BİTKİLERİN ÖZELLİKLERİ VE BİTKİ DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Bitkilerin insan yaşamındaki yeri ve önemi nedir? 

            —Dünyadaki canlı hayatın büyük bir bölümünü oluşturan, fotosentezle üretim yapan üretim yaparak çeşitli tüketicilerin beslenmesini doğrudan sağlayan, enerji ve madde dolaşımında aktif rol oynayan ve dolayısıyla canlı hayatın vazgeçilmez unsurunu meydana getiren bitkilerdir. Bu bakımdan biktiler olmaksızın diğer canlı hayatın olmasını düşünmek imkânsızdır.

http://www.biyogaz.com/BGN_files/image002.jpg

           —Güzel görünümleriyle doğayı süslerler.

           —Fotosentez sırasında havadaki karbondioksiti alarak oksijen verip havayı temizlerler.

           —Kökleri ile toprağı tutarak erozyon ve heyelan olaylarını önlerler.

           —Yağış sularını tutup toprağa yavaş yavaş bırakarak toprak suyunu besler, yeraltı sularının oluşumuna katkı sağlarlar.

           —Toprağa organik madde olarak karışıp, toprağın verimini artırırlar.  

          —Bitkiler insanların yakacak ihtiyaçlarını karşılar, ilaç yapımında, boya, kereste, kâğıt, zamk yapımında kullanılınırlar.

www.yoruker.com/kereste.html

           —İnsanların beslenmesi için çeşitli yağlar ve giyinmesinde çeşitli lifler verirler.

           —Sıcaklığın düzenlenmesi, yağmur oluşumuna katkı, toprağın donmasını ve çözülmesini geciktirme, rüzgârların kurutucu etkisini azaltma vb. etkileri ile ormanlar iklim üzerinde de olumlu etkiler yapar.

           —Hava kirliliği ve gürültüyü önlemesi, eğlenme, dinlenme ve boş zamanları değerlendirme imkânı sağlaması bakımından ormanlar, insan sağlığı açısından büyük önem taşır.

 

http://abone.turk.net/salih1968/tomruk.jpg

           —Tarım imkânları kısıtlı olan orman içi ve orman kenarı köylüleri, kesim, taşıma, depolama ve yükleme gibi işlerde çalışarak gelir elde eder.  Ayrıca bozkır ve çayırlarda insanlar hayvancılık yaparak geçimlerini temin ederler. Bu yönüyle ormanlar geçim ve iş alanı kaynağıdır. 

          

                     Bitkilerin birbirine benzer yönleri:

              —Her canlı gibi bitkilerin hepsi ürer, büyür, yaşar ve ölürler.

              —Tüm bitkiler fotosentez ve solunum yaparlar.

             —Tüm bitkiler toprakta yaşam bulurlar ve hareket etmezler( Kökleri ile toprağa bağlı ve durağandır.)

             —Büyüyüp, gelişebilmek için toprak, su, güneş ışığı ve sıcaklığa ihtiyaç duyarlar. 

                     

www.bilgilerdunyasi.net/images/bitkilerin_dun...

                               Bitkilerin birbirinden ayılan yönleri:

               —Bitkilerin bazıları ağaçsı gövdeye, bazıları ise otsu gövdeye sahiptir.

               —Bitkilerin bazıları çok yıllık ve uzun ömürlü, bazıları ise tek yıllıktır. Mevsim sonunda hayat faaliyetleri sona erer.

                 Büyüklükleri birbirinden farklıdır. Orman ağaçları, çalı, savan, çayır, bozkır gibi gittikçe küçülmektedir.    

  Yaprak yapıları birbirinden farklıdır. Bazıları geniş yapraklı, bazıları iğne yapraklı olmak üzere, bazılarında ise yaprak yoktur. ( Kaktüslerde olduğu gibi)

  Bazıları yıl boyu yeşil kalır, bazıları yaprak dökerler.

  Bitkilerin yetişme şartları ve istek ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır.  Buna bağlı olarak   

    A-    Bazılarının güneş ışığı isteği fazla olmaktadır ( Güneş bitkileri – Kızılçam, maki bitkileri, sarıçam vb), Bazılarının ise direkt güneş ışığı isteği az olup gölge ortamları severler.( Gölge bitkileri-  ladin, orman altı bitkilerinden fındık, porsuk, şimşir vb)

 

Kızılçam

www.neu.edu.tr/.../pages/Kizilcam_2_jpg.htm

 

Sarıçam

 

    B-     Bazı bitkiler sıcaklığı sever ve soğuğa dayanamaz, bazıları ise soğuğa dayanıklı ve bu ortamları severler. Yüksek enlemlerde bitkilerin büyümeye başlaması için sıcaklığın -2 ºC civarında olması yeterli iken, tropikal bölgede en az 10 ºC olması gereklidir. Bu yüzden tropikal bölgelerin sıcak isteği fazla olan bitkiler soğuk alanlarda yetişememektedir.

 

   C-     Bitkilerin su ve nem istekleri de birbirinden farklıdır. Bazı bitkiler su isteği az ve kuraklığa dayanıklıdırlar.( Kseremorf bitki-  makiler, çöl bitkileri ) Bazı bitkiler ise suyu çok seven ve sulu ortamlarda yaşayabilen bitkilerdir. ( Higromorf bitkiler- Karadeniz ormanlarının alt kuşağındaki bitkilerin çoğu- gürgen, çınar, hayıt, dişbudak, kayın vb)

 

Dişbudak

www.ogm.gov.tr/sincap/bitki/disbudak.htm

 

Gürgen

http://pazar53.meb.gov.tr/pazar/fotogalery/images/buyuk/gurgen.jpg

 

   D-    Bitkilerin toprak istekleri de birbirinden farklıdır. Örnek olarak taban suyu yüksek ve devamlı su altında kalan alanlarda asitik özellik taşıyan topraklarda sazlıklar, Tuzlu topraklarda ise holofil bitkiler, Kumlu ve su tutmayan kumlu topraklarda ise fıstık çamlarının yetişmesi gibi.

    

Fıstık Çamı

tr.wikipedia.org/wiki/F%C4%B1st%C4%B1k_%C3%A7...

 

Farklı bölgelerde aynı özellikte bitki örtülerinin görülebilmesinin nedenleri: 

Yeryüzünün farklı bölgesi olmasına rağmen aynı özellikte bitkilerin görülmesi oraların yaşam şartları açısından benzer olduklarını ortay koyar. Yani oralarda iklim şartları ( yağış, sıcaklık, güneşlenme), arazi şartları ( yer şekilleri, yükseklik, eğim, bakı), toprak özellikleri yönünden aynı karakterdeki alanlar olduğunu gösterir. Çünkü bitkilerin her birinin ayrı yetişme istekleri vardır. Bu istekleri nerede karşılanıyorsa orada yetişirler.

 

 Akdeniz kıyılarında yetişen maki bitkileri niçin Avustralya’da ve Güney Afrika’da Kap bölgesinde yetişmektedir? 

— Bu alanların ortak özelliği dünyada 30–40 enlemleri arasında görülen, yazı kurak karakterli yarı kurak Akdeniz ikliminin görüldüğü alanlardır. Maki bitkileri bu iklime uymuş ve bu iklimin karakteristik bitkileridir. Dolayısıyla buralarda aynı iklim şartlarının görülmesi asıl nedendir.

 

 Dönenceler çevresinde bitki örtüleri neden çok seyrektir?

— Dönenceler çevresi özellikle 30 º kuzey ve güney enlemleri çevresi dünyamızda sürekli yüksek basınç sahalarıdır. Bu özellikten dolayı havanın sürekli alçalıcı özellikte ve uzaklaşıcı karakterde olması nemli havaların girmesine cephe oluşumuna engel olmakta ve buralarda yeryüzünün en kurak alanları olan sıcak çölleri oluşturmuştur. Çöl bölgeleri su yokluğu ve sıcaklık şartlarından dolayı bitki örtüsünün çok seyrek olduğu alanlardır.

 

http://www.geocities.com/kralwebergun/harita/dunyabitki.jpg

 

Dünya bitki dağılışı haritasında  yeryüzünde en çok yağış alan yerler nerelerdir?

            Ekvatoral Bölge: Yıl boyunca ısınmanın fazla olması nedeniyle yükselim yağışları görülür. Bu bölgede karşılaşan kuzey ve güney alizeleri de yükselim yağışlarına yol açar. Her mevsim yağışlı olan ekvatoral bölgede, Mart ve Eylül aylarında yağış miktarı artar. Yıllık yağış toplamı 2000 mm civarındadır.

           Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda, Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında, Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.

 

www.cografyatutkudur.com/.../iklimtipleri.html

 

          Muson Asyası: Yaz musonlarının etkisiyle yaz aylarında bol yağış alır. Yağışlar, yamaç yağışı şeklindedir. Kış ayları genellikle kurak geçer. Yıllık yağış miktarı 2000 mm. nin üstündedir.

         Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında, Madagaskar’ın doğusunda, Avustralya’nın kuzeydoğusunda,Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

 

www.cografyatutkudur.com/.../iklimtipleri.html

         Orta Kuşak Karaların Batı Kıyıları: Her mevsimin yağışlı olduğu bölgelerdir. Kış yağışlarının nedeni gezici alçak basınç ve buna bağlı cephe sistemleridir. Dağlık kıyılarda yer şekilleri yağış miktarını artırıcı etki yapar. Ayrıca bu kıyılar batı rüzgârları ve sıcak su akıntılarının etkisi altıdadır.

          Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,  Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında, Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,  Yeni Zelanda’da,  Afrika’nın güneyinde, Avustralya’nın doğusunda, Tasmanya’da görülür.

 

www.cografyatutkudur.com/.../iklimtipleri.html

 

         Kuzey Amerika Kıtası’nın doğu kıyısında tropikal siklonlar nedeniyle çok yağış görülür.

 

BİTKİLERİN YERYÜZÜNDE DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER:

 

                1- İklİm Şartları:  iklim şartları, sıcaklık, yağış, güneşlenme süresi, rüzgârlar, nemlilik gibi elemanların gösterdiği özellikleri ile etki eder.

 A-  Sıcaklık: Her bitki türünün ideal şartlarda gelişebileceği veya uyum sağlayabileceği bir sıcaklık ortamına ihtiyaç vardır. Bunun dışına çıkıldığında bitki türleri değişerek yerini diğer türlere bırakır buna bitkilerin don olayına dayanıklı olup olmamaları da önemli etkidir.

 Sıcaklığın çok düşük olduğu veya yetersiz olduğu yerlerde veya da çok aşırı olduğu yerlerde bitkiler yetişemez. Her bitkinin de sıcaklık isteği ve soğuğa karşı dayanıklılığı farklıdır. Bu özellik bitkilerin sıcaklık kuşaklarına göre dağılımına neden olur.

Belli bir yükseltiden (bitki örtüsü üst sınırı) ve belli enlemlerde (enlem sınırı) sonra bütün bitkilerin ortadan kalkması da sıcaklığın bitki örtüsünün dağılışına etkisidir. Doğal bitki örtüsünün ekvator ile kutuplar arasında geniş ve iğne yapraklılar şeklinde kuşaklar oluşturmaları (enlemin sıcaklığa etkisi) ve bir dağ yamacı üzerinde aynı tür basamaklar oluşturmaları (yükseltinin sıcaklığa etkisine) örnektir.

Bitki türlerinin geniş ya da iğne yapraklı (reçineli) olmaları sıcaklık şartlarına bağlıdır. Ayrıca geniş yapraklı bitkilerin suyun donduğu dönemlerde (fizyolojik kuraklık) ve yağışların azaldığı kurak dönemlerde yapraklarını dökmesine de yağış kadar sıcaklıkta etkilidir.

Bütün (yükselti) üst sınırlar sıcaklık, orman alt sınırları ise yağış tarafından belirlenir.

Yeryüzünde bol sıcaklık ve nem şartlarının görüldüğü ekvatoral bölgede en kısa sürede en gür bitkiler yetişmektedir.

               Ayrıca sıcak günlerin uzunluk süreleri bitkileri yatay ve dikey yönde farklı dağılışına neden olmaktadır. Yüksek sahalarda ve yüksek enlemlerde vejetasyon dönemi kısa bitkiler yetişebilmektedir.

               Bitkiler 8 Cº sıcaklık büyüme dönemi başlangıcı için gerekli sıcaklıktır. Sıcaklığın bu derece üzerinde olduğu günler büyüme dönemidir. Bu süre ülkemizde farklı dağılış gösterir.

          Kuzeydoğu Anadolu’da 140 gün iken, İç Anadolu’da 180 günü, Kıyılarda 240 günü,   Akdeniz kıyılarında 300 günü bulur. Örnek olarak ülkemizde bazı meyvelerin Erzurum –Kars çevresinde yetişememesinin temel nedeni budur.

      

            B- Nemlilik ve Yağış: Bitkilerin hayatlarını sürdürebilmeleri su ihtiyaçlarını karşılamalarıyla ilişkilidir. Bitki örtüsü dağılışını etkileyen en önemli faktörlerden olup, bitki dağılışı yağış dağılışına paralellik sunar. Yağışın çok olduğu yerlerde gür ormanlar, azalınca orman seyrelir, daha azalınca yerini bozkır alır. Yağışla orman azalır veya çoğalır.

Yağışların tesadüfî olduğu veya yıllık yağış toplamının 250mm nin altında indiği alanlarda(çöllerde) yüzey ya tamamen çıplak ya da kuraklığa aşırı derecede dayanıklı bitkiler kaktüs ve çalılıklarla kaplıdır.

Sıcaklığın bütün yıl 0 derecenin altında kaldığı ve bitkilerin topraktan su alma miktarının olmadığı yerlerde soğuk buz çölleri ise hiçbir bitki görülmez.

Yağışın miktarı kadar rejimi de önemlidir. Yağışın düzenli olduğu iklim kuşaklarında(Ekvatoral, ılıman okyanus, Karadeniz iklimi) gür orman örtüsünün geliştiği gözlenir. Yağışların belli mevsimlerde toplandığı yılın bazı mevsimlerindeki kuraklığın belirgin olduğu iklim kuşaklarında ise otsu bitkiler ya da kurakçıl ağaçlar yaygınlaşır.

 Aynı miktarda yağış alan Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında farklı ormanlar görülür. Karadeniz’de her mevsim bol yağış isteyen ağaçlar yerine Akdeniz’de kuraklığa dayanıklı ve sıcaklık isteği fazla olan bitkilerin yer alması bunun örneğidir.

Kuraklığın belirgin olduğu yerlerde daha fazla su kazanmak ve terlemeyi azaltmak için şu özellikleri gelişmiştir.

Ø      Bitkilerin kök sistemleri gelişmiştir.

Ø      Gövde bodur dallar kısadır.

Ø      Yaprak yüzeyleri kadife gibi tüylerle kaplıdır.

Ø      Yaprak zarları kalındır.

Ø      Bitkinin gövde dal ya da yaprakları dikenlidir.

Örneğin; Akdeniz bölgesinde yetişen otsu bitkilerin birçoğunun yüzeyi kadife gibi tüylerle kaplıdır. Bu durum bitkilerin bölge koşullarına uyma çabasının bir sonucudur.

 

   C- Rüzgârlar: Rüzgârların bitkilerin fiziki özellikleri üzerinde önemli bir etkisi olduğu gözlenir. Bunun yanında bitki tohumlarının sürüklenerek farklı bölgelere taşınmasında ve bitkilere ait çiçek tozlarının birbiriyle birleşerek döllenmesinde de rüzgârlar önemli bir etkiye sahiptir.

Rüzgârlar buharlaşmayı artırır ve susuzluğa neden olarak olumsuz etki yapar. Ayrıca çok kuvvetli rüzgârlar özellikle de kanalize olduğu boğazlar bitki örtüsünden mahrumlaşır. Rüzgârlar ağaçlarda bayrak şekli oluşturup büyümeyi engeller.

Bazı fön olayları ve güneyden gelen sıcak karakterli Samyeli gibi sıcak kavurucu rüzgârlar, bitkilerde aşırı terlemeye neden olarak kısa sürede sarartmaya neden olmaktadır.

Denizden gelen nemli rüzgârlar buharlaşmayı azaltmakta ve adeta nemli ortamlar oluşturarak olumlu etki ederler.

 

 D- Güneşlenme Süresi: Bitkilerin fotosentez yapabilmeleri için ışığa güneş ışığına ihtiyacı vardır. Bu nedenle güneşlenme süresinin uzun olduğu alanlarda bitkilerin daha kısa sürede olgunlaşıp geliştiği görülür.

Örneğin yaz aylarında aynı tür tarım ürünlerinin 50–60 enlemleri arasında ülkemizden daha kısa zamanda olgunlaştıkları görülür.

Dağlar boyuncu güneşi seven bitkiler güney yamaçlarda, nem, bulut ve serin havaları seven bitkiler ise genelde kuzey yamaçlarda yetişir.

                      

            2- Yer Şekilleri: Dağ kuşakları boyunca yükselti, bakı eğim, dağların uzanışı, arazinin yarılma durumu, drenaj durumu v.b. yatay ve dikey doğrultuda değişmesi farklı yerel şartların oluşmasına neden olarak farklı özellikte bitkilerin yetişmesine ortam hazırlamaktadır.

            Dağ kuşaklarının kuzey ve güney yamaçlarında ormanlar birbirinden farklıdır. Örnek: Kuzey Anadolu Dağlarının kuzeyinde aşağıda nemli ve ılıman geniş yapraklı, yukarıda ise iğne yapraklı orman görülür. Aynı dağın güneyinde ise kuraklığa dayanıklı fazla güneş ışığı isteyen kurakçıl bitkiler yetişir. Yine yükseltinin artmasına bağlı olarak da, bitki örtüsü farklılık gösterir. Örnek: Toroslarda 1000m’ye kadar, kuraklık isteyen Kızılçam ormanları yetişirken, daha sonra soğuğa dayanıklı sedir ormanları görülür.          

         

              A- Yükselti:  Yükselti yağışın artmasına, sıcaklığın azalmasına neden olur. Bu yüzden sıcaklık ve su isteği farklı olan bitkiler dağlar boyunca yükseltiye göre basamaklar oluşturur. Yükseklere doğru çıkıldıkça yüksek enlemlere doğru gidiliyormuşçasına bitki örtüsü değişmektedir. Yani yüksek enlemlerin bitki örtüleri alçak enlemlerin yüksek sahalarında yaşam alanı bulabilmektedir.

       Yüksekliğin 100m artması, yaklaşık ekvatordan 100 km uzaklaşmaya denk gelmektedir.

         Kuzey Anadolu dağlarında 1000- 1200 m’ ye kadar geniş yapraklı ormanlar, 1000- 1500 m arası karışık ormanlar,  1500 m den sonra iğne yapraklı ormanlar, 2000 m den sonra ise alpin çayırlar yer alır. Toroslar’da ise 700- 800- m ye kadar makiler, 1500 m ye kadar kızılçamlar ve yer yer meşeler, 1500 m den sonra ise iğne yapraklı karaçam, sedir, köknarların bulunması, 2200 m den sonra alpin çayırların yer alamsı yükselti sonucudur.

 

              B- Bakı:   Dağlık sahalarda dağların kuzeye ve güneye bakan yamaçları ile denize ve içeri bakan yamaçları farklı sıcaklık ve yağış şartları oluşturur.

               Buna bağlı olarak kuzeyde sıcaklık isteği az olanlar, güneyde sıcak ve güneş ışığını seven bitkiler, denize bakan yamaçlarda gür ormanlar ve yağışı seven bitkiler, içeri bakan yamaçlarda ormanların seyrelmesi ve daha çokta kuraklığa dayanıklı bitkilerin yer alması bakıyla ilgilidir.

http://aoki2.si.gunma-u.ac.jp/BotanicalGarden/PICTs/rakan-maki.jpeg

 

              Örneğin Toroslarda güneye bakan yamaçlarda maki ve kızılçamların görülmesi gibi sıcaklık ve güneş isteği fazla olan bitkilerin yer alması, kuzeye bakan yamaçlarda Kara deniz kökenli kayınları yer alması, kıyıda orman ve makilerin yerini iç kısma bakan yamaçlarda 1200m ye kadar bozkırların alması. Karadeniz’de de güneye bakan yamaçlarda kızılçamlar gibi kuraklığa dayanıklı ve sıcak isteği fazla olan bitkilerin yer alması.   

          Kısacası Kuzey yarımkürede dağların güneye bakan yamaçları çok daha güneydeki düz sahaların bitkilerini barındırmakta, Kuzey yamaçlar ise çok daha kuzeydeki düz sahaların bitkilerini barındırmaktadır.   

          Kuzey Yarım kürede güneye bakan bir dağ yamacı yaklaşık 20º enlem olarak kuzeydeki sıcaklık şartlarına sahip olabilmektedir.

 

                C- Arazinin Yarılma Durumu:  Akarsuların araziyi derin yarması, karstik erimeler, tektonik çöküntüler, bir dağ sırası içinde yerel alanlar oluşturur. Bu alanlar bazen bitkilerin dışarılara yayılmasını engelleyerek izole ederken, bir yandan da yağış, sıcaklık, gölgelik, güneşlenme yönünden özel alanları oluştururlar. Bu alanlarda bir yönden mikro klima tipleri oluşmaktadır. Bunlar endemik bitkilerin ve relik bitkilerin yetişmesine ve artmasına ortam hazırlar. Ayrıca o bölgelerde köklü iklim değişmeleri yaşanmış olsa bile bu arazi şartları o alanda var olan bitkileri koruyarak tamamen yok olmasını engellemektedir. Yani eski jeolojik devirlerde yaşamış bitkilerin günümüze ulaşmasını sağlamaktadır. Örnek, Erbaa- Niksar havzasında Kızılçamların yetişmesi buna örnektir.

 

                D- Drenaj durumu: Suların sızmadığı ve yeraltı sularının yüksek olduğu alanlarda suyu çok seven bitkilerin yetişmesi sağlar. Sığla ağacı Köyceğiz çevresinde böyle bir alanda yetişmektedir.  Karadeniz’de akarsu boylarında sakallı kızılağaç, Çarşamba deltasında dişbudak, Trakya’da çiçekli dişbudak, ova karaağacı, kızılağaç gibi.

 

          3- Toprak Ve Ana Materyal Özelliği: Bazı bitkileri beslenme ve kök gelişimi için özel toprak isterler. Bazıları kireçli, bazıları yumuşak kumlu, bazıları volkanik toprakları severler.  Bazen de erozyonla üstteki toprağın aşınması sonucu ana kaya ya da ofiyolitlerin yüzeye çıkması bitkilerin yetişmemesine neden olur. Tuzlu topraklarda Fıstık çamı, ve sarıçam yetişmez, bunlar kumlu topraklarda yetişir. Örnek, Tuz gölü çevresi tuzlu topraklarda -  deniz kıyısındaki bitki türleri yetişebilmektedir.

                       Sarıkamış çevresinde volkanik tüfler – sarıçam ormanları

                       Fıstık çamları Ege’de – granit, gnays, Akdeniz’de – Kuvarsitler üzerinde yetişir.         

 

                4 – Biyotik etken: İnsanların bitkiler üzerine yapmış oldukları etkiler, bitkilerin birbiri ile yapmış oldukları rekabetler, hayvanların etkileri de bitki dağılımını etkilemekte, bazen de bitki dağılımı kompozisyonunu değiştirmektedir. İnsanların yaptığı olumsuz etkilerden en önemlisi orman tahribatıdır. Ülkemizin bulunduğu Anadolu yarımadası binlerce yıldan beri yerleşme sahası olup çok sayıda medeniyetler kurulmuştur. Bu medeniyetler Anadolu’da sürekli aşırı kullanma ile ormanları ve bazı diğer bitki örtülerini çok tahrip etmiştirler.  Bunun sonucu olarak Akdeniz’de kızılçam ormanlarının yerini çalı toplulukları almış, İç ve Doğu Anadolu ormanlarının yerini bozkırlar almıştır.

 

               A- Yanlış arazi kullanımı: Orman sahalarının yol yapımı, sanayi hizmetine açılması, yerleşme alanlarına dönüştürülmesi ile bitki örtüleri yok olmaktadır. Yanlış arazi kullanımı sonucu dengesi bozulan eğimli sahalarda erozyon oluşmakta ve toprak yitirilmektedir. Bu alanlarda ortaya çıkan ana kaya üzerinde bir daha toprak oluşumu ve bitki örtüsü yetişmesi gerçekleşememektedir.  ( Ülkemizde 6 milyon hektar arazi yanlış, yani amaç dışı kullanılmaktadır.- Orman alanı olması gereken arazi tarımda kullanılıyor)

 

               B- Orman tahribi: Ülkemizin % 73 ‘ü orman olması gerekirken bu alanların oranı tahriple % 26 ‘ya inmiştir. Anadolu’da 3000 yıldır orman tahribi vardır.

     İç Anadolu’da – Karaçam—tahrip  -- meşe--- tahrip—bozkır.

     Karadeniz’de   -- orman --                  çalı

     Akdeniz’de      --Kızılçam --          --  maki --            --    garig

 

http://www.thewallpapers.us/data/media/16/volcanob_2.jpg

 

               C- Bitkilerin aşırı otlatılması: Otlak alanlarının aşırı ve erken otlatma nedeniyle bitki kaybı oluşmakta, hayvanların yemediği dikenli türler ortama hâkim olmaktadır. Ayrıca doğuda hayvanlara yem olarak meşe yapraklarının kesilip yedirilmesi de ayrı bir kayıptır.

 

http://resimler.haberler.com/haber/08/592008_20

Yorum Yaz