ÇİN'İN NÜFUS POLİTİKASI

PEKİN - Pekin, öteden beri nüfus artış hızını engellemeye çalışıyor. 1970’lerde yürürlüğe koyduğu ‘tek çocuk’politikasının amacı da nüfusu kontrol etmek. Ancak erkek çocuk özlemi ve yaşlı nüfusun giderek artması, Çin’de sosyal sorunlar ve demografik dengesizliklerin kapısını aralıyor.

Bugünlerde herkesin gözü Çin’in üstünde. Ekonomideki muazzam büyüme bütün dünyanın dikkatini çekiyor. Bu yılın başında Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmasından sonra bu ülke, daha çok ekonomik yönüyle çıkıyor kamuoyunun karşısına... Kotalar, ucuz iş gücü, çektiği yabancı sermaye miktarı, düşük kalitedeki ürünler, Çin gündeme geldiğinde hemen herkesin dillendirdiği argümanlardan sadece birkaçı. Oysa Çin sadece bunlardan ibaret değil. Onun da kendine özgü toplumsal yapısı ve çözmesi gereken iç problemleri var. Örneğin, 1,3 milyarı aşan nüfusu...

Pekin, öteden beri nüfus artış hızını engellemeye çalışıyor. 1970’lerde yürürlüğe koyduğu “tek çocuk” politikasının amacı da nüfusu kontrol altında tutmak zaten. Ancak, bu uygulama bugün tartışmalı. Özellikle ailelerin ikinci bir çocuk özlemi, tek çocuk olacaksa da bunun mutlaka erkek olmasını isteyen geleneksel yapının kırılamaması, yaşlı nüfusun artması gibi toplumsal yapıda büyük tahribatlar açan birtakım dengesizlikler ilgili ilgisiz herkesi endişelendiriyor çünkü. Şüphesiz, her tartışmada olduğu gibi Çin’in tek çocuk politikasında da insanlar kabaca ikiye ayrılıyor. Kimine göre, bu politika toplumdaki dengeleri bozuyor ve insanları gayr-i meşru yollara sevk ediyor. Kimine göre de ülkenin kalkınması ve fazla nüfus artışının getirdiği sorunların önüne geçilebilmesi için bu politikanın uygulanması şart.

Aşırı nüfus, doğal kaynakların paylaşımı ve istihdam konusunda Çin’in başını ağrıtıyor. Çin’de doğum oranı 1990’da binde 21,06 idi. Aynı oran, 2003’te binde 12,41’e kadar geriledi. Geçen yıl doğal nüfus artış oranı ise binde 5,87 olarak gerçekleşti. Yılda ortalama 10 milyon artan Çin nüfusunun 2030’ların ortalarında 1 milyar 460 milyona ulaşması bekleniyor. Çinli yetkililere göre, ülke genelinde sıkı biçimde uygulanan tek çocuk politikasıyla Çin’deki nüfusun 300 milyon daha artması engellendi. Şüphesiz, bunda hükümetin aile planlamasını teşvik edici rolü büyük. 2004’te, köylerde nüfus ve aile planlaması politikasını uygulayan aileler için yürürlüğe giren özel ödül sistemi bu konudaki en iyi örneklerden biri mesela. Söz konusu sisteme göre, bir çocuğa veya iki kıza sahip köylü aileler, 60 yaşından sonra hükümetten özel ikramiye alıyor. Şimdiye kadar 300 binden fazla köylü bu ödülü almış.

Nüfus artış hızını engelleme konusunda Çin’in başarılı olduğu aşikâr. Ancak, bu başarının getirdiği önemli bir handikaba da dikkat çekiyor uzmanlar. Onlara göre, tek çocuk politikasından dolayı Çin hızla ihtiyarlıyor. Şimdilerde 32 olan orta yaş, 2040’ta 44’e çıkacak. Çin Nüfus ve Aile Planlaması Komisyonu Başkanı Zhang Weiqing, tek çocuk politikasının sosyal ve ekonomik gelişmeden kaynaklara ve çevreye kadar birçok alandaki baskıyı hafiflettiğini; bu sayede ülkenin ortalama yüzde 9’luk büyüme sağladığını ileri sürüyor. Ancak, Zhang Weiqing’e göre, nüfus sorunu uzun vadede Çin’in gelişmesine engeller çıkaracak. Ülkenin 15-64 yaş arasındaki çalışan nüfusunun, 2020’de 940 milyona ulaşarak toplam nüfusun yüzde 65’ini oluşturması bekleniyor. Yüzyılın ortasında nüfusun dörtte birinin 65 yaş ve üzerinde olacağını hatırlatan Zhang Weiqing, “Bu da ekonomi, sosyal yapı, kaynaklar ve çevre için büyük baskı oluşturacaktır. Diğer ülkelerle kıyaslandığında genel nüfus kalitemiz halen düşük.” diyor.

Yaşlı nüfus endişe kaynağı

Çin Yaşlılar Derneği Başkan Yardımcısı Xin Liyuan, yaşlı nüfusun getireceği sorunlarla başa çıkmak için öncelikli olarak sosyal güvenlik sisteminin iyileştirilmesi gerektiği kanaatinde. Şüphesiz, Xin Liyuan’ın altını çizdiği husus, yalnız yaşamak zorunda kalan yaşlıları yakından ilgilendiriyor. Pekin’de yapılan bir araştırmaya göre, tek başına yaşayan yaşlı Çinlilerin yüzde 93’ü, ayda ortalama 786 yuan (95 dolar) maaşla hayatını sürdürmeye çalışıyor. Aynı araştırmada, yaşlıların yüzde 40’ı sağlık harcamalarını karşılayamamaktan; yüzde 30’u ise finansal desteği kaybedeceğinden korkuyor.

Çin Yaşlanma Araştırma Merkezi’nin (CRCA) yaptığı bir araştırmaya göre ise, ülkede 23,4 milyon yaşlı tek başına yaşıyor. Bunların yüzde 30’u hayatını şehirlerde sürdürüyor. Çin Ulusal Yaşlanma Komitesi’nden Bao Huazhao, 2010 yılında ülkedeki yaşlıların yüzde 80’inin çocuklarından ayrı olarak yalnız yaşayacağını söylüyor. Zira, son dönemde genç neslin ailesinden ayrı bir evde oturmayı tercih ettiği görülüyor. Örneğin, Pekin’e 120 km. uzaklıktaki Çin’in sanayi ve liman şehri Tianjin’de ayrı eve çıkan gençlerin sayısı son iki yıla göre yüzde 62,5 oranında artmış. Uzmanlar, gençlerin bu tercihi yapmasını çok sık iş değiştirmelerine bağlıyor. Tek çocuk politikasından ötürü ailedeki tek evladın evlenme ya da iş kurma yaşına geldiğinde yuvadan uçması, elbette en fazla yaşlıları zor durumda bırakıyor. CRCA’dan araştırmacı Qin Xu, bugün Çin’de gençlerin ayrı yaşamayı istediklerini, birkaç yıl öncesine kadar tek başına ev alamayan gençlerin şimdi basit de olsa ev sahibi olduğunu söylüyor.

Nüfusun yaşlı ya da genç olması kadar cinsiyeti de Çin’in geleceği açısından hayli önemli. Tek çocukta erkeğin tercih edilmesi, Çin’deki erkek kadın nüfus dengesini olumsuz yönde etkiliyor. Her ne kadar ciddi tedbirler alınsa da aileler, doğacak bebeğin cinsiyetini anne karnındayken öğreniyor, çocuk kız ise kürtaj yaptırıyor. Bugün Çin’de 100 kız bebeğe karşı, 118 erkek bebek dünyaya geliyor. Şimdilik ortalama 119 erkeğe 92 kadın şeklinde... Yetkililer, bu gidişat durdurulamadığı takdirde 2050’lerde Çin’de, dolayısıyla dünyada kadın erkek dengesinin bozulacağına, cinsel problemlerin ortaya çıkacağına dikkat çekiyor. Hükümet, şimdiden bu durumu engelleyebilmek için bir yasa çıkardı ve özellikle kırsal bölgelerde tek kız çocuğu olan ailelere ikinci bir çocuk sahibi olma hakkı tanıdı.

Çin halkının en büyük özlemi şüphesiz ikinci bir çocuk sahibi olmak. Nitekim, aileler ikinci bir çocuk için akıl almaz yöntemler deniyor. Örneğin, zengin aileler ikinci çocuklarını resmileştirebilmek için yerine göre 1000 ya da 2000 dolar arasında değişen para cezasını ödemeyi göze alabiliyor. Veya, ilk çocuğunun özürlü olduğunu belgeleyerek ikinci bir çocuğa sahip olmak istediklerini belirtiyorlar. Halkın Günlüğü gazetesinde yayımlanan bir makaleye göre, Çin’de her yıl 800 binle 1 milyon 200 bin arası bebek özürlü olarak dünyaya geliyor.

Ahlakî değerler yıkılıyor

Çin’deki tek çocuk politikası geçtiğimiz mart ayında 10. Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nda (CPPCC) da tartışıldı ve bu politikada “dikkatlice” değişikliğe gidilmesi önerildi. CPPCC üyesi Wang Xiang, söz konusu politikanın ülkedeki erkek ve kız çocuklar arasında yaş, sayı ve artış oranlarında düzensizlik meydana getirdiğini belirterek, ikinci bir çocuğa sahip olmak isteyen erkeklerin kanuni olmayan ve ‘bilinmeyen’ ikinci bir eş aldığını, bunun da toplumdaki ahlakî değerleri olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

Hükümetin şu ana kadar ortaya koyduğu somut yaptırım, kürtaj yapanları ağır biçimde cezalandırmak. Aile planlamasıyla ilgili üst düzey yetkililerden Zhao Baige, hükümetin cinsiyetler arasındaki dengesizliği 2010’dan itibaren düzeltmek için etkili önlemler hazırladığını, cinsiyete bakılarak yapılan kürtajın kesinlikle yasaklanacağını ve bunu deneyen kişi ve kurumlara ağır cezalar verileceğini söylüyor. Zhao Baige’ye göre, erkek çocuklar daha çok geleneksel hayatın hakim olduğu kırsal bölgelerde tercih ediliyor; çünkü aileler yaşlandıklarında erkek çocukları sigorta olarak görüyor.

Sadece kırsal kesimde değil, büyük şehirlerde yaşayanlar da ikinci çocuk istiyor. Bugün Çin’in en gelişmiş şehirlerinden biri Şanghay. Belediye yetkililerine göre, aileler ikinci çocuk sahibi olmak için kendilerine başvuruyor. Şanghay Belediyesi Nüfus ve Doğum Kontrol Komisyonu Başkanı Xie Lingli, ailelerin tek çocuklu olması için verdikleri ‘teşvik ödülü’nün iptal edildiğini söylüyor. Komisyon Başkanı’na göre, söz konusu düzenleme Şanghay’da yaklaşmakta olan yaş problemiyle mücadele etmek için yapıldı.

Şanghay Belediyesi Nüfus ve Aile Planlaması Komisyonu, getirdiği yeni kural çerçevesinde, eski evliliklerinden birer çocuğu olsa da yeni bir çiftin çocuk sahibi olmasına izin veriyor. Daha önceki uygulamada, yeniden evlenen bir kişinin yeni eşi çocuksuz ya da çiftlerden biri sakat ve çalışamıyor ya da ilk çocuk sakatsa ikinci çocuğa izin veriliyordu. 2001’de kabul edilen bir yasaya göre yerel hükümetler, bölgelerindeki sosyal değişimlere göre nüfus politikasını değiştirebiliyor. Şanghay Nüfus ve Aile Planlaması Komisyonu Başkanı Gui Shixun, şehrin genç nüfus eksikliği problemiyle karşı karşıya kalabileceğini, dolayısıyla 2016’da ikinci çocuk yapılmasına ilişkin sınırlamaların kaldırılmasını tavsiye ediyor. Gui Shixun, bazı uzmanların iki çocuk sahibi olma konusundaki sınırlamaların kaldırılmasının ardından şehirde ‘nüfusu kontrol edememe’ problemi meydana geleceği yönündeki iddialarına katılmadığını belirtiyor. Yapılan araştırmalar, 2030’da Şanghay’daki nüfusun yüzde 50’sinin yaşları 65’in üzerindeki insanlardan meydana geleceğini gösteriyor.

‘Tek çocuk’ psikolojik sorunlu

Şanghay Belediyesi Nüfus ve Aile Planlaması Komisyonu Başkan Yardımcısı Xia Yi, şehirde halkın yüzde 90’ının tek çocuklu olduğunu, iki çeşit aile tipinin ikinci çocuk istediğini söylüyor. Bunlardan birincisi yüksek gelirli aileler, diğeri de en fakir aileler... Bu arada yetkililer, Şanghay’da geçtiğimiz yıl ikinci çocuğa sahip olmak isteyenler için getirilen kolaylıkların Çin genelinde uygulanan aile planlamasının değiştiği anlamına gelmediğini ısrarla hatırlatıyor. Zaten hükümet çevreleri de yıllardır sürdürülen tek çocuk politikasının bir çırpıda değiştirilemeyeceğinin altını çiziyor. Çin nüfus planlama uzmanı Li Honggui, “Çin için önemli olan doğum oranının düşük tutulmasıdır. Bugün uygulanan tek çocuk politikası, Çin hükümeti tarafından kısa zaman içinde ne düzenlemeye ne de değişikliğe uğrayacaktır.” diyor.

Ailede başka kardeşin olmaması çocukları olumsuz yönde etkiliyor şüphesiz. Nitekim uzmanlar, ailedeki tek çocuğun bencil (egoist) ve uzlaşmadan uzak yetiştiğini, ailedeki tek çocuğa aşırı ilgi gösterildiğinden bu çocukların kurallara uymadığını ve şımarık büyüdüklerini söylüyor. Bir görüşe göre, ailenin tek çocukları durumlarından memnun değil ve çoğu tek çocuk olduğunu çevresinden gizlemeye çalışıyor. Paylaşma gibi birçok duygudan mahrum yetişen bu çocuklar, başarılı olmak için kendini baskı altında hissediyor, anne ve babasını model alıyor. Yine bu çocukların birçoğuna ailesinden ayrılmak zor gelirken, pek çoğu da yeni bir benlik duygusu geliştiriyor. Bazı uzmanlar, bu noktadan hareketle aile planlamasının yeni neslin değişimine de sebep olduğu idia ediliyor.

Çin Nüfus ve Aile Planlaması Komitesi Başkan Yardımcısı Zhao Baige, Fortune Küresel Forumu kapsamında Pekin’de düzenlenen Kültüre İlişkin Yuvarlak Masa Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Çin’deki aile planlaması politikasının batı dünyası tarafından yanlış anlaşıldığını söyledi. Zhao Baige, batının bu politikayı yalnızca “Her ailede tek çocuk” anlamına geldiğini zannettiğini, aslında çok düzeyli olan bu politikanın değişik ortamlara göre farklı bir şekilde uygulandığını belirtti.

Kaynak: Aksiyon Dergisi

Yorum Yaz