BİR FİNCAN SALEP UĞRUNA YOK EDİLEN GÜZELLİK:ORKİDE

Yeryüzünün en güzel ve en değerli çiçeklerinden orkide, 20 bini aşan bir çeşitliliğe sahip. Dünyada adeta el üstünde tutulan bu doğa harikası, ülkemizde ise salep ve dondurma yapılmak üzere bilinçsizce katlediliyor
Mağrur, gururlu, gösterişli bir çiçektir o; aşkı için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağını anlatmak isteyenlerin çiçeğidir. Tek bir dalı için 100 YTL’den az olmayan bedel ödenen, değerinden ötürü de açamayacağı hiçbir gönül kapısı olmadığına inanılan, çiçeklerin en değerlisidir. Dünyada, kendisini korumaya yönelik onlarca dernek ve milyonlarca meraklısı bulunan; bizimse doğanın kalbinden bilinçsizce söküp aldığımız bir çiçektir orkide...
Yeryüzünün en güzel çiçeklerinden orkide, doğada benzerine az rastlanır çeşitliliğe sahip bir bitki türü. Bir böcekten bile küçük olanından tutun, çiçeği büyükçe bir yemek tabağı kadar olanına, dünya üzerinde 20 binden fazla türü bulunuyor. Yumrulu, çok yıllık otsu bir bitki olan orkide, genellikle dağ ekosistemlerinde, bunun yanı sıra da çayırlarda ve sahillere yakın tepelerde yetişiyor. Ama binlerce türü olduğu için, Amerika’dan Alaska’ya, dünyanın neredeyse her yerinde orkideye rastlanabiliyor.
Pahalı bir çiçek, çünkü...
Doğada genellikle yabani olarak yetişen orkidelerin bazı türlerini tespit etmek neredeyse imkânsız olabiliyor. Çiçek açmayan, bir böcek büyüklüğünde bile olabilen bu türler, bu özellikleri sayesinde, kendisini doğadan alıp götürmeye gelenlerin elinden kurtulabiliyor bazen. Çiçekçilerden neredeyse bir servet ödenip alınan orkidelerse, tropikal türlerin seralarda yetiştirilmesiyle elde ediliyor.
Orkidelerin bu denli pahalı bitkiler oluşu, çiçeğini görebilmek için adeta “derviş sabrı” gerektirmesinden ileri geliyor. Toprağa ekilen bir orkideden çiçek alabilmek için 10 yıl gibi bir sürenin geçmesi gerekiyor. Üçüncü veya dördüncü yılında ansızın kurumayacağının hiçbir garantisi olmadığından, bu biraz da kumara benzeyen çabanın meyveleri, böylesi yüklü rakamlardan satılıyor.
Arıyı andıran çiçek
Orkidelerin, kendisine hayran olunması için gerekçe oluşturan bir başka özellikleri de, kendilerini başka canlılara benzetebilmeleri. Döllenmek için gerekli nektara sahip olmayan bazı orkide türleri, böcekleri cezbedebilmek için bu yönteme başvuruyorlar. Örneğin, dişi bir arının şekline ve rengine sahip “mirror orchid” adlı orkide türü, erkek arıları kendine çekebilmek için uygun bir kimyasal uyarı yayıp, etkileyici bir salgı üretebilme özelliğine sahip. Yine, bu cezbedici balözüne sahip olmayan “ophrys speculum” isimli tür de dış görünümü sayesinde çoğalabiliyor.
Çiçeğin alt dudağı, şekline, rengine ve tüylerine varıncaya dek, kanatları açık haldeki dişi bir yaban arısına benziyor. Çiftleşmek için bir dişi arayan erkek yaban arısı, orkideden yayılan çekici kokunun da etkisiyle ona yönelip, alt dudak kısmına konuyor ve onunla çiftleşmeye çalışıyor. Tam bu sırada, orkidedeki çiçek tozları arının kafasına ve antenlerine bulaşıyor. Arı bu işlemi bir süre sonra başka bir orkide üzerinde tekrarladığında, başındaki ve antenindeki tozlar orkidenin üreme organına geçiyor ve döllenme işlemi gerçekleşmiş oluyor.
Türkiye, orkide cenneti
İklim, yükseklik ve toprak yapısı açısından pek çok çeşitliliği içinde barındıran ülkemiz, orkide zenginliği bakımından dünyanın en önemli ülkeleri arasında yer alıyor. Zaten ülkemizin endemik (yalnızca belli bir yerde yetişen, oraya özgü olan tür) bitkiler açısından zenginliği biliniyor.
Örneğin yüzölçümü açısından Türkiye’den 15 kat büyük olan Kıta Avrupasında 2 bin 750 civarında endemik tür bulunurken, bu sayının ülkemizde 3 bin oluşu, bu zenginliğin en güzel kanıtı. Türkiye’de 24 cinse ait 140 civarında orkide türü bulunuyor; bunlar ağırlıklı olarak Güney Batı Ege, Karadeniz Bölgesi ve Toroslar’da yetişiyor.
Halk arasında ise şeklinden ötürü orkideye “dilçıkık, dildamak” gibi birbirinden farklı isimler veriliyor. İstanbul Üniversitesi Alfred Heildronn Botanik Bahçesi Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Erdal Özen, bu isimlendirmeye dair, Anadolu’da anlatılan şu mitsel öyküyü paylaşıyor bizimle: “Orkide aslında, annesine karşı gelen, onu hep üzen, yaramaz bir çocukmuş. Bir gün annesi ona ‘Allah dilini ensenden çıkarsın’ diye beddua etmiş. Allah da bir gün çocuğun dilini ensesinden çıkarmış ve onu bir bitki hâline getirmiş.”
Asırlık salep geleneği
Avrupa ve Amerika’da kutsal emanetler gibi sakınılan orkideler, ülkemizde salep ve dondurma üretiminde kullanılmak üzere bilinçsizce katlediliyor. Bilimsel literatürde “Tubera Salep” adıyla geçen salep; Orchis, Ophrys, Anacamptis, Serapias, Dactylorhiza gibi orkidelerin yumrularından elde ediliyor. Uzun yıllar balgam söktürücü ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılan salep, afrodizyak etkisi nedeniyle de tercih ediliyor.
Ülkemizde salep üretimi, kullanımı ve ihracatı yıllar, hatta yüzyıllar öncesine dayanıyor. İbn-i Sina’nın (980-1037) “Kanun” adlı eserinin ikinci cildinde salep; afrodizyak, iştah açıcı, balgam artırıcı, felç giderici olarak tavsiye ediliyor. Salih bin Nasrullah’ın “Gayet-ül Beyan fi tedbir-i beden-il insan” eserinde de salebin kullanılışıyla ilgili şu ifadelere yer veriliyor: “Meşhurdur ikinci derecede ısıdır yaabisdir cimaa gayet kuvvet virir acem diyarında gayet muteberdir döğerler bal ile ya şeker ile balûze gibi bişürüb ısıcak gahve gibi içerler.”
Prof. Dr. Ekrem Sezik’in “Orkidelerimiz” eserinde alıntıladığı bu metin, soğuk kış geceleri salep içme alışkanlığımızın ne kadar gerilere dayandığını gözler önüne seriyor.
Dünyada el üstünde tutuluyor
Yapılan araştırmalar, ülkemizde her yıl 30 milyon kök orkide yumrusunun salep yapılmak üzere toplandığını ve üretilen 20 ton civarındaki salebin 10-15 tonunun ihraç edildiğini gösteriyor. Salep öte yandan, kıvam artırıcı özelliğinden dolayı Kahraman maraş dondurmasına katılıyor. Erdal Özen, 1 kg salep yumrusuna 100-150 Dolar gibi paralar ödendiğini, kahvehanelerde zaman öldüren köylülerin, bunu önemli bir kazanç kapısı olarak gördüğünü anlatıyor. Tablo böyle içler acısı olunca, nadir bir tür olan orkidelerin nasıl bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlamak hiç de zor olmuyor.
Dünyanın en güzel çiçeklerinden orkide, dünyada el üstünde tutuluyor ve bunu fazlasıyla hak ediyor. Pek çok ülke, klâsik doğayı koruma yöntemlerinin yanı sıra geliştirdikleri yeni yöntemlerle, orkidelerin yaşatılabilmesi için ne gerekiyorsa yapıyor.
Ama bizde, eşine rastlanmayan bir bilinçsizlik içinde, milyonlarca kök orkide, salep ve dondurma yapımı için toplanıyor ya da yurt dışına satılıyor. Bu konuda hükümete, çevre ve doğayı koruma derneklerine, sivil toplum örgütlerine ve bilim insanlarına büyük görevler düşüyor. Vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızdan salebi tüketirken, bir doğa harikasının neslini de tükettiğimizin bilinci içerisinde hareket edilmesi ve uzman ellerce bir dengenin kurulması büyük önem taşıyor.
www.cografyam.net den alınmıştır.Teşekkürler Zekeriya Özcan Hocam.
|