Embed

MARMARA DENİZİ'NDEKİ ADALAR

 MARMARA DENİZİ'NDEKİ ADALAR

İstanbul iline bağlı adalar

  1. Kınalıada (Proti: İlk)
  2. Burgaz (Antigoni)
  3. Heybeli (Halki: Bakır)
  4. Kaşık Adası (Pita)
  5. Büyükada (Prinkipo: Prens)
  6. Sedef Adası (Antirovithos)
  7. Balıkçı Adası veya Tavşan Adası (Neandros)
  8. Sivriada (Oksia)
  9. Yassıada (Plati)
  10. Tuzla Fener Adası
  11. Rahmi Koç Adası
  12. Bostanci Çöken Ada

Avşa Adası

Avşa Adası, Marmara Denizi'nde, İstanbul'a gemiyle 5, deniz otobüsüyle 3.5 saat, Erdek'e ise gemiyle 1 saat 45 dakika uzaklıktadır. Balıkesir'in Marmara ilçesine bağlı bir yerleşim yeridir. Avşa adasının diğer adı "Türkeli" adasıdır.

 

Takımadalar arasında, kapladığı alan bakımından, Avşa Adası Marmara ve Paşalimanı Adalarından sonra gelir. Uzunluğu 7 km., genişligi 4 km.'dir. 1965 yılında 1146 nüfusu olan adada, son nüfus sayımına göre 2000, gayriresmi olarak da 2500 kişi yaşamaktadır. Yazın ise Avşa Adası yoğun geçen turizm sezonu dolayısıyla 40.000-50.000 insanı barındırmaktadır. Gerek eğlence ve gerekse dinlence bakımından imkanlari bulunan Avşa Adası'na yaz sezonunda İstanbul'dan her gün 2 ya da 3 deniz otobusü ve İDO' ait gemi tarifeli sefer yapmaktadır, haftasonları ek seferler de konulmaktadır.

Coğrafi Yapısı Marmara Denizi'nin güney batısında 3 büyük (Marmara-Avşa-Paşalimanı) ve 9 küçük ada vardır. Marmara adaları ismini taşıyan bu adalar,yapı ve yer şekilleri bakımından Kapıdağ Yarımadası'nın Marmara Denizi'ndeki uzantısı görünümündedirler. 4. zamanın sonlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve alçak kesimlerin sular altında kalması sonunda,anakara Kapıdağ Yarımadası'ndan ve birbirinden ayrılarak bugünkü şekillerini almışlardır.

Avşa Adası'nın Marmara ve diğer adalarla arasındaki derinlik 16-35 m arasındadır. Sadece Ekinlik Adası'nı birleştiren kara parçası 1-4 m derinlikte olduğundan sakin havalar da bu bağlantıyı izlemek mümkün olmaktadır. Adanın uzunluğu 9 km,eni 4 km kadardır.Toplam yüzölçümü 36 km²'dir.Adanın batısında üzerinde bir deniz feneri bulunan Hayırsız Ada yer alır.

 

Takımadalara adını veren ve grubun en büyüğü olan Marmara Adası orta kesiminde 700 metreyi bulan yüksek bir ada görünümünde iken, Paşalimanı, Avşa ve Ekinlik adaları yüksekliği 100-250 metre arasında değişin basık ve yumuşak görünümlü yassı adalardır ve İstanbul'a yaklaşık 65 (64.840) Mil uzaklıktadırlar.

 

İstanbul'un kirli kıyılarından kaçanlar ile deniz ve tatil hasretlerini gidermek isteyen Ankaralılar gözlerini Marmara'nın bu güzel adalarına çevirdiler. İlk öncüler Marmara Adası'na ayak bastılarsa da kıyıdaki kumsalların azlığı hemen arkada yükselen ve dikleşen arazi ile Beldeye Teşkilatının katı imar kuralları yüzünden gözlerini biraz ötede kıyıları boyunca uzanan geniş ve ince kumlu plajlar, yumuşak arazi yapısına sahip Avşa Adası'na çevirdiler. Ayrıca henüz konut yapımına daha yumuşak bakan Köy Kanunları (1992'de belediye oldu) geçerli idi. Bu nedenle 1969 yılından itibaren Avşa Adası Marmara Bölgesi'nin vazgeçilmez trustlik merkezi durumuna geldi. Bu olay köy ekonomisinin birden bire gelişmesine ve aranan her şeyi kolayca bulunduğu bir konuma getirdi.

 

Avşa Adası, diğer adalar gibi anakara Kapıdağı'na bağlı idi. Dördüncü zamanın sonunda deniz seviyesinin yükselmesi ile anakaradan ve birbirlerinden ayrıldılar. Bu nedenle Avşa ile Marmara Adası arasındaki derinlik 35 metrede kalır. Avşa ile diğer adalar ve Kapıdağ arasındaki derinlikler 16 metreyi geçmez. Özellikle Avşa ile Ekinlik adasını birleştiren kara parçası 1 metre ile 4 metre derinliği ancak bulur. Sakin havalarda bu bağlantıyı izlemek mümkündür.Adanın yapılan zemin etütlerinde granit taştan oluşmuş olduğu uzmanlar tarafından belgelenmiştir. 17 ağustos 1999 depreminden sonra adada hiçbir yıkım olmamıştır.

İklim

Avşa Adası Marmara'nın orta bölümünde bulunduğu için bölge iklimi gibi bazı özellikler taşır Akdeniz ikliminin birçok özelliğini yansıttığı gibi Karadeniz'in etkisi de kendini gösterir. Kış döneminde bu bölgenin güneyinde ve Akdeniz üzerinde oluşan hava akımları alanı orta ve doğu Avrupa üzerinde bulunan kuzey cephenin güney doğru kayması sonucu batıdan gelen kar ve yağmur getiren siklonların ve bunların cephesel faaliyetlerinin etkisinde kalır. Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar. Bunun yerini farklı bir sistem alır. Bu değişiş güneşin görünürdeki hareketi ile Büyük Sahra üzerindeki yüksek basınç kuşağının Akdeniz üzerine yerleşmesi ve bu iklim bölgesinin Marmara'yı etkisel altına almasında ileri gelir.

 

Ortalama sıcaklık ile en soğuk ay Ocak'tır. Yaz döneminde bir tarafta Basra Körfezi'nde oluşan alçak basınç, diğer taraftan Avrupa üzerindeki yüksek basıncın sonucu ada kuzey, kuzeybatı yönlü rüzgarların etkisinde kalır. İki farklı iklim bölgesi ortasında yer aldığı için ada yazın kuzeydeki soğuk cephenin dalgalanışına bağlı olarak bazen kısa süreli fırtınaların etkisinde kalır. Bu kısa süreli fırtınalar Avşa'nın güzelliğine renk katar. Köpüklü bir denizin güzelliğini seyretmek kadar güzel şey yoktur adada. En sıcak ay 24.6 ortalama sıcaklık ile Temmuz'dur. Yağmurlar en çok Aralık ayında görülür. Çok nadir olarak yağan kar Ocak Şubat aylarında düşer.

Tarihi

Avşa Adası`nın ilk yerli halkı hakkındaki ilk yazılı bilgiler coğrafyacı Strabon ve tarihçi Plinius'un kitaplarında bulunmaktadır. Toprak durumu bakımından hiçbir zaman zengin olamamış, bağımsız bir idareye kavuşamamış olan ada, tarih içinde, çevresinde hâkim olan kuvvetin arkasından gitmiştir. Hıristiyan din adamları için bir sürgün yeri olarak kullanılmış ve bütün Ortaçağ boyunca boş kalmıştır. Şimdiye kadar hiçbir sistematik kazı yapılmamıştır. Ancak adada, anakara Kapıdağ Yarımadası`ndan ayrılmadan önce bazı ilkel toplulukların yaşadığı, avcılıkla geçindiği, anakara ile bağlantı kesilince yeni bir yaşam biçimi geliştirdikleri, avcılığı azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçindikleri bazı buluntular nedeniyle anlaşılmaktadır.

 

BALIKÇI ADASI

Balıkçı Adası, İstanbul adalarından Büyükada'nın güneyinde, adadan yarım mil uzaklıkta yer alır. Adanın üzerinde hem yüzölçümü, hem de çoraklığı sebebiyle ikamet yoktur.

 

Antik adı Neandros, ayrıca bir diğer adı da Tavşan Adası olan Balıkçı Adası'nın bu ismi "hak ettiği" ve balıkçılar tarafından yakıştırıldığı sanılıyor. Olta atmak için denize açılan balıkçılar, mevsimine göre Moda, Haydarpaşa, Boğaz ya da "kanal"da avlayabilecek balığı bulamazsa, son bakacağı yer, son umudu Balıkçı Adası'dır.

Koordinatları: ( 40°49'10"N 29°06'45"E )

 

EKİNLİK ADASI

Ekinlik adası, Marmara Denizi'nde Avşa ve Marmara adalarının doğusunda kalan bir adadır.

 

Yüzölçümü olarak fazla büyük olmasada yaz aylarında sakin olduğu için kimi turistlerin ilgisini çekmiştir. Ada görünüş itibari ile kaşık şeklini andırdığından Kaşık Adası da denmektedir. Adaya yaz aylarında haftada iki kere, kış aylarında da haftada iki kere sefer düzenlenmektedir. Ada Balıkesir iline bağlıdır. Adanın yerel halkı balıkçılıkla geçinir. Yerleşim olarak adada 300'den fazla hane bulunmaktadır.

 

KAŞIK ADASI

Burgaz Adası, Kaşık Adası, Heybeliada

 

Marmara Denizi'nde, İstanbul'a bağlı, Burgaz Adasının karşısında kaşığa benzediği için bu isim verilmiş özel mülkiyet elindeki ada.

 

Adaya vapur seferi yoktur. Uzunluğu yaklaşık birkaç yüz metre olan bu ada eskiden sürgün yeri olarak da kullanılmış. Eski adı Pita. Daha sonra evrim geçirip pide adası olarak da anılır. ama daha sonra kaşığa benzeyen görünümündn dolayı kaşık adası olarak anıldı. Bu adanın sahibi 1950'li yıllarda Rum aile Dalon adında bir aileydi. Daha sonra bu adayı bir turizm şirketine satıldı. Bu şirket adaya inşaat yapmak istedi ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi izin vermedi. Şu an bu adada 5 bekçi ve 10-15 vahşi köpek var. Bu adada iki küçük ev ve basit liman vardır.

 

KOYUN ADASI

Koyun Adası,Marmara denizi'nde Paşalimanı Adası ile Avşa Adası arasında kalan ada.

 

Yüzölçümü 1,7 km2. Adanın güney ucundaki 20 yazlık yapı ve iskele mevcuttur. Ada Balıkesir iline bağlıdır.

 

Adanın 1200 dönüme yakın kısmı parselasyona tabi tutulmamış olup en büyükten küçüğe sıralamak gerekirse ERELÇİN, TÖRÜMKÜNEY, BAYRAKTAR aileleri büyük hissedar konumundadır.Bu 3 aile yaklaşık adanın % 80 ine sahiptir. Yaklaşık 500 dönüme tekabül eden kısım 1970 li yıllarda parselasyona tabii tutulmuştur ve müstakil tapuları mevcuttur. 20-25 kadar aile yazlık konut yapmış olup tatillerini yıllardır burda geçirmektedir.

 

Yani başka bir deyişle kış aylarında adada kimse kalmamaktadır. Kullanım suyu ihtiyacı kıyıya açılmış kuyularla , elektirk ihtiyacı ise kişisel jenaratörlerle temin edilmektedir. İçme suyu ve hertürlü erzak yakında bulunan adalardan taşıma yolu ile sağlanabilmektedir.

 

Adanın birbirinden güzel plajları ve berrak bir denizi olmakla birlikte adada Rumlardan kalma kalıntılar(kilise, su sarnıcı ve kuyusu vs) bulunmaktadır. Adanın yaklaşık 0.5 mil açığından Paşalimanı adasına elektrik gelmesini sağlayan Avşa-Paşalimanı adası arası deniz altı elektrik kablosu mevcuttur.

 

MARMARA ADASI

Balıkesir'e bağlı ve Marmara denizinin en büyük yüzölçümüne sahip adası olan Marmara Adası, Marmara ilçesinin merkezi ve bölgeninde en önemli turizm merkezlerinden biridir.

 

Erdek’ten 17, İstanbul’dan 72 deniz mil uzaklıktaki adaya İstanbul’dan gemi ve deniz otobüsü, Erdek ve Tekirdağ’dan motorla ulaşım sağlanabilmektedir. Adını eski çağlardan beri işletilen mermer ocaklarından almıştır.

 

Ada, Roma ve Bizans dönemlerinde deniz üssü olarak kullanılmıştır. Misafirperver ve iyi niyetli yerli bir halka sahip olan ada özellikle yazları sakinlik arayan yerli turistlerin sık geldiği bir bölgedir. Marmara kasabasındaki balıkçı barınağı ve çevre köylerdeki ufak limanlar denizden tekne ile gidecek ziyaretçilere de uygun mekanlar oluşturur.

 

PAŞALİMANI ADASI

Resim:Pasalimani.JPG

 

Paşalimanı Adası, Marmara takımadalarında Marmara adasının güneyinde, Avşa adasının doğusunda bir adadır. Adada, Paşalimanı, Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı ve Tuzla isimli beş köy bulunmaktadır. Balıkesir iline ve Erdek ilçesine bağlıdır.

Tarihçe

Prokennoslar, M.Ö. 493 yılında Perslere karşı ayaklanan İYON siteleriyle birlikte oldukları için şehirleri Fenikeliler tarafından tamamen yakılınca Sisam ve Miletostan gelerek Marmara Adasına geçmişler, oraya 'Yeni Prokennos' adını vermişlerdir. Daha sonra 'harman yeri' anlamına gelen 'Haloni' adı verilmiştir. Kizikoslu Diegonos bu adadan Halone diye bahseder. Bizans zamanında adanın ismi Aulonia'ya çevrilmiştir. Tarihçi La Mottraye 18.yy başında adaya 'Alonya' dendiğini yazmaktadır. Son zamanlarda modern Yunancaya göre adaya hem 'Aloni' ya da 'Alonisos' hem de Paşalimanı denmiş ve bugün bu adla anılmaktadır.

 

Ada, 14.yy'da Osmanlı Egemenliğine geçmiş. I. Dünya Harbinden sonra kısa bir süre Yunan işgali haricinde tamamen Türklerin yönetiminde kalmıştır. 1949 yılına kadar Marmara Kazasına bağlı bir kaza merkeziyken sonradan Erdek ilçesine bağlanmıştır.

Lala Mustafa Paşanın Kıbrıs seferinden dönüşünde, çok sert bir havaya tutulması ve bu adanın kuytusuna yaklaşarak sığınması ve orada kalması üzerine, Paşa'nın Limanı anlamında Paşalimanı adını almıştır.

 

Lala Mustafa Paşa bu ziyareti ile adada yaralı askerlerini tedavi ettirmiş, şehit askerlerini defnetmiş, şarap fabrikası, cami ve çeşme gibi halkın kullanımına açık meskenler inşaa ettirmiştir. Caminin çatısını gemisinin direği ile desteklemiştir. 1935'teki depremde cami tamamen yıkılmış yerine şimdiki cami yapılmıştır.

 

Caminin yanındaki mezar taşlarında çok eski mezarlar mevcuttur. Bunların en eskileri 'Sahib-i hayat ve hasenat Paşalimanı Zabiti Elhoş Halil Ağa 1200' ve 'Merhum Tiryaki Mehmet Paşa 1174' kitabelerini taşayan taşlardır. Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.

Turizm

Paşalimanı Adası'nda beş köy bulunmaktadır. Bunlardan Harmanlı (Halonia(rum=Harman yeri)) ve idari merkez olan Paşalimanı batı tarafında, kuzeyinde Poyrazlı (Voria(rum=poyrazlı)) doğusunda Tuzla (Huhla(rum=Salyangoz)) ve son olarak güneyinde Balıklı (Skupia(rum=sığınak)) köyleri bulunmaktadır. Toprak ve havasının uygunluğu nedeniyle bağcılığa son derece uygun olan adada özellikle şaraplık olarak "ada karası" üzümü yetiştirilmekte ve Avşa Adası ile birlikte burada yetiştirilen üzümler şarap yapımında kullanılmaktadır.

 

Başta zeytin, üzüm, elma, kara dut, incir, erik olmak üzere her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği, havası ve doğal güzellikleri, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları zamanında saraydaki ruh ve sinir hastalarının tedavisinde büyük rol oynamıştır.

 

Marmara adası yüzünde bulunan batık gemi Sultan adında Paşa limanında yıkık limandan çıkmış sert poyraza dayanamayıp batmıştır Sultan Taşları denilen bölgenin adı da buradan gelmektedir.

 

SİVRİADA

Sivriada,İstanbul Adalarının en uzakta kalanı olup, sivri bir kayalıktan oluşmuştur. Denizden yüksekliği 90 metredir.

 

Adada,10. yüzyıldan kalma, bugün sadece bazı kalıntıları mevcut olan bir manastır vardır. Adada ikamet yoktur. Adaya Bizans İmparatorluğu döneminde din adamları ve imparatorlar sürgüne gönderilirdiği rivayet edilmektedir.

 

Geçtiğimiz yıllarda adadan çıkarılan taşlardan İstanbul mendirekleri ve limanları yapılmıştır.Adadaki taş ocağı terk edilmiştir. Taş ocağının limanı yatçılar için iyi bir haftasonu barınağı oluşturur.

 

YASSI ADA

Yassıada, (Yunanca: Plati). Marmara Denizi'nde İstanbul'a yakın küçük bir ada. Eni 185, boyu 740 metre. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan iki Hayırsızada'dan yassı olanıdır. Arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle denize dik olarak iner.Burgaz Adası'na 3 mil, Sivriada'ya 1.7 km ve Kadıköy'e 13 km uzaklıktadır.18.3 hektar yüzölçümüne sahiptir.

 

Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 4. yüzyıl'dan itibaren bir sürgün yeri olarak kullanılan Yassıada'ya, Doğu Roma imparatoru Theophilos (829-846) Platea Manastırı diye bir manastır inşa ettirmiştir. 860'ta bu adada sürgün olarak kalan Patrik İgnatios adanın tam ortasına bir kilise inşa ettirmiştir. Daha sonraları bu kilisenin altındaki dehlizler zindan olarak kullanıldı. 12. yüzyıl'da Latinlerin ve 15. yüzyıl'da Rusların istilasına uğradı. İstanbul'un Fethi'nden sonra uzun süre adayla ilgilenen olmamıştır. 1859'da adayı satın alan İngiltere'nin İstanbul sefiri Sir Henry Bulwer, sahilde burçları olan kaleye benzer bir bina ile adanın ortasına enteresan bir mimari üslupta, şato büyüklüğünde bir köşk inşa ettirdi.

 

Heybeliada'da 1872 yılında tüberküloz hastalığından ölen Bulwer 1837 yılında İngiltere'nin İstanbul büyükelçiliği katipliğinde bulunurken önemli bir ticaret anlaşması imzalıyor. Saint Petersburg, Madrid, Washington, Floransa'dan sonra tekrar Mayıs 1858'de İstanbul'a gönderilmiş ve 1865 yılı Ağustos ayına kadar Büyükelçi olarak kaldığı sırada, dört tarafı kayalık, ıssız yeri beğenerek Sultan Abdülmecit'in de onayını alarak Yassıada'yı satın almıştır.

 

Martıların, kertenkelelerin garipsemeleri arasında, mavnalarla malzemeler, lüks eşyalar taşınarak burada küçük bir şato şeklinde, biri batı tarafında, biri ortada olmak üzere iki bina, limonluk inşa ettiriyor ve asma kütükleri diktirip bahçe kurduruyor.

 

Bahçıvanlardan üretimi sorup duruyor, bir taraftan da misafirlerini karşılıyordu. Bahar ve yaz ayları bitince, İngiliz elçisinde birden sıkıntı görülmeye başlanıyor. Bunun üzerine Londra'da Times gazetesine ilan vererek adayı satışa çıkarıyor. Osmanlı hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi. Kendisine epeyce dil döküldükten sonra bu kararından vazgeçiriliyor.

 

Burada dikkate değer bir rivayet de şudur: inşaat yapılırken lahit içinde çok değerli mücevherler çıkıyor, bunun üzerine Osmanlı hükümeti Bulwer'den adayı bir Türk'e satmasını istiyor. Bu kez arazi, bahçe, bağ ve binalar Mısır Hidivi İsmail Paşanın ilgisini çekiyor ve satın alıyor. Fakat o da, kısa bir süre sonra, bu şehirden uzak olan Yassıada'dan sıkılıyor. Tekrar birkaç bekçi ve martılardan oluşan ıssız günler başlıyor.

 

1950 yılında Yassıada, bir ailenin özel mülkiyetine geçtikten sonra, o yıl cebri icra yoluyla Maliye hazinesine ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devrediliyor. Komutanlık kuzey iskele yanında ki, günümüzde de duran Bulwer'in şato tipi yuvarlak köşkünü muhafaza ederek, subay ve erler için yüksek katlı lojmanlar, spor sahası, tesisler, buz deposu, yemekhane, silahhane gibi bir çok yeni bina yaptırıyor. Deniz kuvvetlerinin motorları erzak ve su taşıyorlar. 1952'de eğitim hizmetlerine açılan Yassada'da 27 Mayıs İhtilali'nden (1960) sonra burada kurulan mahkemelerde Demokrat Partililer yargılanmış ve Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idama mahkum edilmiştir.

 

Davaya bakan hakim ve savcılar kaldıkları Heybeliada Panaroma otelinden buraya helikopter ile gelip gitmişlerdir. Yassıada Yargılamaları bittikten sonra, ada yeniden Deniz Kuvvetlerine teslim edilmiş ve buradaki eğitim faaliyetleri 1978'e kadar sürmüştür.

 

Deniz kuvvetleri de burayı boşalttıktan sonra adanın ıssız günleri tekrar başlar.1993'te İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi' için uygun bir çalışma yeri olarak görüldüğünden, enstitü buraya taşınır. Günde iki kez şehir hatları vapurları, hoca ve öğrencileri getirip götürür. Fakat; uzaklık, gerekli ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırdığı için Su ürünleri enstitüsü de 1995'te terk edilmiştir.Halen adada bir balık çiftliği bulunmaktadır.

 

İstanbul'a yakın ve deniz trafiğinden uzak olduğu için hafta sonlarında şehirdeki dalış kulüpleri için eğitim alanı oalrak kullanılmaktadır.

 

İMRALI ADASI

İmralı adası, Marmara Denizi'nde yerleşim birimi bulunmayan, yüzölçümü bakımından Marmara Adası'ndan sonra ikinci büyük adadır. İmralı Adası eskiden Deniz Kuvvetleri idaresindeydi. Şimdi ise İmralı Cezaevi bulunmaktadır. Demokrat Parti dönemi başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye bakanı Hasan Polatkan burada idam edildiler.

 

Adadaki mahkumların çalıştığı tarımsal işletmelerin ürünleri İstanbul ve diğer şehirlerde satılmaktaydı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan PKK lı teroristbaşı Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi'ndedir. Öcalan'ın adaya naklinden önce diğer mahkumlar Sabun ve konserve fabrikası gibi fabrikalarda çalışıyorlardı ve belli bir ücret alıyorlardı. Öcalan'ın gelmesiyle adadaki diğer mahkumlar boşaltılmıştır.

 

Adanın Osmanlı dönemindeki adı Emirali' olup, Mudanya kazasına bağlı bir nahiyeydi. 1913 yılında adada 250 hane, bir okul, üç manastır vardı ve tamamı Rumlardan oluşan 1.200 kişi yaşıyordu. Adanın Rumca adı Kalolimnos'tur. Adanın başlıca uğraşları soğan tarımı ve balıkçılıktı. Yetiştirilen soğanlar İstanbul'a satılıyordu. Sebze yetiştirilmediği için adalıların başlıca gıdasını balık oluşturuyordu. Lozan Antlaşmasından sonra Nüfus Mübadelesi ile adanın nüfusu tamamen boşaldı. Cumhuriyet döneminde adada cezaevi kuruldu.

http://tr.wikipedia.org/

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!