bayrak bayrak

(*SİTE İÇİ COĞRAFYA KONULARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ*)

Cografya 9 - COĞRAFYACI - Blogcu



COĞRAFYACI

ENGİN ŞALLI BURSA-ORHANGAZİ ÇOK PROGRAMLI LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

5/12/2009 - ALFRED WEGENER

Kategori: Cografya 9

ALFRED WEGENER

 

 
Alfred Lothar Wegener, Alman meteorolog ve yerbilimci
(
1 Kasım 1880 - Kasım 1930).

Gökbilim, meteoroloji ve yerbilim alanlarında çalışmıştır. "Kıta kayması kuramı"nı ortaya koymuştur. Başlangıçta tüm kıtaların
"Pangea"
adında tek bir kıta olduğunu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığını ileri sürmüştür. Kuzey Kutbu'nun araştırılmasında katkıları olmuştur.

1 Kasım 1880 tarihinde Berlin'de doğdu
. 1904 yılında Berlin Üniversitesi’nden gökbilim dalında doktorluk unvanını kazandı. Bununla birlikte çoğunlukla jeofizikle ilgilendi. Gelişmekte olan meteoroloji ve klimatoloji bilimlerine de yakın ilgi duydu. Meteoroloji bilimine çözümleriyle birkaç kez katkıda bulundu. Hava dolaşımının izlenmesi için balonların kullanılmasına öncülük etti. Almanya’nın her tarafında kabul gören bir ders kitabı hazırladı.

1930 yılında Grönland'a yaptığı bir araştırma gezisi sırasında öldü.

 

http://www.cografyamiz.com/

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/10/2009 - DENİZALTI VOLKANLARI

Kategori: Cografya 9

DENİZALTI VOLKANLARI

 

Denizaltı volkanları, yeryüzünün denizlerle örtülü olduğu bölgelerinde bulunan yarıklardır.

 

Yeraltından gelen lavlar bu yarıklar sayesinde yüzeye çıkarlar.

 

Dünya üzerine bir yılda yeraltından gelen lavların %75 kadarını bu tür yarıklardan gelenler oluşturur.

 

Çıkan malzemelerin büyük bir çoğunluğu tektonik hareketlerin yoğun olarak görüldüğü Orta Atlantik Yükselimi olarak da adlandırılan kıta levhalarının bulunduğu bölgelerde gerçekleşir.

 

Pek çoğu okyanusların derin bölgelerinde olmasına karşın, bir bölümü de sığ sularda görülür.

 

Bu tür durumlarda birikerek yükselen malzeme, küçük adacıklar oluşturabilir.

 

 Dosya:Vulcano bransfield-strait hg.png

Submarine vulcano in the Bransfield Strait, Antarctica

 

 Dosya:Nur05018.jpg

Denizaltında lavların oluşturduğu biçimler

 

http://tr.wikipedia.org
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

23/9/2009 - 23 EYLÜL EKİNOKSU

Kategori: Cografya 9

23 EYLÜL EKİNOSU

 

 

Dünya’nın yörünge üzerindeki konumu nedeniyle eksen eğikliğinin  etkisi ortadan kalkar ve güneş ışınları Ekvator’a dik gelir.Buna bağlı olarak aşağıdaki olaylar gerçekleşir:

 

1. Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a dik açı ile düşer.

2. Dünya’nın her yerinde gece ve gündüz eşitliği yaşanır.

3.  Güneş her iki kutuptan da görünür. KKN’nda güneş batmaya; GKN’nda güneş  doğmaya başlar.

4. Kuzey Yarımküre’de sonbahar, Güney Yarımküre’de ilkbahar başlangıcıdır.

5. Aydınlanma çemberi kutup noktalarından teğet geçer.

6.  Kuzey  Yarımküre’de geceler gündüzlerden; Güney Yarımküre’de gündüzler gecelerden daha uzun olur.

7.  Bir meridyen üzerindeki bütün noktalarda güneş aynı  anda doğup, aynı  anda batar.

8.  Gölge boyu ekvatorda 0, Ekvator’la 45°  enlemi arasında cismin boyu gölgenin boyundan büyük, 45° enlemlerinde cismin boyu gölge boyuna eşit, 45°-90° enlemleri  arasında ise gölge boyu cismin boyundan uzundur.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/9/2009 - VOLKANLAR NASIL ÇALIŞIR?

Kategori: Cografya 9

VOLKANLAR NASIL ÇALIŞIR?

Depremler ve kasırgalar genelde en yıkıcı doğal afet gibi görünseler de, volkanlar daha geniş-erimli etkiler üretebilirler.

Filipinler’deki Pinatubo Volkanı’nın 1991 yılında yarattığı gibi, bir volkan tüm gezegeni çevreleyen bir sülfürik asit bulutu üretebilir.

Volkanlar, mağma odalarının, bir diğer deyişle erimiş kızgın gereç hücrelerinin kaynayıp yüzeye çıkmasıyla oluşur. Bu mağma odaları, örtü kayacındaki bir çatlak ya da zayıf nokta boyunca bir baca oluşturmaya yeterli basınç oluşturuncaya değin, birbirini izleyen iki püskürme arasında yüzyıllar boyunca kalıcı olabilir.

Patlama, lav ve külün bir koni oluşturarak saçıldıkları alanda bir krater yaratır. Bazı volkanlarda, mağma odaları güçlü bir püskürmenin ertesinde birleşir ve büyük ve çanak biçimli bir krater olan kalderaları üretir.

 

 

 

www.cografyam.net

Volkan Oluşma Alanları: Sıcak Noktalar ve Dalma/Batma Zonları (Bölgeleri)
Yerkabuğu, herbiri yılda 10 cm kadar kayan bir düzine dolayında plakadan oluşur. Yükselen mağma plakaları okyanus ortası bölgelerde birbirlerinden uzaklaştırır. Bu bölgelerde ve plakaların içindeki diğer zayıf noktalar boyunca sıcak noktalar oluşur.

Hawaii Adaları bir sıcak nokta yoluyla oluşmuştur. Okyanusal plaka kıtasal plaka altına daldığında bir dalma/batma zonu üretir. Kayaçlar Yerin içine daldıkça yeniden ısıtılır ve [oluşan bu-çn] mağma yeniden yükselerek volkanları oluşturur.

Bilim insanları uzun bir dönemdir, Yer-içi derinliklerinde oluşan ve sonuçta yüzeye yükseltilerek ve yerkabuğunu yeniden biçimlendiren dev mağma odaları teorisini benimsemişlerdir. Ancak, son araştırmalar ise, mağmanın daha küçük düşey sütunlar ve birbirleriyle bağlantılı odalar yoluyla yüzeye çıktığını göstermiştir.

İnsanlık Tarihinde Kayıtlanmış Bellibaşlı Volkan Püskürmeleri

MS 79: Güney İtalya’da Napoli Körfezi kıyısındaki Vezüv Yanardağı en çok bilinen volkanlardan biridir. Geçmişteki 2000 yıl içinde 50 kezden çok püskürmüştür. İS 79 yılındaki, Pompei kentini gömmüş olan püskürmesi ile bilinir; ancak, 1631 yılındaki bir diğer püskürmesi yaklaşık 4.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.

Sicilya’daki Etna Yanardağı 1669 yılında Catania kentinin caddeleri boyunca akan bir lav ırmağı üretmiş, kentte ve dolay bölgelerde 20.000 dolayında insanın ölümüne yolaçmıştır.

İzlanda’daki Skaptar Volkanının 1783 püskürmesi çiftçilik ve balıkçılığı tahrip etmiş, nüfusun beşte birini yokeden kıtlığa neden olmuştur.

Endonezya’da Sumbawa Adasındaki Tambora Yanardağının 1815 yılında püskürmesinden kaynaklanan kasırga ve tsunamiler (dev dalga) 12.000 kişinin ölümüne yolaçmış ve bu püskürme atmosfere, Pinatubo Volkanı’nın 1991 yılında saldığının dört katı büyüklüğünde bir bulut salmıştır.

1883: Endonezya’daki bir diğer volkan, Krakatoa Yanardağı, 3.000 km öteden duyulan bir patlamayla püskürmüştür. 50 mil (~80 km) uzaktaki adalara 35 kg ağırlığındaki bloklar yağmış ve 40 m’ye ulaşan tsunami, Java ve Sumatra adaları da dahil yüzlerce köyü tahrip etmiş, yaklaşık 36.000 kişi ölmüştür. Atmosfere alınan toz iki yıl boyunca Ay’ın mavi, bazen de yeşil görünmesine yol açmıştır.

1902: Martinik Adası’ndaki Pelée Yanardağı Saint-Pierre kentini boğucu gaz ve kızgın külle örtmüş ve kentte yaşayan 29.937 kişiden 29.933 kişinin ölümüne neden olmuştur.

1980: Vaşington eyaletindeki (ABD) St. Helen Yanardağı, doruğundan 400 m yükseğe püskürmüş, 57 kişinin ölümüne yolaçmış ve 85 mil (~137 km) ötedeki kentlerde gün ortasında (öğle vakti) karanlığa neden olmuştur. Çoğu kişinin belleğinde canlılığını korusa da, tarihsel dönemdeki ölçümlerle karşılaştırıldığında, St. Helen püskürmesi göreceli küçük ölçeklidir. Püskürttüğü malzeme bulutu, Pinatubo Yanardağının salmış olduğunun sadece %5’i düzeyindedir.

1991: Filipinler’deki Pinatubo Yanardağı 600 yıllık bir suskunluğun ardından püskürmeden önce günler boyunca gümbürdemiş ve yaklaşık 750 kişinin ölümüne yolaçmıştır. Ölenler arasında girilmesi yasak bölgede püskürmeyi bekleyen gazeteciler de vardı. Volkan çevresinde 2 mil (~3 km) yarıçaplı bir alanda kül kalınlığı yaklaşık 2 m’ye ulaşmış ve 15 km ötedeki bir ABD hava üssünü gömmüştür.

Pinatubo’nun saldığı ve yaklaşık 20 milyon tona ulaşan sülfürik asit bulutu stratosferde (kat yuvarı)12 mili (~20 km) aşan bir yüksekliğe ulaşmıştır. Püskürmeyi izleyen haftalarda bu bulut ekvatoru çevrelemiş, kutuplara yayılmış ve tüm gezegeni kaplamıştır. Parçacıklar güneş ışığını geri yansıtmış ve yeryüzünde soğumaya yol açmıştır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/7/2009 - BEŞERİ DOKULAR

Kategori: Cografya 9

BEŞERİ DOKULAR

İnsanoğlu geçmişten günümüze sürekli faaliyetler içersinde bulunmaktadır. Mevcutla yetinmez ve hep daha iyisini ve en mükemmelini ister. Bu isteklerini yerine getirebilmek ve amaçlarına ulaşabilmek için birçok beşeri faaliyet içine girer.

 

İnsan ile doğal çevre elemanları arasın­da sürekli ve karşılıklı bir etkileşim vardır. İnsanın doğal çevre ile etkileşimi sonunda beşeri (kültürel) eserler ortaya çıkar. Yani beşeri çevre elemanları insan-doğal çevre elemanlarının karşılıklı etkileşimi so­nunda ortaya çıkmaktadır.

 

Başta yağış ve sı­caklık olmak üzere, doğal çevrenin çeşitli elemanları ve olaylar insan etkinliklerini yönlendirmekte ve sınırlandırmaktadır. Bu faktörler her şeyden önce yerleşme ve yaşama alanlarını sınırlandırmaktadır. Kutup yakınlarında soğuk ve kuraklık, sıcak çöllerde sıcak ve kuraklık, dağların yüksek kesimlerinde ise soğuk, insan yer­leşmelerine imkân vermemektedir. Ayrıca okyanuslar ve denizler ile ormanlar, yerleşmeyi engelleyen diğer doğal çevre elemanlarıdır.

 

İklimin elemanları olan yağış ve sıcaklık özellikleri aynı ülkenin bir yerinde tarımı, başka bir yerinde ise hayvancılığı mümkün kılmak­tadır. Ege Bölgesi ovalarıyla Erzurum-Kars platoları bunun güzel örnekleridir. Aynı ülkenin bir bölgesinde yaz turizmini teşvik ederken başka bir bölgesinde kış turizmine imkân sağlamaktadır. Do­ğu Anadolu'da sadece buğday ve arpa tarımına imkân verirken Ege ve Akdeniz bölgelerinde çeşitli sanayi bitkilerinin yetiştirilmesini sağlamaktadır. Yine Doğu Anadolu Bölgesinde sınırlı sayıdaki tarım bitkilerinden düşük verim sağlanırken, Akdeniz ve Ege bölgelerinde bazı yerlerde yılda iki kez ürün almak mümkün olmaktadır.

 

Doğal çevrenin elemanları insanları ne yapmaları, nasıl yapma­ları ve ne yapmamaları yönünde etkilemektedir.

 

İnsanoğlu var oluşundan günümüze kadar doğal çevre eleman­larının etkisinde kalmıştır. Aşırı soğuktan ve yaban hayvanlarından ko­runmak için ağaç kovuklarına ve mağaralara sığınmıştır. Başka bir ifa­deyle doğanın olumsuzluklarından korunmak için doğanın imkânlarına sığınmıştır. Bu sığınma yerleri doğal barınaklardır.

 

Mesken yapımına geçen insanoğlu burada da yine çevresindeki doğal malzemeleri kullanmak zorunda kalmıştır. Çevresinde yetişen bitkilerden yararlanarak, yumuşak kayaları oyarak, taşları kullanarak kendisine mesken yapmıştır. Günümüzde dahi dünyanın çok yerinde mesken yapımında kullanılan malzeme, o yörenin iklimi ve jeolojik ya­pısının kontrolü altındadır. Ülkemizde de meskenler kerpiç, taş, ahşap ve betonarme olmak üzere farklı malzemelerle yapılmaktadır. Ancak içinde bulunduğumuz çağda, insanların mali imkânları ve bilgi düzeylerinin artmasına bağlı olarak, yeni binaların çoğu tuğla, demir ve beton ile yapılmaktadır. Yani doğal çevrenin kontrolünden uzaklaşma söz konusudur.

 

Mesken yapımındakine benzer bir durum, tarım için de geçerli­dir. Çeşitli tarım alet ve makineleri, gübreleme, sulama, tohum ıslahı, seracılık gibi tarım yöntemlerinin modernleştirilmesiyle tarım, geçen yüzyıldakinden çok farklıdır. Sözü edilen bu iyileştirmelerle tarım ürün­leri çeşitlendirilmekte, bitki ve hayvan soyları ıslah edilmekte, hastalık­ların önüne geçilmekte ve sonuç olarak üretim artırılmaktadır.

 

Teknolojinin ve bilimin etkileri hızla artmaktadır. Ancak günümüz­de yerleşme, tarım, sanayi, ulaşım, ticaret ve turizm gibi insan etkinlik­lerinde doğa özellikleri, yine de ana belirleyici etkendir. Ana çerçeveyi çizen, çevrenin doğal özellikleridir. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler bu çerçeve içinde belirli derecelerde değişiklikler yapmaktadır. Yüksek dağları aşabilmek için yollar, geçitler, tüneller yapılmaktadır. Yağışın belirli dönemlerde düştüğü yerlerde barajlar ve sulama kanalları yapıl­maktadır. İklimin soğuk olduğu yerlerde ısı izolasyonu iyi olan mesken­ler yapılmaktadır. Ancak bütün bu çabalar yine de sınırlı kalmaktadır.

 

Doğu Karadeniz bölümünün her mevsimi yağışlı geçen iklimin­de hiç bir bilimsel ve teknolojik yenilik pamuk yetiştiremez. Çünkü her bitkinin yetişebilmesi için yıl içinde belirli dönemlerde ihtiyaç duyduğu su ve sıcaklık değerleri farklıdır. Bu nedenle pamuk bitkisi olgunlaşma döneminde yağışsız ve sıcak bir havaya ihtiyaç duyar. Bu da Doğu Ka­radeniz bölümünde yoktur. Yine hiç bir yenilik çay bitkisini Ege Bölgesi'nde yetiştiremez. Doğu Anadolu'nun şiddetli karasal ikliminde tu­runçgiller yetiştirilemez. Çünkü bünyesinde yüksek oranda su bulun­duran turunçgiller, bu bölgedeki şiddetli kış soğuklarında donar. Bu bölgede seralarda, büyük özenle yetiştirilebilecek olan turunçgiller ise çok pahalıya mal olacakları için, bu durumun uygulamada geçerliliği olmayacaktır.

 

İnsan-çevre etkileşiminde doğal çevrenin insan üzerine olan et­kileri olumlu ve olumsuz olmak üzere iki grupta toplanabilir. İnsanlar olumlu özelliklerden yararlanmaktadırlar. Olumsuz özelliklerden ise daha az etkilenmek ve hatta etkilenmemek için çeşitli faaliyetler yap­maktadır. Bu faaliyetlerin bir kısmının doğal çevreye zararı olmamak­tadır. İnsanın doğal çevreye zararlı olan girişimleri kendi karşısına çev­re sorunları olarak çıkmaktadır.

 

İnsanların, doğal çevre elemanlarının etkilerine karşı yapmış ol­dukları etkinlikler, çok zaman doğaya zarar vermez. Bu çaba­lar sadece doğanın olumsuzluklarından korunmak içindir. Sellerden korunmak için yapılan köprüler, menfezler, setler, yer şekillerinin ula­şım üzerine olan olumsuzluklarından korunmak için yapılan yollar, köprüler, tüneller, geçitler ve ulaşım araçları, soğuk ve sıcaktan korun­mak, emniyet içinde rahatça yaşamak için yapılan meskenler gibi kül­türel varlıklar doğaya zararlı değildir. Burada insanın doğal çevreye olumsuz bir etkisi söz konusu değildir.

 

Çevre sorunları, insanın doğal ortama yapmış olduğu olum­suz etkiler sonucu ortaya çıkan çeşitli kirlilik ve diğer bazı olum­suzlukların toplamını ifade eder.

 

İnsanların yaptığı bu etkinlikler bir araya gelerek beşeri sistemleri oluşturur. Coğrafya içerisinde beşeri coğrafya önemli bir yer tutar. Coğrafya insan arasındaki karşılıklı etkileşimi inceler. Bu kapsamda insanın çevreye yönelik tüm hareket ve faaliyetleri beşeri coğrafyanın konusunu oluşturur.

 

Beşeri ve Ekonomik Coğrafya: Aslında ekonomik coğrafyanın konusunu meydana getiren olay ve olguların insanlar tarafından meydana getirildiği dikkate alındığında, coğrafyanın bu bölümüne "beşeri coğrafya" denilmesi de doğru olur. İnsanın yaşama sahası olan yeryüzünde insanın fiziki çevre ile ilişkileri ve birbirlerine karşılıklı tesirlerini araştırıp inceleyen bu bilim dalıdır.

 

İnsanın yaşadığı çevre ile ilişkilerinin incelenmesi ve insanın mekânı nasıl kullandığı ve düzenlediği bir fonksiyonel bütünlük içinde ele alınan bir bilim, çevrenin insan üzerindeki etkisi ile insanın çevre üzerindeki etkisi ve kültür yöresi konu edilmektedir.

 

Nüfus Coğrafyası: Nüfusun çeşitli özelliklerini ve sayısını, Nüfusun dağılışını ve buna etki eden faktörleri, nüfus hareketlerinin nedenleri ve sonuçlarını,  nüfusa bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar ve çözümlerini inceleyen coğrafya koludur.

      

Konuları:  Nüfusun sayısı  (Miktarı- nüfus Sayımları ve özellikleri ile tipleri, Dünyada nüfus sayımları, ülkemizde nüfus sayımları), Nüfusun özellikleri ( Yaş, cinsiyet, eğitim, ekonomik ve kültürel durumu), Nüfus artışı (Nüfus Büyümesi, Nüfus Artış Hızı, Nüfus Artış Oranı), Nüfusun dağılışı ve dağılışa etki eden faktörler, Nüfus hareketleri ( göçler- göçler ve sebepleri, etkileri ve sonuçları, göçlerin dünya nüfusuna olumlu ya da olumsuz etkileri, göçlerin ülke açısından özellikleri ), Nüfus hareketlerinin ortaya koyduğu sorunlar.

 

Yerleşme Coğrafyası: İnsanların yeryüzüne nasıl yerleştiklerini, yerleşmelerin nasıl geliştiklerini, hangi tür doğal ve beşeri etkiler altında kaldıkları, yapı tipleri ve yapılarda hangi malzemeleri kullandıkları, yerleşme tipleri, özellikleri dağılış ve fonksiyonlarının incelendiği coğrafya koludur.

 

Konuları: Yerleşme kavramı, kır ve şehir yerleşmelerinin ayrımı, sürekli ve dönemlik yerleşmeler, yerleşmenin sınırları, yerleşmeleri etkileyen faktörler, yerleşme tarzları, meskenler, meskenlerin bulunuşuna şekline yapı malzemesine planlarına etki eden faktörler, ilkel meskenler, taş, kerpiç, ahşap, karma malzemeli ve teknolojik malzemeden yapılmış meskenler, bunların yeryüzünde dağılışları. Başlıca kırsal ve kentsel yerleşmeler ile bunların özellikleri, dağılışları, problemleri.

 

Tarım Coğrafyası: İnsanların yerleşik hayata geçtikten sonra hangi tarımsal faaliyetlerde bulunduklarını, tarımı etkileyen faktörleri, tarım ürünlerinin neler olduğu ve nerelerde hangi şartlarda yerleştikleri gibi konular yanında hayvancılık(balıkçılık) ve ormancılık faaliyetlerinin tümünü konu alan bilim dalıdır.

 

Sanayi Coğrafyası: Sanayi etkinliklerinin neler olduğunu, sanayinin gelişme dönemlerini, nasıl kurulup geliştikleri ve kuruluşlarında etkili olan faktörleri, sanayi kuruluşlarının dağılışlarını, nerelerde ve neden yoğunlaştıkları, sanayi tesislerinin üretimlerini, pazarlama olanakları ve ekonomiye katkılarını inceleyen bilim dalıdır.

      

Turizm Coğrafyası: Turizm olanaklarının neler olduğunu, turizm etkinliklerinin türünü, bu etkinliklere katılan insan sayılarını, bu etkinliklerin ekonomiye katkılarını, turizmde planlama ve politika sorunlarını, ülkelerin gelişiminde ve ilişkilerinde ne türü roller oynadığını konu alarak inceleyen bilim dalıdır.    

 

Ulaşım Coğrafyası: Ekonominin can damarları olan hava, kara ve deniz ulaşımını çeşitli yönleriyle ele alarak incelemek, ulaşımın gelişimi, ulaşım türlerini, ulaşım yollarının dağılışını, hangi tür ulaşım türlerinin nerelerde geliştikleri, yeni gelişen ulaşım sistemlerinin neler olduğu, ulaşımın ekonomide yeri ve önemini inceleyen bilim dalıdır.

 

Siyasi Coğrafya:  Jeopolitik teoriler, Ülkelerin veya bölgelerin jeopolitik ve Jeostratejik açıdan sahip olduğu stratejik önemi, bunda etkili olan durağan ve durağan olmayan faktörleri ayrı ayrı ele alınarak değerlendiril Siyasi bölgelerin dağılımını,  Siyasi bakımdan neden önem kazandıklarının veya neden geri planda kaldıklarını, bunda etkili olan doğal beşeri ve ekonomik faktörleri inceleyen coğrafya koludur.

 

Enerji Coğrafyası:  Enerji kaynaklarının neler olduğu,  kömür, petrol, hidroelektrik gibi klasik enerji  kaynaklarının yanında yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının (güneş, rüzgâr, jeotermal, gel-git, dalga v.s.) yeryüzündeki dağılışı, kullanım alanları bu kaynakların insanlık için önemi, enerji sorunları ve çevreyi etkilerini işleyen bilim dalı, coğrafya koludur.

 

Ticaret Coğrafyası: Ticaret faaliyetlerinin oluşumu, başlıca ticaret faaliyetleri, ticareti etkileyen faktörler, ticaretin geliştiği ve gelişmediği alanlar ve nedenleri, ticaretin ekonomideki yeri ve önemi konularını işleyen coğrafya dalı.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/6/2009 - TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA DEPREM BÖLGELERİ

Kategori: Cografya 9

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA DEPREM BÖLGELERİ

Türkiye’deki Deprem Bölgeleri 

1)Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı:
Saroz körfezinden başlar, Marmara denizinden geçtikten sonra Kuzey Anadolu Dağlarının güneyini takip ederek Van Gölünün kuzeyine doğru uzanır.

2)Batı Anadolu Deprem Kuşağı:
Güney Marmara’dan başlar Ege Bölgesindeki çöküntü ovalarını takip eder.

3)Güney Anadolu Deprem Kuşağı:
Hatay’dan başlar, Güney Anadolu Toroslarını takip ederek Van gölünün güneyine doğru devam eder.

Deprem Tehlikesinin En Az Olduğu Alanlar:


1)Konya, Karaman, Taşeli Platosu ve İçel çevresi.

2)Mardin-Şırnak çevresi.   

Dünya Üzerindeki Deprem Bölgeleri

1)Atlas Okyanusunun orta kesimi,

2)Akdeniz ve çevresi

3)Büyük Okyanus çevresi (En fazla bu bölgede görülmektedir. Sebebi katı haldeki yerkabuğunun (Sial) ince ve zayıf olmasıdır.)

Deprem Tehlikesinin Az Olduğu Yerler

1. K.Batı Avrupa-Grönland adası

2. Asya'nın kuzeyi (Sibirya)

3. Kanada'nın K.Doğusu

4.Güney Afrika

 

http://www.cografyaciyiz.com/

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

11/6/2009 - DEVONİYEN

Kategori: Cografya 9

DEVONİYEN

417-354 milyon yıl öncesi arası
Balık Çağı:
Çenesiz ve çeneli balıklar çeşitlendi, ilk köpekbalıkları ve ilk kemikli balıklar
Omurgalıların karaya çıkması: İlk iki yaşamlılar
İlk ağaç ve ormanların ortaya çıkması
Tohumlu bitkilerin, ammonitlerin ortaya çıkması


Silüryen ile Devoniyen arasında bir kitlesel yok oluş bulunmaz, bu nedenle Silüryende başlayan evrimsel eğilimler kesintiye uğramadan Devoniyende devam eder. Bir önceki dönemde yaygın olan omurgasız grupları, Devoniyende de varlığına eskisi gibi devam ederken, ammonitler ilk kez ortaya çıkar. Silüryende çeşitlenmeye başlayan balıklar bu dönemde çeşitliliklerinin zirvesine ulaşıp, Devoniyen denizlerinin bir numaralı hayvan grubu olur. Hem kemikli balıklar hem de köpek balıklar da bu dönemde ortaya çıkar.


Karasal ökaryotların gelişimi de kesintiye uğramadan sürer. Silüryende ortaya çıkan damarlı bitkiler dönem boyunca hızla gelişir, çeşitlenip yaygınlaşır. İlk tohumlu bitkiler ve ağaçlarla birlikte ilk ormanlar da dönemin sonuna doğru oluşur. Eklembacaklılar yaygınlıklarını artırır, yeni böcek grupları ortaya çıkar. Denizlerde yaygınlaşan omurgalılar karaya ilk adımlarını dönemin sonunda atar: ilk iki yaşamlılar ortaya çıkar

www.cografyaogretmenim.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

12/5/2009 - KITA OLUŞUM HAREKETLERİ ( EPİROJENEZ )

Kategori: Cografya 9

KITA OLUŞUM HAREKETLERİ ( EPİROJENEZ )


Yer kabuğu mağma üzerinde yüzen bir gemiye benzemektedir. Dengede durabilmek için bir kısım karalar alçalırken bir kısım karalar yükselmektedir.

 

Aynı bir parkta tahterevalliye binen çocuklar gibi. Çocuklarda tahterevallinin üzerinde dengede durmak için sürekli hareket halinde olur ve biri alçalırken diğeri yükselir.

 

Yer kabuğunun geniş alanlarında görülen yükselmeler ve çökmeler şeklinde meydana gelen kıta oluşum hareketlerine epirojenez adı verilir.

 

Orojeneik hareketler ile kıyaslandığında süresi daha uzundur. Epirojenik hareketler çok geniş alanlarda meydana gelirken orojenik hareketler daha dar bir alanda oluşmaktadır.

Epirojenik hareketlerin etkisi ile özellikle kara ve denizlerin görünümünde büyük değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Bu hareketler sırasında deniz tabanları yükselir veya karalar çökerse deniz seviyesi yükselerek karaya doğru ilerler , Bu olaya
transgresyon adı verilir.Tersine durumda ise karalar yükselir veya deniz tabanları çökerse deniz sulara çekilir. Bu olaya regresyon adı verilir.

Epirojenik hareketler aynı orojenik hareketlerde olduğu gibi günümüzde halen devam edev kuvvetlerdir. Günümüzde yaşanan epirojenik hareketlere örnek vermek gerekirse ;

-          Japonya’da Tokyo şehri deprem olmadığı yıllarda yılda 2 cm kadar çökmektedir.

-          İtalya’da Venedik şehri yılda 4 mm kadar alçalmaktadır

-          Grönland adası ve Antartika kıta’sı kalın buzlarla kaplı olmasından dolayı mantoya gömülmüş durumdadır

-          Anadolu yarımadası 10 – 15 milyon yıldan bu yana yükselmektedir.

 

www.cografyaciyiz.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

26/4/2009 - COĞRAFİ KONUM

Kategori: Cografya 9

COĞRAFİ KONUM

Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.

Matematik Konum

Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator'a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.

Örnek : Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri, 26° - 45° Doğu boylamları arasında yer alır.

Özel Konum

Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.

 

Özel Konum;

İklim şartlarını,

Doğal bitki örtüsünü,

Tarımsal etkinlikleri,

Nüfus ve yerleşme biçimini,

Ekonomik etkinlikleri,

Ulaşım olanaklarını,

Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.

 

Enlem

Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator'a uzaklığının açısal değeridir.

Q açısı, D noktasının Ekvator'a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir.

Örnek : Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 45° dir.

 

Enlemin Etkileri

Bir yerin enlemi,

Güneş'in ufukta ulaşabileceği yükseklik

Güneş ışınlarının yere değme açısı,

Gölge boylarının yıl içindeki değişimi,

Gece - gündüz sürelerindeki değişim,

İklim koşulları, hakkında bilgi verir.

İklim koşullarına bağlı olarak,

Bitki örtüsü,

Tarım ürünleri ve hayvan ürünleri,

Akarsu rejimleri,

Deniz sularının özelliği,

Nüfus ve yerleşme özelliği

Tarımın ve ormanların üst yükseklik sınırı,

Kalıcı karların başlama yüksekliği hakkında bilgi edinilebilir.

 

Boylam

Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.

Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının  açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.

Örnek :  D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,

D noktasının boylam derecesi 30° dir.

 

Boylamın Etkileri

Bir yerin boylamı ;

Yerel saatler,

Saat dilimleri,

Aynı enlem üzerindeki noktalarda Güneşin doğuş ve batış saatleri hakkında bilgi verir.

 

Yerel Saat :

 Bir noktada Güneş'in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00'dir.

Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.

Yerel Saat Hesaplamalarında İzlenecek Yol

  • Meridyen farkı hesaplanır.
  • Meridyenler başlangıç boylamına göre aynı yönde ise çıkarma, farklı yönde ise toplama işlemi yapılarak meridyen farkı bulunur.
  • Zaman farkı hesaplanır.
  • Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır. Meridyen farkı ile 4 dakika çarpılarak zaman farkı bulunur.
  • Zaman farkı soruda verilen yerel saate eklenir veya çıkartılır.
  • Doğuda olan bir yerin yerel saati ileridir. Bu nedenle soruda verilen yerin yerel saati ileri ise zaman farkı çıkarılır, yerel saati geri ise zaman farkı eklenir.

Güneş'in Doğuş veya Batış Saatinin Bulunması

Bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saati verildiğinde, aynı paralel üzerinde bulunan başka bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saatini bulmak için,

  • Aradaki zaman farkı bulunur.
  • Güneş doğudaki yerlerde daha erken doğup battığı için, Güneş'in doğuş ve batış saatinin sorulduğu nokta doğuda ise zaman farkı verilen saatten çıkarılır. Sorulan nokta batıda ise zaman farkı verilen saate eklenir.

Meridyenler, Greenwich'e (0°) göre farklı yönde ise, meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapılır.

 

21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde (ekinokslarda) bir yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati verilirse, bir başka yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati bulunabilir. Çünkü bu tarihlerde gece - gündüz süreleri eşit olduğu için Güneş doğduktan 12 saat sonra batar ve battıktan 12 saat sonra doğar.

 

Saat Dilimleri

Dünya 15 derecelik aralıklarla 24 saat dilimine ayrılmıştır. Her saat diliminin ortasından geçen meridyen o saat dilimini kullanan ülkelerin ortak saat ayar meridyenidir. Türkiye 2. Ve 3. Saat dilimlerinde yer alır.

Bir ülkede birden çok saat dilimi kullanılması için, ülkenin doğu - batı doğrultusunda en az 2 saat dilimini kapsayacak kadar geniş olması gerekir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

BENİM HAKKIMDA

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.

coğrafyacı

BANNERİ SİTENİZE EKLEME KODU

SON YAZILARIM

MERKÜR
UMMAN DENİZİ
HABUR ÇAYI
OLİVİN
PREHNİT
İNSAN HAKLARI HAFTASI
NATO’YA ÜYE ÜLKELER
AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYE ÜLKELER
BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU’NA ÜYE ÜLKELER
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI’NA ÜYE ÜLKELER
GEDİZ NEHRİ
VENÜS
HOTAN
ALFRED WEGENER
ULUSLAR ARASI ORGANİZASYONLARA ÜYE ÜLKELERİN SAYILARI
LAHN NEHRİ
RODONİT
TREMOLİT (AKTİNOLİT)
DİNLER VE İNANÇLAR
DÜNYADA KONUŞULAN DİLLER

Gazeteler

BAĞLANTILARIM

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
COĞRAFYAM NET
ZÜLFİKAR ÖĞRETMEN FORMU
COĞRAFYA SAATİ
COĞRAFYA KULÜBÜ
COĞRAFYA SEVGİSİ
COĞRAFYA TUTKUDUR
COĞRAFYA TV
TÜRK COĞRAFYA KURUMU
ÜLKELER NET
COĞRAFYALAR COM
COĞRAFYAM ORG
COĞRAFYACIYIZ COM
E-COĞRAFYA
PROF.DR.RAMAZAN ÖZEY
COĞRAFYA DERSİM
NÜFUS PİRAMİTLERİ
COĞRAFYAMIZ NET
TÜRKCOĞRAFYA COM
FİZİKİ COĞRAFYA COM
COĞRAFYACI NET
COĞRAFYAM VE HAYAT
COĞRAFYA ÖĞRETMENİM
COĞRAFYA DÜNYASI
ATLAS DERGİSİ
COĞRAFYALİSE COM
SOSYAL DERSLERİ
DÜNYA DEPREMLERİ
MEB COĞRAFYA TV
COĞRAFİ ŞEKİLLER
TÜBİTAK
BİLİM TEKNİK
SAMANYOLU EĞİTİM KURUMLARI
ARİFİYE Ö.L.MEZUNLARI
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
EĞİTİM HABER
ÖĞRETMEN SAYFASI
ÖĞRETMEN SİTELERİ
ÖĞRETMENİN PUSULASI
ORHANGAZİ REHBERİ
ORHANGAZİ BELEDİYESİ
ORHANGAZİ GEN.TR
ORHANGAZİ WEB.TR
GEOBİLİM.COM
GENÇ BİLİM
BULUTSU ORG
İLİMSEL COM
COGRAFYADERSANESİ.BLOGSPOT
Esma-ul Husna
sitene ekle

KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

zulfikar22
alsancakkoyu
reef
gercekyasamdan
herneysem
karakurum
rahmetli645
acizm1988
GÜVEN AKBULUT
vatanseverpatriot
vakanuvis
güven akbulut
cografiegitim
gazgaz1
sakary54
cografyamiz
marasili
ankakusum
polatalemdarkurtlarvadisi
bilgisayaregitimlerimiz
yahsieli
bloghertelden
cografyaci10
hilalliler
cografyapaylasim1
sarozfatihi

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

COGRAFYAMİZ
vakanuvis
gerçek yaşamdan
EĞİTİM VE ÖĞRETMEN FORUMU