ESKİŞEHİR

 Eskişehir tarihi

Üzerinde asırlarca kanlı ve çok önemli savaşların cereyan ettiği Eskişehir’in bilinen târihi Hititlere dayanır. Hititler zamânında bu bölgeye “Masa” denirdi. Hititlerden sonra Frigyalalılar bölgeye hâkim oldular. Başkentleri Gordion (Polatlı civârı) bu bölgeye yakın olduğundan, krallığın önemli bir bölgesiydi. Eskişehir’in eski ismi “Dorylaion” olup, Frigyalılar zamânında Eretrialı Doryleos tarafından kurulmuştur. Frigyalılardan sonra Lidyalılar bölgeye hâkim olmuşlardır. M.Ö. 6. asırda Persler, Lidya Devletini yıkarak topraklarını istilâ etiler. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender Persleri yenerek Anadolu’yu işgâl etti. Makedonya İmparatorluğu İskender’in ölümü üzerine komutanları arasında taksim edildi. Porsuk Çayının kuzeyinde Bitinya ve güneyinde Galatya krallıkları kuruldu. M.Ö. 1. asırda Roma İmparatorluğu bu bölgeyi ilhak etti.

M.S. 395 Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, bütün Anadolu gibi bu bölge de Doğu Roma (Bizans) payına düştü. Bizans imparatorlarından bâzıları Eskişehir’de oturdular. Bizans’ın kuvvetli bir askerî üssü hâline geldi. Sâsânîler, İstanbul ve Üsküdar önlerine giderken buradan geçtiler. 708 senesinde Emevî kumandanı Abbâs İbnü’l-Velid Eskişehir’i fethetti. Abbâsîler devrinde ise Hasan ibni Kahtaba 778’de Eskişehir önlerine kadar geldi. Araplar Dorylaion’a “Durûlîye” dediler.

 1071 Malazgirt Zaferinden az sonra Anadolu Fâtihi ve Anadolu’da Türkiye devletinin kurucusu Selçuklu Kutalmışoğlu Birinci Süleymân Şah’ın başkumandanlığı altındaki Türk orduları Eskişehir’i fethettiler. Birinci Haçlı Seferinin en büyük ve en kanlı meydan muhârebesi Eskişehir ovasındaki Porsuk civârında cereyân etmiştir. “Dorylaion” (Eskişehir) (Porsuk) Meydan Muhârebesi olarak târihe geçen bu savaşta, Kılıç Arslan emrindeki Türk ordusu, Haçlı ordusunu hezîmete uğrattı. Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhûriyetinin varoluşunun kökleri Alparslan’ın Malazgirt ve Kılıç Arslan’ın, Sultan Mes’ûd’un Eskişehir zaferlerine dayanır.

1175’te Bizans İmparatoru Manuel Kommenos Eskişehir’i işgâl etti. Ertesi sene Birinci Mes’ûd’un oğlu İkinci Kılıç Arslan, Bizans imparatorunu Miryakefalon (Karamukbeli) Meydan Muhârebesinde yenerek Eskişehir’i geri aldı. On üçüncü asır başlarında Eskişehir Bizans sınırında bir “uç” olarak bulunuyordu. Ertuğrul Gâzi ve oğlu Osman Gâzi uç beyi idiler. 1289’da Eskişehir-Bilecik- Kütahya vilâyetlerinin kesiştiği bölge, Osmanoğullarının elindeydi. Orhan Gâzi, Eskişehir’in bütün topraklarını Osmanlı Devletine kattı. Osmanlılar, şehrin kendisine Eskişehir derken, civârındaki topraklara “Sultanönü” dediler.

Sultanönü; merkezi Kütahya’da olan (1451’den önce Ankara) Anadolu Beylerbeyliği eyâletinin 14 sancağından biriydi. On dokuzuncu asır başlarında geriledi ve kasaba hâline geldi. Yirminci asır başlarında ise Hüdâvendigâr (Bursa) eyâletinin Kütahya sancağına bağlı 5 kazâdan birinin merkeziydi. On dokuzuncu asrın sonlarında Eskişehir’den demiryolu geçince, yeniden gelişmeye başladı. 1894’te Eskişehir’de 17 câmi, 3 medrese, 4 tekke, 25 han, 700 dükkan ve 2 kervansaray vardı. Rum, Ermeni gibi gayri müslim halk sayısı sâdece 2000 idi. 20 Temmuz 1921 ile 2 Eylül 1922 arasında 1 sene 1 ay 13 gün Yunan işgâlinde kaldı. Yunanlılar Eskişehir’den kaçarken en az yarısını yıktılar, yaktılar ve harâbe hâlinde terk ettiler. Cumhûriyet devrinde sancaklara (mutasarrıflıklara) “vilâyet-il” denilince, Eskişehir il olmuştur. Cumhûriyet devrinde en hızlı gelişen şehir Eskişehir’dir denilebilir. Demiryolu ve karayolu kavşağı olması, sanâyi tesisleri, uçak ve demiryolu fabrikası ve Anadolu’nun en büyük askerî hava meydanına sâhib olması, Eskişehir’in gelişmesinde mühim rol oynamıştır.

Eskişehir tarihi eserler ve turistik bilgiler

Eskişehir, târihî eserler ve tabiî güzellikler bakımından zengindir. Şifâlı kaplıca ve içmeleri ve modern konaklama te’sislerine sâhiptir.

Sivrihisar Kalesi: Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. Altı adet kapısı olan bu kalenin ancak yeraltı depoları, sarnıç ve yer üstü tahıl anbarı günümüze ulaşabilmiştir.

Alâeddîn Câmii: İl merkezinde bulunan câmi, Selçuklu Sultânı Birinci Alâeddîn Keykubat tarafından 1220’de yaptırılmıştır. 1262’de Gıyâseddîn Keyhüsrev’in tâmir ettirdiği bu câmi, ilk yapıldığı devirden günümüze kadar çok tâmirâtlar görmüş, sâdece minâresi tâmir edilmeden gelmiştir.

Kurşunlu Câmi ve Külliyesi: Odunpazarı semtindedir. Kânûnî Sultan Süleymân Han devrinde yaptırılmıştır. Vezir Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliye, câmi, kütüphâne, aşhâne ve medreseden meydana gelmiştir. Mîmâr Sinan’ın eseri olduğu tahmin edilmektedir. Câminin yanında 20 odalı medrese, bir kütüphâne ve aşhâne vardır. Büyük kubbesi kurşunla kaplı olduğundan bu isim verilmiştir.

Ulu Câmi: Sivrihisar’da Selçuklu devrine âit kıymetli bir eserdir. 1275’te Selçuklu Emiri Mikâil bin Abdullah yaptırmıştır.Anadolu Selçuklu sanatının en güzel eserlerindendir.

Haskadem Câmii: Sivrihisar’da 13. asır sonlarında, Anadolu Selçuklu hazinedârlarından Necibüddîn Mustafa tarafından hanımı için yaptırılmıştır. Minâresi Anadolu’nun ilk Selçuklu eserlerindendir.

Kurşunlu Câmi: Sivrihisar’da 1343’te Hoca İbrâhim tarafından mescid olarak yaptırılmıştır. 1492’de Şeyh Yusuf tarafından genişletilerek câmi hâline getirilmiştir.

Şeyh Edebâli Türbesi: Odunpazarı mezarlığındadır. Osman Gâzinin kayınpederi olan Şeyh Edebâli’nin türbesidir. On üçüncü asırda yapılmış olup, 19. asırda tâmir ettirilmiştir. Şeyh Edebâli’nin türbesinin Bilecik’te olduğu kabûl edilmektedir.

Seyyid Battal Gâzi Türbesi ve Külliyesi: Türbe, câmi, medrese, imârethâne gibi bölümlerden ibârettir. Tepe üzerindedir. Emevîler zamânında İslâm ordularının başında Bizans’a karşı insan üstü kahramanlıklar gösteren ve “Nakaleia” önünde şehid düşen bir İslâm büyüğüdür.Türkler Nakalein’e Seyitgâzi ismini vermişlerdir. Câmi ve külliyeyi 13. asır başında Gıyâseddîn Keyhüsrev yaptırmış ve 1511’de İkinci Bâyezîd zamânında esaslı bir şekilde onarılmıştır. Seyyid Battal Gâzi Medrese ve İmârethâne Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Yûnus Emre Türbesi: Mihalıççık’ın Yûnusemre köyündedir.Yûnus Emre’ye âit olduğu söylenen kabir, Yunanlılar tarafından yıkılmıştır. 1949’da türbe ve çeşme yeniden yapılmıştır. Türbenin kıyısından demiryolu geçmesi üzerine 1971’de bugünkü türbesi yapılarak buraya nakledilmiştir.

Yazılıkaya (Midas Şehri): Han ilçesinin Yazılıkaya köyündedir. Çok sayıda yazılıkaya anıtları, yeraltı geçitleri vardır. Kral Midas’ın mezarının burada olduğu söylenmektedir. Dünyâca meşhur bir yerdir.

Pessinus (Ballıhisar): Sivrihisar ilçesine 16 km uzaklıkta Ballıhisar köyündedir. İzmir’i, Ankara’ya bağlayan (kara yolu) üzerinde Frigler ve sonrasına âit eserler vardır. Bölgede Frig (Kybele) Tapınağı, Bizans Kilisesi ve tiyatro harâbeleri bulunmaktadır.

Mesîre yerleri: Eskişehir’de mesîre yerleri oldukça fazladır. Barajlar, akarsu kenarları ve orman içi dinlenme yerlerinden faydalanılmaktadır.

Orman fidanlığı: İl merkezine 7 km uzaklıkta Karacaşehir köyü kenarındadır. Fidanlığın ortasından geçen Porsuk Çayı bölgeye ayrı bir güzellik vermektedir.

Musaözü: İl merkezine 21 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Bölgede bir sulama barajı bulunmaktadır.

Sakarbaşı: Çifteler ilçesi yakınındadır. Sakarya Irmağının kaynağıdır. Birbirine yakın beş kaynak vardır. Kaynak suları küçük fakat derin bir su meydana getirir.

Kalabaksuyubaşı: Türkmen Dağı eteklerindedir. Şehrin içme suyu olan Kalabaksuyu buradan çıkar. Çam ormanları ve çağlayanları ile güzel bir mesîre yeridir.

Çatacık Ormanları: Sündiken Dağlarındaki yaylalarda bulunan bol içme sulu ve Orta Anadolu’nun en güzel manzaralı ormanlarıdır.

Şöförler Çeşmesi: İl merkezine 17 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Çok güzel soğuk içme suyu vardır.

Kaplıca ve İçmeler: Eskişehir, kaplıca ve içmeler bakımından oldukça zengindir. Bu kaplıca ve ılıcalar muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Bunların başlıcaları şunlardır:

Eskişehir Kaplıcası: İl merkezinde, Porsuk Çayının güneyinde 5 kaynaktan meydana gelir. Tabiî sıcaklıktadır. Şehir merkezindeki hamamlar bu sıcaksu kaynağından faydalanmaktadır. Bu su varis, kırık ve çıkık ağrılarına ve böbrek taşlarına karşı faydalıdır.

Sakarya Ilıcası ve Mâden Suyu: İl merkezine 32 km uzaklıkta, Mihalgâzi ilçesine bağlı Ilıca köyündedir. Mîde, barsak ve idrar yolları rahatsızlıklarına ve romatizma hastalığına faydalıdır.

Uyuz Hamamı: Alpu ilçesine bağlı Uyuz Hamamı köyündedir. İçme ve banyo kürleriyle faydalanılan kaplıca suyu deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Çardak Hamamı: Günyüzü ilçesi yakınlarındadır. 35°C sıcaklıktaki suyu deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Eskişehir nüfusu ve Sosyal Hayat

Nüfûsu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 641.057 olup, 477.436’sı şehirlerde, 163.621’i köylerde yaşamaktadır. Kırsal nüfus 1940’larda % 66 civârındayken gittikçe azalarak 1985’lerde % 32 civârına düşmüştür. Yüzölçümü 13.652 km2, nüfus yoğunluğu 47’dir.

Örf ve âdetleri: Sekizinci ve dokuzuncu asırda İslâm ordularının fethettiği Eskişehir 1074’ten bu yana 917 senedir, Türklerin idâresinde olarak Türk-İslâm kültürüyle yoğrulmuştur. Daha önceki asırlarda yaşayan Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Galat, Roma ve Bizans kültürü tamâmen silinmiştir. Osmanlı Devletinin son zamanlarında Eskişehir göç edilen bir merkez olmuştur. Balkan, Kırım ve Kafkasya’dan göç eden Türklerin bir kısmı toplu olarak Eskişehir’de iskân edilmiştir. Örf ve âdetlerde Balkan, Kırım ve Kafkasya’nın tesirleri görülür.

Mahallî kıyâfeti: Köylerde kadınların cepken ve şalvar giyimi yaygındır. Ayrıca atlas peştamal, işlemeli kulak ve elde örme renkli yün çorap, sefal, çetal ve sarka ismi verilen esvaptır.

Mahallî yemekleri: Hamur aşlarıyla et yemekleri meşhurdur. Çiğ börek, kaşık mantısı, Eskişehir böreği, yağlı börek, bazlama, gözleme, bamya çorbası gâziler helvası, aşur aşı başlıca mahallî yemeklerdir.

 

El sanatları: Türkmenler tarafından dokunan kilim, heybe ve seccâdeler meşhurdur. Sivrihisar kilimleri motif, renk ve dokunuşundaki sanat bakımından üstündür.

Folklor: Eskişehir ili folklor bakımından çok zengindir. Kırım, Kafkas ve Rumeli’nin tesiri görülür. Başlıca oyunları Kırım oyunu, Çeçen kılıç oyunu, Dağıstan ağır oyunu, Eskişehir zeybeği ve mendil oyunudur.

 

Halk Edebiyâtı: Eskişehir, halk edebiyâtı bakımından zengindir.Mâniler (şen söyleme) geleneği yaygındır.Yunus Emre asırlardır sevilen tasavvufî halk şâiridir. Mihalıççık’ın Sarıköyü’nde doğmuştur. Sarıköy tren istasyonu yakınında türbesi vardır. On üçüncü asırda yaşamış olup,Taptuk Emre’nin talebesi olmuştur. Konya’dan Âzerbaycan’a kadar çok yerleri gezmiş, gönüllerden gönüllere pınarlar gibi çağlamıştır.

Eğitim: Eskişehir okur-yazar nisbeti % 90’a yaklaşan ender illerden biridir. Okulsuz köy yoktur. İl dâhilinde 55 anaokulu, 525 ilkokul, 14 ilköğretim okulu, 76 ortaokul, 9 meslekî ve teknik ortaokul, 23 lise, 27 meslekî ve teknik okul vardır. İç Anadolu’da üniversiteye giriş oranı en yüksek olan ildir. 1958-1959’da kurulan İktisâdî ve Ticârî İlimler Akademisi, 1981’de Anadolu Üniversitesine dönüştü. Buna bağlı olarak İktisâdî İdârî Bilimler Fakültesi, Fen-Edebiyât Fakültesi, Açık Öğretim Fakültesi, Tıp Fakültesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri Enstitüleri, Sporun muhtelif dallarında başarılı bir ildir.

Eskişehir coğrafi bilgiler

Fizikî Yapı

Eskişehir topraklarının yarısı plato, % 22’si dağlar ve % 26’sı ovalardan ibârettir.

Dağları: Eskişehir topraklarındaki dağlar orta derecede yüksek dağlar olup, 2000 metrenin altındadırlar. Başlıca dağları Türkmenbaba Tepesi (1354 m), Kızıldağ (1818 m), Çal Dağı (1690 m), Arayit Dağı (1819 m), Bozdağ (1534 m), Kırgız Dağı (1302 m), Sündiken Dağı (1770 m), ilin en yüksek Dağı olan Türkmen Dağı (1826 m)dır. Dağ silsileleri ise Sündiken, Mihalıççık, Bozdağ, Sivrihisar, Kırgız ve Türkmen dağlarıdır.

Ovaları: Ovalar akarsu havzalarında yer alır. Ovaları çok bereketlidir. Step karakteri gösterir.

Porsuk Ovası: Kütahya il sınırı ile Ankara il sınırı arasında Porsuk Çayı boyunca uzanan ovadır. Bu ova Bozdağ, Sündiken, Sivrihisar ve Türkmen dağları ile çevrilidir. Ovanın meyli azdır. Buğday, arpa, yulaf, mısır, şekerpancarı ve pirinç yetişir.

Sarısu Ovası: Porsuk Irmağının bir kolu olan Sarısu’yun iki yanındaki ova olup, Bozdağ ve Türkmen Dağı ile çevrilidir. Porsuk Ovası ile birleşir. Buğday, mısır, arpa, şekerpancarı ve pirinç yetişir.

Yukarı Sakarya Ovası: Sivrihisar, Türkmen ve Emirdağ arasındaki büyük bir boşluktur. Denizden yüksekliği 800-1000 m’dir. Porsuk Ovası kadar verimli değilse de her tarafı ekilir. Tahıl, mısır, susam, şekerpancarı ve ayçiçeği yetişir.

Sakarya Vâdisi:Türkmen Dağının doğusundan Seyitgâzi ve Ankara il sınırına kadardır. Vâdi 200 ile 2000 m arasında genişler ve daralır.

Porsuk Vâdisi: Bilecik ve Kütahya’dan iki kol hâline giren akarsular birleşerek Porsuk Vâdisini meydana getirir.

Akarsuları: Eskişehir il topraklarında Sakarya, Porsuk ve bunların küçük kolları vardır. Aslında Porsuk da Sakarya’nın bir koludur. Fakat bu iki akarsu Ankara il sınırlarında Polatlı ilçesinin “Gordion Harâbeleri” bölgesinde birleşirler.

Porsuk Irmağı: Kütahya’nın Altıntaş ilçesi yakınlarında Murat Dağından çıkar. Batı-doğu istikâmetine akar, Eskişehir il topraklarını ikiye bölerek il merkezinin ortasından geçer. Debisi 10 metreküptür. Yazın suyu azalır.

Sakarya Nehri: Çifteler ilçesinde Sakaryabaşı (Sakarbaşı) denilen yerden doğar. 19-25°C sıcaklıkta kaynayan 5 kaynak, Sakarya’yı meydana getirir. Kaynakların denizden yüksekliği 900 metredir. Sakarya-Eskişehir-Ankara sınırını çizer. Porsuk, Ankara il sınırlarında Sakarya ile birleşir. Sakarya bilâhare Sakarya ilinde Karadeniz’e dökülür. Sakarya’nın Porsuk ile birleşmeden önce debisi 27 metreküptür.

Gölleri: Eskişehir ilinde tabiî göller yoktur. Baraj gölleri ve sun’î göller (göletler) vardır.

Gökçekaya Barajı: Gökçekaya köyü yakınında ve Sakarya Nehri üzerindedir. 1967-1972’de yapılmıştır. 910 milyon m3 su toplanır. Yüksekliği 115 metredir. Senede 500 milyon kilovat-saat elektrik enerjisi istihsal edilir ve gücü 300 megawattır.

Sarıyar Barajı: Sakarya Nehri üzerindedir.Senede 400 milyon kwh elektrik enerjisi elde edelir. 1950-56 arasında inşâ edilmiştir. Gücü 160 megawattır. 190 milyon m3 su birikir.

Porsuk Barajı: Porsuk Irmağı üzerinde sulama, taşkınlardan koruma ve Eskişehir’in içme suyu temini için inşâ edilmiştir. Yüksekliği 98 metredir. 525 milyon m3 su toplanır. Balık yetiştirilir ve etrâfı güzel bir mesîre yeridir.

Musaözü Barajı: Porsuk’un kollarından Mollaoğlu Deresi üzerinde sulama ve taşkın önleme maksadıyla kurulmuştur. 1.5 milyon m3 su toplanır, 350 hektar arâziyi sular.

Dodurga Barajı: Porsuk’un kolu olan Sarısu üzerindedir. 21.5 milyon m3 su toplanır. 1670 hektar arâzi sulanır. Muhtelif göletler taşkınları önlediği gibi, 200 hektar arâzinin sulanmasını temin eder.

Kunduzlar Barajı: Seyitgâzi ilçesinin 16 km güneybatısında Akin Deresi üzerinde inşâ edilmiştir. Yüksekliği temelden 40 metredir. Hacmi 23 milyon metreküptür. Gövde dolgu hacmi de 375.000 metreküptür.

İklim ve Bitki Örtüsü

Eskişehir’de sert bir kara iklimi hüküm sürer. Etrâfı dağlarla çevrili olduğu için Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinin tesiri altında kalmaz. Bir kısmında Batı Anadolu ikliminin tesiri görülür. Kışın bol kar yağar, yağmur yağışı azdır. Yıllık yağış ortalaması 368-393 mm arasındadır. Kışlar soğuk, yazlar ovalarda sıcak,yaylalarda serin geçer. Yaylaları azdır. Gece ve gündüz arasında büyük ısı farkı vardır. Sıcaklık -26°C ile +39°C (gölgede) arasında seyreder.

İl topraklarının % 42’si ekili-dikili alanlar, % 25’i çayır ve mer’a, % 27’si orman ve fundalıktır. Tarıma elverişli olmayan arâzi % 6’dır. Ormanlar daha çok Batı Anadolu bölgesindedir. Sarıçam, akçam, karaçam ve ardıç ağaçları çoğunluktadır. Akarsu vâdilerinde söğüt ve kavak ağaçları fazladır. Ovalarında her yer ekilmektedir.

Eskişehir ekonomisi

Orta Anadolu’nun Ankara’dan sonra ikinci büyük şehri olan Eskişehir, aynı zamanda sanâyi bakımından gelişmiş illerden biridir. Sanâyi geliri tarım gelirinden fazladır. Îmâlât ve inşaat sektöründe çalışan nüfûsun yüzdesi 1970’te 11, 1975’te 9, 1980’de 13, 1985’te 15 civârındadır.

Tarım: Eskişehir tarım bakımından da gelişmiş bir ildir. Hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve avcılıkla geçimini temin eden faal nüfûsun yüzdesi 1970’te 59, 1975’te 63, 1980’de 49, 1985’te 48 olarak görülmektedir. Sulama, gübreleme ve modern tarım araçları kullanılır.Sert kara iklimi hüküm sürdüğünden tarım ürünlerinin çeşitleri azdır. Sarıcakaya ve Mihalıççık’ta meyvecilik ve sebzecilik ileridir. Sarıcakaya havâlisinin iklimi Ege iklimine benzediği için, kar görmez ve yılın dört mevsimi çeşitli tarım ürünleri elde edilir. Toplam 200 bin tona yakın marul, ıspanak, patlıcan, domates, salatalık, biber ve tâze soğan, meyve olarak armut, elma, vişne, kayısı, bâdem, dut, karpuz ve kavun yetişir. Buğday, arpa, çavdar, yulaf, ayçiçeği, patates ve en çok olarak da şekerpancarı elde edilir.

Hayvancılık: Eskişehir’de hayvancılık da çok gelişmiştir. Verim ise Türkiye ortalamasının üstündedir.Koyun, tiftik keçisi, sığır, kıl keçisi ve kümes hayvanları beslenmektedir. Arıcılık gelişmiştir. Çifteler harası İkinci Mahmud Han devrinden beri faaliyettedir. Eskiden burada ordunun süvâri sınıfı için at yetiştirilirdi.

Ormancılık: Eskişehir orman varlığı bakımından zengin sayılmaz. Her ne kadar arâzinin% 27’si ormanlık olarak görülmekte ise de çoğu fundalıktır. Ormanlar, Türkmen, Bozdağ ve Sündiken dağlarının yamaç ve uzantılarında bulunur. 1980’li yıllardaki yıllık ortalama kesim, 40 bin m3 çam tomruk, 8 bin m3 mâden direği ve 10 bin m3 telefon direği ile 150 bin ster yakacak odundur.

Mâdenler: Eskişehir ili mâden bakımından zengin sayılır. Çıkan başlıca mâdenler:

Krom: Özel sektör tarafından çıkarılır. Boraks: Kırka’da Etibank tarafından işletilmektedir.

Manyezit: Etibank ve Transtürk Holding tarafından mağnezyum elde edilir. Alüminyumdan hafif ve dayanıklı olan mağnezyum, uzay, otomotiv ve uçak sanâyiinde kullanılır.

Bor tuzları: Etibank tarafından çıkarılır.

Perlit: Özel sektörce çıkarılır.

Lületaşı: Eskişehir’in milletlerarası şöhretlerinden biri lületaşıdır. Deniz köpüğü (Meerschaum) denilen beyaz ve işlenmesi kolay taştan ağızlık, vazo ve süs eşyâsı yapılır. 1981’de Avrupa’ya 11 bin sandık lületaşı ihrâç edilmiştir. Lületaşı pipoların nikotinini emerek tütünün zararını azalttığı söylenmektedir. Lületaşının 5 cinsi vardır. Sırmalı, birim malı, parçalı pamuklu, taneli dökme ve çeltiz gibi isimler alır. 100 kilometrekarelik bir sahada 300’e yakın kuyudan her sene yaklaşık 3500 ton lületaşı çıkarılır. Dünyânın en zengin lületaşı Eskişehir’dedir. Bunlardan başka mermer, linyit, alçıtaşı, amyant, kalsedon çıkarılır.

Sanâyi: Nüfus yoğunluğu, ulaşım imkânı, enerji kaynakları, mâden ve tarım imkânlarının müsâit oluşu, Eskişehir’de sanâyinin gelişmesinde mühim rol oynamıştır. Eskişehir; sanâyisi gelişmiş, ileri bir ilimizdir.Türkye’nin belli başlı sanâyi merkezlerindendir. Başlıca sanâyi tesisleri şunlardır: Un fabrikaları, tuğla ve kiremit fabrikaları, uçak-bakım tesisleri, uçak motor fabrikası, devlet demir yolu fabrikası, çimento fabrikası, basma fabrikası, buzdolabı ve kompresör fabrikası, jant fabrikası, pulverizatör ve su pompası üreten makina fabrikası, yapı malzemesi, makina ve tesis îmâlatı fabrikası, makina sanâyii, cıvata fabrikası, beton sanâyii, gıda, şekerleme, sunta, otomotiv, yem, giyim ve şeker fabrikaları. Eskiden bir tarım kasabası olan Eskişehir, gittikçe bir ticâret, sanâyi, turizm ve sağlık merkezi hâline gelmektedir.

Ulaşım: Eskişehir kara, demiryolu ve hava ulaştırması bakımından büyük imkânlara sâhiptir. Kara ve demiryollarının kavşak noktasıdır. İstanbul- Bilecik-Eskişehir-Ankara ve Ankara-Eskişehir-Bursa karayolu ile İstanbul’u İç Anadolu’ya, Ankara’yı Güney Marmara ve Batı Anadolu’ya bağlar. Köylerinin hepsinin yolları vardır. İlçeleri Eskişehir’e iyi vasıflı yollarla bağlıdır. Askerî maksatla kullanılan büyük bir hava alanı vardır. Haydarpaşa-Ankara demiryolu Eskişehir’den geçer, burada bir hat Ankara istikâmetine diğer hat ise, Kütahya-Afyonkarahisar istikâmetine gider. Böylece demiryolu ile Türkiye’nin her yerine bağlanmış olur. Trenlerin en çok uğradığı yerlerden biri de Eskişehir’dir. Karayolları bakımından İstanbul-Ankara-Bursa üçgeninin ortasında bulunur. Ankara ve Bursa’ya oldukça yakındır. Eskişehir- Bilecik-Adapazarı kavşağı ile İstanbul-Ankara karayoluna bağlanır.

 

http://www.ilimsel.com/

Yorum Yaz