AVRUPA KITASININ JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Genel olarak denilebilir ki, Avrupa, Okyanusya’dan sonra en alçak kıtadır. Bu durum, alçak ovaların ve geniş düzlüklerin kıtada fazla yer tutmasından ileri gelmektedir. Ovalar en çok Doğu Avrupa’da genişler, batıya doğru daha dar ve daha dağınık bir manzara göstermektedir. Doğu Avrupa’daki Ural Dağları, Kuzeydeki İskandinav Dağ Kütlesi ve Büyük Britanya Adası’ndaki dağlık sahalar bir tarafa bırakılacak olursa, Avrupa’nın başlıca dağlarının kıtanın güney yarısında toplanmış bulundukları göze çarpmaktadır. Deniz seviyesi 200 m. alçalmış olsaydı, kuzeyde Beyaz Denizi ile Barents Denizi’nin büyük kısmı Rusya ovalarına katılır; Baltık Denizi, ortasındaki bir kaç küçük çukur hariç, tamamiyle ortadan kalkar, İngiltere adaları bütün Kuzey Denizi ve Manş Denizi’nin sahası ile beraber, kıtaya bağlanırdı. Buna karşılık, Akdeniz tarafında büyük bir değişiklik olmazdı. Cebelitarık Boğazı yerinde kalır; yalnız Adriya Denizi’nin kuzey yarısı sular üstüne çıkar; Ege Denizi genel şeklini koruduğu halde Karadeniz’in kuzeybatı kısmı ile Azak Denizi, komşu ovalara katılmak üzere su yüzeyine çıkmış bulunurdu. Deniz seviyesi 200 m yükselmiş olsaydı, sığ bir deniz hemen bütün Doğu Avrupa’yı kaplar; Ural, İskandinav, Kırım ve Kafkas dağları arasında Karadeniz, Baltık Denizi ve Kuzey Buz Denizi geniş bir şekilde birleşirdi. Deniz bütün Kuzey Almanya’yı, Fransa’nın hemen bütün batı kısmını, İngiltere’nin güney doğusu ile beraber kaplardı; Tuna Irmağı’na Demir Kapı Boğazı’ndan giren deniz, Macar ovalarına yayılır; Kuzey İtalya sularla kaplanırdı. Bununla beraber, Güney Avrupa’da sıradağların bulunduğu yüksek kısımların şekli, ana çizgileriyle değişmezdi.
|