PANAMA KANALI

2011-01-09 08:25:00

PANAMA KANALI:

      Panama Kanalı, Orta Amerika'nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlantik Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlar.

     Dağ üzerindeki bir nehir vasıtasıyla 2 okyanusu birbirine bağlayan bir kanaldır. (Atlantik Okyanusu ile Pasifik Okyanusu)
     Gemi önce
birinci havuza girer. Okyanus tarafındaki kapak kapanır, gölün suyu bu havuzu doldururken yükselir. Havuzun nehir tarafındaki kapak açılır ve gemi nehirden sonraki diğer havuzları da geçip diğer okyanusa iner.

      Kanalın yapımı, tarihin en büyük ve en zor mühendislik projelerinden bir olmuştur. Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir.

       Panama'da bir kanal inşa etme fikri 1500'lü yıllara kadar giderse de, ilk ciddi çalışmalar, Fransızların öncülüğünde 1880'de başlamış fakat bir sonuç vermemiştir. İnşaat ABD tarafından tamamlanmış ve kanal 1914'te hizmete açılmıştır. 77 kilometre uzunluğundaki kanalın yapımı sırasında, sıtma ve sarıhumma gibi hastalıklardan büyük toprak kaymalarına kadar her türlü güçlükle karşılaşılmış ve yaklaşık 27.500 kanal çalışanı bu süreçte can vermiştir.

    Bugün New York'tan San Francisco'ya giden bir geminin, Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.

    Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır.

    Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir.

     Panama, artan trafik karşısında 92 yıllık Kanal’ı genişletmeyi düşünüyor. Panama Kanalı'nı genişletmek için referanduma gidildi. Projenin hayata geçmesi halinde Panama'nın geçiş gelirleri üçe katlanacak.

 Panama, dünyanın en önemli suyollarından biri olan Panama Kanalı’nı yeni nesil dev gemilerin geçişine açabilmek için genişletmeyi planlıyor.

    Panamalılar planın hayata geçirilip geçirilmeyeceğine önümüzdeki aylarda düzenlenecek bir referandumda karar verecekler. Yapılan kamuoyu yoklamaları, dev proje binlerce kişiye istihdam imkânı sağlayacağından seçmenlerin genelde projeye olumlu baktığını gösteriyor.
Torrijos planın kanal ve 21. yüzyılda oynayacağı role dair en önemli karar olacağını belirtiyor.

80 KİLOMETRELİK ARTER

Ø      80 kilometre uzunluğunda ve yaklaşık 90 metre genişliğindeki kanal, Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlıyor.

Ø      Kanalın kademeli havuz sisteminden her gün ortalama 40 gemi geçiyor.

Ø      Ancak özellikle Çin’in artan ihracatının etkisiyle kanal şu anda kapasitesi zorlar durumda.

Ø      Normal konteynerlerin iki katı kadar yük taşıyabilen yeni gemiler de kanaldan geçemeyecek kadar büyük olduğundan alternatif ticaret yolları önem kazanıyor.

Ø      Panama hükümeti böylesi bir durumun geçiş ücretlerinden kazandığı gelirin azalması anlamına gelebileceğinden kaygılı.

Ø      Yeni proje, üçüncü bir şerit yaratacak 50 metre genişliğinde dev bir havuz zinciri yapılmasını öngörüyor.

Ø      Torrjios plan konusunda tüm partilerle kapsamlı görüş alışverişinde bulundu.

Ø      Parlamentodan onay alması gereken plan daha sonra referanduma sunulacak.

Ø      Plan için gerekli mali kaynağın nereden sağlanacağı ise tartışma yaratan bir konu.

Ø      ABD’nin 1800’lerin sonunda iddialı bir proje olarak gündeme getirdiği Panama Kanalı 1914’te açıldı.

Ø      Panama Kanalı’nın işletmesi, uzun tartışmalar ardından 1999’da Panama hükümetine devredilmişti.

        Panama Hükümeti dünya deniz taşımacılığının yüzde 5'nin gerçekleştiği Panama Kanalı'nı geçirmeye hazırlanıyor. Ancak harekete geçmeden önce 2,3 milyon nüfuslu ülkede dün projeyle ilgili olarak bir referandum düzenlendi. Önceden yapılan kamuoyu araştırmalarında ise halkın yüzde 79'unun kanalın genişletilme projesine olumlu baktığını ortaya koydu. Panama Başkanı Martin Torrijos 5 milyar 300 milyon dolara mal olacağı düşünülen projenin “çok zorlu” olacağını kabul etti, ancak kanalın küresel ulaşımda kilit rolünü koruması isteniyorsa, bunun yapılmasının şart olduğunu savundu. Yetkililer 92 yıldan beri kullanımda bulunan kanalın gelecek yüz yılda da kullanılabilmesi için bu projenin mutlaka hayata geçmesi gerektiğini savunuyor.
5,2 milyarlık projenin onaylanması halinde inşaata 2007'nin mart ayında başlanacak ve çalışmalar 2014 yılında sona erecek. Pasifik Okyanusu'yla Atlas Okyanusu'nu birleştiren Panama Kanalı'ndan elde edilen geçiş ücretleri ülke bütçesine her yıl ortalama 1,5 milyar dolar kaynak sağlıyor. Ancak artan gemi trafiği ile birlikte kanal girişinde yüzlerce
kilometrelik kuyruklar oluşmaya başladı. Gelen haberlere göre kuyrukta beklemek istemeyen çok sayıda gemi, kanalı işleten yetkililere fazladan para ödeyerek öne geçmeye çalışıyor.

        Büyük ölçekli konteynır gemileri kanaldan ortalama 250 bin dolara geçiyor. Kuyrukta beklemeden hemen geçiş yapmak isteyen büyük gemiler ise geçiş ücreti kadar fazladan para ödemek zorunda kalıyor. Yani beklemeden geçmenin maliyeti bir anda 500 bin dolara çıkıveriyor. Küçük gemilerin hızlı geçiş için fazladan ödemesi gereken miktarlar ise 50–150 bin dolar arasında değiştiği belirtilmektedir.

           Yapılışı:

       15 Ağustos 1519 yılında Macellan, emrindeki beş gemi ve iki yüz elli tayfa ile birlikte Sevilla limanından yola çıkarak Brezilya kıyıları boyunca güneye inmiş ve Atlas Okyanusunu aşmıştı. 1520 yılı başlarında rotası onu Güney Amerikanın ucunda, soğuk rüzgârların estiği, yalçın kayalıklarla kuşatılmış bir boğaza getirmişti. Macellan, kıtanın bir geçidi olduğuna inanmış ve tahminlerinde yanılmadığından emin olarak bu boğazda ilerlemeye başlamıştı. Bu esnada civardaki adalarda yaşayan yerlilerin dağlarda yaktıkları ateşlerden esinlenerek buralara Tierra del Fuego (Ateş Toprakları) adını vermişti. Sonraki yıllarda Macellan boğazı adını alacak olan bu geçitte beş buçuk hafta süreyle fırtına ve buzlarla uğraşarak bir ölüm kalım mücadelesi sergilediler.

      Fakat ümitlerin kesildiği bir anda, gemiciler boğazın birdenbire genişlediğini ve sakin bir denize açıldığını görerek tekrar doğmuş gibi oldular.

      Bundan dolayı Macellan, bu sessiz ve durgun denize, sessiz, durgun anlamına gelen Pasifik adını vererek ardından da yorgun tayfalarıyla meçhule doğru yelken açtı. Ateş Toprakları yıllar sonra keşfedilecek olan buzlarla kaplı Antarktika’ya en yakın kara parçasıydı ve Penguenlerin yüzdüğü bu soğuk sular, geçen zaman içerisinde pek çok denizciye mezar olmuştu.

     Sonraki çağlarda zenginleşen bu kıta’da, buna paralel olarak deniz taşımacılığı da arttı. Ancak, Pasifik kıyılarından Avrupa ve Afrika’ya gitmek için çok uzun ve meşakkatli bir deniz yolculuğu yapılması gerekiyordu. Bunun için yüzyıllar sonra, Amerika kıt’a sının ortası ve en dar yeri olan Panama’dan bir kanal açılmasına karar verildi. Tarihlerin 1880’i gösterdiği yıl, ilk kazmayı Fransızlar vurmuştu dağlara. Fakat aradan yirmi yıl geçmesine rağmen kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştı. Maddî problemlerin yanı sıra karşılarına hiç beklenmedik bir engel daha çıkmıştı ki, oda sivrisineklerdi. İşçiler bu hayvanların verdiği rahatsızlığa dayanamayarak, bölgeyi terk etmekleydiler.   

       Fransızların ardından kanal açma projesini bu kez Amerikalılar üstlendi. Daha profesyonelce düşünen Amerikalılar, işe civardaki ormanlarda yaşayan sivrisinekleri yok etmekle başladı. Ve kanal, 1903 yılında tekrar hız kazanan çalışmalar neticesinde, çağın bütün ileri teknikleri kullanılarak 15 Ağustos 1914 günü hizmete açıldı. Gemiler artık çok daha kısa sürede ve fırtınaların eksik olmadığı güneyin Arktik sularını dolaşmaksızın istedikleri limanlara gidebileceklerdi.

 

      Panama kanalının çalışma prensibi:

     Okyanus ötesi sefer yapan büyük gemiler, içi su ile doldurulan üç havuzda (lok’da) aşamalı olarak deniz seviyesinden otuz metre yükseltilerek dağların arasındaki bir göle çıkartılmaktadır. Bu küçük gölde bir müddet kendi Makina güçleriyle ilerleyen gemiler, çıkışta yapılan işlemin tersi uygulanarak, su seviyesi kademeli olarak düşürülen üç ayrı ‘lok’tan daha geçerek diğer okyanusa varabilmektedir. Herbiri diğerinden on metre daha yüksek su tutma özelliğine sahip olan bu lokların genişlikleri 32 metre, uzunlukları ise 294 metredir.

       Basit olarak izah edilmek istenirse: Geminin ilk loka alınmasının ardından kapaklar kapatılarak, deniz seviyesinden otuz metre yukarıda bulunan Gatun gölünden buraya su basılmaktadır. Kısa bir zaman sonra suyla birlikte on metre yükselen gemi, birinci ve ikinci loktaki su seviyesi eşit olduğu anda, kapakların açılmasıyla lokomotifler tarafından ikinci loka çekilmektedir. Aynı su yükseltme işleminin burada da tatbik edilmesiyle üçüncü loka geçilmekte ve sistematik olarak yapılan son operasyon sonucunda, gemi dağların üzerindeki göle çıkabilmektedir. Karşıdan gelen konvoyun geçişini müteakip gölde harekete geçen gemiler, çıkıştaki işlemin tersi bir uygulama sonucunda üç loktan daha geçerek diğer okyanusa ulaşmaktadır.

      Uzunluğu yaklaşık 80 kilometre olan Panama kanalının Atlantik ayağındaki Kristobal’de altı, Pasifik ayağındaki Balboa’ da da yine altı olmak üzere toplam on iki ‘lok’u bulunmaktadır.

      Fakat insanoğlunun 86 yıl evvel bütün imkânlarını kullanarak yapmış olduğu bu akılamaz projenin bir tek güvencesi vardır ki, o da Allah’ın Rahmeti yani yağmurdur. “Yağmur olmazsa, Panama kanalı da olmaz.” sözü, gerçeği öylesine açık olarak izah etmektedir ki, ...Günde on binlerce tonluk kapasitelere sahip pek çok geminin geçtiği on iki lok’a su veren küçük göle bugünkü teknolojiyle dahi denizden su yetiştirmek neredeyse imkânsızdır. Oysaki yağmur ormanlarının kuşattığı Panama’nın Gatun Gölü ve çevresine, Rahmet timsali olarak her gün yağan tropik yağmurlar, bu ihtiyacı karşılamaktadır. Çoğu zaman farkında dahi olmadığımız bu ilahi rahmet ve koruma, biz deniz insanlarının zor günlerinde hep yanında olmuştur.

 Alıntıdır.

1350
0
0
Yorum Yaz