bayrak bayrak

(*SİTE İÇİ COĞRAFYA KONULARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ*)

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN TANIMI VE ÖNEMİ - COĞRAFYACI - Blogcu



COĞRAFYACI

ENGİN ŞALLI BURSA-ORHANGAZİ ÇOK PROGRAMLI LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

14/5/2009 - BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN TANIMI VE ÖNEMİ

Kategori: Cografya 11

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN TANIMI
                     VE ÖNEMİ

 

Biyolojik çeşitlilik terimi özellikle son yıllarda çok sık kullanılmaya başlanmıştır.Bir yörede yetişen, yaşayan canlıların (mikroskobik-mikroskobik) tümü o yerin biyolojik çeşitliliğini oluşturur. Diğer bir deyişle biyolojik çeşitlilik “Yeryüzündeki Yaşamın Çeşitliliği” olarak da tanımlanır. Bu terim bazı yayınlarda Biyolojik Zenginlik şeklinde de ifade edilmektedir.

 

Özellikle 20 yy. da dünyanın insan popülâsyonunun hızla artarak yüzyılın sonunda 6
Milyar’a ulaşması,
bu nüfusun beslenmesi için alınan önlemler (aşırı sulama, gübre,
pestisid kullanımı vb.) yanında diğer modern gereksinimlerinin de karşılanması için
gerekli bütün konuları kapsayan sanayileşme, önemli çevre orunlarını
da birlikte
getirmiştir. Bu sorunların
ortaya çıkardığı sonuçlar çevreye ve onun önemli bir öğesi
olan canlı Organizmalara etki etmiş ve jeolojik devirler içinde değişik ekolojik olaylar
sonucu
ortadan kalkan canlı türlerindeki azalış, son yüzyılda insanın neden olduğu çevre
sorunları sonucu
gittikçe şiddetlenerek artmaya başlamıştır.

 

Bu nedenledir ki, önceleri bilimsel yayınlarda söz edilen çevre sorunları ve bunlarla sıkı ilişkili olan biyolojik çeşitlilik veya zenginlik kavramı, özellikle 1980li yıllardan sonra politik metinlerde bile kullanılmaya başlanmıştır.

 

Çeşitlilik, biyolojik sistemlerin en önemli özelliklerinden birisidir. Cansız olan madde ve parçaçıkların sayısı sınırlı olmakla birlikte, canlıların yapıları ve çeşitleri çok fazladır. Bir hücreli canlılar bile bir elektron mikroskop altında incelendiğinde yapısında akıl almaz bir çeşitlilik fark edilir. Canlı türlerinin sayısı üzerindeki tahminler ise 5 ile 50 milyon adet arasında değişmektedir. Bu da bir yerin biyolojik zenginliğini oluşturan canlı organizmaların ne denli zengin olduğunu göstermektedir.

 

Tahminler bu kadar olmakla birlikte halen bilim alemine tanıtılan canlı türlerinin sayısı 1.7 milyon tür civarındadır. Çok sayıda tür yeni keşifleri beklemektedir.

 

Biyolojik çeşitlilik kavramı, komplex yapısından dolayı zor anlaşıldığı için başlangıçta tür zenginliğini açıklamak için kullanılmıştır. Zamanımızdaki modern kapsamında biyolojik çeşitlilik kavramı içine:

a)  Genetik çeşitlilik,

b)    Tür çeşitliliği,

c)   Ekolojik (yaşam alanlarının ) çeşitlilik, girmektedir.

 

A. Genetik Çeşitlilik:

Bu kavram “Türler ve populasyonlar arasında ve içindeki kalıtsal varyasyonlardır şeklinde tanımlanabilirse de bazı yazarlar “bir türün gen havuzundaki kalıtsal bilginin çeşitliliği, zenginliği olarak da tanımlamaktadırlar.

 

Türlerde genetik bilgiler olağanüstü boyuttadır.

 

Genlerin sayısı bakterilerde 1000, mantarlarda 10.000, Çiçekli bitkilerde ise 400.000 in üzerindedir. Memelilerden olan ev faresinde (Mus musculus) yaklaşık 100.000 gen vardır.

 

 

Her türde bulunan genetik bilgiler doğal seleksiyonun çok uzun ve komplex sürecinin bir sonucudur. Bu genler, şartlar değişince, mutasyona: değişime uğrayabilir. Türlerin belirli şartlara uyum sağlaması için genetik çeşitliliklerinin çok olması gerekir.

 

İnsan etkisi ile doğal canlıların popülâsyonları parçalanmakta ve ufalmaktadır. Ufalan bu popülâsyonlarda kaybolan fertlerdeki genetik bilgiler bir daha geri gelmemek üzere ortadan kalkmaktadır. Özetle genetik çeşitlilik yenilenemeyen kaynaklardandır.

      

B. Tür Çeşitliliği:

 

Belli bir alan içindeki farklı türlerin sayısı ve sıklığı” olarak tanımlanır. Canlılığın dünya yüzünde meydana çıkışı yaklaşık 3.5-4 milyar yıl kadar öncedir. Bu süre içinde dünya çeşitli jeolojik devirler geçirmiş ve bu devirlerde değişik bitki ve hayvanlar dünya yüzünde yaşamış ve bazıları (örneğin Dinozor’lar) doğal sebeplerle ortadan kalkmıştır.

 

Dünyada bütün jeolojik zamanlar içinde 10.000 kadar çıplak tohumlu bitki (Gymnospermae) yaşadığı bilinmekte ise de zamanımızda bu bitki grubundan ancak 800 tür yetişmektedir.

 

Bir yöredeki tür zenginliği konusunda 2 ana kural geçerlidir:

 

Çevre koşulları ne kadar çok değişken ise o yörede bulunan türlerin sayısı da o kadar çoktur. Ancak tür popülâsyonları içinde birey sayısı azdır.

 

Çevre koşulları ne kadar tek yönlü ve değişken değil ise o yöredeki toplam tür sayısı azdır. Ancak tür popülasyonları içinde birey zenginliği görülür.

 

C. Ekolojik (Yaşam Alanlarının) Çeşitliliği:

 

Ekolojik çeşitlilik belirli bir bölgedeki farklı ekosistemler, tür toplulukları ve bu tür topluluklarının içindeki tür sayıları olarak tanımlanmaktadır.

 

Bir ülke ve yörede habitat şartları, yaşam ortamları ne kadar çeşitli ise bu zenginlik o yörede yaşayan, yetişen türlerin çeşitliliğine de etki eder. Örneğin orta Anadolu bölgemizde yaygın olan bozkır ekosisteminde dağ ve ova bozkırları bulunur ki bu iki farklı ekosistemin canlıları birbirinden farklıdır.

 

Bu iki ana sistem dışında özellikle Tuz gölü çevresinde, gölün etrafını bir kuşak gibi çeviren tuzcul alanlarda ise, tuz seven (halofitik) bitkilerden.oluşan farklı bir vejetasyon kompozisyonuna rastlanır. İşte bu yaşam alanı farklılığı orta Anadolu flora ve vejetasyonunu zenginleştiren unsurlardan birisidir.

 

Ülkemiz, geneli çok çeşitli ekosistemlerin veya ekolojik açıdan farklı özellikteki (orman, bozkır, tuzcul, çeşitli özellikte su ortamları, tatlı, tuzlu, eksi su gölleri, nehirler, denizler, ova, kumul, ağ vb.) sistemlerine sahip bir ülkedir. İşte bu farklılık, çeşitlilik ve zenginlik, tür çeşitliliğine de yansır ve bu özelliği nedeni ile Türkiye, “biyolojik çeşitlilik açısından, bir ülkeden çok bir kıta özelliği gösteren ülkelerden” birisi olarak bilinir.

 

Biyolojik Çeşitliliğin İnsan Hayatında Yaşamsal Önemi

 

Canlı organizmalar doğa için vazgeçilemeyecek canlılardır. Örneğin bitkiler, hayvanlara besin olmaları ve insanların onları çok değişik amaçlarla kullanmaları yanında dünya atmosferinde oksijen ve CO2 dengesini sağlamaları, yani bir Oksijen üretici olmaları açısından vazgeçilemez canlılardır. Ayrıca ekosistem içinde canlıların hepsinin kendine göre bir görevleri vardır.

 

Bitkilerin oksijen üretimi ve besin zincirinin ilk halkasını oluşturmaları yanında hayvanlar arasındaki enerji alışverişinin sağlanması da önemlidir. Bu etkileşim içinde canlı türlerinden herhangibirine verilecek zarar bütün sisteme zarar vermekte ve doğadaki yaşam dengesini bozabilmektedir.

 

Yıllar evvel adada sıtma’yı önlemek için sivrisineklere savaş açılır ve geniş alanlara DDT serpilir. Yöreye özgü (endemik) bir kertenkele türü bu sivrisineklerle beslenmektedir. Kertenkeleler ilacın etkisindeki sivrisinekleri, evcil ve yabani kediler ise bu kertenkeleleri yemektedirler. Neticede bütün kediler ölmüş, dolayısı ile fareler anormal çoğalmış ve halk sıtma yerine daha amansız bir hastalık olan veba’dan kırılmaya başlamıştır.

 

Dünyada yaşayan bitki türlerinden en iyimser bir tahminle ancak % 10 ‘unun insanların ne gibi işlerine yarayabileceği bilinmektedir. Geri kalanı hakkında bilgimiz yoktur. Henüz hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir türün ortadan kalkması, onun genetik yapısının, bilgisinin dünya yüzünden silinmesine yol açacak ve böylece insanlık belki de önemli bir hastalığın tedavi fırsatını kaybedilecektir

 

Özellikle bitkilerden çeşitli maddeler (sanayi yağları, boyalar vb.) elde edilmektedir. Örneğin yağ bitkileri açısından henüz yağ bitkilerinin çoğu henüz incelenmemiştir. İleride oluşacak yağ açıkları yeni yağ bitkilerinin bulunuşu ile karşılanabilir.

 

Diğer yandan halen kullanılan kültür bitkilerinin atalarındaki gen havuzlarının korunması çok önemlidir. Buğday, Mısır, Pirinç ve diğer kültür bitkilerinin ataları ile bunların yakın akrabaları, ileride yapılacak gen transferleri ile daha sağlıklı ve çevre şartlarına dayanıklı kültür ırklarının yaratılmasına olanak sağlamaları açısından önemlidirler ve son yıllarda bunların korunmaları için ciddi önlemler alınmaktadır.

 

Türkiye’nin Biyolojik Zenginliği:

 

Ülkemiz çok çeşitli çevreyle ilgili açıdan farklı özelliklere, farklı ekosistemlere sahip olduğu için, bu zenginlik biyolojik yapısına da yansımış ve çok zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olmuştur. Biyolojik açıdan en zengin biyolojik kompozisyona sahip Tropikal kuşak ülkeleri bir tarafa bırakılırsa, ülkemiz içinde bulunduğu ılıman kuşak ülkeleri içinde, bir kıta büyüklüğünde olan USA hariç, biyolojik çeşitliliği ile dikkat çeken ülkelerin başında gelir.

 

Ülkemiz biyolojik zenginliğinin meydana çıkarılması amacı ile yapılan faunistik ve floristik çalışmaların tarihi, diğer dünya ülkeleri ile kıyaslandığında, çok yenidir. Geçen yüzyıllarda daha çok Avrupalı doğa bilimcileri tarafından gerçekleştirilen bu çalışmalar nihayet geçen yüzyılın ortalarında yerli bilim adamlarımız tarafından gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu nedenle Türkiye Florası ve Faunası bilgiler çok sınırlıdır.

 

Türkiye bitkileri, yalnız Eğrelti ve tohumlu bitkilerini kapsayan ve tam adı “Türkiye ve Doğu Eğe Adaları Florası” olan 9 ana ve 2 ek ciltten oluşan 11 ciltlik bir kitap, İngiliz botanikçisi P. H. Davis editörlüğünde İskoçya’nın Edinburgh Kraliyet Botanik Bahçesinde 1965–1988 yılları arasında yayınlanmıştır. Eserin son ve 2.. ek cildi ise Türk botanikçilerinin editörlüğünde ve TÜBİTAK desteği ile memleketimizde hazırlanmış ve eserin diğer ciltlerini de yayınlayan Edinburgh University Yayınevi tarafından 2000 yılında yayınlanmıştır. Bu nedenle bu kitap kapsamındaki bitki grupları, diğer bitkilerimiz ve hayvanlarımıza göre daha iyi bilinmektedir.

 

Bu kitabın son cildi yayınlandıktan sonra aradan geçen 7 yıl içinde ülkemizde yeni türler yayınlanmaya devam etmektedir. Bu kitap ve yayınlanan son makalelerden elde edilen bilgilere göre ülkemizin iletim damarlı bitkileri (Eğrelti ve tohumlu bitkiler) yaklaşık 9.500 tür’e ulaşmış bulunmaktadır. Bunlardan 3500 kadarı endemik olup, dünyada yalnız Türkiye Cumhuriyeti siyasi sınırları içinde yetişirler. Bu sayı diğer ülkelerden çok Avrupa kıtası ile kıyaslanabilir. Avrupa kıtasında toplam 13.000 civarında tohumlu bitki türü yetiştiği ve çeşitli ülkelere endemik olan türlerin sayılarının toplamının 3.000 civarında olduğu bilinmektedir.Kitapları yazılmadığı için, onlar hakkındaki bilgilerimiz henüz eksiktir. Ülkemizde yaşayan hayvan türü sayısının şu ana kadar saptananlar 40.000 civarında olduğu sanılmakla birlikte, ileride yapılacak yeni buluşlarla   bu sayının, Avrupa kıtasındaki hayvan sayısı olan, 60.000 civarına ulaşabileceği düşülmektedir.

 

Biyolojik Çeşitliliğin Korunması:

 

Biyolojik çeşitliliğin korunması ekonomik, ekolojik, estetik ve etik nedenleri vardır. Bu nedenle buna dört E kuralı a denir:

 

a. Ekonomik açıdan canlılara bakıldığında yiyecek, giyecek, içecek, ilaç, endüstride kullanılan pek çok madde canlılardan elde edilmektedir. Her canlı türünün kendine has olan genetik materyali bitki ve hayvan ıslahının ana hammaddesidir. Bugünkü bilgilerimize göre yararsız veya zararlı olarak bilinen bir canlı türünün ileriki yıllarda “her herde deva “olabileceğini keşfedebiliriz.

 

b. Ekolojik açıdan bir tütün kaybolması o ekosistemde o türe doğrudan veya dolaylı olarak bağımlı olan türlerin hızlı bir şekilde kaybolması demektir. Bir ekosistemdeki türler birbirleri ile değişik açılardan ilişki içinde olup aralarında enerji alış verişi vardır. Özellikle önemli türlerin ortadan kaldırılması, diğer türlerin kaybolmasındaki hızı artırır ve ekosistemlerin çökmesine sebeb olabilir.

 

   c. Estetik açıdan doğadaki çeşitlilik insan kültürüne renk ve çeşni katmaktadır. Kişilerin yaratma güçleri etrafındaki canlı ve cansız varlıkların çeşitliliği ile orantılı olarak artmaktadır. Örneğin biyolijik çeşitlilik açısından zengin bir yörede (orman’da) yaşayan bir kişinin yaratıcılığı, aynı açıdan fakir bir yerde (çöl’de) yaşayana göre daha fazladır.

 

d. Etik ve moral açıdan bakılırsa her canlı türünün yaşama ve neslini devam ettirme hakkı vardır.

 

 

Dünyanın biyolojik çeşitliliğini oluşturan bitki, hayvan ve mikroorganizma türleri ile bunların çeşitleri ve oluşturdukları topluluklar (populasyon ve komuniteler), doğal dengenin korunmasında büyük etkiye sahiptirler. Yediğimiz besinleri, soluduğumuz oksijeni ve diğer birçok gereksinimimizi sağlayan biyosfer, günlük atıklarımızı zararsız duruma getirmede de büyük uğraş verir. Biyosfer, ömrü boyunca, hiçbir periyotta, bugünkü kadar tahribe uğramamıştır.

 

Bir yandan fiziki ve kimyasal özellikleri değişirken, diğer yandan canlı türü sayılarında da önemli azalış yaşanmıştır. Türlerin yok oluşu yalnız insanların etkisi ile değil doğal yollarla da oluşan bir olaydır. Bununla birlikte, insanın neden olduğu kayıplar, doğal nedenlere dayalı yok olmayı hızlandırmış ve çok geride bırakmıştır.

 

Örneğin bundan 3.5 milyon yıl önce memelilerdeki yok oluş hızı yüzyılda 0.01 iken günümüzde 145'e çıkmıştır. Yani 3.5 milyon yıl önce 1000 yılda 1 tür yok olurken, günümüzdeki çevresel bozulmalar nedeni ile bu sayının 10.000 olacağı, 2000'li yıllarda ise 20.000, hatta 50.000'e ulaşacağı sanılmaktadır.

 

Genel anlamı ile Doğa olarak tanımlanan dünya ekosistemi nasıl korunur?" sorusunun doğal yanıtı, “tüm dünya ekosistemini korumaktır” ise de, günümüz koşullarında ekosferi bir bütün olarak korumak olanaksızdır. Bu nedenle en iyi yöntemin, türler ve tür toplulukları ile yaşadıkları habitatların korunması şeklinde olacağı konusunda herkes fikir birliği içindedir

 

Canlılar genel olarak IN-SITU (yerinde) veya EX-SITU (üremeye yarayan parçaları, diasporları toplanarak yetiştikleri doğal habitatlar dışında saklanıp veya yetiştirilerek) korunurlar. IN-SITU koruma şekillerinden örnekler aşağıda verilmektedir. EX-SITU koruma ise bitki tohumlarının toplanıp belirli aşamalardan geçirilip tohum bankalarında saklanarak korunması; ayrıca yine bitki tohum ve diğer üreme parçalarının doğadan toplanarak botanik bahçelerinde yetiştirilmesi şeklinde olmaktadır.

 

Türlerin ve Tür Topluklarının Korunması

 

Canlı türleri ülkelerin gelişiminde gittikçe artan bir role sahip olacağa benzemektedir. Bir ülkede yetişen türler ekonomik değerlerinin yanında, ekolojik, çevre sağlığı, estetik, eğitim ve turistik yönden de önem taşır. Bir türün yaşadığı yerde, habitatında, cansız çevresinden başka, bir de canlı çevresi ve ilişkide olduğu canlılar vardır. Bu nedenle korumayı düşündüğümüz türü korurken, onun çevresini de korumuş oluruz.

 

Doğal Alanların Korunması (IN-SITU Koruma)

 

Doğal alanların korunması, yalnız o alanlar değil, insanlık için de büyük önem taşır. Örneğin bir zamanlar çeşitli nedenlerle (sıtmayı önlemek, tarım alanları elde etmek v.b.) kurutulan ancak bunun zararlı olduğu anlaşılan zamanımızda tekrar ihya edilmeye uğraşılan sulak alanların durumu tipik örnektir. Bu alanlar sadece ilginç türleri barındırmakla kalmaz, aynı zamanda insanlık için önemli bir çevre sorunu olan erozyonu önlemede, deniz ve göllerin erozyon sonucu dolmasını engellemede, yeraltı ve üstü su deposu oluşturmada büyük rol oynarlar. Bu nedenle sulak alanların önemlileri Ramsar Anlaşması ile korumaya alınmıştır. Böylece burada yaşayan türler, toplulukları ve ekosistem işlevi de korunmuş olmaktadır.

 

Konunun önemini anlayan dünya ülkeleri, yeryüzünde henüz bozulmamış, veya bozulmakla birlikte yeniden düzenlenebilir nitelikteki alanlarını koruma yarışına girmişlerdir.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı

BENİM HAKKIMDA

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.

coğrafyacı

BANNERİ SİTENİZE EKLEME KODU

SON YAZILARIM

MERKÜR
UMMAN DENİZİ
HABUR ÇAYI
OLİVİN
PREHNİT
İNSAN HAKLARI HAFTASI
NATO’YA ÜYE ÜLKELER
AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYE ÜLKELER
BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU’NA ÜYE ÜLKELER
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI’NA ÜYE ÜLKELER
GEDİZ NEHRİ
VENÜS
HOTAN
ALFRED WEGENER
ULUSLAR ARASI ORGANİZASYONLARA ÜYE ÜLKELERİN SAYILARI
LAHN NEHRİ
RODONİT
TREMOLİT (AKTİNOLİT)
DİNLER VE İNANÇLAR
DÜNYADA KONUŞULAN DİLLER

Gazeteler
Feedjit Live Website Statistics

BAĞLANTILARIM

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
COĞRAFYAM NET
ZÜLFİKAR ÖĞRETMEN FORMU
COĞRAFYA SAATİ
COĞRAFYA KULÜBÜ
COĞRAFYA SEVGİSİ
COĞRAFYA TUTKUDUR
COĞRAFYA TV
TÜRK COĞRAFYA KURUMU
ÜLKELER NET
COĞRAFYALAR COM
COĞRAFYAM ORG
COĞRAFYACIYIZ COM
E-COĞRAFYA
PROF.DR.RAMAZAN ÖZEY
COĞRAFYA DERSİM
NÜFUS PİRAMİTLERİ
COĞRAFYAMIZ NET
TÜRKCOĞRAFYA COM
FİZİKİ COĞRAFYA COM
COĞRAFYACI NET
COĞRAFYAM VE HAYAT
COĞRAFYA ÖĞRETMENİM
COĞRAFYA DÜNYASI
ATLAS DERGİSİ
COĞRAFYALİSE COM
SOSYAL DERSLERİ
DÜNYA DEPREMLERİ
MEB COĞRAFYA TV
COĞRAFİ ŞEKİLLER
TÜBİTAK
BİLİM TEKNİK
SAMANYOLU EĞİTİM KURUMLARI
ARİFİYE Ö.L.MEZUNLARI
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
EĞİTİM HABER
ÖĞRETMEN SAYFASI
ÖĞRETMEN SİTELERİ
ÖĞRETMENİN PUSULASI
ORHANGAZİ REHBERİ
ORHANGAZİ BELEDİYESİ
ORHANGAZİ GEN.TR
ORHANGAZİ WEB.TR
GEOBİLİM.COM
GENÇ BİLİM
BULUTSU ORG
İLİMSEL COM
COGRAFYADERSANESİ.BLOGSPOT
Esma-ul Husna
sitene ekle

KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

zulfikar22
alsancakkoyu
reef
gercekyasamdan
herneysem
karakurum
rahmetli645
acizm1988
GÜVEN AKBULUT
vatanseverpatriot
vakanuvis
güven akbulut
cografiegitim
gazgaz1
sakary54
cografyamiz
marasili
ankakusum
polatalemdarkurtlarvadisi
bilgisayaregitimlerimiz
yahsieli
bloghertelden
cografyaci10
hilalliler
cografyapaylasim1
sarozfatihi

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

COGRAFYAMİZ
vakanuvis
gerçek yaşamdan
EĞİTİM VE ÖĞRETMEN FORUMU