MAĞARALAR VE MAĞARACILIK

2010-09-12 10:03:00

 

Sözlük ve ansiklopedilerde mağaranın tanımı, en az bir insanın girebileceği büyüklükte olan ve doğal süreçler sonucunda oluşmuş yeraltı boşuluğu olarak yapılır. Ancak güzel memleketimizde mağara terimi, kaya mezarlarından defineci çukurlarına, yeraltı şehirlerinden madenlere kadar başka birçok oluşumu da içine almaktadır. Bu sebepten ötürü ihbarları değerlendirmeye giden birçok hevesli mağaracı sıklıkla hayal kırıklığına uğrarlar. Mağaralar farklı bölgelerde farklı isimlerle de anılırlar. Düden, obruk, kokurdan, in, pınar, suçıkan bunlardan bazılarıdır. Bu isimler mağaraların suyla olan ilişkisi hakkında da bilgi verirler.
 

Mağara Bilimi ve Mağaracılık


Mağara bilimi (speleology), mağaraların ve diğer karstik oluşumların fiziksel özelliklerini, barındırdıkları yaşam formlarını, oluşum süreçlerini (speleogenesis) ve zamanla geçirdikleri değişimlerini (spelemorphology) inceleyen bir bilim dalıdır. Kimya, biyoloji, jeoloji, arkeoloji ve haritacılık gibi bir çok disiplin, mağaraları olabildiğince kapsamlı olarak araştırıp belgeleyebilmek için mağaraları inceleyen bilim insanları tarafından sıklıkla kullanılırlar.


Mağaracılık ise mağaraları keşfetmeyi hedefleyen bir doğa sporudur. Farklı ülkelerde spelunking yada potholing olarak da bilinir.


 

Mağaraların Türleri ve Oluşum Süreçleri


 

Mağaralar jeolojik süreçler sonucunda oluşurlar. Bu süreçler, kimyasal olaylar, su aşındırması, tektonik etkiler ve atmosferik olayların birleşimi şeklinde olabilir. Çoğu mağara kireçtaşının çözünmesi sonucunda oluşur. En temel olarak mağaraları oluşumlarına göre ikiye ayırabiliriz; birincil mağaralar ve ikincil mağaralar.


 

Birincil Mağaralar


 

Bazı mağaralar etraflarındaki kayalarla beraber aynı zamanda oluşurlar. Bunlara birincil mağaralar denir. En temel birincil mağara türü lav mağaralarıdır. Lav mağaraları volkanik hareketler sonucunda oluşurlar. Volkanik aktivitelerle yeryüzene çıkan lavlar, tepelerden aşağı doğru akarken yüzeyleri soğur ve katılaşır. Bundan sonra lav, bu soğumuş kabuğun altından püskürme sona erene kadar akmaya devam eder. Eğer kabuğun altındaki lav tamamen dışarı çıkabilirse, geride boş bir tünel kalır ve işte bu tünellere lav mağaraları denir.


 


 

Hawaii'de bir lav mağarası


 

Hawaii, Hilo yakınlarındaki Kazumura mağarası 65,9 km uzunluğunda olup dünyanın en derin ve en uzun lav mağarasıdır ve aynı zamanda Amerika'daki sekizinci en uzun mağaradır.


 

İkincil Mağaralar


 

İkincil mağaralar ise kayanın kimyasal olarak çözünmesi ya da erozyona uğraması gibi süreçler sonucunda oluşurlar.

 

Deniz Mağaraları: Bu tür mağaralar, deniz kıyısındaki yarların dalga darbeleriyle aşınması sonucunda oluşurlar. Bu aşınmalar çoğu zaman fay kırıklarında ya da farklı tabakaların temas ettiği noktalarda olurlar. Bazı deniz mağaları, yeryüzü kabuğunun yükselmesi sonucunda deniz seviyesinin üzerinde kalmışlardır. Deniz mağaraları genelde 5 ile 50 metre uzunluğunda olurlar, ama aralarında 300 metreyi geçenleri de bulunmaktadır.


 


 

Santa Cruz Island, Kaliforniya'da bulunan ve dünyanın en büyük deniz mağaralarından biri olan Boyalı Mağara.

Buzul Mağaraları: Buzulların altında gerçekleşen erime sonucunda oluşurlar. Aynı zamanda bu mağaralar buzun tekrar mağarayı kapama eğilimi göstererek yavaşça kaymasının etkisiyle de oluşurlar (aslında bunlar, içinde bütün yıl boyunca buz oluşumlar bulunduran mağaralar için kullanılsa da bazen buz mağarası şeklinde de adlandırılırlar).


 


 

Antarktika'da bir buz mağarası

Çatlak Mağaraları: Jips gibi suda daha fazla çözülebilen minerallerden oluşan tabakaların, daha az çözülebilen kayaçların arasında erimesiyle oluşurlar. Bu kayaçlar kırılır, çatlar ve bloklar halinde yıkılır, geriye kalan boşluklara da çatlak mağaraları adı verilir.

 

Çözünme Mağaraları: Çözünme mağaraları, kayanın çözünmeye elverişli olduğu heryerde oluşabilirler. Ancak özellike kireçtaşının yoğunlukta olduğu arazlerde bolca bulunurlar. Bunun yanında dolomit, mermer, granit, tuz, kumtaşı, mercan gibi fosilleşmiş kayaçların içinde de oluşabilirler. Mağara oluşumunun en genel/yaygın süreci yağmur suyuyla kayaların erimesiyle olan karstificationdır.

 

Talus Mağaraları: Genelde yarların ya da uçurumların tabanlarında, yığın halinde düşmüş olan kayaların arasında oluşan açıklıklara denir.

 

En geniş çözünüm mağaraları yaygın olarak kalker (kireç taşı) blokları içinde yer alır. Kalker asidik özellik kazanan yağmur suyu içinde çözünebilir. Yağmur suyu (H2O) Karbondioksit (CO2) ile birleşerek kalkeri çözebilen bir asit olan karbonik asidi (H2CO3) oluşturur. Bu çözünme işlemi karstik bölgelerde düdenlerin, su batanların ve yeraltı nehirlerinin oluşmasına olanak sağlar. Ülkemizin en derin mağarası da bir düdendir (EGMA). Çözünüm mağaraları yavaş bir çökelme ile oluşan kalsiyum karbonat oluşumlarıyla doludur. Bunlardan en çok bilinenleri sarkıt ve dikitlerdir. Mağaralardaki bu ikincil mineral birikintileri mağara oluşumları başlığı altında toplanabilirler. Türkiye'de oluşum yönünden zengin ve büyüleyici bir çok mağara vardır, bunlardan Burdur'daki İnsuyu Mağarası ve Bursa'daki Ayvaini Mağarası ilk akla gelen örneklerdir.


 


 

İnsuyu mağarası


 


 

Ayvaini


 

Kireçtaşı


 

Kireçtaşı, çoğunluğu mineral kalsitten (kalsiyum karbonat: CaCO3) oluşan tortulu bir kayadır. Kireçtaşı, kayada parçalar, tabakalar veya yayılmış biçimde bulunan kil, alüvyon ve kum gibi genellikle değişik miktarlarda kuvars veya çakmaktaşı formunda silis de içerir. Kireçtaşındaki kalsitin birincil kaynağı deniz canlılarıdır. Bu canlılar su kolonunun dışına kabuk yerleştirirler ve bunlar deniz tabanında çamur olarak birikirler veya mercan kayalıklarında kümeleşirler. İkinci kalsit kaynağı aşırı doymuş meteorik sulardır (mağaralarda çökelmeyi sağlayan yeraltı suları). Bu, sarkıt ve dikit gibi mağara oluşumlarına neden olur. Kalsitin bir diğer formu da tanecikli yapısı olan oolites'tir (oolitic kireçtaşı). Kireçtaşı tüm tortulu kayalar içinde %10'luk bir bölümü oluşturur. Saf kireçtaşı neredeyse beyazdır. Kil, kum, organik atıklar, demir oksit ve diğer materyaller yüzünden kirlenmiş olduğundan kireçtaşı özellikle hava etkisiyle aşınmış yüzeylerde değişik renklerde görülebilir.

 

Kireçtaşı oluşum şekline göre kristal, klastik, tanecikli veya tek parça halinde olabilir. Kuvars, dolomit veya barit gibi kalsit kristalleri kayada küçük kovuklarda bulunabilir. Kireçtaşını daha kesin sınıflandırmak için Folk (kayadaki karbonat taneciklerinin doğasıyla ilgili) ve Dunham (kayanın içeriğiyle ilgili) ifadeleri kullanılır.

 

Traverten, kireçtaşının katmanlı ve sıkı bir çeşididir ve özellikle şelale ve etrafta sıcak veya soğuk kaynakların olduğu akıntılarda oluşurlar. Kalsiyum karbonat, suyun buharlaşarak kalsitin kimyasal olarak aşırı bulunduğu bir çözelti bıraktığı yerlerde birikir. Tüf, travertenin gözenekli veya hücreli bir çeşididir ve şelalelerin yakınlarında bulunur. Coquina, mercan veya kabuk parçalarının zayıfça birleştiği kireçtaşıdır. Dağların oluşum sürecinde oluşan bölgesel değişimler sırasında kireçtaşı mermer olarak kristallenir. Kireçtaşı en verimli toprak türü olan mollisol için temel bir malzemedir.


 


 

Traverten


 


 

Bir kabuk artığıyla birlikte bir Coquina örneği


 

Mağara İçi Oluşumlar

Mağaraların oluşumunu sağlayan süreç tersi yönde gerçekleştiğinde yani kalsiyum karbonat sudan ayrılarak çökelmeye başladığnda mağara içinde farklı oluşumlar meydana gelir. Mağaralarda en sık rastlanan oluşumlar:

 

Sarkıt: Mağara tavanından damlayan suyun içindeki kalsiyum karbonatın bir kısmı sudan ayrılarak tortu oluşturur. Bu tortunun birikmesiyle sarkıtlar oluşur. Bunlar içi boşluklu yapıya sahiptirler.

 

Dikit: Yukarıdan damlayan suyun yerde tortu oluşturmasıyla meydana gelirler.

 

Sütun: Sarkıt ve dikitlerin birleşmesiyle oluşurlar.

 

Perde: Bir çatlaktan doğru boyunca sızan suların tortu oluşturarak meydana getirdiği oluşumlardır.

 

Akmataşı: Su akışının geniş bir yüzeye yayılarak ince tabakalar halinde kalsiyum karbonat biriktirdiği oluşumlardır.


 

http://www.bumak.boun.edu.tr/
 

433
0
0
Yorum Yaz