GÜNEŞİN SICAKLIĞI

2010-08-18 10:44:00

Güneş'in Sıcaklığı Derece olarak 6000 dış yüzeyinde, içindeki sıcaklık ise onikimilyon derecedir. GÜNEŞ Dünyaya en yakın yıldızdır ve 8 ışık dakikası (149.6 milyon km) uzaklıktadır. Bu aynı zamanda güneşe baktığımızda onun 8 dakika önceki halini görüyoruz demektir. 700.000 km yarıçapı ve 15 milyon K çekirdek sıcaklığı göz önüne alındığında H-R diyagramına göre G2 türünden cüce yıldızlar sınıfına girer. Güneş sisteminin Samanyolunda Oort Bulutundan oluştuğu sanılmaktadır. ( C ile K dönüşümü +/- 273 ile yapılır) Güneş manyetik bir alana sahip olan, dönen ve çekirdeğinde enerji üreten bir gökcismidir. Güneş, güneş sistemindeki maddenin % 99.85'ini içerir. Gezegenler % 0.135, uydular,asteroidler, kuyruklu yıldızlar, meteoritler ve gezegenler arası ortam ise % 0.015?ni oluşturur. Güneşin enerjisi, 15 milyon K (Kelvin) sıcaklıktaki ve yeryüzü atmosfer basıncından milyarlarca kez fazla olan çekirdeğindeki, hidrojenin helyuma dönüşmesinden kaynaklanır. Çekirdek tepkimeleri sonucu serbest kalan enerji, yüzeye gelir ve buradan uzaya yayılır. Bu enerjinin sadece 2.2 milyarda biri yeryüzü tarafından soğurulur ve yaşam için gerekli koşulların oluşmasını sağlar. Güneşten, X-ışınlarından radyo dalgalarına kadar her dalga boyunda enerji yayılır. Güneşte ışınım kuvveti ile çekim kuvveti denge halinde bulunur. 700.000 km çapa göre çekirdekte oluşan ışığın hızı da göz önüne alındığında yüzeye yaklaşık 2 sn de gelmesi gerekirken, aşırı hidrojen yoğunluğuna bağlı olarak bu süre 10 milyon yıldır. Aslında biz 8 dakikadan da öte güneşin 10 milyon yıl önce oluşturduğu ışığı görüyoruz. Güneş ; Yeryüzü çapının yaklaşık 110 katı, Yer y&... Devamı

17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİ

2010-08-17 09:39:00

  17 Ağustos 1999 Kocaeli - Adapazarı Depremi: Deprem nerede meydana geldi, neler oldu?   220 KILOMETRELIK FAY KIRILDI:   17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02 te meydana gelen ve doğuda Karliova’dan batıda Marmara denizi içinden geçerek Saros körfezine uzanan Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Bolu’dan Çınarcık’a kadar uzanan kesiminde meydana gelen deprem 220 km uzunluğunda segmenti kırmıştır. Meydana gelen kırığın başlangıç noktası Düzce ilçemizin 10 km güneyinden doğuya çekilen bir çizginin üzerinde bulunmaktadır ve Bolu Ovasına doğru uzanırken belirsiz hale gelmektedir.   Bu nedenle segmentin baslangıcı Bolu Ovası kuzeyini kontrol eden kırık sistemleri ile birleşebileceği gibi ovanın batı ucunda da olabilir. Kesinlikle 1944 Bolu-Gerede ve 1957 Abant depremi kırık hattı ile alakalı değildir. Segmentin batı ucunda ise kırık ancak Gölcük ile Yalova- Çınarcık arasındaki 55 km lik kısımda önceki kırık hattını yeniden çalıştırmıştır. Gölcükten doğuda Düzce’ye kadar olan kısımda meydana gelen kırılma, bu depremle ortaya çıkan yeni bir kırık hattı meydana getirdiği için Kuzey Anadolu Fayı Kırık sistemine eklenen yeni bir segment olarak değerlendirilebilir.   DOĞU SINIRI DÜZCE'DEYDİ:   Segmentin doğudaki en belirgin izi Düzce ilçesinin 10 km güneyinde yer alan Aydınpınar mahallesi anayolu üzerinde bulunmaktadır. Toprak örtüsüne nazaran rijid bir malzeme olan yol kaplaması bu noktada hareketin karakteri hakkında bilgiyi vermektedir. Burada N 77 W doğrultusunda olan kırık düşey konumda, beş m genişliğinde bir zon halinde ve bir cm sol yanal ötelenmelidir. Ötelenmedeki bu ters durum segmentin doğu ucunda sonlanmağa başladığının bir işareti durumundadır.   ... Devamı

MİLLİ EGEMENLİK

2010-08-15 09:57:00

MİLLİ EGEMENLİK   Egemenliğin, yani devleti kuran, yöneten en üstün gücün, kişilere veya belli zümrelere değil, doğrudan doğruya millete ait olmasına milli egemenlik denir.   Milli egemenlik cumhuriyet ilkesine girer.   Gerçek cumhuriyet egemenliğin millete ait olduğu cumhuriyettir.   Atatürk, TBMM'nin toplanmaya başladığı ilk günden başlayarak sırası geldikçe bütün gücün millette olduğunu belirtmiştir.   O'na göre, millet her türlü isteğini yerine getirme gücüne sahiptir. Millet girişimlerinin önüne geçebilecek hiçbir kuvvet yoktur.   Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti'nin egemenliğini kendi eliyle kullanmasından doğup gelişmiştir. Egemenliği milletinin elinden almak artık düşünülemez.   http://tr.wikipedia.org/... Devamı

GÜNEŞ SİSTEMİNDE KEŞİFLER KRONOLOJİSİ

2010-08-24 09:53:00

1600 Öncesi Tarih öncesi çağlardan 17. yüzyıldan öncesine kadar yıldızlar dışında, dünyayı da katarsak, sadece 8 cisim tanınmaktaydı. Dünya Güneş Ay Merkür Venüs Mars Jupiter Satürn 17. Yüzyıl 1610 da Galileo teleskobunu gökyüzüne çevirdi ve 17. yüzyıl sonunda bilinen cisimler iki katından fazlaya çıktı. Callisto 1610 Galileo Europa 1610 Galileo Ganymede 1610 Galileo Io 1610 Galileo Titan 1610 Huygens Iapetus 1671 Cassini Rhea 1672 Cassini Dione 1684 Cassini Tethys 1684 Cassini 18. Yüzyıl Kuyruklu yıldızları saymazsak 18 yüzyılda 5 yeni cisim keşfedildi. Keşiflerin tamamı 1780'li yıllarda Herschel tarafından gerçekleştirildi. Uranüs 1781 Herschel Oberon 1787 Herschel Titania 1787 Herschel Enceladus 1789 Herschel Mimas 1789 Herschel 19. Yüzyıl Asteroidlerin keşfiyle 19ç yüzyılda bilinen cisimlerin sayısında dramatik bir artış oldu. 464 adet asteroid keşfedildi. Ana cisimlerden, gezegen ve uydu olarak 9 yeni keşif yapıldı. Neptün 1846 Adams, Le Verrier Triton 1846 Lassel Hyperion 18418 Bond Ariel 1851 Lassel Umbriel 1851 Lassel Phobos 1877 Hall Deimos 1877 Hall Amalthea 1892 Barnard Phoebe 1898 Pickering 20. Yüzyıl Binlerce Asteroid ve Kuyruklu yıldız yanında 40 ana cisim 20. yüzyılda keşfedildi. Bunlardan 27'si Voyager uzay sondaları sayesinde oldu. Himalia 1904 Perrine Elara 1905 Perrine Pashiphea 1908 Melotte Sinope 1914 Nicholson Pluto 1930 Tombaugh Carme 1938 Nicholson Lysithea 1938 Nicholson Miranda 1948 Kuiper Nereid 1949 Kuiper Ananke 1951 Nicholson Janus 1966 Dollfus Leda 1974 Kowal Charon 1978 Christy Adrastea 1979 Jewitt Metis 1979 Synnott Thebe 1979 Synott Ephimetheus 1980 Walker Atlas 1980 Terr... Devamı

KARADELİKLER

2010-08-14 09:51:00

KARADELİKLER Fizikte, gökbilimde, kozmolojide belki hiçbir nesne sokaktaki adam için bir karadelik kadar popüler olamadı. Bırakın Üniversiteyi, liseyi, ilkokul öğrencilerinin bile kaba hatlarıyla doğru bilgileri var bu gizemli ve güçlü gökcisimleri hakkında. Ekonomik literatüre hatta günlük dilimize bile girdiler. Karadelik benzetmesi, verimsiz büyük masraf kapıları, bütçe açıkları ve doymak bilmez bir iştahla çevresinde ne varsa silip süpüren her şey için kullanılıyor. Bu ilgi, belki akıl almaz güçlerinin uyandırdığı korkuyla karışık hayranlıktan kaynaklanıyor; belki 1968 yılında Amerikalı fizikçi John Wheeler'in taktığı adın, uçsuz bucaksız evrenimizden, başka evrenlere bir çıkış kapısı çağrışımı yapmasından; belki de bilimle bilimkurgu arasındaki sınırları belirsizleştirmesinden. Kimi, Einstein'in kütleçekim kuramının garip öngörülerinin, bir kez daha gözlemle doğrulanmasına hayranlık duyuyor. Kimiyse, kuramın ve gözlemin ortaya koyduğu, doğanın akıl almaz gücüne. KARADELİKLER Fiziğin gündeminde yine köşede. Büyük Patlama'dan sonra evrendeki en şiddetli olaylar olan gama ışını patlamalarının, karadeliklerle ilgisi belirlendi. Yeryüzünde ve uzayda, giderek daha yaratıcı teknolojilerle donatılan teleskoplar, karadelikleri inceleyerek kuramsal öngörüler için yeni yeni kanıtlar topluyorlar. Ama kuram yakalanacak gibi değil. Bu cisimlerin, bilinen fizik yasalarının geçerliğini yitirdiği, içlerinde olup bitenler konusunda neredeyse her gün yeni önermeler yapılıyor. Sokaktaki adamsa, giderek daha da garipleşen kuramsal savlar yerine, bunların kılgısal sonuçlarıyla ilgili. Kimisi, New York'ta başlatılan bir deneyde oluşabilecek bir karade... Devamı

GEZEGENLER VE UYDULARI

2010-08-08 09:28:00

Ay - Dünya'nın Uydusu Dünya'ya uzaklık: 384.400 km Yörüngede dolanma süresi: 27,3 gün Ortalama yüzey sıcaklığı: -130 C Yarıçap: 1.734 km Kütle: 0,012 dünya kütlesi Kraterler en belirgin yüzey şekilleridir. Deniz olarak adlandırılan koyu tonlu bölgeler, eski lav yataklarıdır. Europa - Jüpiter'in Uydusu Jüpiter'e uzaklık: 670.900 km Yörüngede dolanma süresi: 1,8 gün Ortalama yüzey sıcaklığı: -173 C Yarıçap: 1.569 km Kütle: 0,008 dünya kütlesi Uydunun yüzeyini oluşturan buzdan kabuğun altında, uyduyu çepeçevre saran derin bir sıvı su okyanusunun olduğu düşünülüyor. Callisto - Jüpiter'in Uydusu Jüpiter'e uzaklık: 1.883.000 km Yörüngede dolanma süresi: 16,7 gün Ortalama yüzey sıcaklığı: -105 C Yarıçap: 2.400 km Kütle: 0,018 dünya kütlesi Yaklaşık Merkür büyüklüğündedir. Sistemin en çok sayıda krateri olan uydusudur. Yüzeyi büyük oranda buzdan oluşur. Io - Jüpiter'in Uydusu Jüpiter'e uzaklık: 421.600 km Yörüngede dolanma süresi: 1,8 gün Ortalama yüzey sıcaklığı: -143 C Yarıçap: 1.815 km Kütle: 0,015 dünya kütlesi Güneş Sistemi'nin volkanik bakımından en etkin üyesidir. Yanardağlardan püsküren, kükürt içeren lavlar nedeniyle yüzeyi sarı renklidir. Ganymede - Jüpiter'in Uydusu Jüpiter'e uzaklık: 1.070.000 km Yörüngede dolanma süresi: 7,2 gün Ortalama yüzey sıcaklığı: -117 C Yarıçap: 2.631 km Kütle: 0,024 dünya kütlesi Sistemin en büy&uum... Devamı

SOMONİ

2010-08-07 10:25:00

SOMONİ     5 Somoninin ön ve arka yüzü   Somoni, Tacikistan devletinin Ruble'yi bırakarak geçtiği para birimi.   Adını ilk kez Tacik devletini kuran İsmail Samanî'den alır.   Ülke 1991 yılında bağımsız olduktan sonra Ruble'yi kullanmaya devam etti.   Ancak 30 Ekim 2000'de Ruble'yi bırakma kararı alındı ve Somoni'ye geçildi.   http://tr.wikipedia.org... Devamı

BELH (AFGANİSTAN)

2010-08-06 10:20:00

    Belh'in Afganistan'daki konumu   Belh,, Afganistan'ın kuzeyinde yer alan eski bir yerleşim yeridir.   Eski Belh şehri (bugünün Afganistan’ının en eski şehridir) Veda’lı ismi Bhakri’yle ilişkilidir ki sonradan Yunanlılar Bactra demiştir ve ismini Bactra’ya vermiştir.   Takharistan veya Bactria’nın merkezi ve başkenti olarak bilinirdi.   365 metre rakıma sahip, mevsimlik akan Belkh Nehri’nin sağ kıyısından 12 km ileride olan eski Belh, bugün çoğunlukla bir enkaz yığınıdır.   Belh, bir zamanlar Horasan’ın önemli şehirlerinden birisiydi.   Bir zamanlar dünyanın önemli bir şehriyken Moğollar tarafından tamamen yok edilmiştir.   Bugün Afganistan’ın kuzeyinde merkeze bağlı küçük bir şehirdir ve başkent Mezar-ı Şerif’in 20 km kuzeybatısında, Amu Derya’nın yaklaşık 74 km güneyindedir.   Celaleddin-i Rumi'nin doğduğu şehirdir     Yeşil Cami   Kardeş şehirler Buhara, Özbekistan Konya, Türkiye Merv, Türkmenistan   http://tr.wikipedia.org ... Devamı

ŞİFALI BİTKİLER

2010-08-04 10:08:00

  ACI BAKLA Semen Lupini Seker hastaligina karsi kullanilir. ACI YONGA Lignum Quassiae Istah açici, kuvvet verici, kurt ve ates düsürücü ADAÇAYI Salvia officinalis Gaz söktürücü, antiseptik, kuvvet verici ve uyarici ALIÇ Fructus Crataegi Özellikle kalp üzerinde etkili, idrar söktürücü, kabiz ALTINOTU Herba Ceterachi Idrar söktürücü ve kabiz etkileri vardir. Basura karsi, haricen kullanilir. AMBER Ambra Grisea Kasalot baligindan elde edilir. Kalbi kuvvetlendirir, istah açar ve cinsel arzuyu artirir. ANASON Fructus Anisi Vulgaris Gaz söktürücü, istah açici, süt artirici ve uyku vericidir. ANDIZ KÖKÜ Radix Helenii Safra söktürücü, öksürük kesici, gögüs yumusatici,kuvvet verici ve kurt düsürücüdür. ARDIÇ TOHUMU Fructus Juniperi Idrar artirici, terletici, midevî ve antiseptik özellikleri vardir. ASPIR Flos Carthami Romatizma agrilarina karsi etkilidir. Dahilen terletici, kurt düsürücü ve adet getiricidir. BALIKOTU Fructus Cocculi indici Dahilen kurt düsürücü, sara nöbetlerini azaltici olarak kullanilir. Tehlikeli bir drogdur. BAMYA ÇIÇEGI Flos Hibisci Dahilen gögüs yumusatici, lapa halinde haricen çibanlari olgunlastiricidir.Kabizliga karsi etkili ve zararsiz bir drogdur. BESBASE Rhizoma Polypodii Müshil, safra ve balgam söktürücü ve kurt düsürücü etkilere sahiptir. BIBERIYE Folium Rosmarini Dahilen kabiz, hazim sistemi uyaricisi, safra artirici ve idrar söktürücü, haricen ise iltihapli yaralarin tedavisinde kullanilir. BÖ... Devamı

HER SÖZÜN BAŞI, KOPENHAG KRİTERLERİ

2010-08-12 10:39:00

  Avrupa Birliği, özellikle Kosova krizinden sonra, genişlemeye ilişkin uzun vadeli planlarını orta vadeye çekme kararı aldı. Bunun temelinde ise Kosova krizi veya benzeri olayların önüne ancak daha geniş bir Birlik bünyesinde sağlanacak barış, güvenlik ve demokrasi ortamı sayesinde geçilebileceği fikrinin ağır basmasıydı. Avrupa Birliği, genişlemeye yönelik olarak temel prensipleri Kopenhag zirvesinde tespit etmiş ve aday ülkeler için tam üyelik yolunu da bu ülkelerin Kopenhag kriterlerini yerine getirmeleri şartına bağlamıştır. Tam üyelik siyasi olarak, aday ülkelerin tüm organlarıyla demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlık haklarının korunmasını garanti altına almasını gerektiriyor.   Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanlarının Haziran 1998 Cardiff Zirvesinde kabul ettikleri karar uyarınca, Avrupa Birliği Komisyonu geçen yıl aday ülkeler hakkında İlerleme Raporları hazırlamaya başlamıştır. Bu Raporların ikincisi Brüksel’de Komisyon Başkanı Prodi tarafından açıklandı. Bu rapor Türkiye’nin, ilk defa tam üyeliğe resmen aday gösterildiği belge olarak da büyük önem taşımakta. Komisyon, Türkiye’nin tam üyeliğe hazırlanabilmesi amacıyla, 1997 Lüksemburg Zirvesinde diğer adaylar için yaptığı gibi, Türkiye’ye de tam üyelik öncesi stratejiler önermekte. Rapor’da bu ortaklığın özetle aşağıdaki unsurlardan oluşması görüşüne yer verilmekte:   -Siyasi diyaloğun derinleştirilmesi ve Ortak Dış ve Güvenlik Politikası çerçevesinde Avrupa Birliği’nin ortak tutumları ve faaliyetlerine ortak olunabilmesi imkanı,   -Tam üyelik öncesi mali yardım kaynaklarının tümünün tek bir çerçeve i&cced... Devamı

AVRUPA BİRLİĞİ ORTAK REKABET POLİTİKASI

2010-08-03 10:34:00

    Ortak Rekabet Politikası’nın temelini; monopolleşme, sübvansiyon gibi belirli konularda getirilen kısıtlayıcı hükümler oluşturmakla birlikte, gerek tarım, gerek sanayi, sektöründe çeşitli muafiyetler de getirilerek, belirli koşullara uyulması halinde, şirket birleşmeleri de desteklenmektedir.   Ortak Rekabet Politikası’na ilişkin hükümler Roma Antlaşması’nın 85-94. maddelerinde yer almaktadır. Bu maddelerde göze çarpan genel amaçlar arasında; rekabeti önlemeye, sınırlamaya veya bozmaya yönelik işletmelerarası anlaşmaların ve monopollerin oluşumunun ve piyasaya hakim olmalarının önlenmesi; devletin sübvansiyon uygulamalarının kısıtlanması veya yasaklanması bulunmaktadır.   Ortak Rekabet Politikası’nı düzenleyen maddelerden biri olan 85. maddede işletmelere uygulanacak kurallar belirlenmektedir. Bu maddede yatay ve dikey anlaşmaların yasaklanması sözkonusudur. Ancak, bu yasaklamanın da istisnaları mevcuttur (örneğin, genelde küçük ve orta ölçekli işletmelerin kendi aralarında yapmış oldukları anlaşmaların ihmal edilebilecek mahiyette olmaları nedeniyle yasak kapsamı dışında tutulmaları /de minimis/ kuralı).   Madde 86, piyasada, hakim durumun kötüye kullanılmasının önlenmesine yönelik olup, monopol ve oligopollerin piyasayı bütünüyle ele geçirmesini engelleme hedefi gütmektedir.   Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları   AB fikri ve sınai mülkiyet hakları konusunda genelde pragmatik bir yaklaşım ile, üye ülkelerin kendi uygulamalarına kıyasla, bu hakların ticari yönü üzerinde daha çok durmaktadır. Komisyon, fikri ve sınai mülkiyet haklarının işletilmesini sıkı bir şekilde takip etmektedir. İthal edilen taklit malların sınırdan sokulmaması... Devamı

MONAZİT

2010-08-31 10:23:00

MONAZİT       Kimyasal Bileşimi, (Ce, La, Y, Th) PO4 Kristal Sistemi, Monoklinik Kristal Biçimi, Kristalleri genellikle levhamsı, c-ekseni boyunca uzamış, kısa prizmatik Sertlik, 5 - 5.5 Özgül Ağırlık, 4.6 - 5.4 Dilinim, {100} Renk ve Şeffaflık, Kırmızımsı kahverengi, kahverengi, sarımsı kahverengi, pembe, sarı, yeşilimsi grimsi beyaz; şeffaf-yarı şeffaf. Çizgi Rengi, Beyaz Parlaklık, Reçinemsi Ayırıcı Özellikleri, Zirkondan daha yumuşak olması ile ayrılır.   Bulunuşu, Granitlerin ve pegmatitlerin aksesuar mineralidir. Gnayslarda ve karbonatitlerde de bulunabilir.   www.mta.gov.tr ... Devamı

KSENOTİM

2010-08-23 10:19:00

KSENOTİM       Kimyasal Bileşimi, YPO4 Kristal Sistemi, Tetragonal Kristal Biçimi, Kısa-uzun prizmatik kristalli; rozet şekilli İkizlenme, {111} yüzeyinde nadir Sertlik, 4 - 5 Özgül Ağırlık, 4.4 - 5.1 Dilinim, {100} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Sarımsı kahverengi, kahverengi, gri, sarı, yeşilimsi, kırmızımsı; şeffaf-opak Parlaklık, Camsı, reçinemsi Ayırıcı Özellikleri, Zirkondan sertliğinin daha az olması ile ayrılır. Bulunuşu, Ksenotim, granitik ve alkali magmatik kayaların aksesuar mineralidir. Bazı pegmatit ve gnayslarda da bulunur.   www.mta.gov.tr ... Devamı

KÜKÜRT

2010-08-09 10:13:00

KÜKÜRT       Kimyasal Bileşimi, S Kristal Sistemi, Ortorombik Kristal Biçimi, Çubuksu veya bipramidal kristalleri nadir, kristal yüzeyleri düzensiz gelişim gösterir İkizlenme, {011}, {101} ve {110} yüzeylerinde nadir. Sertlik, 1.5 - 2.5 Özgül Ağırlık, 2.07 - 2.1 Renk ve Şeffaflık, Parlak sarı, sarımsı, kahverengimsi sarımsı gri. Kırmızımsı, yeşilimsi; Şeffaf-yarı şeffaf Çizgi Rengi, Beyaz Parlaklık, Reçinemsi Ayırıcı Özellikleri, Renk, düşük sertlik, düşük erime noktası, suda ve derişik hidroklorik asitte çözünmesi. Bulunuşu, Volkanik süreçlerde ve hidrotermal yataklarda, jips içeren sedimentar kayaçlarda, tuz domlarında ve cevher yataklarında ikincil olarak bulunur.   www.mta.gov.tr ... Devamı

ELMAS

2010-08-16 11:08:00

ELMAS       Kimyasal Bileşimi, C Kristal Sistemi, Kübik Kristal Biçimi, Genellikle oktohedral, ayrıca kübik, tetrahedral kristaller halinde, yüzeyleri çoğunlukla bükülmüş şekilde; nadiren masif İkizlenme, {111} ve {001} yüzeyinde yaygın Sertlik, 10 Özgül Ağırlık, 3.51 Dilinim, {111} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Renksiz, beyaz, mavibeyaz, gri, sarı, kahverengi, turuncu, pembe, kırmızı, lavanta mavisi, yeşil, siyah. Şeffaf, yarı şeffaf, nadiren opak Çizgi Rengi, Beyaz Parlaklık, Parlak, elmas parıltılı Ayırıcı Özellikleri, Aşırı sertliği, oktohedral dilinimleri, ultraviyole ışık altında floresans özellik göstermesi   Bulunuşu, Kimberlitlerde veya volkanik bacalarda olivin, pirop, flogopit ile beraber; konglomeralarda, alüvyal plaserlerde ve nadiren metoritlerde bulunur.   www.mta.gov.tr  ... Devamı

GRAFİT

2010-05-09 11:04:00

GRAFİT       Kimyasal Bileşimi, C Kristal Sistemi, Hegzagonal Kristal Biçimi, Düz, levhamsı kristaller şeklinde, genellikle ince-iri yapraklanmalı kütleler halinde ayrıca ışınsal agregatlar, pullar halinde; tanesel ve toprağımsı Sertlik, 1 - 2 Özgül Ağırlık, 2.09 - 2.26 Dilinim, {0001} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Demir siyahı-çelik grisi; opak Çizgi Rengi, Siyah Parlaklık, Donuk metalik parlaklıkta Ayırıcı Özellikleri, Aşırı yumuşak, yağlı görünümü, kağıdı ve eli çizmesi. Siyah çizgi rengi, düşük özgül ağırlık ve rengi ile molibdenitten ayrılır.   Bulunuşu, Çoğunlukla kristalin kireçtaşı, şist ve gnays gibi metamorfik kayalarda oluşur. Ayrıca magmatik kayalarda ve pegmatitlerde, hidrotermal damarlarda, kuvars, biyotit, ortoklaz, turmalin, apatit, pirit ve titanit ile beraber bulunabilir.   www.mta.gov.tr ... Devamı

BRUSİT

2010-08-02 11:00:00

BRUSİT       Kimyasal Bileşimi, Mg (OH)2 Kristal Sistemi, Hegzagonal Kristal Biçimi, Genellikle levhamsı, nadiren iğnemsi kristalli; masif, lifsi, tanesel Sertlik, 2.5 Özgül Ağırlık, 2.39-2.40 Dilinim, {0001} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Beyaz, soluk yeşil, gri, gri-mavi, mavi; şeffaf Çizgi Rengi, Beyaz Parlaklık, Camsı parlaklıkta Ayırıcı Özellikleri, Dilinimi, kristal formu, HCl ile kolay çözünebilirlik Bulunuşu, Metamorfize olmuş dolomitik kireçtaslarında, hidrotermal kökenli damarlarda, kalsit ve talk ile topluluk oluşturur. Serpantinitlerde de bulunabilir.   www.mta.gov.tr ... Devamı

BERAT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

2010-07-26 07:44:00

      Cenab-i Hak buyuruyor ki: ''Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'' (Duhan, 44/1-4) Ayette geçen''mübarek gece''den maksat; Berat gecesidir. Kur’anın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı. Bu gecenin, dört adı vardir. “Mübarek gece”, “Berae gecesi” “Sakk gecesi”, “Rahmet gecesi”. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kirk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmistir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sakk (bir sened) yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Bu gecenin beş özelliği vardır 1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır. 2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardimci olmasi amaciyla Allah tarafindan melekler gönderilir. 3) Bu gece bagislanma ve af gecesidir. 4) Bu gecede yapilan ibadetlerin fazileti çok büyüktür. 5) Bu gecede Peygamberimize sefaat yetkisinin tamami verilmistir. Bu yetkinin üçte biri Saban’in onüçüncü günü, üçte biri Saban’in ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Saban’in onbesinci günü verilmistir. Sevgili Peygamberimiz (a.s.) buyuruyor: ''Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabindan teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetler... Devamı

MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

2010-07-08 16:15:00

      Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır: “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1) Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır: “O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.... Devamı

REGAİB KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

2010-06-17 09:19:00

      REGAİB VE REGAİB KANDİLİ`NİN ANLAMI   Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"`den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.   Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur; namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli; kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.   Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.   Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin d... Devamı

KISTAK

2010-07-31 10:46:00

KISTAK     Tazmanya'da Kuzey ve Güney Bruny Adalarını birbirilerine bağlayan kıstak   Kıstak, deniz içinde iki adet kara parçasını birbirilerine bağlayan dar kara parçasıdır.   Yunanistan'da Mora Yarımadası'nı Yunanistan Yarımadası'nın geri kalanına bağlayan Korint Kıstağı, Kuzey ve Güney Amerika'yı bağlayan Panama Kıstağı, Mısır'ı Afrika'ya ve Asya'ya bağlayan Süveyş Kıstağı bu coğrafi oluşumlara verilebilecek örneklerdir.   http://tr.wikipedia.org/... Devamı

MERCAN RESİFLERİ

2010-07-27 10:42:00

  Mercan resifleri canlı organizmaların ürettiği aragonit yapılardır.   Az miktar besin içeren deniz sularında bulunur.   Çoğu resifte, baskın organizmalar kalsiyum karbonattan oluşan bir dış iskelete sahip taş mercanları ve kolonyal sölenterlerdir.   İskeletsel materyaller, dalga hareketleri ve biyoerozyon ile parçalanıp yığılarak yaşayan mercanlar ve çok çeşitli hayvanlar ve bitkilerden oluşan yaşamı destekleyen kalsiyumlu bir oluşum meydana getirirler.   Mercan resifleri yaklaşık olarak okyanusların yüzey alanlarının yüzde birini örter.   Genelde özellikle Pasifik Okyanusu'nda olmak üzere tropikal sularda sığ derinliklerde bulunur, ancak derin ve soğuk su mercanları da daha küçük ölçekte bulunabilmektedir.   Mercan resifleri dünyadaki en zengin ve en çeşitli ekosistemlerinden bazılarını oluştururlar.     Bir mercan resifindeki biyo çeşitliliğe örnek. Great Barrier Reef, Avustralya   http://tr.wikipedia.org/wiki/Mercan_resifi ... Devamı

BUHARLAŞMA NEDİR?

2010-07-15 09:39:00

  Tabiatta suyun hidrolojik çevriminin önemli bir unsurunu teşkil eden buharlaşma, yeryüzünde sıvı ve katı halde değişik şekil ve şartlarda bulunan suyun meteorolojik faktörler etkisiyle atmosfere gaz halinde dönüşü olarak tarif edilir.Yeryüzünde suyu ihtiva eden her yüzey, atmosferdeki su buharının kaynağıdır.Denizler, göller, akarsular, nemli topraklar, karla örtülü veya buzla kaplı yüzeyler, ormanlar, bitki örtüsüne sahip araziler üzerinde devamlı buharlaşma meydana gelmektedir.   Su yüzeyinde meydana gelen su kayıplarına buharlaşma (evaporasyon), bitkilerden meydana gelen su kaybına terleme (transpirasyon) denir.Bitkilerden ve civarındaki topraktan meydana gelen su kaybına ise evapotranspirasyon adı verilir. Buharlaşmaya Etki Eden Faktörler   Su yüzeyi ve ıslak yüzeylerde meydana gelen buharlaşma devamlı bir harekettir. Su yüzeyini terk eden su buharı miktarı, birim saha üzerindeki havanın özelliklerine (meteorolojik şartlar), suyun ve çevrenin özelliklerine göre değişim gösterir. Suda meydana gelen bu değişiklik bir enerji etkisiyle olmaktadır. 1 gram suyun buhar haline gelebilmesi için 539 - 597 kalorilik ısıya ihtiyaç vardır.   Buharlaşma; difüzyon, konveksiyon veya rüzgar tesiriyle meydana gelir. Havanın buhar basıncı, su sıcaklığına paralel olarak doymuş buhar basıncının altına düşünceye kadar difüzyon olayı devam eder. Su havadan daha sıcak olduğu zaman konveksiyon (dikey yönde hareket) hareketi başlar. Bu değerlendirmenin ışığı altında buharlaşmaya etki eden faktörleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.   1- Meteorolojik Faktörler Güneş radyasyonu, hava buhar basıncı, sıcaklık, basınç ve rüzgar buharlaşmayı etkileyen önemli meteorolojik... Devamı

GÖLGEDE SICAKLIK ÖLÇÜMÜ

2010-08-05 10:33:00

  Sıcaklık kavramına bazen duygularımız yeterli olamamakta, kimi zaman bizi hataya götürmektedirler. Bir el sıcak, diğer el soğuk suya sokulduktan sonra iki el birden ılık suya batırılırsa, soğuk sudan çıkan el, ılık suyu, sıcak sudan çıkan ele göre daha sıcak algılar. Toplum, sıcaklık kavramını insanların algılamalarına bırakmak yerine somut bir kavram ortaya koymak zorunda kalmıştır. Termometre ile ölçülen ve birimi santigrat derece olan sıcaklık ölçüm sistemi, diğer ölçüm sistemleri gibi bir standart getirmiş ama yine de insanların aynı şartlardaki sıcaklıkları çeşitli nedenlerle farklı algılamalarına mani olamamıştır. Yaz günü hava sıcaklığının ne olduğunu öğrenmek istediğinizde, radyo ve televizyondaki 'hava durumu' programından havanın gölgede kaç derece olduğu veya olacağı bilgisi alırsınız. Halbuki siz belki de bütün gün boyunca güneşin altında dolaşacaksınızdır. Hava sıcaklığına güneş ışınları sebep olduğuna göre niçin güneşin altında değil de gölgede ölçülüyor? Gölgede ölçülen sıcaklığı gölge olmayan yere çevirecek bir çevirme formülü veya tablosu var mıdır? Böyle bir çevirme tablosu veya formül yoktur. Gölgede ölçülen sıcaklık çevre sıcaklığı hakkında daha sağlıklı bilgi verir. Güneşin ışınlarına doğrudan maruz kalan her insan, çevre şartlarına ve üzerindekilere göre ışınların farklı dalga boylarını emer, dolayısıyla sıcaklığı farklı hisseder. Açık renk giysiler ışınların az bir kısmını emer çoğunu yansıtırlar, koyu renk giysiler ise tam tersi. Açık renk giysi giyenler güneşin altında diğerleriyle aynı sıcaklıkta kendilerini daha serin hissederler. Benzer durum insan derisi içi... Devamı

İKLİM KUŞAKLARI VE DOĞAL YAPI

2010-07-21 09:31:00

Gezegenimizde yaşama olanak veren çevre şartlarını güneşin ısı ve ışık sağlayan ışınlarıyla atmosferin koruyuculuğuna borçluyuz. Atmosfer bizi uzayın soğuğundan korur, güneş ise canlı ya da cansız doğadaki her değişime enerji sağlayan bir güç kaynağı durumundadır. Ekvator'dan kutuplara doğru düzenli bir biçimde iklim kuşakları sıralanır, bunların hepsinin kendine özgü bitki örtüleri vardır. İklimin, yüzey şekillerinin, akarsularla göllerin, bitki ve hayvanların hepsi birlikte yeryüzü üstündeki çeşitli yaşam alanlarını oluşturur; buna doğal yapı adı verilir. Güç Kaynağı Olarak Güneş 150 milyon km uzaklıktan her gün yeryüzüne ulaşan güneş enerjisi, yaklaşık 1.200 megawatt kapasiteli 160 milyon tane atom reaktörünün üretimine eşittir. Bu durum Güneş’in, yerküre üstündeki her değişikliğin itici gücü olmasını sağlar. Ama Güneş enerjisi dünya yüzeyine eşit olarak dağılmaz. Gece ve gündüzden başka, denizlerle karaların kapladığı yerin farklılığı, bazı yerlerin daha alçakta, bazılarının daha yüksekte bulunması, bulutların gölge yapması, bitki örtüsü ve kayaçların yapısı, uzaydan eşit olarak gelen bu enerjinin dünyamızın üstüne değişik biçimde dağılmasına yol açar. Bu nedenle dünya üstünde herhangi bir noktadaki sıcaklık, rüzgar ve yağış o yerin iklimine bağlı olarak matematiksel yöntemlerle hesaplananlardan çok değişik çıkabilir. İklim Kuşakları İklim kuşaklarını yeryüzünün üstüne düşen güneş ışınlarına göre ayırma işi Antik Çağ’dan beri yapılmaktadır. Buna göre dönenceler arası (23,5° kuzey ve güney enlemleri arası) tropik kuşak, dö... Devamı

FİYORTLAR

2010-07-20 10:27:00

FİYORTLAR   Fiyordlar, İskandinavya kıyılarında sık rastlanan jeolojik oluşumlardır.   Bunlar,iki taraftan sarp kayalıklarla çevrili uzun, dar ve derin koylardır.   Fiyordlar buzul aşındırması sonucunda oluşurlar.   Onbinlerce yıl boyunca yağan karların birikmesiyle oluşan buzullara vadi buzulu denir.   Kutuptaki buzlar gibi düz yüzeyler üzerinde oluşan buzullara ise kıtasal buzul adı verilir.   Buzdan ırmaklar, günde iki santimetreyle bir metre arasında değişen bir hızla hareket ederler.   Diğer ırmaklardan çok daha güçlüdürler ve vadiler boyunca ilerlerken bu vadilerin yamaçlarını kolayca doğrayıp götürürler. Bu sayede fiyordlar oluşur.   Dünya'nın en büyük fiyordu, Norveç'deki Soğne Fiyordudur.    Ulvikafjorden, Norveç   http://tr.wikipedia.org/... Devamı

LAGÜN

2010-07-19 10:23:00

LAGÜN (DENİZ KULAĞI)     Venedik Lagünü'nün ASTER tarafından uzaydan çekilmiş görüntüsü.   Lagün veya deniz kulağı, koylarda veya körfez ağızlarının kıyı okları ile kapanması sonucu kıyı gerisinde oluşan göllerdir.   Denizle yer altından veya yer üstünden bir su yoluyla bağlantısı bulunan, denizden çoğunlukla da dar bir karayla ayrılmış olan göllerdir.   Türkiye'de lagünlere en güzel örnek Muğla-Fethiye'deki Ölüdeniz'dir.   Ayrıca Samsun'da Kızılırmak Deltası'nın kuzey batı kesimlerinde de tipik örnekleri bulunmaktadır.   Buradaki lagünler Kızılırmak'ın getirdiği alüvyonlar sonucu Karadeniz ile bağlantısı kesilen su kütlelerinden oluşur.   Asıl önemli olanlar, Marmara Bölgesi'ndeki Büyükçekmece Gölü, Küçükçekmece Gölü ve Durusu Gölü'dür (Terkos Gölü).   http://tr.wikipedia.org/... Devamı

ASTRONOMİNİN TARİHİ

2010-07-17 10:19:00

  Eski çağların en büyük astronomları, İÖ 7. yüzyıldan sonra Babil ve Mısır astronomisinin bütün mirasına konan Eski Yunanlılar arasından yetişti. Bu bilginler ” durağan ” yıldızların (birbirlerine göre konumları değişmeyen yıldızların) doğuş ve batışlarını saptadıkları gibi, gökyüzünde ” gezen ” , yani durağan yıldızlara göre sürekli yer değiştiren beş tane de parlak gökcismi gözlemlediler. Eskiden Yunanca’dan türetilmiş planet sözcüğüyle anılan bu gezegenler aslında kendi ışığı olmayan, ama Güneş ışınlarını yansıttıkları için parlak görünen gökcisimleridir. Dünya’mız da Yunanlılar Güneş Sistemi’ndeki dokuz gezegenden yalnızca beşini biliyorlardı: Merkür, Venüs, Mars (Merih) , Jüpiter ve Satürn.   Eski Yunan’ın ilk büyük astronomi bilginlerinden Miletli Thales (İÖ yaklaşık 624-546) Ay ve Güneş tutulmalarının zamanını önceden saptamayı başarmış, ama tutulmaların nasıl gerçekleştiğini açıklayamamıştı. Bu bilgin Dünya’nın bir tepsi gibi düz olduğuna ve su üstünde yüzdüğüne inanıyordu. İÖ 6. yüzyılda yaşamış olan Sisamlı Pisagor, o çağdaki meslektaşlarının çoğu gibi hem astronom hem de ünlü bir matematikçiydi.   Pisagor’a göre Dünya yuvarlak, daha doğrusu küre biçimindeydi ve evrenin merkezinde hareketsizdi; Güneş, yıldızlar ve gezegenler de onun çevresinde dolanıyordu. İÖ 3. yüzyılda gene Sisam (Samos) Adası’nda yetişmiş olan Aristarkhos, Güneş’in Dünya’nın çevresinde değil, tam tersine Dünya’nın Güneş’in çevresinde döndüğünü söyleyen ilk astronomlardan biri oldu. O zamanlar h... Devamı

TİCARET

2010-07-30 10:12:00

TİCARET Üretilen mal ve hizmetlerin alınıp satılmasına ticaret denir. İç ve dış ticaret olmak üzere ikiye ayrılır. 1. İç Ticaret Ülke sınırları içinde, bölge ve bölümler arasında yapılan ticarete iç ticaret denir. Türkiye’de çok canlı bir ticaret vardır. Bunda etkili olan faktörler şunlardır: • Sanayi kuruluşlarının dengesiz dağılımı • Bölgeler arasında yetişen tarım ürünlerinin farklı olması • Nüfusun dengesiz dağılımı • Hayvansal maddelerin her yerde üretilememesi Ülkemizde bazı il merkezleri ticaret şehirleri özelliği kazanmışlardır. Bunlar, İstanbul, Bursa, İzmit, İzmir, Denizli, Adana, Gaziantep, Diyarbakır, Ankara, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum ve Malatya gibi illerdir. Bu merkezlerde ticaretin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmalarının büyük etkisi olmuştur. İhracat (Dış satım): Bir ülkenin başka ülkelere yaptığı satışlardır. İthalat (Dış alım): Bir ülkenin başka ülkelerden aldığı mallara denir. 2. Dış Ticaret Bir ülkenin başka ülkelerle yaptığı alışverişe dış ticaret denir. Dış ticaretin para karşılığına dış ticaret hacmi denir. Gelişmiş ülkelerde dış ticaret hacmi fazla, gelişmemiş ülkelerde düşüktür. Yine, gelişmiş ülkelerde ihracat, genelde ithalattan daha fazladır. Bu ülkeler dışarıdan daha çok hammadde alıp dışarıya işlenmiş sanayi ürünleri satarlar. Az gelişmiş ülkeler ise dışardan daha çok işlenmiş sanayi ürünleri alıp, dışarıya tarım ürünleri veya ham maddeler satarlar. TÜRKİYE’DE DIŞ TİCARET Türkiye’de, Cumhuriyetin ilk yıllarında çok az olan dış ticaret hacmi, artan nüfus ve canlanan ekonomiye bağlı olarak artış göstermiştir. 1980'li yıllara kadar T... Devamı