu oranının en fazla olduğu ülke İngiltere’dir.

    Avrupa, kıt’alar arasında nüfus yoğunluğu en fazla olan kıt’adır. Kıt’ada tarımda çalışanların oranı çok azdır. İnsanlar genelde şehirlerde yaşar ve büyük kısmı hizmetler sektörü ile sanayi faaliyetlerinde çalışır.

     

    Avrupa, yer altı zenginlikleri açısından çok önemli bir kıt’a değildir. Kıt’anın kuzeybatısında bulunan taş kömürü ve demir yatakları özellikle İngiltere’nin endüstride ilerlemesini sağlamıştır.

     

    Avrupa, ekonomi ve sanayinin en çok geliştiği kıt’a-dır. Kıt’a birçok ekonomik faaliyetin merkezi durumundadır. Dünya ticaretinin en çok geliştiği kıt’adır. Avrupa’da ekonomi, sanayi ve ticaret çok geliştiği için, yaşam standardının en yüksek olduğu kıt’a olmuştur. Özellikle Kuzeybatı Avrupa ülkeleri, İskandinav ülkeleri ve İsviçre en çok gelişmiş ülkelerdir. İsviçre, kıt’ada yaşam standardının en yüksek olduğu ülkedir. Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni yeni gelişmeye başlayan ülkelerdir.

     

    Kıt’ada turizm çok gelişmiştir. Gezilebilecek birçok tarihî güzellik vardır. Turizmin en fazla geliştiği ülkeler; Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Yunanistan’ dır. İsviçre, İsveç ve Norveç’te kış turizmi, İspanya, İtalya ve Yunanistan’da ise yaz turizmi gelişmiştir.

     

    http://www.cografyasevgisi.com/

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    26/6/2009 - LAUCA NEHRİ

    LAUCA NEHRİ

     

    Lauca Nehri (Rio Lauca), Bolivya ve Şili'de bir nehirdir.

    Rio Lauca, Bolivya'nın ikinci en büyük tuz gölü Salar de Coipasa ile beslenir. Bu göl, Andlar'da 3.680 metre yükseklikte bulunur. Nehir, Şili'de Lauca Milli Parkı içinde son bulur.

    Rio Lauca, yaklaşık 160 km uzunluğunda olup bunun, % 85'i Bolivya, % 15'i Şili'dedir (Tarapacá Bölgesi).

    Rio Lauca İhtilafı, Rio Lauca'nın su haklarıyla için bir sınır anlaşmazlığıdır. Bu problem 1962'den beri Şili ve Bolivya arasında süregelen bir durumdur. 1975'de yeni müzakereler başlamış, ancak bu pazarlıklar 1978'de yeniden kesilmiştir. Bolivya'nın Büyük Okyanusa ulaşma talepleri çözülememiştir.

    LAUCA MİLLİ PARKI

    Resim:Chile lauca morgen.jpg 

    Lago Chungará üzerinde güneşin batışı


    Lauca Milli Parkı
    (İsp. Parque Nacional Lauca), Şili'nin en kuzeydeki milli parkı olup, UNESCO'nun biyosfer doğal koruma alanıdır.

    Tarapacá Bölgesi'nde bulunan Putre'nin 12 km batısnda, Bolivya sınırındadır.

    Milli parka And Dağları şekil vermiş olup, yüksekliği 6300 metreyi bulan devasa dağlar ve volkanlar parkı çevreler. Çoğu altı binlik olan çok sayıda volkan göze çarpar.


    Coğrafya ve iklim


    Lauca Milli Parkı'nın alanı 1370 km² olup, 1965 yılında düzenlenerek açılmıştır.İdare Merkezi Parinacota 'dadır. Sınırlarından
    Río Lauca ve Río Lluta nehirleri geçer.

    Gündüz sıcaklığı 5–20°C arasında ve görece elverişlidir. Buna karşın geceleri, -15°C dereceye kadar düşen ısısıyla, sıklıkla çok soğuktur. Yüksek kesimlerinde kuru tundra bölgeleri bulunmakla beraber daha nemli bölgeler de vardır.

    Volkanların yakınında, 4520 m yükseklikte Lago Chungará bulunur. 21 km² civarında alana sahip göl, Dünya'nın en yüksek konumundaki göllerinden biridir.

     

    Resim:Chile lauca parinacota2.jpg 

    Parinacota Volkanı'na bakış

     

     Resim:Chile lauca vecunas.jpg

    Yol tabelası

     

     Resim:Chile lauca vecunas2.jpg

    Alpakalar

    Turizm

    Jurasi'de termal sıcak su kaynakları ziyaret edilebilir ve yerli köyü Parinacota' 'da, yörenin ilk sakinlerinin kültürü üzerine bilgi edinilebilir. Diğer etkinlikler, tırmanış ve balık avlama turlarıdır. Park, Şili orman makamı CONAF tarafından idare edilir.

    Parkın güneyinde, 4245 metre yükseklikte termal kaynakları olan, büyük tuz gölü Salar de Surire bulunur. Burada flamingolar, vicuñalar ve lamalar gözlemlenebilir. Monumento Natural Salar de Surire (Salar de Surire Doğal Anıtı) 1983 'te düzenlenmiş olup, 175 km² bir alanı kapsar.

    Milli park, mesela içlerinde guanakolar, and kondorları, pumalar ve vizcachalar gibi canlıların olduğu, zengin bir hayvan dünyası sunar. 130 civarında çeşitli tür, milli parkta 2800 m ile 4000 m arasında yaşar. Park ziyaretçilerinin, vücutta şikayetlere sebebiyet verebilen, sıra dışı yükseklik ve az oksijen konusunda bilinçli ve tedbirli olmaları gerekir.

    http://tr.wikipedia.org/

     

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    <- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

    BENİM HAKKIMDA

    Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.

    coğrafyacı

    BANNERİ SİTENİZE EKLEME KODU

    Ödüllü BloglarYarisiyor.Com Kampanyasina Katılmak Ücretsiz, Haydi Durma!!!

    SON YAZILARIM

    ORİNOCO NEHRİ
    SULTANAHMET ÇEŞMESİ
    DİŞBUDAK
    SELLER NE TÜR SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİR?
    DENİZCİLİK TERİMLERİ VE DEYİMLERİ
    AVRUPA KITASI GENEL BİLGİLER
    LAUCA NEHRİ
    SULTANHAN KERVANSARAYI
    BAKIR
    TOPRAKSIZ TARIM
    TÜRKİYE’DE MEYDANA GELMİŞ BÜYÜK HEYELANLAR
    TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA DEPREM BÖLGELERİ
    BARİT
    KURŞUNLU ŞELALESİ
    ÇINAR
    HAKASYA CUMHURİYETİ
    TOPKAPI SARAYI MÜZESİ
    BİYOTİT
    GÖKSU DERESİ/İSTANBUL
    İYİ TATİLLER!!!

    Gazeteler

    BAĞLANTILARIM

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    COĞRAFYAM NET
    ZÜLFİKAR ÖĞRETMEN FORMU
    COĞRAFYA SAATİ
    COĞRAFYA KULÜBÜ
    COĞRAFYA SEVGİSİ
    COĞRAFYA TUTKUDUR
    COĞRAFYA TV
    TÜRK COĞRAFYA KURUMU
    ÜLKELER NET
    COĞRAFYALAR COM
    COĞRAFYAM ORG
    COĞRAFYACIYIZ COM
    E-COĞRAFYA
    PROF.DR.RAMAZAN ÖZEY
    COĞRAFYA DERSİM
    NÜFUS PİRAMİTLERİ
    COĞRAFYAMIZ NET
    TÜRKCOĞRAFYA COM
    FİZİKİ COĞRAFYA COM
    COĞRAFYACI NET
    COĞRAFYAM VE HAYAT
    COĞRAFYA ÖĞRETMENİM
    COĞRAFYA DÜNYASI
    ATLAS DERGİSİ
    COĞRAFYALİSE COM
    SOSYAL DERSLERİ
    DÜNYA DEPREMLERİ
    MEB COĞRAFYA TV
    COĞRAFİ ŞEKİLLER
    TÜBİTAK
    BİLİM TEKNİK
    SAMANYOLU EĞİTİM KURUMLARI
    ARİFİYE Ö.L.MEZUNLARI
    MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
    EĞİTİM HABER
    ÖĞRETMEN SAYFASI
    ÖĞRETMEN SİTELERİ
    ÖĞRETMENİN PUSULASI
    ORHANGAZİ REHBERİ
    ORHANGAZİ BELEDİYESİ
    ORHANGAZİ GEN.TR
    ORHANGAZİ WEB.TR
    GEOBİLİM.COM
    GENÇ BİLİM
    BULUTSU ORG
    İLİMSEL COM
    COGRAFYADERSANESİ.BLOGSPOT
    Esma-ul Husna
    sitene ekle

    KATEGORİLERİM

  1. Avrupa Birligi
  2. Belirli Gün ve Haftalar
  3. Bitki Cografyasi
  4. Cografya
  5. Cografya 10
  6. Cografya 11
  7. Cografya 12
  8. Cografya 9
  9. Cografya Haberleri
  10. Cografya ile ilgili makale ve arastirmalar
  11. Cografya Siirleri
  12. Cografya Soru Bankasi
  13. Cografya Sunumlari
  14. Cografya Video ve Animasyonlari
  15. Cografyada ENler
  16. Darica-Gebze-Kocaeli
  17. Dis Kuvvetler
  18. Egitim
  19. Eglence
  20. Ekoloji-Cevre
  21. Ekonomik Cografya
  22. Fotograflar
  23. Guncel Haberler
  24. Harita Bilgisi
  25. Ic Kuvvetler
  26. Iklim ve Bitki Ortusu
  27. il il Turkiye
  28. Ilginc Cografi Bilgiler
  29. Kim Kimdir
  30. Kozan Geyve Sakarya
  31. Kuran-i Kerim ve Cografya
  32. Madenler ve Enerji Kaynaklari
  33. Nufus ve Yerlesme
  34. Okunasi Yazilar
  35. Orhangazi
  36. Orhangazi CPL
  37. Rehberlik Dosyalari
  38. Sivil Savunma Kulubu
  39. Siyasi Cografya
  40. Spor
  41. Tarih
  42. Tarim ve Hayvancilik
  43. Turizm
  44. Turkiye
  45. Turkiye Cografyasi
  46. Ulasim
  47. Ulkeler Cografyasi
  48. Uzay Cografyasi
  49. Uzay ve Gokyuzu Fotograflari
  50. ARKADAŞLARIM

    BALKOVANI
    AspAvAyAsAr
    vakanuvis
    opalankok
    acizm1988
    alsancakkoyu
    sarozfatihi
    Rahmetli645
    yahsieli
    geograpy
    cografyadersanesi
    karakurum
    vatanseverpatriot
    polatalemdarkurtlarvadisi
    cografyamiz
    reef
    sakary54
    cografiegitim
    bloghertelden
    BilgisayarEgitimlerimiz
    gercekyasamdan
    herneysem
    marasili
    cografyaci10
    cografyapaylasim1
    zulfikar22
    gazgaz1
    ankakusum
    hilalliler
    hayvanhaber
    nurdanhicyilmaz
    tekamul
    40ayak
    bilimyurdu
    bizimegemiz
    sarkilaridinle
    sohbetsevenler
    16dido61
    bengisutuna
    realozi

    ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

    COGRAFYAMİZ
    vakanuvis
    gerçek yaşamdan
    EĞİTİM VE ÖĞRETMEN FORUMU
    PageRank Checking Icon