bayrak bayrak

(*SİTE İÇİ COĞRAFYA KONULARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ*)

JEOLOJİK ETKEN OLARAK İNSAN - COĞRAFYACI - Blogcu



COĞRAFYACI

ENGİN ŞALLI BURSA-ORHANGAZİ ÇOK PROGRAMLI LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

31/5/2009 - JEOLOJİK ETKEN OLARAK İNSAN

JEOLOJİK ETKEN OLARAK İNSAN

Hüseyin ÇELEBİ

F.Ü., Müh. Fak., Jeoloji Mühendisliği Böl, ELAZIĞ

 

ÖZET

Makalede insanın jeolojik ortamı, dolaylı ve doğrudan nasıl etkilediği anlatıldıktan sonra tehlikeli  boyutlara varan nüfus artışı ve enerji tüketimi gibi gelişmelerin sonucu olarak beliren çevre sorunlarına değinilmektedir. Taşküre, suküre,atmosfer ve biyosfere insanın etkisinin boyutları açıklanmakta, bunların sınıflandırılma gereği üzerinde durulmakta ve geleceğe yönelik olumlu gelişmeler belirtilerek yeni bir çevre anlayışının yaygınlaştırılmasının önemi ve gelecek için alınması gereken önlemler vurgulanmaktadır.

 

1. GİRİŞ

20. yüzyılın ortalarından beri görülmemiş bir şekilde nüfus artışı, endüstri üretimi ve enerji tüketimi  artmaktadır. Bunlara bağlı olarak insanın doğaya olan olumsuz etkileri kendisini hissettirmeye başlamıştır. Öte yandan insanların doğaya olumsuz etkilerinin azaltılması için önlemlerin alınmasına ve onunla uyum içinde yaşamayı sağlayan yöntemlerin geliştirilmesine çalışılmaktadır.

 

İnsan, yaratılışı gereği tekniği kullanarak doğal çevresini değiştiren bir jeolojik etkendir.İnsanların jeolojik etken olarak rol oynadığı ve teknik yöntemleri kullanarak değiştirdiği taşküre,atmosfer ve biyosfer de jeolojik ortam veya doğal çevre olarak adlandırılır (Reuter ve diğ.,1978).

 

Karmaşık toplumsal ve ekonomik şartlarda bilimsel ve teknik gelişmeyi toplumun yararına kullanabilmek için insanın doğal çevresini koruması,kullanması ve şekillendirmesi büyük önem taşır. Çünkü insanın doğal jeolojik olayların akışına müdahale etmesi, doğal ortamın değişmesine neden olmaktadır.

 

İnsan gelişen medeniyet ve teknolojiye bağlı olarak tabiata etki gücünü sürekli yükselterek mevcut doğal jeolojik ortam (=çevre) şartlarından özgürleşmiş ve refleksif bilince erişerek jeolojik ortamı planlı bir şekilde kullanmasını öğrenmiştir. Avcılık yaşam dönemi, tarım ve hayvancılık dönemi ile kapanmıştır. Bu da şehir yaşamı ile endüstrileşmeye dönüşerek tümüyle değişmiştir. Sonunda insan yaşamı, hızlanan gelişme sonucu olarak uzun süreli organik yaşamın tamamen kapsamı dışına çıkmıştır.

 

İnsanlar bilgileri sayesinde doğal eleme proseslerini kalıcı bir şekilde değiştirerek nüfusun yaşlanmasına neden olmaktadır. Bu nüfus artışı şimdiye kadar yeryüzünde hakim olan ekolojik dengeyi bozmaktadır. Çünkü insanlar jeolojik ortamdan sürekli azalan imkanlarla daha etkin yöntem ve araçlarla yararlanmaktadırlar.

 

Yerleşim yeri ve yol gibi yapılarla bitki örtüsü tahrip edilmekte, asit yağmurları ile ormanlar yok edilmekte ve verimli topraklar aşırı otlatma,ürün alma isteği ve ağaçsızlaştırma nedenleri ile çöllerle çevrilmektedir. Toprak kullanımı, artan taşınma ile başka yerde ve şekilde çökelmeye yol açmaktadır.

 

İnsanın jeolojik etkisi yapıcı olmaktan ziyade yıkıcı olmaktadır. Bu etki, sağlıklı bir vücuda giren bir bakterinin işlevine benzetilebilir. Vücutta hızla çoğalan bakteri, ölümüne neden olduğu organizmanın ölümü ile kendisi de oluşturduğu çöplerin altında avının kurbanı olarak ölür.

 

Makalede yerbilimlerinde "antropojen jeodinamik olaylar" (Siderenko, 1968) olarak adlandırılan insanın doğal çevreye etkisinin anahatlarına değinilecektir. Geniş kapsamlı bu konunun ayrıntılarını burada irdelemek imkansızdır.Dolayısiyle ancak bazı önemli gelişmeler,karşı karşıya kalınan tehlikeler ve doğuracağı sonuçlar

vurgulanacaktır.

 

2. TEHDİT EDEN GELİŞMELER

Clark'e (1990) göre 18. yüzyılın başından beri dünya nüfusu sekiz kat artmıştır. Bunun 2030 yılında yaklaşık 10 ve 2050 yılında da 18 milyar olması beklenmektedir (Ott, 1993). Buna paralel olarak insanların yaşam süresi en az iki katına çıkmıştır. Aynı zamanda ticari mal değişimi küresel ölçülere varmıştır. Bugün dünyanın bir tarafındaki insanlar öbür tarafındaki mallarla beslenebilmektedir. Uluslararası ticaret hacmi

en az 800 katına çıkarak dünya ekonomi üretiminin üçte birine varmıştır.

 

İnsanın sayısal ve zeka olarak maksatlı değişikliklere gücü yetmektedir. Çakmaktaşı madenciliği ile  başlayan yeryüzüne müdahalesi,otlak, tarım, şehirleşme ile ilerliyerek kitle hareketleri,yol, tünel ve barajlarla büyük alanlarda yeryüzüne yeni çehreler vermeyle devam etmektedir.

 

Jeolojik ortamı etkileyen insan işlevlerinin en önemli sonuçlan tarım, enerji ve endüstri ürünlerinden kaynaklanmaktadır.19.yüzyılın ortalarından beri 9 milyon km2'lik alan tarım için işletilir hale

getirilmiştir.

 

Avrupa'nın yarısı büyüklüğündeki ormanlık alan yok edilmiştir. Bunun sonucu olarak büyük nehirlerin çökel oranları üç kat artmıştır. Son 300 yılda yerin özellikle karbon ve kükürt gibi elementlerin döngüsünde önemli rol oynayan dünya enerji tüketimi 80 kat artmıştır (Gibbons ve diğ.1990).

 

Bakır, kurşun, demir ve çinko gibi temel maddelerin yılda ortalama % 3'lük artışları dikkate alındığında son 100 yılda en az 100 kat arttığı ortaya çıkmaktadır (Frosch ve diğ., 1989).

 

Aynı etkiler atmosfere de yansımaktadır. Son 300 yılda atmosferdeki metan oranı iki katına yükselmiştir. Karbondioksit derişimi % 25 oranında artmıştır.Azot ve kükürt gibi önemli bazı gaz bileşiklerinin insanlar tarafından ortaya çıkarılan miktarları doğal olarak serbestleşen miktarlarının çok üstündedir. Kurşun,kadmiyum ve çinko gibi bazı önemli metallerde bu oran sırası ile 18, 5 ve 3'tür (Clark, 1990).

 

Arsenik,civa, nikel ve vanadyum gibi diğer birçok element insanlar tarafından doğadaki serbestleşmenin iki katından fazla doğal ortamlara verilmektedir. Bunlara ek olarak insan eliyle üretilen yaklaşık 70.000 çeşit kimyevi madde, Flüorklorkarbonhidratlar ve DDT gibi haşare ilaçları küresel jeolojik ortam sistemini olumsuz etkilemektedir.

 

Canlılar içinde en önemli yere sahip olan insan, aktif ve pasif rolü ile yeryüzünün şekillenmesinde en önemli rolü oynamaktadır.Ancak neden olduğu bazı olaylar gittikçe etkisini göstermektedir. Bunlardan önemli olanlarının bazıları şöyle sıralanabilir:

 

Su basmalarının artması, aşırı sıcaklık ve kuraklığın yaygınlaşması, güneş yakmasının etkinleşmesi,don, çığ, tornado, kum fırtınalarının sıklaşması,heyelanlar, karoller ve yosunların çoğalması,

 

3. İNSANIN TAŞKÜREYİ BOZMASI

Antropojen jeodinamik olaylar taşkürenin üstünde (dış olaylar) veya içinde (iç olaylar) izlenmektedir.

 

Bunlar, insanların yapı malzemesi,yapı yer veya temeli olarak yoğunlaştırdığı çalışmalardır. Bu olaylarla insanlar, kayaçların gerilim durumunu (maden ve inşaatla), bileşimini (tarım, mineral bozulması ve değişimi ile) yer altı ve yer üstü su rejimini (çöl sulaması,çayır, mera, maden ocağı suyu ve karstlaşma ile) bozmakta ve biyosferde değişikliklere neden olmaktadır.

 

Jeolojik olaylarda gözlendiği gibi insanların işlevleri kayaçların sertleşmesine, yumuşamasına,çözülmesine, taşınmasına ve çökelmesine neden olmakta, su basmalarına ve kitle hareketlerine yol açmaktadır.

 

Çeşitli bölgelerde doğal olayların hızlanması ve yaygınlaşmasında insan rolünün büyük olduğu bilinmektedir. Bunlara ormansızlık (çölleşme), kuraklık, tuz ve jips karst bölgelerindeki çökmeler, sıvı ve petrol gibi maddelerin çıkarılması sonucu ve şehir ağırlıkları nedeni ile 8 m'ye varan zemin alçalmaları (Venedik,Meksika, Tokyo, Moskova gibi şehirler) örnek verilebilir (Reuter ve diğ., 1977).

 

İnsanlar tarafından hareket ettirilen kitleler doğal taşınan kitle miktarları ile yarışır hale gelmiştir (Hasemann 1978). Mısır'daki tarihi Keops Piramidinin yapımında yaklaşık 5 milyon m3 kireçtaşı, Almanya'nın Meklenburg-Schwerin yolunda 2 milyon m3 marn kullanılmıştır.Erzberg'de (Federal Almanya) yüzyıllar boyunca 360 milyon m3 cevher çıkarılmıştır. Bugün sadece bir açık kömür işletmesinde yılda 200 milyon m3 örtü tabakasının hareket ettirilmesi mümkündür. Buna karşın Mississipi'nin yılda 40 milyon ton moloz ve kum, 340 milyon ton süspansiyon ile 130 milyon ton erimiş katı madde taşıması pek de fazla sayılmaz.

 

Türkiye'de örneğin Ergani Maden (Elazığ) Bakır İşletmesi bu kitle hareketlerine iyi bir örnek oluşturmaktadır .Yatağın sadece 1939-91 yılları arasındaki işletmesi sırasında 17,4 milyon ton cevher ve 21,1 ton örtü tabakası olmak üzere toplam 38,5 milyon ton kayaç hareket ettirilmiştir (Çelik, 1993).

 

Bu arada binlerce m3 toz havaya verilmiştir. Yine binlerce m3 Ni,Co, Fe ve Mn'ca zengin atık su Maden Çayı'na (Dicle Nehri) akıtılmıştır ve bu devam etmektedir (Gür, 1993). Yapılan patlatmalarla ilçedeki yapıların gördüğü hasarlar, gürültü ve toz hariç,milyarlarla ifade edilmektedir. İşletme zarar etmesine karşın, sırf sosyal nedenlerle devam etmektedir.

 

4. İNSANIN SUKÜREYİ KİRLETMESİ

Sadece insanlar açısından bakıldığında değil, her canlı için su ve hayat ayrılmaz iki öğedir. Su döngüsü de yeryüzündeki madde döngüsü gibi biyolojik döngü ile iç içedir.

 

Örneğin bitkiler fotosentez için CCh ve HzO'ya muhtaçtır. Tüm hayvan ve insan metabolizması da su ile yapılmaktadır. Su döngüsüne denetimsiz verilen atık sular karışmaktadır. Bunlar da nehirlerle göl ve denizlere ulaşmaktadır.Artan su gereksinimi nedeniyle yeraltı su rezervlerinin kapasitesi aşılmış bulunulmaktadır.Bu nedenle su gereksinimini karşılamak için yer altı su çevrimi hızlandırılarak kullanılmaktadır.Bu da kayaçların daha çabuk ayrışmasına ve erimiş minerallerin daha hızlı taşınmasına yol açmaktadır.

 

Küçük ve yoğun tarım havzalarında 300 yıl önceki duruma göre toprak taşınması (erozyon) 8 kat yükselerek yılda 1-2 milyar ton karbonun denize taşınmasına neden olmaktadır. Yine bu süre içinde insanların mevcut küresel su döngüsünden aldıkları yıllık su miktarı yaklaşık 100 km'den 3.600 km3'e (Van Gölü'nün yaklaşık 10 katı kadar) yükselmiştir.

 

Uzun sürede depolanmış mineral, kayaç ve enerji maddeleri (petrol, gaz, kömür) insan eliyle çıkarılarak depo, çöp, ayrışma ve yayılma yolları ile tekrar mineral ve katı madde döngüsüne sokulmaktadır. Nehirlerdeki katı maddelerin tuzları artmaktadır. Uygun çökellerde, nehir kumlarında Pb, Zr aşırı çökelmekte, deniz yumrularında da Mn, Fe, Cu, Co, Ni ve Ba gibi elementler yüksek oranda konsantre olmaktadır.Mn ve Hg gibi pestisitlere (mantar hastalıklarına) karşı kullanılan elementler yoğunlaşmış bir şekilde atık sularla göl ve denizlere karışmaktadır.

 

Son 10.000 yıldan beri insanların yaptığı önemli yapılarla yeryüzü çeşitli değişikliklere uğratılmıştır. Nehirler kanalize edilerek esasında arınan nehir suları doğrudan denizlere verilmektedir. Yapılan liman, yol ve deniz dolguları ile doğal hareketler yönlendirilmektedir.Karalarda da çeşitli engellerle kumul hareketleri önlenmektedir.

 

Denizler ihmalkarlıktan veya bilgisizlikten büyük çöp deposu olarak kullanılmaktadır. Halbuki denizler, insanların vazgeçemeyeceği besin maddelerinin önemli bir kısmını vermektedir.Bu nedenle insanlar ona muhtaçtır. Bu, aynı zamanda çok önemli bir ulaşım yoludur.

 

İsrafçı bir tutumla kullanılan, oluşumu milyonlarca yıl süren petrol ve kömür gibi enerji kaynakları kısa sürede tüketilmeye yüz tutmuştur.Esasında tüketilmeyen, ancak dönüştürülen enerjiler çok düşük verimli aygıt ve yöntemlerle yapılmaktadır. Enerji tüketimi özellikle kalabalık bölgelerde atmosferde zararlı maddelerin artmasına neden olmaktadır (termik santraller, kalorifer santralleri ve araba eksozları). Bunlar

çökerek suya, toprağa ve besin maddelerine de karışarak zarar vermektedir.

 

5. İNSANIN ATMOSFERE ETKİSİ

Graedel ve Crutzen'a (1989) göre atmosferin tarihi süreci içinde önemli bileşenlerinin, örneğin Ü2 ve Ha sabit kalmıştır. Ancak son yüzyıllarda SCh ve NOx gibi iz bileşenleri hızla değişmektedir. Bunlardan SCh 50 ppb (milyardabir) konsantrasyonda bile asidik yağmurlara ve korroziona neden olmaktadır.

 

Karbon monoksit yanma olayına bağlı olarak (orman, fosil yakıtlar vs.) teknolojik işlevler sonucunda ortaya çıkabildiği gibi doğal olarak da ortaya çıkabilmektedir.(CH4->CH3->CH3O2->CO gibi)

 

Bu, milyonlarca yılda sağlanmış ve ürünü olduğumuz ortamın, yani atmosferin, kimyasal bileşimini değiştirmektedir. Dolaylı olarak da iklimin değişmesine neden olmaktadır. Bunun yanında CO'nun artması, OH iyon kökünün aşırı tüketimine neden olur. Dolayısı ile OH iyonu, CH4 diğer gazların parçalanmasına yetmeyecektir. Bu örnek son yıllarda neden metan gazının atmosferde arttığını göstermektedir (Şekil 3a). Metan,karbondioksit gibi sera etkisi olan bir atık gazdır.Yerin ısısını ve güneş ışınlarını absorbe ederek ve kısmen yansıtarak atmosferin alt tabakasının ısınmasına yol açar. Bu yüzden artacak metan ve COa yüzünden iklimin değişmesinden ve atmosferin ısınmasından endişe edilmekte ve karbon monoksitin bunu hızlandırmasından korkulmaktadır (Nevell ve diğ., 1989).

 

Karbon monoksit artışı atmosferdeki ozon (Os) miktarının artışına da neden olmaktadır.Yapılan araştırmalara göre troposferdeki (atmosferin 10-15 km arası) ozon gazı tabakası, yeryüzünü güneşin morötesi ışınlarına karşı etkin bir şekilde korumaktadır. Ozon'un bu yolla üretilmesi bu bakımdan iyi ve flüorklorhidrokarbonatların neden oldukları kayıpların bir kısmını karşılamaktadır. Ancak Ozon tabakasının kalınlığının az artması bile yeryüzünde bitkilerin büyümesini önemli ölçüde engellemektedir. Ayrıca ozon tabakası sera etkisi olan önemli bir gaz tabakasıdır.

 

6. İNSANIN BİYOSFERİ TÜKETMESİ

Hayvanlar ve bitkiler jeolojik bakımdan önemli olan boyutlardaki etkileri ile madde döngüsünü etkilemektedir. Örneğin koraller, bryozoalar ve kabuklu hayvanlar denizel ortamdan Ca'u çekerek kireçtaşlarını, marnları ve dolomitleri oluştururlar. Foraminiferler Si'u çakmaktaşına çevirirler. Bitkiler C'u eriterek kömür yataklarını ve bakteriler de S'ü kükürt yataklarına çevirirken, kuşlar da guano fosfor yataklarının oluşmasını sağlarlar.

 

Bunlar, bazı önemli biyoorganik döngünün anorganik döngünün aleyhine olan örnekleridir. Bu maddelerin bağlı bulundukları ortamlardan arınması pasif olarak yapılmaktadır.İnsan, biyosferi, görüldüğü gibi ürkütücü bir şekilde tahrib etmekte, doğrudan veya dolaylı 450 memeli hayvan türünün yok olmasından sorumlu tutulmaktadır (Richter, 1986).

 

İnsanların hayvan ve bitki dünyasına ağır kalıcı etkileri olmaktadır.Yabani hayvan, bitki ve özellikle haşereler insanlar tarafından sürekli yok edilmektedir.Bazı hayvan ve bitki türleri, örneğin Ksenefon'un söz ettiği Mezopotamya'nın yabani eşekleri, gergedanlar ve kutup ayıları gibi, artık özel koruma altındadır. Asuan (Mısır) barajının yapımından sonra verimli topraklar taşınmamakta ve dünyanın en meşhur Nil karideslerine de artık rastlanmamaktadır. Bu zorlama ile azaltma veya yok etmeler, örneğin tarımda, başka bitki ve haşerelerin çoğalmasına neden olmuştur.

 

7. İLERİYE BAKIŞ

Ekonomistler doğal jeolojik ortamın tahribatını dikkate almamakta, bitkisel ve hayvansal çeşitliliği, yeraltı suyunun temizliğini ve toprağın verimliliğini zenginlik saymamaktadırlar.Bunlara göre doğal kaynaklar, hiçbir ekonomik değer taşımamaktadır (Repetto, 1992).

 

Görünürde etkin bir sanayileşme ile ülkeler zenginleşmektedir.Ancak gerçekte yaşam, gerekli kaynakların tahrip edilmesi sonucu, fakirleşmektedir.Küresel çevre kirliliğinin önemli bir nedeni fakirlik veya onun sonucudur. Bunun uluslararasındaki ve uluslardaki nedenleri saptanmadan çözümünü bulmak zordur.

 

Kalkınmakta olan ülkeler için fakirlik kalkınmış ülkelerinden farklıdır veya farklı görülür. Bir fakir, gelecek sene ekeceği ürününün tohumunu da yemekten ve ısınmak için sınırlı ağaçlan kesmekten başka çare bulamaz.Bunlar, fakir açısından kısa bir zaman için bir kurtuluştur. Ancak uzun sürede sonunu hazırlamak ve kendini ölüme mahkum etmek demektir. Bir fakire "çevre için gereklidir,koruyalım" diyerek

açıklamalarda bulunmak bir lükstür.

 

Dolayısıyla çevre korumada ve fakirliği kaldırmada veya azaltmada etkili olamaz. Dünya Çevre ve kalkınma Komisyonu'na göre uluslararası ekonomik sistem ve mücadele ile kaldırılabilir.Çevre veya jeolojik ortamı korumada başarılı olabilmek için insanlara öncelikle yeni bir çevrecilik anlayış ve bilincinin kazandırılması gerekir. Bu, uluslararası, disiplinli ve uygun yasalarla,özellikle yapı ve üretici kuruluşlara zorlayıcı hükümlerin getirilmesi ile desteklenmelidir.

 

Örneğin kuruluşların doğal yapıyı koruyucu önlem alması, buna göre en iyi çalışma ve planlamayı gerçekleştirmesi istenebilir. Çalışmaların sonunda da yeniden şekillendirme (rekültivasyon),doğan zararların karşılanması, geleneksel yararlanma olanaklarının sağlanması için yaptırımlar getirilebilir. Tekrar şekillendirmenin teşvik edilmesi şarttır. Bu konularda yerbilimlerinde edinilen deneyimlerden ve geliştirilmiş yöntemlerden de yararlanılabilir.

 

İnsanların neden olduğu jeolojik olayların bir sınıflandırılması şimdilik mevcut değildir.Ancak kabaca olayların insanlara etkisi, ekonomik sonuçları ve fiziksel veya kimyasal şartları bakımından bir sınıflandırmanın yapılması mümkündür. Sınıflandırma, insanlara belli sayısal verilerle çalışabilme imkanı, karşılaştırma ve tanımlama kolaylığı sağladığından önemlidir.Bu yönden atılacak adımlar geciktirilmemelidir.

 

Bu özetlenen tüm olumsuzluklara karşın sevindirici gelişmeler de artmaktadır. Örneğin Mazcek ve Massion'a (1991) göre Almanya'da 1975-90 yılları arasında Cd emisyonunda % 70, Zn'da % 90, Pb'de % 80 ve SCh'de de % 65 oranında düşüş sağlanmıştır.

 

Fosfatlı deterjan kaldırılmış ve flüorklorkarbonhidratlar da tedricen kaldırılacaktır. SÖ2 ve NOx  tutucu maddelerin kullanılması, atıkların tekrar değerlendirilmesi veya az zararlı atıkların üretimi yaygınlaşmaktadır. Jeolojik ortam için zararsız teknolojilerin geliştirilmesi ve alternatif enerji kaynaklarının (fotovoltaik, metanol, güneş enerjisi ve çekirdek füzyonu gibi) bulunması veya değerlendirmesi önem kazanmaktadır.

 

Buna paralel olarak birçok ülkede yasal veya 'anayasal önlem ve teşviklerin arttığı da göze çarpmaktadır.Bunlara ek olarak ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar yaygınlaşmakta, toplantı ve konferanslarla (1992 Uluslararası Rio de Janeiro/Brezilya Çevre Konferansı, Kuzey-Güney Diyalogu ve Club of Rom gibi) insanlar doğal çevre hakkında aydınlatılmaktadır.

 

Sonuç olarak insanın, tarihi süreç içinde etkin bir jeolojik etken haline geldiği görülmektedir.Doğal jeolojik iç ve dış olayların tek başına yaptığı değişiklikleri şimdi insanlar da taşküreyi,suküreyi ve atmosferi derinden etkileyen işlevleriyle yapabilmektedir. Bunun için insan, jeolojik ortamı bozarak kendini de yok edecek yeterli araçlara sahip bulunmaktadır. Önlem alınmazsa, insan yer küresini insan öncesi döneme götürmekte ve pek uzak olmıyan sonunu hazırlamaktadır.

 

Yer küresi, insanlara bırakılan bir miras değil,gelecek nesillerin bir emanetidir. Dolayısıyla hırs, israf ve bencillikten uzak geleneksel ve ahlâki değerlere göre insan bu emaneti bozmadan gelecek nesillere teslim etmek zorundadır. Çevrenin insana gereksinimi yoktur, ama insan onsuz yaşayamaz.

 

KAYNAKLAR

- Clark, W. C., 1990: Verantwortliches gestalten deş Lebensraums Erde. Spektrum der Wiss., Sonderheft 9, 4-12.

- Crosson, P. R. ve Rosenberg, N.J., 1989: Strategien für die Landwirtschaft. Spektrum der Wiss., 11, 108-115.

- Çelik, N., 1993: Etibank Ergani Bakır işletmesi, sağladığı yararlar ve kapatılmasının doğuracağı sonuçlar. Yayınlanmamış yüksek lisans semineri, 72 s., Fırat Üniversitesi, Elazığ.

- Frosch, R.A., ve Gallopoulos, N.E., 1989: Strategien für die Industrieproduktion. Spektrum der Wiss., 11, 126-135.

- Gibbons, J.H., Blair, P.D. ve Gwin, H.L., 1990: Strategien für die Energienutzung. Spektrum der Wiss., Sonderheft 9, 68-76.

- Graedel, T.E. ve Crutzen, P.J., 1989: Veranderung der Atmosphare.Spektrum derWiss., 11, 58-69.

- Gür, F., 1993: Ergani Bakır İşletmesi flotasyon atık sularının Maden Çayı'ndaki kirlilik potansiyeli. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, 81 s., Fırat Univ., Elazığ.

- Hesemann, J., 1978: Geologie. Ferd. Schöningh Veri., 374 s., Pederborn, München, Wien, Zürich.

- Mazcek, H. ve Mssion, W., 1991: Umwelt, Energie und Recycling. Erzmetall 44/12, 585-896.

- Miedows, D. H., Meadows, D. L. ve Randers, J., 1992: Die neuen Grenzen deş Wachstums. Deutsches Verlagsanstalt, 319 s.,Stuttgart.

- Newell, R. E., Reichl, jr., H.G. ve Seiler, W., 1989: Kohlenmonoxid in der Atmosphâre. Spektrum der Wiss. 12, 86-93.

- Ott, G., 1993: Energie für die Welt für Morgen-Optionen und Realitaten. Glückauf 129/3, 219-229.

- Repetto, R., 1992: Die Bewertung natürlicher Ressourcen. Spektrum der Wiss. 8, 36-42.

- Reuter, F. Klengel, K. J. ve Pasak, J, 1978: Ingenieurgeologie.VEB Veri., 451 s., Leipzig.

- Richter, D., 1986: Algemeine Geologie. De Gruyter Veri.,3. basım, 412 s., Berlin, New York.

- Schneider, S H., 1990: Veranderung deş Kumaş. Spektrum der Wiss., Sonderheft 9, 24-33.

- Siderenko, A.W., 1968: Mensch-Technik-Erde. Zeitschrift angew. Geologie 14/4, 169-176; 5, 226-244; 6, 284-290.

- Wilson, E. O., 199: Bedrohung der Artenreichtums. Spektrum der Wiss., Sonderheft 9, 42-49.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı

BENİM HAKKIMDA

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.

coğrafyacı

BANNERİ SİTENİZE EKLEME KODU

SON YAZILARIM

MERKÜR
UMMAN DENİZİ
HABUR ÇAYI
OLİVİN
PREHNİT
İNSAN HAKLARI HAFTASI
NATO’YA ÜYE ÜLKELER
AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYE ÜLKELER
BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU’NA ÜYE ÜLKELER
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI’NA ÜYE ÜLKELER
GEDİZ NEHRİ
VENÜS
HOTAN
ALFRED WEGENER
ULUSLAR ARASI ORGANİZASYONLARA ÜYE ÜLKELERİN SAYILARI
LAHN NEHRİ
RODONİT
TREMOLİT (AKTİNOLİT)
DİNLER VE İNANÇLAR
DÜNYADA KONUŞULAN DİLLER

Gazeteler
Feedjit Live Website Statistics

BAĞLANTILARIM

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
COĞRAFYAM NET
ZÜLFİKAR ÖĞRETMEN FORMU
COĞRAFYA SAATİ
COĞRAFYA KULÜBÜ
COĞRAFYA SEVGİSİ
COĞRAFYA TUTKUDUR
COĞRAFYA TV
TÜRK COĞRAFYA KURUMU
ÜLKELER NET
COĞRAFYALAR COM
COĞRAFYAM ORG
COĞRAFYACIYIZ COM
E-COĞRAFYA
PROF.DR.RAMAZAN ÖZEY
COĞRAFYA DERSİM
NÜFUS PİRAMİTLERİ
COĞRAFYAMIZ NET
TÜRKCOĞRAFYA COM
FİZİKİ COĞRAFYA COM
COĞRAFYACI NET
COĞRAFYAM VE HAYAT
COĞRAFYA ÖĞRETMENİM
COĞRAFYA DÜNYASI
ATLAS DERGİSİ
COĞRAFYALİSE COM
SOSYAL DERSLERİ
DÜNYA DEPREMLERİ
MEB COĞRAFYA TV
COĞRAFİ ŞEKİLLER
TÜBİTAK
BİLİM TEKNİK
SAMANYOLU EĞİTİM KURUMLARI
ARİFİYE Ö.L.MEZUNLARI
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
EĞİTİM HABER
ÖĞRETMEN SAYFASI
ÖĞRETMEN SİTELERİ
ÖĞRETMENİN PUSULASI
ORHANGAZİ REHBERİ
ORHANGAZİ BELEDİYESİ
ORHANGAZİ GEN.TR
ORHANGAZİ WEB.TR
GEOBİLİM.COM
GENÇ BİLİM
BULUTSU ORG
İLİMSEL COM
COGRAFYADERSANESİ.BLOGSPOT
Esma-ul Husna
sitene ekle

KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

zulfikar22
alsancakkoyu
reef
gercekyasamdan
herneysem
karakurum
rahmetli645
acizm1988
GÜVEN AKBULUT
vatanseverpatriot
vakanuvis
güven akbulut
cografiegitim
gazgaz1
sakary54
cografyamiz
marasili
ankakusum
polatalemdarkurtlarvadisi
bilgisayaregitimlerimiz
yahsieli
bloghertelden
cografyaci10
hilalliler
cografyapaylasim1
sarozfatihi

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

COGRAFYAMİZ
vakanuvis
gerçek yaşamdan
EĞİTİM VE ÖĞRETMEN FORUMU