AB-ENERJİ VE ÇEVRE KORUMA

2010-12-06 16:00:00

AB-ENERJİ VE ÇEVRE KORUMA   ÇEVREYİ KORUMAK Avrupa Birliği bu yüzyıl daha temiz, daha sağlıklı ve daha müreffeh olacak mı? Yoksa, havamız, suyumuz ve toprağımız kirlenmeye, ormanlarımız ve otlaklarımız yok olmaya devam edecek mi? Enerji ve çevre arasında uyum, AB'nin temel amaçlarından biridir. Bu sorular uluslararası düzeyde ele alınmıştır. Asit yağmurları veya sera gazları ile ilgili kaygılar, 1992'deki BM Rio de Janerio Konferansı'nda zirveye ulaştı. Ayrıca, İklim Değişikliği hakkında Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf olan devletlerce 1997 yılında kabul edilen Kyoto Protokolü kapsamında, AB kendini yeni bir hedefe odaklamıştır: altı sera gazının emisyonlarının, 1990 yılındaki düzeylerine kıyasla, 2010 yılına kadar %8 azaltılması. Sürdürülebilir kalkınma için, Avrupa Birliği, bir ilk adım olarak, enerji kaynaklarının rasyonel ve verimli kullanımını teşvik etmiştir. Bu alandaki diğer girişimler şunlardır:   Yenilenebilir enerjiler hakkında ne biliyorsunuz? Yenilenebilir enerjiler, (su, rüzgar, güneş, vs. gibi) doğal kaynakları ısıya, elektriğe veya yakıta dönüştürürler. Hidroelektrik enerji, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, biyo-kütle enerjisi veya jeotermal enerji, bitmeyen enerji kaynaklarıdır. Örneğin, biyo-kütle enerjisi üretiminde tarımsal atık maddeler kullanılır.   Yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesi Yenilenebilir enerji kaynakları çevrenin korunmasında önemli bir rol oynarlar. AB bunları teşvik etmektedir ve toplam enerji tüketiminde bu kaynakların payını 2010 yılına kadar %15'e çıkarmayı istemektedir.   Bu amaçla, AB devletler arasında işbirliğini güçlendirmeyi ve yenilenebilir enerjiler ile ilgili politikaları takviye etmeyi amaçlar. Ayrıca, "... Devamı

ARNAVUTLUK

2011-03-09 07:37:00

ARNAVUTLUK   Coğrafi Verileri  Konum: Güneydoğu Avrupa'da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.  Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey derecesi, 20 00 Doğu boylamı  Haritadaki konumu: Avrupa  Yüzölçümü: toplam: 28,748 km²  kara: 27,398 km²  su: 1,350 km²  Sınırları: toplam: 720 km  Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Yugoslavya 287 km  Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.  Sahil şeridi: 362 km  İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.  Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.  Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı)  Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel  Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %21  düzenli ekilen topraklar: %5  otlaklar: %15  ormanlık arazi: %38  diğer: %21 (1993 verileri)  Sulanan arazi: 3,410 km² (1993 v... Devamı

MONTREAUX BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ

2011-05-25 13:26:00

MONTREAUX BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ Montreux Boğazlar Sözleşmesi   Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin yapılmasına taraftar olanlar kadar, karşı çıkan devletler de olmuştu. Özellikle İtalya, Montreux Sözleşmesini onaylamayacağını açıklıyordu. Türkiye ile İtalya arasında Montreux Sözleşmesi imzalandıkta sonra yapılan görüşmeler antlaşmayla neticelenecekti. Bilindiği üzere İtalya 2 Mayıs 1938 tarihinde sözleşmeye katılacaktı.   Romanya, yeni bir sözleşme yapilmasini I. Dünya Savaşi’ndan sonra yapilan antlaşmalarin degişimine taraf oldugundan, Türkiye’nin istegini kabul ediyordu. Bulgaristan, Türkiye’nin Bogazlarda mutlak egemenligine karşi olmakla birlikte Neuilly Antlaşmasi’nin degişimine yol açabilir diye olumlu yanit vermişti. Bulgaristan Türkiye’nin verdigi 11 Nisan tarihli notayi inandirici bulmuştu.   İngiltere’de yukarıda anlatmış olduğumuz İtalya tehlikesi dolayısıyla Türkiye’nin sözleşmenin hükümlerini değiştirmesini doğal karşılamıştır. Aynı biçimde Yunanistan’da bunu kabul etmişti. Konferans II. Başkanı Politis, Montreux konferansı sonucu Yunanistan ve Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren sorunların tam bir çözüme ulaşması yolundaki isteğini yineliyordu. (Meray ve Olcay, 1976:32)   22 Haziran 1936’da Montreux’da başlayan konferans da 12 yil önce Bogazlari askersizleştiren ve silahtan arindiran hükümlerin degişimi görüşülüyordu. Türkiye, yeni bir savaş başlamadan tüm Balkanlar ve Ortadogu’nun kilit taşi konumundaki Bogazlarin statüsünü açikliga kavuşturmak istiyordu. Konferans, Bulgaristan, Fransa, Ingiltere, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birligi ve Yugoslavya’nin katilmasiyla açilmiştir. It... Devamı

NABUCCO BORU HATTI PROJESİ

2011-04-13 00:22:00

Nabucco Boru Hattı Projesi   Nabucco boru hattı Türkiye'den AB ülkelerine doğal gaz taşımak amacıyla yapılması düşünülen uzun geçişli bir boru hattı taşımacılığı projesidir. Avrupa'nın en büyük doğal gaz tedarikçisi konumundaki Rusya'dan yapılan sevkiyata alternatif olması amacıyla daha çok ABD ve AB tarafından desteklenmektedir.   2007 yılının ortalarında Rusya'nın, Orta Asya'daki, hattın büyük doğal gaz tedarikçileri olan ülkelerle (Kazakistan, Türkmenistan) büyük miktarlarda doğal gaz alım sözleşmeleri imzalayacağını duyurması ile büyük oranda sekteye uğradığı iddia edilmektedir. Bununla birlikte Alman RWE firmasının Şubat 2008'de Nabucco Şirketi'ne eşit ortak olmasıyla proje güç kazanmıştır. Hattın tam kapasitede karlı olabilmesi için gereken doğal gaz üretiminin halen İran'a uygulanan ambargo nedeniyle bu ülkeden de sağlanamayacak olması, hattın geleceğinde büyük soru işaretleri oluştursa da ABD hükümetinin projenin geleceğine olan iyimser bakışının devam ettiği açıklanmıştır.   Boru hattı ve geçiş ülkeleri   Hattın Güzergahı ve Proje Özellikleri Türkiye'den başlayacak olan 3,300 km'lik bir boru hattının inşasına 2010'da başlanacağı duyurulmuştur. Proje 2002 yılında BOTAŞ (Türkiye) tarafından başlatılmıştır. Türkiye'den çıktıktan sonra terminal ülke Avusturya'ya kadar sırasıyla Bulgaristan, Romanya ve Macaristan'dan geçecek boru hattı ortakları eşit hisse ile BOTAŞ (Türkiye), Bulgargaz (Bulgaristan), Transgaz (Romanya), MOL (Macaristan), OMV (Avusturya ve RWE (Almanya)'dır. 2020 yılında 31 milyar metreküp doğalgaz taşıyacağı varsayılan hat, aynı zamanda AB'nin Trans-Avrupa Enerji Hattı'nın bir parçası ... Devamı

ETNA YANARDAĞI

2010-12-02 07:21:00

ETNA YANARDAĞI   Etna Dağı bir püskürme halinde   Etna Dağı , Sicilya'nın doğu kıyısında, Messina ve Catania'ya yakın aktif yanardağ.   Avrupa kıtasındaki en yüksek yanardağdır. Şu anki yüksekliği 3.326 m olmakla beraber, zirvedeki püskürmelerle bu yükseklik zaman zaman değişmektedir.   Dağ, 1865'deki yüksekliğine göre 21,6 m daha alçaktır. İtalya'da Alplerin güneyindeki en büyük dağdır.   1190 km² alan kaplamakta, taban çevresi 140 km'ye varmaktadır.   İtalya'nın en büyük üç aktif yanardağından biridir, yüksekliği en yakın rakibi Vezüv'ün üç katı, Stromboli'nin 3.5 katı kadardır.   http://tr.wikipedia.org/ ... Devamı

1766 BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ

2011-04-17 09:59:00

1766 BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ 1766 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi'nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olmuş bir büyük bir depremdir. Deprem İzmit'ten Tekirdağ'a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olmuştur. Tsunamiye neden olmuş, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir. 4.000'den fazla kişi ölmüştür.   İstanbul'da; Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet Camii, Yedikule, Eğrikapı, Edirnekapı, şehir surlarında ağır hasar, Galata ve Pera, Kapalıçarşı, Ayasofya ve diğer camiilerde hasar meydana gelmiştir.   Deprem, Marmara'nın doğusunu önemli ölçüde etkilediğinden İzmit'te ve Karamürsel'de ağır hasarlar gözlenmiş, tsunami dalgaları limanları kullanılamayacak hale getirmiştir. Galata, Boğaziçi ve Mudanya kıyılarında deniz seviyesinde yükselmeler gözlenmiş ve Marmara Denizi'ndeki küçük adacıklar yarı-yarıya sular altında kalmıştır. Deprem Bozcaada, Selanik, İzmir ve güney Balkanlarda da hissedilmiştir.   http://tr.wikipedia.org/ ... Devamı

TÜRK DÜNYASI VE TOPLULUKLARI HAFTASI

2011-03-23 09:41:00

TÜRK DÜNYASI VE TOPLULUKLARI HAFTASI ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta)   Türklerin ilk anayurdu Orta Asya’ dır. Türkler, Orta Asya’ dan çeşitli yönlere göç ederek ulaştıkları bölgelere kültürlerini taşımışlardır. Orta Asya’ dan başlamak üzere, özellikle doğuda bir çok Türk devleti mevcuttur. Bu devletler Sovyetler Birliği’ nin dağılmasıyla bağımsızlığına kavuşmuşlardır.   Türk Dünyası ve toplulukları ile iyi ilişkiler kurabilmek ve ordularla her alanda iş ve gönül birliği yapabilmek amacıyla 21 Mart nevruz gününü içine alan hafta Türk Dünyası ve toplulukları haftası ilan edilmiştir. Okulların dereceleri, öğrencilerin seviyeleri ve okulun şart ve imkanları göz önünde tutularak ilgili derslerde konuşma, şiir, kompozisyon, resim, fotoğraf, film, sergi ve benzeri faaliyetlerden yararlanmak suretiyle bu günler hakkında bilgi  verilmeye çalışılır.   Nevruz, çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir .     Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından  doğusuna   kadar  uzanan  engin coğrafyada  yaşayan toplulukların pek çoğu  tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Nevruz, ayrıca Türklerin Ergenekon’ dan çıkış g&... Devamı

MEVSİM BAŞLANGIÇLARI

2011-03-20 21:05:00

MEVSİM BAŞLANGIÇLARI 21 MART ve 23 EYLÜL o        Güneş ışınları Ekvator’a dik gelir. o        Güneş ışınları her iki yarımküreye aynı açılarla gelir. o        Dünya’daki durgun sularda gel-git genliği artar. o        21 Mart tarihinden 23 Eylül tarihine kadar ışınlar Ekvator’un kuzeyindeki noktalara dik geldiğinden Kuzey Yarımküre’de gündüzler, Güney Yarımküre’den daha uzundur. 23 Eylül’den 21 Mart’a kadar ise Güney Yarımküre’deki gündüzler Kuzey Yarımküre’den daha uzundur. o        21 Mart Kuzey Kutup Noktası’nda, 23 Eylül ise Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gündüzün başlangıç tarihleridir. Güneş, ekinokslarda tam doğudan doğup tam batıdan batar. o        Güneş’ten her iki yarımküreye gelen enerji miktarı eşit olmasına rağmen, sıcaklık birikiminin farklı olması nedeniyle, sıcaklıklar eşit değildir. o        Güneş ışınları kutup noktalarına teğet geçtiğinden, aydınlanma dairesi kutup noktaları üzerinde oluşmuştur. Kutuplarda alacakaranlık yaşanır. o        Tüm Dünya’da gece ve gündüz süreleri eşittir (Ekinoks). o        Aynı meridyen üzerindeki tüm noktalarda Güneş aynı anda doğup, aynı anda batar. o        Her iki yarımkürede bahar mevsimlerinin başlangıcıdır. 21 Mart Kuzey Yarımküre’nin ilkbaharı, Güney Yarımküre’nin sonbaharıdır. 23 Eylül Güney Y... Devamı

ÇANAKKALE ZAFERİ

2011-03-18 08:47:00

ÇANAKKALE ZAFERİ ( 18 Mart )   Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.   Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.   1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.   24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.   19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzil­li bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça boc... Devamı

ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ

2011-03-18 18:30:00

Çanakkale Savaşları Kronolojisi   Savaş öncesi   1914 ·         2 Ağustos - Politik: Osmanlı İmparatorluğu ve Almanya Rusyaya karşı antlaşma imzaladı. ·         3 Ağustos - Bahriye Birinci Lordu, Winston Churchill, Birleşik Krallık tarafından üretilen iki Türk gemisine el koydu. ·         4 Ağustos - Osmanlı İmparatorluğu, Boğazlar Antlaşması gereği tüm savaş gemilerine kapalı tutacağını ilan etti. ·         10 Ağustos – Alman savaş gemileri SMS Goeben ve SMS Breslau, Akdeniz de İngiliz donanmasından kaçarak Çanakkale Boğazını geçtiler. ·         16 Agustos - Goeben ve Breslau mürettebatı Alman kalarak Osmanlı Donanması saflarına katıldı. ·         30 Ağustos - Alman sahil topçu müfrezesi, Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasındaki istihkamlarda göreve başladı. Bu istihkamlarını komutasına Alman Amiral Von Usedom atandı. ·         2 Kasım - Çarlık Rusyası'nın Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmesi. ·         3 Kasım - İngiliz abluka filosunun boğazın dış istihkamlarını topa tutması. ·         6 Kasım - İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmesi. ·         13 Aralık – Mesudiye Zırhlısı’nın Sarısığlar Koyu’nda demir üzerindeyken İngiliz B 11 denizaltısı tarafından torpillenerek batırılması. ·         14 Aralık – Mareşal Liman... Devamı

DEPREM HAFTASI

2011-03-01 07:23:00

DEPREM HAFTASI (1-7 MART) DEPREM NEDİR? Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir.   Herhangi bir deprem oluştuğunda, bu depremim tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için "DEPREM PARAMETRELERİ" olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır. ODAK NOKTASI (HİPOSANTR) Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir. Gerçekte, enerjinin ortaya çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır, fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.   DIŞ MERKEZ (EPİSANTR) Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli larak hissedildiği noktadır. Aslında bu, bir noktadan çok bir alandır. Depremin dış merkez alanı depremin şiddetine bağlı olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir. Bu nedenle "Episantr Bölgesi" ya da "Episantr Alanı" olarak tanımlama yapılması gerçeğe daha yakın bir tanımlama olacaktır. O... Devamı

SİVİL SAVUNMA GÜNÜ SUNUMU

2011-02-28 07:33:00

Biz Coğrafya Öğretmenlerine en çok yakıştırılan eğitici kulüplerden biri de Sivil Savunma Kulübüdür.Ben de yıllardan beri bu kolda çalışıyorum.Malum 28 Şubat Sivil Savunma Günü geldi ve bunun telaşı başladı.Sivil savunma günü için hazırladığım sunumu aaşağıdaki linkten indirebilirsiniz.Bu çalışmada kullandığım malzemeler www.dersimiz.com ve www.zulfikar.forumup.com adlı sitelerden ve internetten derlenmiştir.Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.Buyrun link aşağıda:   http://www.4shared.com/file/38778867/40266c2b/svl_savunma_gn.html Devamı

İLLERİMİZ NELERİ İLE MEŞHUR? 2

2011-02-27 10:16:00

İLLERİMİZ NELERİ İLE MEŞHUR? 2   KOCAELİ Pişmaniye, Değirmendere Fındığı, Hannibal’ın Mezarı, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halısı, Kandıra Yoğurdu, Abdülaziz’in Av Köşkü, Kaiser Wilhelm Köşkü, Ballıkayalar Vadisi ve Beşkayalar Tabiat Parkları, Darıca Kuş Cenneti, Maşukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylası, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi,Darıca Gençler Birliği   KONYA Mevlana Türbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti, Akşehir Nasrettin Hoca Şenlikleri, Balatini Mağarası, Ilgın Kaplıcaları KÜTAHYA Porselen ve Çini İmalatı, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi, Aizanoi Antik Kenti, Tunçbilek-Seyitömer Linyitleri, Tavşanlı Leblebisi, Simav ve Gördes Halıları MALATYA Malatya Kayısısı, Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri, Aslantepe Antik Kenti, Karakaya Barajı, Somuncu Baba Camii ve Balık Gölü, Sürgü ( Takaz ) Mesire Yeri, Arapgir Meydan Köprüsü, Battalgazi Kervansarayı, Sultansuyu Harası, Darende Kudret Hamamı MANİSA Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dağı Milli Parkı, Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma’nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri, Vestel Fabrikaları MARDİN Deyrul-Zafaran Manastırı, Mardin Kalesi, Taş Evleri, Telkari Gümüş İşlemeciliği, Dara Harabeleri ve Zinciriye Medresesi MERSİN (İÇEL) Kız Kalesi, Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu, Anamur Muzu, Turunçgil ve Seracılık Üretimi, Göksu Nehri, Sertavul Geçidi, Tarsus Şelalesi, Çamlıyayla ( Namrun ) MUĞLA Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek Gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Beyaz Bodrum Evleri, Bodrum Sualtı Arkeol... Devamı

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN COĞRAFİ DAĞILIŞI

2011-02-24 08:35:00

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN COĞRAFİ DAĞILIŞI   Türkiye'de, 1997 nüfus sayımına göre, km2 ye düşen ortalama nüfus yoğunluğu 81 kişidir. Ancak, ülkemizdeki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır.   Türkiye'de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır: 1. Fiziki Faktörler A. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir. B. Yer şekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli platosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir. C. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır. 2. Beşeri Faktörler A. Sanayileşme: Bütün Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir. B. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi. C. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir. D. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır. E. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır.... Devamı

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ

2011-04-26 23:36:00

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ   1• Nüfusun cinsiyet durumu 1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir. Türkiye'de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır. 2. Aktif Nüfus Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır. 15-64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır. Türkiye'de nüfusun % 40'ını çocuk, genç ve yaşlı nüfusu oluşturduğundan, aktif nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha az ve işsizlik oranı daha fazladır. 3. Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar • Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.) • Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.) • Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir. Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90'a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet... Devamı

AMANOS (NUR) DAĞLARI

2010-11-29 06:30:00

AMANOS (NUR) DAĞLARI Neden Amanos Dağları? Amanos Dağları, Dünya'nın 25 biyolojik çeşitlilik merkezinden biri olan "Akdeniz Havzası Ormanları ve Makilikleri"nin sınırları içinde yer alır. Kahramanmaraş'tan başlayarak Hatay ilini boydan boya geçen Amanos Dağları, Karadeniz'i Akdeniz'e, bozkırı kıyıya bağlayan coğrafi ve biyolojik bir köprüdür. Dağın en yüksek noktası Dörtyol ilçesinin doğusundaki Mığır Tepe'dir (2240 m.). Dağlık alanın orta ve güney kesiminde batı yamaçlardan doğarak doğrudan Akdeniz'e dökülen küçük akarsular, doğu-batı yönlü pek çok vadiyi, alanda kuzey ve güney bakılı yamaçları ve bu vadi tabanları da kıyıda genişleyerek kıyı ovalarını oluşturur. Buzul Çağı'ndan miras kalan Karadeniz iklim kuşağına ait bitki örtüsü, derin ve korunaklı vadileri, deniz seviyesinden birdenbire yükselerek oluşan sarp zirveleri ve iklim özellikleri ile Anadolu'nun en özel ekosistemlerinden biridir Amanos Dağları. İskenderun Körfezi'nden birdenbire yükselen zirveleri Amanos Dağları, Akdeniz'den gelen nemli havayı bloke ettiği için Amanos Dağları'nın dağların batı yamaçları Türkiye'nin Akdeniz sahillerinde en fazla yağış alan bölümlerinin başında gelir. Ortalama 1100 mm. olan yıllık yağış miktarı, yaklaşık 900-1000 m'lik. orta yüksekliklerde bazen 2300 mm'yi bulur. Sıcak yaz mevsimindeki yüksek nem, doğu kayınının, en yüksek dağların yağışlı rüzgarları alan kuzeybatı yamaçlarındaki bulut basamağında doğu kayınının kalıntı olarak bugüne kadar yaşabilmesini nasıl yaşayabildiğini açıklar. Tarih öncesi çağlarda insanların barınak olarak kullandığı Çevlik Mağaraları ve farklı yeryüzü oluşumları ile Amanos Dağları, jeolo... Devamı

NÜKLEER SİLAHLANMANIN KRONOLOJİSİ

2010-11-07 09:12:00

NÜKLEER SİLAHLANMANIN KRONOLOJİSİ   20. yüzyıl, teknolojik ilerleme ve başarı bakımından aynı zamanda uygarlaşmış milletlerin birbirlerine sarf ettikleri şiddet içerici suçlamalar bakımından dikkate değerdir. Birkaç saat içerisinde, hatta bir anda bile insanoğlunun tümünü yok edebilecek nükleer silahların icadı ve nükleer enerjinin gelişmesi, medeniyet ve tehdit kavramlarını hiçbir yerde birbirine bu kadar yaklaşmamıştı.   Aralık 1938 : Fermi, Nükleer Bölünme (atom çekirdeğinin parçalanması) Enrico Fermi, doğal güçleri kullanarak, nükleer güç üretimindeki katkılarından dolayı Fizik Nobel ödülünü kazanıyor. Fermi ilk defa Atomu parçalara ayıran fizikçi oldu. Ondan sonraki araştırmaları, nükleer enerji üretimi için öncülük oldu. Aynı zamanda 1938 yılında, Alman Fizikçiler Lise Meither ve Otto Frisch uranyum atomunu parçalara ayırmayı başardılar. Ünlü bilim adamları bu süreci "nükleer bölünme (atom çekirdeğinin parçalanması)" olarak adlandırdılar.   Ağustos 1939 : Einstein'ın Mektubu Ünlü Fizikçi Albert Einstein ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'e bir mektup göndererek, Alman araştırmacılarının atom bombası üzerinde çalıştıkları uyarısını yapar. Uyarıdan sonra Roosevelt, askeri içeriğini yani etkisini hesaba katmak ve göz önünde bulundurmak için özel komisyon kurdurur.   Aralık 1941 : Pearl Harbor Japonya'nın Pearl Harbor saldırısından sonra, ABD II. Dünya Savaşına girer.   Eylül 1942 : Manhattan Projesi  Almanlardan önce atomik silah üretmek amaçlı, Manhattan projesi kurulur.  ... Devamı

KURU BUZ NEDİR?

2011-02-15 10:41:00

KURU BUZ NEDİR? Karbondioksitin düşük sıcaklıkta katı hale geçmiş durumuna kuru buz denir.   Örneğin, yüzey sıcaklık ortalaması -50 derece kadar olan Mars gezegeninde geniş alanlar atmosferdeki karbondioksitin yoğuşması ile oluşmuş kuru buz örtüsüyle kaplıdır. Buz pateni pistlerinde de genellikle kuru buz kullanılır. Okulda basit bir termometre nasıl yapabiliriz? Sıcaklığı ölçmek için termometre yapmak çok kolay. Bir sürahi içinde 1 lt’den biraz fazla suya birkaç damla mürekkep karıştırın. Bundan başka 1 lt’lik pet şişe ve pipet gerekiyor.   Şişenin kapağına pipeti geçirin. Pet şişeye daha önce hazırladığınız mürekkepli suyu koyduktan sonra kapağı ağzına takın. Yalnız şişede hiç hava kalmasın.   Kapaktaki delikle içindeki pipet arasındaki boşluğu biraz mum damlatarak kapatabilirsiniz. Bir damlalığın yardımıyla mürekkepli sudan biraz alıp pipette belirli bir su seviyesi elde edin.   Suyun buharlaşmasını engellemek için 1 damla yağ da ekleyebilirsiniz.   Pipetin üzerine 7 x 13 cm boyutunda beyaz kartonu bantla yapıştırınca termometreniz hazır. Sıvılar ısınınca genleşir, soğuyunca büzülür. Termometre de aynı ilkeyle çalışır.   Normal bir termometreden hava sıcaklığına bakın ve bu değeri pipetin içindeki su seviyesinin karşısına yazın.   Hazırladığınız düzeneği buzdolabında 2 saat kadar termometreyle bekletin.   Sonra termometrede okuduğunuz sıcaklığı kendi yaptığınız termometrede işaretleyin.   İki değer arasındaki ortalama sıcaklıkları belirleyin.   http://www.uslanmam.com/cografya/219451-kuru-buz-nedir.html   ... Devamı

DÜNYANIN GEOİT ŞEKLİ

2011-02-13 17:08:00

DÜNYANIN GEOİT ŞEKLİ Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi. (Naziat Suresi, 30) Yukarıdaki ayette "serip döşedi" olarak çevrilen "deha" kelimesi, yaymak anlamına gelen "dahv" kelime kökündendir. Dahv kelimesi, döşemek, düzeltmek anlamlarına gelse de, taşıdığı anlam bakımından basit bir döşeme fiili değildir. Çünkü bu kelimede, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek fiillerini tarif etmek için kullanılmaktadır. Dahv kelimesinden türeyen diğer kelimelerde de yuvarlaklık anlamı mevcuttur. Örneğin çocukların topu yerdeki bir çukura düşürmeleri, taş atıp çukura düşürme yarışları, cevizle oynanan oyun hepsi dahv kelimesiyle ifade edilmektedir. Devekuşunun yuva yapmasına, yatacağı yerdeki taşları temizlemesine, yumurtladığı yere ve yumurtasına da bu köklerden türemiş kelimeler kullanılır. Nitekim Dünya'nın şekli de bir yumurtayı andırır şekilde yuvarlaktır. Dünya'nın kutuplardan basık küresel şekli geoit olarak ifade edilmektedir. Bu bakımdan ayette "deha" kelimesinin kullanılması, Allah'ın Dünya hakkında verdiği önemli bir bilgiyi içermektedir. İnsanların yüzlerce sene Dünya'nın şeklinin düz olduğunu düşünmeleri ve gerçek şeklinin ancak teknolojik imkanlar neticesinde anlaşılması, Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğunun önemli delillerinden biridir.   Alıntıdır. Devamı

TÜRKİYE’NİN GENEL ENERJİ DURUMU

2011-01-25 07:17:00

TÜRKİYE’NİN GENEL ENERJİ DURUMU   1970-1997 yillari arasinda yerli birincil enerji kaynaklari üretimi 14 493 Btep'den 1.9 kat artarak 27 687 Btep'e ulasmistir. Bu dönemde linyit üretimi 6.8 kat artarak, en büyük katkiyi saglamistir. 1997 yili linyit üretimi 11 759 Btep olup, toplam üretimin % 42.5'ini kapsamaktadir. Üretim büyüklügü siralamasinda linyitten sonra gelen kaynaklar, üretimdeki paylari ile birlikte; odun % 19.9, petrol % 13.1 ve hidrolik enerji % 12.4 biçiminde yer almaktadir. 1970 yilina göre 1997 yilinda petrol üretiminin azalmis olmasi bir sorundur. 1997 yili petrol üretimi, 1970 yili üretiminin % 97.6'si kadardir. Yerli petrol üretimi 1971'den 1990 yilina kadar, 1970 düzeyinin altinda kalmis ve 1976-1984 arasinda önemli azalma görülmüs, ancak 1990 yilinda 1970 yili üretimi asilmistir. Petrol üretimi 1995 yilindan sonra yine 1970 düzeyinin altinda kalmaya baslamistir.    Ticari olmayan enerji grubunda yer alan, özde tezege dayali hayvan ve bitki artiklarindan saglanan enerji üretimi 1970'den 1982 yilina kadar artis göstermis, daha sonra düsme trendine girmistir. Hayvan ve bitki artiklarindan saglanan enerji üretiminin, 1970 yilina göre 1997 yilinda % 29 oraninda azalmis olmasi olumlu bir gelismedir. 1970-1997 arasinda yerli üretim kaynaklarina, 1976 yilindan baslayarak dogal gaz, 1984 yilindan baslayarak jeotermal enerji ve 1986 yilindan baslayarak günes enerjisi eklenmistir. Eklenen bu üç kaynaktan 1997 yilinda yapilan yerli üretim toplam birincil enerji üretiminin % 1.8'i kadardir. 1970-1997 yillari arasinda birincil enerji tüketimi 3.8 kat artis göstermis ve 18 849 Btep'den 71 367 Btep'e yükselmistir. 1997 yilinda tüketimde yillik artis hizi % 2.8 olmust... Devamı

AKŞEMSEDDİN

2011-01-24 07:10:00

AKŞEMSEDDİN Akşemsettin, (1389/1390 - 1460) asıl adı ile Şeyh Mehmet Şemsettin Bin Hamza, 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir. 1389 yılında Şam’da doğmuştur. Haci Bayram Veli’nin müridi ve Fatih Sultan Mehmet’in hocalarındandır.   Ünlü İslam büyüğü Akşemsettin, küçük yaşlardan itibaren bilime ve sanata karşı ilgi duydu. Medrese öğrenimini tamamladıktan sonra seçkin bilginler arasında yerini aldı. Üstün zekası ve anlayışı, yılmak bilmeyen çalışma gücüyle kendini kitaplara adadı. Başta İslami bilimler olmak üzere tıp, astronomi, biyoloji ve matematikte zamanın ünlülerinden oldu. Uzun yıllar Osmanlı medreselerinde çalışarak yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Tıp alanında önemli çalışmalar yaptı. Tıp ile ilgili Türkçe yazdığı Maddet-ül Hayat ve Arapça yazdığı Hall-i Müşkilât ve Risalet-ün Nuriye adlı Tasavvuf kitapları bilinen ünlü eserleridir.   Akşemsettin'in asıl ünü, büyük veli, Hacı Bayram Veli ile tanışmasından sonra başlamıştı. İlmi konulardaki önemli başarılardan sonra tasavvuf konusunda da ağırlığını göstermiş, daha sonra da II. Murat'ın emir ve isteğiyle Fatih Sultan Mehmet'in hocalığına tayin edilmişti. İstanbul'un fethi sırasında büyük yârarlılıklar göstermiş, genç sultanı teşvik ederek zaferin kazanılmasında önemli katkılarda bulunmuştu. Fethin en önemli günlerinde Ebu Eyyub'el Ensari'nin kabrini bularak ordunun maneviyatını yükseltmişti. Dünyâ malına önem vermeyen ve Fatih Sultan Mehmet'in büyük saygı ve sevgisini kazanan Akşemsettin Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul'a ayak bastı ve kendisine verilen önem, bir ünlü olacak hikayeye dönüştü.   ... Devamı

TÜRKİYE’DE NÜFUS VE NÜFUS SAYIMLARI

2011-01-22 10:08:00

TÜRKİYE’DE NÜFUS VE NÜFUS SAYIMLARI   Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okuryazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.   Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır. 1997 ve 2000 nüfus sayımlarının ardından Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine geçilmiştir.   Türkiye'de Nüfus Sayımları ve Sonuçları     Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın - erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 1997 yılında yapılmıştır.   • 1927 – 1997 yılları arasında nüfus miktarı ve nüfus yoğunluğu devamlı artmıştır. Bu artış yaklaşık 5 kat olmuştur. • Nüfus artış hızı 1940 lı yıllarda oldukça azalmıştır. Bu azalmada, İkinci Dünya Savaşı tehlikesi, asker nüfusunun artması, sağlık sorunlarının artması gibi sebepler etkili olmuştur. 1997 yılındaki son sayımda ikinci önemli düşüş görülmüştür. Bu azalmada da, halkın eğitim seviyesinin yükselmesi, kent nüfusunun artması ve halkın bilinçlenmesi gibi faktörlerin etki... Devamı

GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ

2011-01-21 07:10:00

GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ ( GAP )   Temel hedefi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan vatandaşlarımızın gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bu bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam imkanlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi milli kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan GAP, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile ele alınan bir bölgesel kalkınma projesidir. Proje alanı Fırat ve Dicle nehirlerinin oluşturduğu havzada olan ve tarihte Yukarı Mezopotamya olarak bilinen ovalarda yer alan 9 ili kapsamaktadır. (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak)   l970'lerde Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki sulama ve hidroelektrik amaçlı projeler olarak planlanan GAP, l980'lerde çok sektörlü, entegre bir bölgesel kalkınma projesine dönüştürülmüştür. Proje, sulama, hidroelektrik, enerji, tarım, kırsal ve kentsel altyapı, ormancılık, eğitim ve sağlık gibi sektörleri kapsamaktadır. Su kaynakları programı 22 baraj, l9 hidroelektrik santrali ve l.7 milyon hektar alanda sulama sistemleri yapımını öngörmektedir. Toplam maliyeti 32 milyar ABD doları olan Proje'nin, enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 7476 MW olup yılda 27 milyar kilovat/saat enerji üretimi öngörülmektedir.   Bugün geldiği nokta itibariyle proje, gelecek kuşaklar için kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam yaratılmasını amaçlayan, sürdürülebilir insani kalkınma felsefesi üzerine kurulmuştur; kalkınmada adalet, eşitlik, katılımcılık, insan kaynaklarının geliştirilmesi çerçevesinde çevresel, mekânsal, ekonomik, sosyal ve sula... Devamı

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA JAPON TAKTİKLERİ

2011-01-26 07:17:00

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA JAPON TAKTİKLERİ Yeterince tankınız, askeriniz hatta uçaklarınızı kaldıracak benzininiz yoksa nasıl savaşırsınız? "Hayalgücü" ile mi? Japonlar öyle yaptılar! Iwo Jima alınmalıydı. Hem de ne pahasına olursa olsun! Küçük bir havalimanı, iki balıkçı köyü ve adanın ucundaki tek tepesiyle Iwo Jima, korunaksızdı. Amerikan uçakları adanın üzerinde saatlerce uçmuş ve birkaç yüz kişilik Japon müfrezesinin dışında kimseyi görmemişti. Bu adayı fethetmek, neredeyse keyifli bir yaz yürüyüşüne benzeyecekti. Amerikalılar haklıydılar. Adada neredeyse kimse yoktu. Japonya'yı bombalayacak uçakların havalanacağı bu küçük ada, derin bir sessizliğe gömülmüş gibiydi... Amerikalılar, 1945 yazına gelindiğinde sessizliğin anlamını artık biliyorlardı. Guadalcanal ve Filipinler'deki savaşlarda inanılmayacak şeyler görmüşlerdi. Ama bu seferki iş kolay olacağa benziyordu. 12 kilometrekarelik bir adada kaç Japon saklanabilirdi ki? Çıkartmayı yönetecek Amiral Spruance'ın kesin emri vardı: Amerikalı denizciler adaya çıktığında, bir tekinin bile burnu kanamayacaktı! Hava Kuvvetleri tam 10 hafta boyunca, Heybeliada büyüklüğündeki bu adayı elindeki her şeyle bombaladı! Çıkartma günü, Amerikalılar zayıf bir dirençle karşılaşacaklarına emindiler... Fukakku Taktiği Adadaki Japon birliklerinin kumandanı Tadamaçi Kuribiyaşi, bu "keyifli yaz yürüyüşü"nü Amerikalılar için tam bir cehenneme çevirdi. Bombardımandan bir ay önce adaya gizlice yerleşen Japon birlikleri ölümüne çalışmış ve bir ayda bu küçücük adanın altında karınca yuvasını andıran tüneller kazmışlardı. Adanın... Devamı

TELEVİZYONDA ŞİDDET VE ÇOCUKLARIMIZ

2011-01-20 07:04:00

TELEVİZYONDA ŞİDDET VE ÇOCUKLARIMIZ   TV de Şiddet ve Çocuklarınız: Etkilenmemeleri İçin Neler Yapabilirsiniz? Prof.Dr. Nesrin H. Şahin Araştırmalar şiddete ve saldırganlığa yönelik davranışların yaşamın erken dönemlerinde öğrenildiğini göstermektedir. Ancak, yine araştırmalar, çocukların duygularını şiddet kullanmadan ifade edebilmeleri için ailelerinin büyük yardımı olabileceğini de göstermektedir. Bu yazı, anne-babaların gençlerde gözlenen şiddeti azaltmak için aile içinde, okullarda ve toplumda neler yapabileceklerini görmelerinde yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır. Çocuklarınız için yapabilecekleriniz: Anne-babalar çocuklarının güven ve sevgi dolu bir evde yaşamalarını sağlayarak şiddeti azaltmada önemli bir rol üstlenebilirler. Aşağıda bu konuyla ilgili bazı öneriler verilmektedir. Bunların hepsini harfiyen yerine getiremeyebilirsiniz. Ama elinizden geleni yaparsanız, çocuklarınızın içinde yaşayacakları dünyayı onlara daha az zarar verici hale getirebilirsiniz. Çocuklarınıza yönelik sevgi ve ilginiz sürekli ve tutarlı olsun: Kendisini güvencede hissedebilmesi ve diğerlerine güvenebilmesi için, her çocuğun anne-babasıyla ya da bir yetişkinle güçlü , sevecen bir ilişki, bir "bağ" kurabilmesi gerekir. Kendisine sevgi ve ilgi gösteren bir yetişkinle böyle bir bağ kuramayan bir çocuğun, düşmanlık duyguları içinde gelişmesi ve "zor" bir genç olması ihtimali vardır. Kendileriyle çok küçük yaşlardayken ilgilenilmiş çocuklar arasında , "sorunlu davranışları" olan gençlere daha az sayıda rastlanmaktadır. Bir çocuğa her zaman sevgi gösterebilmek hiç de kolay bir şe... Devamı

DEPREM SONRASINDA YAPACAKLARINIZ

2011-01-19 07:10:00

  DEPREM SONRASINDA YAPACAKLARINIZ         Paniğe kapılmamaya çalışın. Bir iki dakika durarak sakinleşmeye çalışın.   ·         Yakın çevrenizde tehlikeli bir durum olup olmadığını kontrol edin. Kırılmış camlar, ortalığa dökülmüş kimyasal bir madde, yerinden oynadığı için düşme tehlikesi olan eşyalar olup olmadığına bakın.   ·         Ayaklarınızı, ellerinizi ve kafanızı koruyun. Sağlam, sert ayakkabılar, deri eldiven ve varsa sert bir kask giyin. Yüzünüze toz için bir maske veya maske yerine geçebilecek bir şeyle ağzınızı ve burnunuzu kapatın.   ·         Eğer karanlıktaysanız fener kullanın. Bir gaz sızıntısı olmadığından emin olana kadar kibrit kullanmayın ve ışıkları yakmayın.   ·         Çevrenizdekilerin yaralanıp yaralanmadığını kontrol edin. İhtiyacı olanlara yardım etmeye çalışın. Kesinlikle gerekmiyorsa ağır yaralı olanları hareket ettirmeyin.         Yangın kontrolü yapın. Küçük çaplı yangınları söndürmeye çalışabilirsiniz. Bunun için; 1.    Isıyı soğutarak yok etmeye çalışın. (Su veya yangın söndürücü ile) 2.    Ateşin havayla temasını kesebilirsiniz. 3.    Yangına sebep olan yakıtı kesin.   4.      Yangın söndürücüleri alevlerin üst kısmına değil, her zaman ateşin ... Devamı

ATO’NUN SU RAPORU

2011-01-18 07:04:00

ATO’NUN SU RAPORU   Dünyadaki hızlı nüfus artışı nedeniyle miktarı giderek azalan su, petrolden daha değerli hale geldi. Çünkü petrolün alternatifleri var ama suyun yok…Su bakımından yoksul ülkeler açısından tehlike çanları çalıyor.   Ankara Ticaret Odası (ATO)’nın hazırladığı su raporu Türkiye’nin sanılanın aksine bir su cenneti olmadığını ortaya koydu.   TÜRKİYE SU ZENGİNİ DEĞİL   Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan “Gelecek İçin Tatlı Su 2003” raporuna göre, Türkiye 2025 yılında ciddi bir su sıkıntısı çekecek.   Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün verileri de Birleşmiş Milletler’in raporunu doğruluyor. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yıllık 1.642 metreküp olan Türkiye, uluslararası ölçütlere göre “su sıkıntısı çeken ülkeler” kategorisinde yer alıyor. Devlet İstatistik Enstitüsü 2030 yılında Türkiye’nin nüfusunun 100 milyon olacağını tahmin ediyor. 2030’da kişi başına yıllık su miktarının 1.000 metreküpün altına düşmesi ve Türkiye’nin “su fakiri” bir ülke haline gelmesinden endişe ediliyor.   Türkiye’nin yıllık ortalama akarsu potansiyeli 186 milyar metreküp civarında… Ek olarak 10 milyar metreküp de yeraltı suyu bulunuyor. Türkiye 186 milyar metreküp suyun ancak 95 milyar metreküpünü tüketim için kullanabiliyor.   SUYUMUZ YETERİNCE TEMİZ DE DEĞİL   Türkiye’nin tüketim için kullandığı su yeteri kadar temiz de değil… 3 bin 225 belediyeden sadece 223’ünde içme suyu arıtma tesisi, 112’sinde atık su arıtma tesisi bulun... Devamı

KARŞILAŞTIRMALI TABLOLARA GÖRE ANADOLU KRONOLOJİSİ

2011-01-17 07:11:00

Karşılaştırmalı Tablolara Göre Anadolu Kronolojisi   Dr. Burçin Erdoğu   Bu yazının amacı, derlediğimiz Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri 14C veritabanına göre hazırlanmış karşılaştırmalı tablolar ışığında, Anadolu kronolojisini incelemektir1. Tüm yerleşmeler bölgelere göre incelenmiş ve her bölge kendi içinde buluntu gruplarına göre evrelere ayrılmıştır. Örneğin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu için PPNA 1. Evre, PPNB 2. Evre, Çanak Çömlekli Neolitik 3. Evre, Halaf-Obeid Dönemi 4. Evre ve Uruk Dönemi 5. Evre olarak ayrılmıştır.   Batı, Kuzeybatı Anadolu ve Trakya   Kuzeybatı Anadolu ve Trakya’da, İTÇ’ye kadar olan 14C tarihleri sekiz yerleşim yerinden gelmektedir; Hocaçeşme, Yarımburgaz Mağarası, Toptepe, Aşağı Pınar, Ilıpınar, Menteşe / Yenişehir, Kumtepe ve Beşik-Sivritepe. Güneybatı Anadolu’da altı yerleşim yerinden gelen 14C tarihi vardır; Hacılar, Kuruçay, Höyücek, Bademağacı, Beycesultan ve Afrodisias-Pekmez.   Batı, Kuzeybatı Anadolu ve Trakya kronolojisi elimizde olan 14C tarihlerine göre dört evre içinde incelenebilir. 1. Evre yaklaşık MÖ 9000–6500 yılları arasına denk gelir. Hacılar’ın Akeramik (veya Erken Neolitik) döneme tarihlendirilen tabakaları bu evre içinde incelenebilir. Yakın dönemde R. Duru tarafından Hacılar mezarlığını aramak için höyüğün çevresinde yapılan sondajların bazılarında, Mellaart’ın Akeramik tabakalarında saptadığı kırmızı boyalı tabanlara rastlanılmıştır (Duru 1989; Harmankaya et al. 1997). Duru, bu tabanlar üzerinde bulduğu çanak çömlekleri, Höyücek ve Kuruçay’ın erken tabakalarında ele geçen çanak çömleklerin benzerleri ile olan ilişkilerine dayanarak, Hacılar... Devamı

NEDEN BABA

2011-01-15 09:51:00

NEDEN BABA Yıl 2020, kızım 18, ben 47 yaşındayım... 'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var? 2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk, o atlasta gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz? Eskiden her mahallede 1–2 cami varken, şimdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5 defa camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba? Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba? Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığınızı hatırlar gibiyim şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin? Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğrettiler sanki Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmış. Neden şimdi oraya Kürdistan diyorlar baba. Baba hani sizlere kürtlerle Türkler  kardeştir ! demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular. Baba o kitapta Atatürk diye... Devamı

SAFRANBOLU EVLERİ

2011-01-14 07:09:00

   Karadeniz kıyılarını, Batı, Kuzey ve Orta Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde yer alan tarihi Safranbolu Şehri, coğrafi konumu nedeniyle çok eski devirlerden beri yerleşim görmektedir. 14. yy.’nın başlarından bu yana Türklerin hakimiyetinde olan Safranbolu, özellikle 18. yüzyılda Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir merkezi olmuştur. Türk kentsel tarihinin bozulmamış bir örneği olan bu şehir, geleneksel şehir dokusu, ahşap yığma evleri ve anıtsal yapılarıyla bütünü sit olarak ilan edilen ender kentlerden biri olarak Dünya Miras Listesinde yer almaktadır. Safranbolu Dünya Miras Şehirleri Organizasyonunun (OWHC) aktif bir üyesi olup, 2000 yılında da OWHC Yönetim Kurulu toplantısına ev sahipliği yapmıştır. Safranbolu Evleri; Daha çok geleneksel evleri ile tanınan Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın iki yüz kilometre kuzeyinde ve Karadeniz'in yüz kilometre güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 9 kilometre kuzeyinde bulunmaktadır.    Safranbolu'nun adı antik dönemde tarihçi Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir. Safranbolu'da sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenler, Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Safranbolu 1196 tarihinde Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah zamanında Türklerin eline geçmiştir. Tarihi süreç içerisinde ise 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğullarının, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğlullarının, 1354-1402 ve 1423 yılından itibaren de Osmanlıların egemenliğin... Devamı