CUMHURİYET BAYRAMI

2011-10-29 08:55:00

CUMHURİYET BAYRAMI (29 EKİM)   29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız. Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299'da Söğüt 'de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin'dir. Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir. Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi. Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri - milletvekilleri- aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetl... Devamı

TÜRKİYE’DEKİ ENDEMİK HAYVANLAR

2011-10-11 10:47:00

  TÜRKİYE’DEKİ ENDEMİK HAYVANLAR   Ülkemizde yaşayan omurgalı endemik hayvanlar   Memeliler Acomys cilicicus: Silifke dikenli faresi Dryomys laniger: Kaya yediuyuru Kuşlar Sitta krueperi: Anadolu Sıvacısı Sürüngenler Lacerta cappadocica: Kapadokya kertenkelesi Amfibiler Rana holtzi: Toros kurbağası Balıklar Chalcarburnus tarichi: İnci kefali Apanius burdiricus:a Salmo trutta abanticus: Abant alası Salmo trutta labrax: Karadeniz alası Aphanius anatoliae: Anadolu dişii sazancığı Aphanius burdiricus: Burdur dişli sazancığı   KAYNAK:TÜBİTAK   Devamı

KKTC’NİN ENDEMİK BİTKİLERİ

2011-11-16 13:32:00

KKTC’NİN ENDEMİK BİTKİLERİ   Delephinium CASEYI (Casey’in Hezaranı) En nadir rastlanan Kıbrısa özgü bir türdür. Sadeçe St. Hilarion kalesinin Güney batısında kayalık tepe zirvelerinde bulunur. Mayıs ve Haziran aylarında uzun gövdesinde bir düzine veya daha fazla koyu menekşe renkli, uzun boru biçiminde çiçekler açar.   Arabis CYPRIA (Kıbrıs Kazteresi) Mart ve Nisan’da yumuşak, tüylü, rozet teşkil eden yaprakları ve beyazdan pembeye kadar değişen renkli çiçeklerini taşıyan başakları, çıplak kayaç yarıklarında ( St. Hilarion kalesinde) görülür. Gölgelik yerleri çok sever. Uzun, ince tohum taşıyan baklaları, özellikle çiçekleri kaybolduktan uzun bir müddet sonra farkedilebilir.   Brassica HILARIONIS (Sent Hilarion Lahanası) Büyük etli yaprakları, bir metreye kadar yükselen, kalın gövdeleri ve Marttan Hazirana kadar iri, krem reginde beyaz çiçekli başakları ile bize özgü türlerin en büyüğüdür ve bir lahanadan beklenenden daha güzeldir. Genellikle yüksek yerlerde yetişmesine rağmen bazende yağmurlar ile taşınan tohumları sayesinde alcak yerlerdede yetişir.   Silene FRAUDATRIX (Alevkaya Sinekkapanı) Pembe ve Beyazın değişik renk tonlarında çiçkleri ile bu incecik, narin müchevher, Mart ve Nisan aylarında açar. Alevkayasında gölgeli yamaçlar üzerinde, çoğu defa servi ağaçları altında, bazen münferit örnekler ve bazende büyük guruplar halinde bulunurlar. 10 cm den fazla büyümezler. Mevsimden sonra tohumlarından başka hiçbirşeyleri kalmaz.   Dianthus CYPRIUS (Kıbrıs Karanfili) Karanfilgiller familyasından olan bu küçüç&uu... Devamı

TÜRKİYE’NİN ENDEMİK BİTKİLERİ

2011-10-31 13:25:00

TÜRKİYE’NİN ENDEMİK BİTKİLERİ   İnsanlığın beslenmesinde kilit rol oynayan tarla bitkilerinin % 30′u Anadolu’dan köken almıştır (Örneğin: kiraz, badem, kayısı, buğday, nohut, mercimek, incir, lale, kardelen ve çiğdem).Ülkemiz endemik bitkilerinden bazıları kültür bitkilerini içermekte, kültür bitkileri olmayan bazı yabani bitkiler de kültür bitkileriyle birlikte yemek malzemesi olarak kullanılabilmektedir. Türk mutfağının zenginleşmesi ve rakipsiz olması açısından bu bitkiler önem arz etmektedir.   Orkide : Ülkemizde endemik orkide çeşitleri vardır. Bunlardan sahlep yapılabilmekte, K. Maraş ilinde ise dondurmalara katılmaktadır. Maraş Dondurmasının meşhur olmasının kaynağında orkidelerden elde edilen sahlep önemli rol oynamaktadır. Nitekim bu ilimizde endemik olarak Cephalanthera kotschyana, Dactylorhiza Osmanica (Osmaniye orkidesi) orkideleri yetişmektedir.   Badem: Ülkemizde endemik badem ağaçları bulunmakta olup, bunlar Elazığ, Hakkari, Mersin, Maraş ve Van’da yetişmektedirler.   Tere: Salatalarda kullanılan terenin ülkemizde birkaç endemik çeşidi olup, bu türler ülkemizin Adana, Bitlis, Hakkari, Kastamonu, Konya, Maraş, Niğde ve Van illerinin endemik bitkilerindendir.   Kuşkonmaz:Önemli bir besin maddesi olan kuşkonmaz sebzesinin ise 3 ilimizde endemik olarak bulunduğu bilinmektedir. Antalya’da Asparagus Lycicus (Likya kuşkonmazı), Konya ve Mersin’de Asparagus Coodei, Yine Konya’da Konya’nın antik dönemdeki ismiyle adlandırılan Asparagus Lycaonicus (Likonya veya Konya Kuşkonmazı)   Pancar: Ülkemize endemik olan iki adet pancar bitkisi vardır ve isimleri bulundukları bölgelerle ilgilidir. Adanada Beta Adanensis (Adana pancarı) ve Çanakkalede Beta Trojana (Troya Pancarı). ... Devamı

ENDEMİK BİTKİLER

2011-11-30 13:23:00

ENDEMİK BİTKİLER   Endemik, alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel, ender ve çok ender bulunan türler. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve “yerli” anlamında kullanılır. Endemik alan; bir ada, bir yarımada veya bir dağ olabileceği gibi birkaç metrekarelik alanlar da olabilir. Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir. Yurdumuzun siyasi hudutları içerisinde doğal olarak yetiştiği halde başka hiçbir yerde yetişmeyen, diğer bir deyişle dünyada yalnız ülkemizde yetişen bitkiler Türkiye endemikleri olarak adlandırılır. Yurdumuz endemiklerinin sayısı 3000 dolaylarında olup endemizm oranı %33 civarındadır.(Davis, 1965-1988). Ülkemizde endemik tür sayısı diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ülkemizin bu zenginliği daha iyi anlaşılır. Avrupa ülkeleri arasında en çok türe sahip olan ülke Yunanistan olup 800 civarındadır. Aynı şekilde endemik türlerce zengin İspanya ve Sırbistan’da ise bu sayı 400-500 arasındadır.   Ülkemizdeki endemik türelerin en önemlilerinden birkaçı; Kazdağında orman meydana getiren Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), Eğridir güneyindeki Kasnak meşesi (Quercus vulcanica), Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan Sığla ağacı veya Günlük ağacı ve ormanları (Liquidambar orientalis), Beşparmak Dağları (Ege bölümü)ndaki Kral eğreltisi (Osmunda regalis) ile Datça yarımadasında bulunan Datça hurması (Phoneix theophrasti)dır. Yurdumuzun bilhassa dar derin yarılmış dağlık alanlarında endemiklerin sayısı bir hayli yüksektir. Bunun yanında özellikle Pleistosen’deki iklim şartlarına göre yetişmiş ve yayılma imkanı bulmuş, fakat günümüzde bilhassa dağlık bölgelerimize lokal alanlarda hayatiyetlerini sürd&... Devamı

İLETİŞİM

2011-09-19 11:49:00

İLETİŞİM   Karşılıklı bilgi alışverişi amacına yönelik bütün etkinliklere denir. *Bir insan karşısındakinin sözlerini yanlış anlarsa yada onun söyledikleri ile ilgili olmayan bir tepki verirse, bu durumda iletişim çatışması yaşanmış olur. Olumlu İletişim Kurmak İçin Yapılması Gerekenler 1-Haksız eleştiri yapmamalı 2-Hatanızı kabul edin 3-Gereksiz tartışmaya girmeyin 4-Konuyu anlamadan itiraz etmeyin 5-Kendinizi büyük görmeyin 6-Görünüşünüze dikkat edin 7-Jest ve mimikleriniz doğal olsun 8-İyimser olun 9-Sevgiye ve saygıya önem verin 10-Karşınızdakini dinlemeyi bilin *Beden dili iletişimde %60 oranında etkilidir. 11-İletişimde açık ve net olun 12-Dili iyi kullanın 13-Empati kurmayı unutmayın 14-Konuşurken ya da dinlerken göz teması kurun 15-Hoşgörülü olun *İletişim çatışmasında yaş, kültür seviyesi, ekonomik duru, yetişme ortamı, psikolojik yapı, eğitim yapısı etkendir. ... Devamı

21 HAZİRAN OLAYLARI

2011-06-21 10:43:00

  21 Haziran’da güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne dik gelir. Bunun sonucunda aşağıdaki olaylar gerçekleşir: Güneş ışınları Kuzey Yarımküre’ye en dik, Güney Yarımküre’ye en eğik açılarla gelir. Kuzey Yarımküre’de yaz mevsimi, Güney Yarımküre’de kış mevsimi başlangıcıdır. Dünya’nın en sıcak yerleri, üzerinden Yengeç Dönencesi’nin geçtiği karaların iç kısımlarıdır. Kuzey Yarımküre’de en uzun gündüz, Güney Yarımküre’de ise en kısa gündüz yaşanır. Bu tarihten sonra Kuzey Yarımküre’de gündüzler kısalmaya (yaz gündönümü), Güney Yarımküre’de ise uzamaya (kış gündönümü) başlar. Aydınlanma çizgisinin sınırları kutup dairelerinden geçer. Kuzey Kutup Dairesi’nde 24 saat süreyle gündüz, Güney Kutup Dairesi’nde 24 saat süreyle gece yaşanır. Kuzey Kutup Kuşağı aydınlık, Güney Kutup Kuşağı karanlık daire içindedir. Gündüz süresi kuzeye gidildikçe uzar. Bu nedenle, ülkemizde en uzun gündüz Sinop’ta, en kısa gündüz Hatay’da yaşanır. Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun en kısa olduğu yer Yengeç Dönencesi’dir. Öğlen saat 12.00’de Yengeç Dönencesi’nde yataya dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. 21 Haziran’da görülen olayların tam tersi 21 Aralık’ta oluşur. Bu nedenle 21 Aralık konumunda görülen olayları öğrenmek için ayrıca çalışma yapmak yerine, 21 Haziran’da görülen olayların tam tersini düşünmek yeterlidir. ... Devamı

TÜRKİYE’DE TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER (KISACA)

2011-05-31 08:26:00

TÜRKİYE’DE TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER (KISACA) 1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir. Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır. Sulama Sorunu Çözüldüğünde; Üretim artar. Nadas olayı ortadan kalkar. Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır. Üretimde süreklilik sağlanır. Üretim dalgalanmaları önlenir. Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır. Tarım ürün çeşidi artar. Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir 2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır. Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır. Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir. 3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli to... Devamı

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLUDA TERÖRÜN NEDEN VE SONUÇLARI

2011-04-30 22:02:00

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLUDA TERÖRÜN NEDEN VE SONUÇLARI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGELERİ’NDE TERÖRÜN NEDEN VE SONUÇLARI Mustafa Aksoy Marmara Üniversitesi ve Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Öğretim Üyesi-Sosyolog   Giriş   Türkiye’de kırsal kesimden kente yönelik bilinen nedenlerle olan göçlere, 1980 yılı sonrası (özellikle 1984 yılından itibaren) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde yasayan insanlarımızın can ve mal emniyetini tehdit eden bölücü örgütün teröründen kaynaklanan göçler eklenmiştir.   Ekonomik zorluklardan ya da kentin çekici yanlarından dolayı kırdan kente yönelik göçlerde var olan “umut”, “mutlu yarınlar” ve ailenin geride kalan bireyleri, dolayısıyla memleketle süre giden canlı ilişkiler, terör nedeniyle yaşanan göçlerde yerini umutsuzluğa,yarınların belirsizliğine ve memleketle temasların kesilmesine bırakmıştır. Top yekun, köyün, mezranın boşaltılması seklinde cereyan eden bu göçlerle ailelerin sosyal ve ekonomik düzenlerinin temeli olan topraklarıyla, is ve üretim kaynaklarıyla temasları büyük ölçüde kesilmiştir.   Oluşan bu yeni “tür” göç dalgasıyla birlikte, bir yandan göç veren şehirlerin, bir yandan da ve ağırlıklı olarak göç alan şehirlerin günlük hayat akısında bir çok alanda komplikasyonlar doğmuş; bu komplikasyonların kimi zaman kasıtlı olarak, abartılan veya tahrif edilen noktaları oluşmuştur.   En basta göçün yoğunluğu ve yönü üzerinde kamusal makamların bile uzlaşamadığı tartışmalar yaşanmış... Devamı

YANARDAĞ DAVRANIŞLARI

2011-05-23 10:18:00

                      YANARDAĞ DAVRANIŞLARI Yanardağların püskürmeleri ve volkanik etkinlikler farklılık gösterir: 1-Nuees ardentes-Kızgın bulutlar   ("kor halindeki kızgın çığ"), 600 °C sıcaklıktaki kül, toz ve gaz karışımından oluşan bulutlardır. Bunlar, 10 km uzaklığındaki mesafelere 100 km/saat'lik hızlarla akabilirler.   2-Volkan külleri   En fazla yayılan malzeme olup, tarım alanlarını kaplayabilir veya örtebilir, mahsulleri tahrip edebilir, şebekeleri ve makineleri tıkayabilir, mekanik aksamlarda ileri derecede yıpranmaya yol açabilir, hayvanların boğulmasına yüksek olmayan ve düz çatılarda aşırı yüklere neden olabilir. 3-Lav akıntıları    Volkanizmanın en tipik göstergeleridir. Bazalt bileşimindeki lavlar 1m/gün'den 3 m/saniye'ye kadar değişen hızlarla akabilirler, ancak bunların insan yaşamını tehdit etme derecesi düşüktür. Lav akıntıları kaynağa yakın kesimlerde en yüksek hıza sahiptir ve kaynaktan olan uzaklık arttıkça, zeminle ve atmosferle olan temasları nedeniyle hızları azalır. Soğuma akıntının katılaşmasına neden olabilir ve akıntı katılaşan malzemenin oluşturduğu kanalın içinde akmaya devam edebilir. Daha geniş ve yönlenmiş şekilde olan ve havada asılı konumdaki kaya tozları ile gazlardan oluşan akıntılar kül akıntısı veya piroklastik akıntı olarak adlandırılırlar. Bunlar, 200 -1000 km/saat bir hızla akabilirler. Volkanik patlamalardan kaynaklanan hava kirlenmesi ve bununla ilgili riskler kül yayılımıyla sınırlı kılınamaz (örneğin, volkan küllerinin M.S. 79'da Pompei'deki kumsalda yaşayanların ölümüne neden olduğu düşünülmektedir). Büyük patla... Devamı

KARADENİZ BÖLGESİ

2010-12-19 10:20:00

Karadeniz Bölgesi Bölge adını komşu olduğu Karadeniz’den almıştır. Bölgenin tümü doğal, ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri, iklim, tarım, yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı, Orta ve Doğu Karadeniz’dir. Yer şekilleri Dağlar : Batı Karadeniz’de birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar, Orta Karadeniz’de kıyıdan uzaklaşıp, tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadeniz’de ise dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit, Gökırmak ve Devres vadiler yer alır. Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova, Taşova, Turhal, Merzifon, Tosya, Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiye’nin en aktif deprem bölgeleridir. Akarsular ve Göller Akarsular : Yenice, Bartın, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla, rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir. Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağları’nda buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera Tortum, Borabay, Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır. İklim Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir. Bu iklimi etkileri Orta Karadeniz’de yer şekillerine bağlı o... Devamı

NABUCCO BORU HATTI PROJESİ

2011-04-13 00:22:00

Nabucco Boru Hattı Projesi   Nabucco boru hattı Türkiye'den AB ülkelerine doğal gaz taşımak amacıyla yapılması düşünülen uzun geçişli bir boru hattı taşımacılığı projesidir. Avrupa'nın en büyük doğal gaz tedarikçisi konumundaki Rusya'dan yapılan sevkiyata alternatif olması amacıyla daha çok ABD ve AB tarafından desteklenmektedir.   2007 yılının ortalarında Rusya'nın, Orta Asya'daki, hattın büyük doğal gaz tedarikçileri olan ülkelerle (Kazakistan, Türkmenistan) büyük miktarlarda doğal gaz alım sözleşmeleri imzalayacağını duyurması ile büyük oranda sekteye uğradığı iddia edilmektedir. Bununla birlikte Alman RWE firmasının Şubat 2008'de Nabucco Şirketi'ne eşit ortak olmasıyla proje güç kazanmıştır. Hattın tam kapasitede karlı olabilmesi için gereken doğal gaz üretiminin halen İran'a uygulanan ambargo nedeniyle bu ülkeden de sağlanamayacak olması, hattın geleceğinde büyük soru işaretleri oluştursa da ABD hükümetinin projenin geleceğine olan iyimser bakışının devam ettiği açıklanmıştır.   Boru hattı ve geçiş ülkeleri   Hattın Güzergahı ve Proje Özellikleri Türkiye'den başlayacak olan 3,300 km'lik bir boru hattının inşasına 2010'da başlanacağı duyurulmuştur. Proje 2002 yılında BOTAŞ (Türkiye) tarafından başlatılmıştır. Türkiye'den çıktıktan sonra terminal ülke Avusturya'ya kadar sırasıyla Bulgaristan, Romanya ve Macaristan'dan geçecek boru hattı ortakları eşit hisse ile BOTAŞ (Türkiye), Bulgargaz (Bulgaristan), Transgaz (Romanya), MOL (Macaristan), OMV (Avusturya ve RWE (Almanya)'dır. 2020 yılında 31 milyar metreküp doğalgaz taşıyacağı varsayılan hat, aynı zamanda AB'nin Trans-Avrupa Enerji Hattı'nın bir parçası ... Devamı

1766 BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ

2011-04-17 09:59:00

1766 BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ 1766 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi'nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olmuş bir büyük bir depremdir. Deprem İzmit'ten Tekirdağ'a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olmuştur. Tsunamiye neden olmuş, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir. 4.000'den fazla kişi ölmüştür.   İstanbul'da; Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet Camii, Yedikule, Eğrikapı, Edirnekapı, şehir surlarında ağır hasar, Galata ve Pera, Kapalıçarşı, Ayasofya ve diğer camiilerde hasar meydana gelmiştir.   Deprem, Marmara'nın doğusunu önemli ölçüde etkilediğinden İzmit'te ve Karamürsel'de ağır hasarlar gözlenmiş, tsunami dalgaları limanları kullanılamayacak hale getirmiştir. Galata, Boğaziçi ve Mudanya kıyılarında deniz seviyesinde yükselmeler gözlenmiş ve Marmara Denizi'ndeki küçük adacıklar yarı-yarıya sular altında kalmıştır. Deprem Bozcaada, Selanik, İzmir ve güney Balkanlarda da hissedilmiştir.   http://tr.wikipedia.org/ ... Devamı

MEVSİM BAŞLANGIÇLARI

2011-03-20 21:05:00

MEVSİM BAŞLANGIÇLARI 21 MART ve 23 EYLÜL o        Güneş ışınları Ekvator’a dik gelir. o        Güneş ışınları her iki yarımküreye aynı açılarla gelir. o        Dünya’daki durgun sularda gel-git genliği artar. o        21 Mart tarihinden 23 Eylül tarihine kadar ışınlar Ekvator’un kuzeyindeki noktalara dik geldiğinden Kuzey Yarımküre’de gündüzler, Güney Yarımküre’den daha uzundur. 23 Eylül’den 21 Mart’a kadar ise Güney Yarımküre’deki gündüzler Kuzey Yarımküre’den daha uzundur. o        21 Mart Kuzey Kutup Noktası’nda, 23 Eylül ise Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gündüzün başlangıç tarihleridir. Güneş, ekinokslarda tam doğudan doğup tam batıdan batar. o        Güneş’ten her iki yarımküreye gelen enerji miktarı eşit olmasına rağmen, sıcaklık birikiminin farklı olması nedeniyle, sıcaklıklar eşit değildir. o        Güneş ışınları kutup noktalarına teğet geçtiğinden, aydınlanma dairesi kutup noktaları üzerinde oluşmuştur. Kutuplarda alacakaranlık yaşanır. o        Tüm Dünya’da gece ve gündüz süreleri eşittir (Ekinoks). o        Aynı meridyen üzerindeki tüm noktalarda Güneş aynı anda doğup, aynı anda batar. o        Her iki yarımkürede bahar mevsimlerinin başlangıcıdır. 21 Mart Kuzey Yarımküre’nin ilkbaharı, Güney Yarımküre’nin sonbaharıdır. 23 Eylül Güney Y... Devamı

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN COĞRAFİ DAĞILIŞI

2011-02-24 08:35:00

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN COĞRAFİ DAĞILIŞI   Türkiye'de, 1997 nüfus sayımına göre, km2 ye düşen ortalama nüfus yoğunluğu 81 kişidir. Ancak, ülkemizdeki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır.   Türkiye'de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır: 1. Fiziki Faktörler A. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir. B. Yer şekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli platosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir. C. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır. 2. Beşeri Faktörler A. Sanayileşme: Bütün Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir. B. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi. C. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir. D. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır. E. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır.... Devamı

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ

2011-04-26 23:36:00

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ   1• Nüfusun cinsiyet durumu 1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir. Türkiye'de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır. 2. Aktif Nüfus Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır. 15-64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır. Türkiye'de nüfusun % 40'ını çocuk, genç ve yaşlı nüfusu oluşturduğundan, aktif nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha az ve işsizlik oranı daha fazladır. 3. Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar • Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.) • Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.) • Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir. Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90'a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet... Devamı

TÜRKİYE’NİN GENEL ENERJİ DURUMU

2011-01-25 07:17:00

TÜRKİYE’NİN GENEL ENERJİ DURUMU   1970-1997 yillari arasinda yerli birincil enerji kaynaklari üretimi 14 493 Btep'den 1.9 kat artarak 27 687 Btep'e ulasmistir. Bu dönemde linyit üretimi 6.8 kat artarak, en büyük katkiyi saglamistir. 1997 yili linyit üretimi 11 759 Btep olup, toplam üretimin % 42.5'ini kapsamaktadir. Üretim büyüklügü siralamasinda linyitten sonra gelen kaynaklar, üretimdeki paylari ile birlikte; odun % 19.9, petrol % 13.1 ve hidrolik enerji % 12.4 biçiminde yer almaktadir. 1970 yilina göre 1997 yilinda petrol üretiminin azalmis olmasi bir sorundur. 1997 yili petrol üretimi, 1970 yili üretiminin % 97.6'si kadardir. Yerli petrol üretimi 1971'den 1990 yilina kadar, 1970 düzeyinin altinda kalmis ve 1976-1984 arasinda önemli azalma görülmüs, ancak 1990 yilinda 1970 yili üretimi asilmistir. Petrol üretimi 1995 yilindan sonra yine 1970 düzeyinin altinda kalmaya baslamistir.    Ticari olmayan enerji grubunda yer alan, özde tezege dayali hayvan ve bitki artiklarindan saglanan enerji üretimi 1970'den 1982 yilina kadar artis göstermis, daha sonra düsme trendine girmistir. Hayvan ve bitki artiklarindan saglanan enerji üretiminin, 1970 yilina göre 1997 yilinda % 29 oraninda azalmis olmasi olumlu bir gelismedir. 1970-1997 arasinda yerli üretim kaynaklarina, 1976 yilindan baslayarak dogal gaz, 1984 yilindan baslayarak jeotermal enerji ve 1986 yilindan baslayarak günes enerjisi eklenmistir. Eklenen bu üç kaynaktan 1997 yilinda yapilan yerli üretim toplam birincil enerji üretiminin % 1.8'i kadardir. 1970-1997 yillari arasinda birincil enerji tüketimi 3.8 kat artis göstermis ve 18 849 Btep'den 71 367 Btep'e yükselmistir. 1997 yilinda tüketimde yillik artis hizi % 2.8 olmust... Devamı

TÜRKİYE’DE NÜFUS VE NÜFUS SAYIMLARI

2011-01-22 10:08:00

TÜRKİYE’DE NÜFUS VE NÜFUS SAYIMLARI   Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okuryazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.   Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır. 1997 ve 2000 nüfus sayımlarının ardından Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine geçilmiştir.   Türkiye'de Nüfus Sayımları ve Sonuçları     Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın - erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 1997 yılında yapılmıştır.   • 1927 – 1997 yılları arasında nüfus miktarı ve nüfus yoğunluğu devamlı artmıştır. Bu artış yaklaşık 5 kat olmuştur. • Nüfus artış hızı 1940 lı yıllarda oldukça azalmıştır. Bu azalmada, İkinci Dünya Savaşı tehlikesi, asker nüfusunun artması, sağlık sorunlarının artması gibi sebepler etkili olmuştur. 1997 yılındaki son sayımda ikinci önemli düşüş görülmüştür. Bu azalmada da, halkın eğitim seviyesinin yükselmesi, kent nüfusunun artması ve halkın bilinçlenmesi gibi faktörlerin etki... Devamı

GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ

2011-01-21 07:10:00

GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ ( GAP )   Temel hedefi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan vatandaşlarımızın gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bu bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam imkanlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi milli kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan GAP, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile ele alınan bir bölgesel kalkınma projesidir. Proje alanı Fırat ve Dicle nehirlerinin oluşturduğu havzada olan ve tarihte Yukarı Mezopotamya olarak bilinen ovalarda yer alan 9 ili kapsamaktadır. (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak)   l970'lerde Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki sulama ve hidroelektrik amaçlı projeler olarak planlanan GAP, l980'lerde çok sektörlü, entegre bir bölgesel kalkınma projesine dönüştürülmüştür. Proje, sulama, hidroelektrik, enerji, tarım, kırsal ve kentsel altyapı, ormancılık, eğitim ve sağlık gibi sektörleri kapsamaktadır. Su kaynakları programı 22 baraj, l9 hidroelektrik santrali ve l.7 milyon hektar alanda sulama sistemleri yapımını öngörmektedir. Toplam maliyeti 32 milyar ABD doları olan Proje'nin, enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 7476 MW olup yılda 27 milyar kilovat/saat enerji üretimi öngörülmektedir.   Bugün geldiği nokta itibariyle proje, gelecek kuşaklar için kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam yaratılmasını amaçlayan, sürdürülebilir insani kalkınma felsefesi üzerine kurulmuştur; kalkınmada adalet, eşitlik, katılımcılık, insan kaynaklarının geliştirilmesi çerçevesinde çevresel, mekânsal, ekonomik, sosyal ve sula... Devamı

MADENLER VE ENERJİ KAYNAKLARI

2010-12-29 07:17:00

MADENCİLİK ve ENERJİ KAYNAKLARI   A. MADENCİLİK   Yerkabuğunun farklı derinliklerinden çıkarılan, ekonomik değer taşıyan mineral ve elementlere maden denir. Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1935 yılında kurulan M.T.A. ile özel sektör tarafından yürütülmektedir.   Türkiye’de çıkarılan önemli madenler   En zengin demir yataklarımız, Divriği (Sivas), Hekimhan ve Hasançelebi (Malatya), Edremit (Balıkesir), Dikili ve Torbalı (İzmir) ve Simav (Kütahya) çevresinde bulunmaktadır. Ereğli, Karabük ve İskenderun’da demir - çelik fabrikaları bulunmaktadır.   Bakır: Ülkemizin en zengin madenlerinden biri olan bakır yatakları, çoğu kez kurşun ve çinko ile birlikte bulunur. En önemli bakır yataklarımız Karadeniz Bölgesi’nde bulunur. Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Çayeli (Rize) ve Köprübaşı (Giresun) bu bölgedeki başlıca yataklardandır. Ayrıca Maden (Elazığ) ve Ergani (Diyarbakır)'de de bakır yatakları mevcuttur.   Krom: Paslanmayan ve çok sert bir maden olduğundan, madeni eşya yapımında ve kaplamasında kullanılır. Krom yatakları altı ana bölgede toplanmıştır.          Fethiye, Köyceğiz, Denizli          Alacakaya (Guleman) (Elazığ)          Bursa, Eskişehir          Adana, Kayseri, Mersin          İskenderun, Kahraman Maraş, İslahiye          Kopdağı (Doğu Anadolu) Krom madeni Antalya ve Guleman’daki ferro-krom tesislerinde işlenmektedir.   Boksit: Alüminyumun hammaddesi olan boksit çok hafif olduğundan u&... Devamı

TÜRKİYE'NİN DAĞLARI

2010-12-07 07:09:00

TÜRKİYE'NİN DAĞLARI Türkiye'deki Dağlar ile İlgili Harita Türkiye'nin en yüksek dağları     Dağ Rakım (metre) il Ağrı Dağı 5137 Ağrı Cilo Dağı 4170 Hakkari Süphan Dağı 4049 Bitlis Kaçkar Dağı 3937 Rize Erciyes Dağı 3916 Kayseri Küçükağrı Dağı 3896 Ağrı Demirkazık Dağı 3756 Niğde Medetsiz Dağı 3524 Adana Hasan Dağı 3268 Aksaray Mercan Dağı 3331 Erzincan Palandöken Dağı 3176 Erzurum Kızlarsivrisi 3070 Antalya   Volkanik dağlar Ağrı Dagı Erciyes dağı Hasandağı Karacadağ (İç Anadolu) Karacadağ (Güneydoğu Anadolu) Karadağ Köroğlu Dağları Kula Tepeleri Melendiz Nemrut Dağı Süphan Dağları Tendürek Uludağ Kuzey ve Doğu Anadolu Dağları Küre Dağları Köroğlu Dağları Ilgaz Dağları Canik Dağları Mescit dağları Bolu Dağları Ç... Devamı

21 ARALIK OLAYLARI

2010-12-21 06:52:00

21 ARALIK KONUMU ve ÖZELLİKLERİ  geograpy.blogcu.com  21 Aralık’ta güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne dik gelir. Bunun sonucunda aşağıdaki olaylar gerçekleşir: ·         Güneş ışınları Güney Yarımküre’ye gelebileceği en dik, Kuzey Yarımküre’ye en eğik açılarla gelir. ·         Güney Yarımküre’de yaz, Kuzey Yarımküre’de kış mevsiminin başlangıcıdır. ·         Üzerinden Oğlak Dönencesi’nin geçtiği karaların iç kısımları, Dünya’nın en sıcak yerleridir. ·         Güney Yarımküre’de en uzun gündüz, Kuzey Yarımküre’de ise en uzun gece yaşanır. ·         Bu tarihten sonra Kuzey Yarımküre’de gündüzler uzamaya (kış gündönümü) Güney Yarımküre’de kısalmaya (Yaz gündönümü) başlar. ·         Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun en kısa olduğu yer Oğlak Dönencesi’dir. ·         Öğlen saat 12.00’de Oğlak Dönencesi’nde yataya dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. ·         Aydınlanma çizgisinin sınırları Kutup dairelerinden geçer. Güney Kutup Kuşağı aydınlanma çemberi içinde iken, Kuzey Kutup Kuşağı karanlık çember içindedir. ·         Kuzey Kutup Dairesi’nde sadece bu gün 24 saat süreyle gece, Güney Kutup Dairesi’nde ise ... Devamı

İNSANLIK TARİHİNDE BELLİ BAŞLI YANARDAĞ PÜSKÜRMELERİ

2010-11-27 10:06:00

İnsanlık Tarihinde Kayıtlanmış Belli Başlı Yanardağ Püskürmeleri MS 79: Güney İtalya’da Napoli Körfezi kıyısındaki Vezüv Yanardağı en çok bilinen volkanlardan biridir. Geçmişteki 2000 yıl içinde 50 kezden çok püskürmüştür. İS 79 yılındaki, Pompei kentini gömmüş olan püskürmesi ile bilinir; ancak, 1631 yılındaki bir diğer püskürmesi yaklaşık 4.000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Sicilya’daki Etna Yanardağı 1669 yılında Catania kentinin caddeleri boyunca akan bir lav ırmağı üretmiş, kentte ve dolay bölgelerde 20.000 dolayında insanın ölümüne yol açmıştır. İzlanda’daki Skaptar Volkanının 1783 püskürmesi çiftçilik ve balıkçılığı tahrip etmiş, nüfusun beşte birini yok eden kıtlığa neden olmuştur. Endonezya’da Sumbawa Adasındaki Tambora Yanardağının 1815 yılında püskürmesinden kaynaklanan kasırga ve tsunamiler (dev dalga) 12.000 kişinin ölümüne yol açmış ve bu püskürme atmosfere, Pinatubo Volkanı’nın 1991 yılında saldığının dört katı büyüklüğünde bir bulut salmıştır. 1883: Endonezya’daki bir diğer volkan, Krakatoa Yanardağı, 3.000 km öteden duyulan bir patlamayla püskürmüştür. 50 mil (~80 km) uzaktaki adalara 35 kg ağırlığındaki bloklar yağmış ve 40 m’ye ulaşan tsunami, Java ve Sumatra adaları da dahil yüzlerce köyü tahrip etmiş, yaklaşık 36.000 kişi ölmüştür. Atmosfere alınan toz iki yıl boyunca Ay’ın mavi, bazen de yeşil görünmesine yol açmıştır. 1902: Martinik Adası’ndaki Pelée Yanardağı Saint-Pierre kentini boğucu gaz ve kızgın külle örtmüş ve kentte yaşayan 29.937 kişiden 29.933 kişinin ölümüne neden olmuştur. 1980: Washington e... Devamı

HARİTA ÜRETİMİ NASIL YAPILIR?

2011-04-03 09:21:00

HARİTA ÜRETİMİ NASIL YAPILIR?          Harita üretimi;         1. Aşama: Arazi çalışmaları,         2. Aşama: Hava fotoğrafı alımı,         3. Aşama: Fotogrametrik çalışmalar,         4. Aşama: Kartoğrafik çalışmalar, olmak üzere dört temel aşamadan oluşmaktadır.         İş akışının ilk aşaması arazi çalışmaları olup, bu çalışma ile harita üretimi için gerekli nirengi ve nivelman kontrol noktaları yeryüzünde tesis edilir.         İkinci aşama hava fotoğrafı alımı olup, arazide tesis edilen nirengi noktalarının da üzerinde bulunduğu, üç boyutlu görüntü elde edilmesine imkan veren stereoskopik hava fotoğrafları elde edilir.         Üçüncü aşama fotogrametrik çalışmalar olup, bu kapsamda, çekilen stereoskopik hava fotoğrafları üzerlerindeki nirengi noktaları koordinatlarından istifade edilerek, harita orijinalleri hazırlanmaktadır. Hazırlanan orijinaller üzerinde, hava fotoğrafı üzerinde görülemediği veya karar verilemediği için bulunmayan;         - Yer İsimleri,         - Bitki Örtüsü,         - Yol Cinsi,         -Enerji Nakil Hatları vb. detaylar, arazi çalışmaları ile bütünlenmektedir.         Son aşama kartoğrafik çalışmalar olup, bu aşamada; sayısal olarak hazırlanan harita üzerinde, ha... Devamı

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİNDEN ÖRNEKLER

2010-11-25 06:58:00

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİNDEN ÖRNEKLER   Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.   Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.   Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.   Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.   Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.   Gerçi bize milliyetçi d... Devamı

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ

2010-11-23 07:05:00

Atatürkçülük, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğan, toplum hayatına yön veren gerçekçi ve millî bir sistemdir. İlerlemeye ve yenileşmeye açıktır. Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır. Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasî kurumlar kurarak modern toplum olma demektir. Atatürkçülüğün temelinde millî kültür vardır. Millî kültür, millî bir dünya görüşü olmasına rağmen evrensel özellikler de taşır. Atatürk'ün yapmış olduğu kurtuluş mücadelesi mazlum milletlerin kurtuluş ümidi olmuştur. Atatürkçülük, hiçbir milleti sömürmeyi ve bağımsızlığını ortadan kaldırmayı amaçlamamıştır. Tüm insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını hedeflemiştir. Atatürk'ün başlattığı bağımsızlık mücadelesi ile birlikte diğer sömürge milletler de Atatürk'ün önderliğinde verilen Türk bağımsızlık savaşını örnek almışlardır. Atatürkçülüğü oluşturan ilkeler, birbirini tamamlayan bütünün parçaları gibidir. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, ve halkçılık birbirinden ayrı düşünülemez. Cumhuriyetçilik ilkesi, Atatürk'ün devlet anlayışının temellerinden birini oluşturan millî egemenlik ilkesinin doğal bir sonucudur. Atatürk milliyetçiliği, hürriyet ve insan şahsiyetine değer veren eşitlik fikrine dayanır. Halkçılık ise milliyetçilik fikrinin bir sonucu olarak bütün fertlerin eşit hak, yetki ve sorumluluklara sahip olmasını öngörür. Ayrı ayrı ele alınırlarsa tam olarak anlaşılmazlar. Lâiklik, modern toplum düzeninin oluşmasını sağlayan en &o... Devamı

DÜNYANIN ŞEKLİ VE HAREKETLERİ İLE İLGİLİ EN'LER

2010-11-03 10:17:00

Dünyanın geoid olmasının en önemli sonuçları: ·         Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından fazla olması, ·         Yerçekiminin en az Ekvator'da, en fazla kutuplarda olmasıdır.  Dünyanın yuvarlak olmasının en önemli sonuçları; ·         Güneş ışınlarının düşme açısı; ·         En büyük Ekvator'da ·         En küçük kutuplarda olması Dünyanın dönüş hızının; ·         En fazla Ekvator'da ·         En az kutuplarda olmasıdır. İki meridyen arası uzaklığın; ·         En fazla Ekvator’da, ·         En az kutuplarda olmasıdır. ·         Eksen eğikliğinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşmasıdır. ·         Eksen eğikliğinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşturması ve dönencelerin sınırını belirlemesidir. Dünyanın yıllık hareketi sırasında Güneş'e; ·         En uzak olduğu an günötedir. (4 Temmuz) ·         En yakın olduğu an gün beridir. (3 Ocak) ·         Dünyanın yörüngesinin elips olmasının en önemli sonucu mevsim sürelerinin farklı olmasıdır. 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator'da; ·   ... Devamı

GEÇMİŞTEN GELECEĞE TÜRKİYENİN JEOPOLİTİĞİ

2010-07-09 09:41:00

JEOPOLİTİKTE ETKİLİ OLAN UNSURLAR   Türkiye'nin jeopolitik geçmişi, İstanbul ve Çanakkale boğazları, Türkiye çevresinde bölgesel sorunlar (Kafkaslar, Balkanlar, Batı Trakya, Kosova, Bulgaristan, Makedonya, Bosna- Hersek, Ortadoğu Ege Adaları, Su sorunları)   DÜNYADA TÜRKİYE Türkiye'nin konumu:   Bir ülkenin coğrafi konumu deyince yeryüzünün neresinde bulunduğu,kıtalara,öteki ülkelere,denizlere,ticaret yollarına göre anlaşılır.Konumun çok önemli sonuçları vardır.Ülkelerin bir çok özellikleri buna bağlıdır. Türkiye'nin Siyasi Jeopolitik Durumu Ve Önemi: Türkiye'nin alan veya coğrafi konum açısından Asya ile Avrupa arasında bir köprü durumunda ve batı kültürü arasında bir geçiş kuşağında yer almaktadır.Coğrafi konum açısından kuzeydeki ülkelerin deniz yoluyla Akdeniz ,Hint,Okyanusu ,Atlas Okyanusu ile temas kurarak dünyaya açılması,boğazlar vasıtasıyla Türkiye üzerinden geçmektedir Aynı şekilde Avrupa'nın Orta Doğu'ya kara yolu bağlantısı yine Türkiye'nin işgal ettiği Anadolu ve Trakya üzerinden sağlanmaktadır.Bunun yanında Türkiye'nin bulunduğu kütle Orta Doğu ülkeleri için önemli bir hayat damarı halindedir. Başta Fırat ve Dicle'nin suları ile hayat bulan Suriye ve Irak Anadolu yarımadasına sıkı şekilde bağlıdır. Sadece bu noktalar ele alındığında Türkiye gerek batı gerekse orta doğu dünyası için bir bakıma hayati çıkarlarının sağlandığı bu alemde birbirine bağlayan,pekiştiren bir doğal köprü durumundadır. Stratejik açıdan ele alındığında dünya petrolünün %60'ını oluşturan Orta Doğu ülkelerinde istikrarın sağlanması ve bir bakıma batı... Devamı

YARINDAN SONRA

2010-10-20 10:39:00

YARINDAN SONRA Küresel ısınma, Buzullar eriyecek, Atmosfer değişikliği, Bitki hayvan değişikliği   Küresel ısınma: İnsan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisine neden olması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir. 50 yıldır saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır. Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir. Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğutarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir. Buzullar eriyecek   İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre, Grönland ve Antarktika’da yapılan son araştırmaların sonuçları, buzul erimelerinin kaçınılmaz olduğu sonucunu ortaya koydu. Raporda, buzulların erimesi sonucu deniz seviyesinin dört ila altı metre yükseleceği kaydedildi. Uzmanlar, deniz seviyesinde bu denli bir yükselişin, Maldivler’i bir bataklık haline getireceği, Hollanda gibi ülkelerle Londra, New York ve Tokyo gibi okyanus kenarı şehirlerde de büyük su baskınlarına neden olacağı uyarısında bulundu.   Bitki ve hayvan değişikliği BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun da yayınladığı mesajda,’ Biyolojik çeşitlilik daha önce görülmemiş bir hızla kaybediliyor‘ diyerek bu tehlikeye karşı hızla harekete geçmek gerektiğini vurguladı. OSLO - D&uum... Devamı

MARMARA BÖLGESİ

2010-10-14 09:37:00

      Coğrafi Konumu Marmara Bölgesi ülkemizin kuzeybatı köşesinde yer alır. Ülke yüz ölçümünün %8,5'i ile altıncı büyük bölgemizdir. Yaklaşık olarak 66.000 km²  alan kaplar. Karadeniz, Marmara ve Ege olmak üzere üç denize komşudur. İstanbul ve Çanakkale boğazları bu bölgede yer alır. Hem  Asya, hem de Avrupa kıtasında yer alır. Yeryüzü Şekilleri Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan bölgesidir. Marmara Bölgesi'nin en önemli yükseltisini, güneyde Samanlı Dağları, Trakya kesiminde Karadeniz boyunca uzanan Yıldız Dağları ve güneydeki Uludağ  oluşturur. Bu dağlar orta yükseltidedir. Bölgenin en yüksek dağı ise 2543 metre ile Uludağ'dır. Bölgenin en önemli düzlükleri ise Trakya'daki Ergene Havzası, Anadolu yakasındaki Sakarya ve Bursa ovaları ile güneydeki geniş plato alanlarıdır. Yer şekillerinin sade olması nedeniyle ulaşım kolaydır. Güney  Marmara   kıyıları girintili - çıkıntılıdır. Erdek, Bandırma, Gemlik ve İzmit körfezleri önemli girintilerdir. Kapıdağ Yarımadası tombolo özelliği gösterir. Kuzey kıyıları dik yalıyarlardan (falezler) meydana   geldiği için bu kıyılarda fazla girinti – çıkıntı yoktur. Boğazlar, eski akarsu yataklarının daha sonra sular altında kalması ile oluşmuş ria tipi kıyı özelliği gösterir. TOPRAK Trakya’nın kuzeyinde, Kocaeli Yarımadası’nda, Güney Marmara’nın doğusu ve güneyinde, asitli, koyu renkli ve organik madde bakımından zengin topraklar bulunur. Ergene çayı havzası ile Güney Marmara Bölümü’ndeki ovalarda vertisol topraklar, Trakya’nın batısı Gelibolu ve Biga Yarımadası çevresinde ise ... Devamı