BAŞLICA ULAŞIM YOLLARI

2010-07-25 10:07:00

1.Kara Yolları Ülkemizde en yaygın olan ulaşım türüdür. Yük taşımacılığının % 70'i, yolcu taşımacılığının da %90'ı karayolu ile yapılmaktadır. Özellikle 1950'li yıllardan sonra, karayolu yapımı artmış ve ulaşım araçları çoğalmıştır. Ülkemizdeki en işlek karayolları, Edirne, İstanbul, Ankara, Adana arası ile İstanbul, Bursa, İzmir arası ve İzmir, Aydın, Denizli arasıdır. Modern karayolu olan otoyollar ülkemizde sadece Edirne, İstanbul, Bolu ve Ankara arasında,Adana, Hatay çevresinde ve İzmir çevresinde bulunur.   2.Demir Yolları Türkiye’de İlk demiryolu hattı 1866 yılında İzmir - Aydın arasında kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryoluna önem verilmiştir. Ancak, 1950'li yıllardan sonra, karayollarına daha çok önem verildiğinden demiryolu yapımı azalmıştır. Şu anda, ülkemizde 8200 km uzunluğunda demiryolu ağı vardır. Bu uzunluk yeterli değildir. Sözgelimi, Almanya’da 43 bin, Fransa’da 34 bin, İtalya’da 29 bin km lik demiryolu ağı bulunmaktadır.   3.Deniz Yolları Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve iki önemli boğaza sahip olması, denizcilik alanında gelişmesi bakımından çok önemlidir. Dünya ticaretinde en fazla kullanılan yol deniz yoludur. Bu nedenle, ülkemizde deniz yolunun ve limanların geliştirilmesi gerekmektedir. 8333 km kıyı şeridine sahip olan ülkemizde, bölgeler arasında düzenli ve tarifeli yolcu ve yük taşımacılığı henüz gerçekleşmemiştir. Dünya deniz ticaret filosundaki payımız %1'e dahi ulaşmamıştır. Fakat, son yıllarda sanayi ve ticaretin gelişmesiyle, limanlarımızdaki indirilen - bindirilen yükte 8 - 10 katlık artışlar olmuştur.   4.Hava Yolları Ülkemiz ulaşımında en az payı olan ulaşım sektörüd&uu... Devamı

SANAYİNİN KURULMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR

2010-07-18 09:03:00

1. Hammadde Sanayide üretim yapılabilmesi için hammaddenin olması gerekmektedir. Ülkemizde hammadde kaynakları ile sanayi kuruluşları arasında son derece sıkı bir ilişki mevcuttur. Örneğin, unlu gıda sanayii İç Anadolu’da, dokuma sanayii Adana, İzmir, Denizli çevresinde, zeytin yağı sanayii Ege kıyılarında, boya, plastik ve lastik fabrikaları rafineri kenarlarında yaygınlık göstermektedir. 2. Sermaye Sanayi tesisleri büyük sermayelerle kurulmaktadır. Bu nedenle, sermayenin, yani paranın biriktiği veya fazla olduğu bölgelerde sanayinin kuruluşu daha kolay olmaktadır. Sermaye birikimi fazla olduğundan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sanayi yatırımları daha fazladır. Türkiye’de sanayinin gelişmesinde en büyük etken sermayedir. Sermayemiz yeterli olmadığından, ülkemizde yabancı sermayenin girmesi için kolaylıklar sağlanmaktadır. 3. Enerji Fabrikaların çalışması için enerji gerekmektedir. Bunun için, taşkömürü, petrol, linyit gibi kaynaklardan yararlanılır. Ülkemizde petrol, taşkömürü, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çoğu dışarıdan temin edildiğinden önemli bir döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır. 4. İş Gücü ve Teknik Eleman Sanayi tesislerinin çalışması ve üretimin artması yönünden iç gücüne ihtiyaç vardır. Ülkemizde iş gücü ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilmekte, hatta dış ülkelere bile gönderilmektedir. Fakat, ülkemizde bazı sanayi kollarında teknik eleman henüz tam olarak yeterli değildir. 5. Ulaşım Sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve mamül maddenin taşınması faaliyetlerine ulaşım denir. Hammaddenin fabrikalara taşınması ve üretildikten sonra pazarlara taşınması yaygın ulaşım ağı... Devamı

TÜRKİYEDE MADENLER VE ENERJİ KAYNAKLARI

2010-07-14 09:59:00

Yerkabuğunun farklı derinliklerinden çıkarılan, ekonomik değer taşıyan mineral ve elementlere maden denir. Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1935 yılında kurulan M.T.A. ile özel sektör tarafından yürütülmektedir. Türkiye’de çıkarılan önemli madenler Demir:En zengin demir yataklarımız, Divriği (Sivas), Hekimhan ve Hasançelebi (Malatya), Edremit (Balıkesir), Dikili ve Torbalı (İzmir) ve Simav (Kütahya) çevresinde bulunmaktadır. Ereğli, Karabük ve İskenderun’da demir - çelik fabrikaları bulunmaktadır. Bakır: Ülkemizin en zengin madenlerinden biri olan bakır yatakları, çoğu kez kurşun ve çinko ile birlikte bulunur. En önemli bakır yataklarımız Karadeniz Bölgesi’nde bulunur. Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Çayeli (Rize) ve Köprübaşı (Giresun) bu bölgedeki başlıca yataklardandır. Ayrıca Maden (Elazığ) ve Ergani (Diyarbakır)'de de bakır yatakları mevcuttur. Krom: Paslanmayan ve çok sert bir maden olduğundan, madeni eşya yapımında ve kaplamasında kullanılır. Krom yatakları altı ana bölgede toplanmıştır. Fethiye, Köyceğiz, Denizli, Alacakaya (Guleman) (Elazığ), Bursa, Eskişehir, Adana, Kayseri, Mersin, İskenderun, Kahraman Maraş, İslahiye, Kopdağı (Doğu Anadolu). Krom madeni Antalya ve Guleman’daki ferro-krom tesislerinde işlenmektedir. Boksit: Alüminyumun hammaddesi olan boksit çok hafif olduğundan uçak sanayiinde, otomobil, ev, elektrik malzemesi yapımında kullanılır. Boksit yatakları Seydişehir (Konya), Akseki (Antalya) İslahiye (Gazi Antep) ve Milas (Muğla) civarında bulunur. Buralarda çıkarılan boksit, Seydişehir alüminyum tesislerinde işlenmektedir. Bor Mineralleri: Ülkemiz bor rezervi bakımından Dünya’nın en zengin yataklarına sahiptir. Bu nedenle, bor madeninin çoğu ih... Devamı

TÜRKİYEDE HANE YAPISI İSTATİSTİKLERİ

2010-07-08 10:26:00

  Hane yapısı,                                                   % Tek kişilik hane                                             6,0 Çekirdek aile                                                80,7 Geniş aile                                                      13,0 Öğrencilerden/işçilerden oluşan hane        0,3   Kaynak: Aile Yapısı Araştırması, 2006 ... Devamı

KARANLIK MADDE

2010-08-10 10:23:00

Amerikalı bir grup bilim adamına göre evrenin yüzde 25'i, gezegen yıldız ve galaksilerden değil karanlık madde olarak adlandırılan maddeden oluşuyor. Uzmanlar, ışık yaymayan ve ışığı yansıtmayan, bu nedenle de görülemeyen karanlık maddenin varlığına dair ilk somut kanıtı bulduklarını belirtiyorlar. Vurguladıkları bir diğer nokta da görebildiğimiz kütlelerin oranının sadece yüzde beş olması. Karanlık madde, adının çağrıştırdığı gibi esrarengiz bir kavram. Bugüne dek gökbilimciler karanlık maddenin varlığını sadece çıkarım yoluyla belirleyebiliyordu. Gökbilimciler 1930'lardan bu yana galaksi öbeklerinin görünen kütlelerle açıklanamayacak kadar yüksek çekim gücü olduğunu biliyorlardı. Ancak öbekler içinden gözle görülmeyen maddeyi ayırmak imkansızdı. Ta ki gökbilimciler, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını görene dek. Uzmanlar somut kanıtı işte burada bulduklarını söylüyorlar. NASA'nın Chandra ve Hubble teleskopları ile Avrupa Uzay Ajansı ve Macellan teleskoplarını kullanan uzmanlar, çarpışma sonucu galaksilerdeki gazlarla maddelerin ayrıştığını, beklenenin aksine sıcak gaz bulutları çevresinde değil, tamamen boş görünen bir başka kesimde büyük bir çekim gücü olduğunu belirledi. Arizona Üniversitesi'nden Doug Clowe'a göre, bu "karanlık maddenin hem varolduğunu, hem de evrendeki maddelerin çoğunluğunu oluşturduğunu" kanıtladı. Bazı uzmanlar bunun büyük patlama teorisinin ortaya atılmasından bu yana en heyecan verici buluş olduğunu söylüyor. BBC ... Devamı

DÜNYA KAÇ KİLOGRAMDIR ?

2010-07-07 10:20:00

Washington Üniversitesi fizikçileri 4 yıl süren araştırmaları sonucunda dünyanın ağırlığını hesapladı. Washington Üniversitesi fizikçileri 4 yıl süren araştırmaları sonucunda dünyanın 5,972,000,000,000, 000,000,000,000 kilogram ağırlığında olduğunu belirlediler. Araştırma, dünyanın daha önce tahmin edilen ağırlığından 10,000,000,000,000,000,000,000 kilogram daha hafif olduğu gerçeğini ortaya koydu. Profesör Jens Gundlach'ın liderliğindeki fizikçilerin araştırması 300 yıldır çözülmeye çalışılan en ağır probleme nokta koydu. Gundlach, çalışmasının sonunda "Bu saptamayı yapmak aşırı derecede güçtü" dedi. Gundlach, çalışmanın gelecekteki araştırmalarda büyük bir önadım olacağını savundu. Bilimadamlarının 17'inci yüzyıldan beri üzerinde çalıştıkları dünyanın ağırlığı konusundaki ilk tahmini Newton yapmış, ancak sadece fikir yürütebilmişti. Gundlach, 160 bin sterlinlik bir cihazı kendi ekseni etrafında dönen tabaklara monte ederek küçük bir alandaki yerçekimi ve havayla oluşan ağırlığı belirlemeye çalıştı. Çelik iple sarkıttığı silindirle çalışmasını destekleyerek bu rakama ulaştı. http://www.albayrakforum.com/ dan alınmıştır. ... Devamı

ÇED NEDİR ?

2010-07-06 10:17:00

ÇED NEDİR ?                   Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir. Bu süreç, kendi başına bir karar verme süreci değildir;  karar verme süreci ile birlikte gelişen ve onu destekleyen bir süreçtir. Yeni proje ve gelişmelerin çevreye olabilecek sürekli veya geçici potansiyel etkilerinin sosyal sonuçlarını ve alternatif çözümlerini de içine alacak şekilde analizi ve değerlendirilmesidir.   ÇED'in amacı; ekonomik ve sosyal gelişmeye engel olmaksızın, çevre değerlerini ekonomik politikalar karşısında korumak, planlanan bir faaliyetin yol açabileceği bütün olumsuz çevresel etkilerin önceden tespit edilip, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır.           ÇED’in temel görevi, projelerle ve gelişmelerle ilgili karar vericilerin daha bütünsel, yani karara etkiyecek birden fazla faktörü göz önüne alır bir şekilde daha sağlıklı karar vermelerini sağlamak için, onlara projelerden kaynaklanabilecek çevresel etkileri net bir şekilde göstermektir.           ÇED,  projelerle ilgili bütün ilgili tarafların bir araya geldiği ve görüş, kaygı ve önerilerini ortaya koyabildikleri  demokratik ve şeffaf bir süreçtir. İlgili taraflar  bu süreç içerisinde ortaya koydukları teknik bilgi ve görüşlerle projenin en optimal şekilde gelişimine katkı sağlarlar.   Önerilen projeye getirilen çeşitli alternatiflerin;  &... Devamı

ABC ADALARI

2010-07-13 10:53:00

    ABC Adaları   Karayip denizinde, Hollanda Krallığına bağlı Aruba, Bonaire, Kurasao adalarına, İngilizce'deki başharflerinden dolayı ABC Adaları denir.   Bonaire ile Kurasao adaları, "Hollanda Antilleri" adı verilen yönetime, dolayısıyla Hollanda'ya bağlıdırlar.   http://tr.wikipedia.org/ ... Devamı

YÜZEN ADALAR

2010-07-05 10:49:00

YÜZEN ADALAR   Deniz, göl ya da akrsuların üzerinde akıntının ve rüzgarın etkisi ile hareket edebilen ve etrafı su ile çevrili kara parçalarına yüzen ada denilir. Yüzen ada oluşumu ve kullanımları açısından yeni bir yer bilimi konusudur.   Bilinen başlıca yüzen adalar   Meksika’daki Xochimilco gölü üzerindeki Chinampas denilen yüzen adalar; kuraklık nedeniyle gölün sularının çekilmesi sonucu bu adaların sayısı oldukça azalmıştır. İtalya’da bulunan Roma yakınlarındaki Göl üzerindeki 1 km2 lik yüzen ada koruma altındadır; kuşları ve bitki örtüsüyle dünyanın sayılı ekolojik bölgeleri arasındadır. Peru Bolivya sınırı yakınındaki Peru' nun Puno şehri’nde Titikaka gölü üzerindeki Uros Yüzenadası üzerinde yerleşim de vardır. Ortalama ömrü altı sene olan bu ada zamanla kendini yenileyebilmektedir.   Denizin üzerindeki yüzen adalara en tanınmış örnek: Sargassum Yüzen adasıdır. Kuzey Atlantik’in ortasında akıntılar nedeniyle, Sargassum denilen bir cins su yosununun birikmesi sonucu oluşmuştur. Kristof Kolomb tarafından bulunmuştur. Bugün deniz biyologlarınca çok ilginç bulunmakta ve yüzen bir hayvanat bahçesi olarak değerlendirilmektedir. Sargassum'un kolları arasında her cins balık, küçük yengeçler, karidesler ve binlerce çeşit küçük canlı yaşamını sürdürür. Su yosunlarından oluşan bir başka yüzen ada da Pasifik'te Kaliforniya açıklarında bulunmaktadır. Macrocystis adlı dev su yosunundan endüstride çok kullanılan ‘Algin’ adlı bir madde çıkarılır.   Türkiye’deki yüzen adalar   Solhan ilçesi Hanzarşah Kö... Devamı

BEAUFORT DENİZİ

2010-07-28 10:44:00

BEAUFORT DENİZİ     Beaufort Denizi'nin yeri   Beaufort Denizi,Alaska'nın kezey kıyıları, Kuzeybatı Toprakları ve Kanada'nın kuzey adalarının arasında kalan, Kuzey Okyanusu'nun bir uzantısı olan oldukça geniş bir su kütlesidir.   Denizin yüzölçümü yaklaşık olarak 450.000 km²dir.   Denizin ismi, denizde bir çok araştırma yapan İngiliz hidrografyacı Francis Beaufort'tan gelmektedir.     Buzlar ile kaplı denizden bir görüntü    Beaufort Denizi   Büyük sayılabilecek bir nehir olan Mackenzie Nehri, sularını bu denize boşaltır.   Bölge balinalar, deniz kuşları için doğal bir üreme - yaşama alanıdır.   Denizin çevresinde kirlilik yaratabilecek herhangi bir ticarî kuruluş bulunmaz.   Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada arasında uzun yıllardır denizin uluslararası sınırları hakkında bir tartışma vardır.   Beaufort Denizi'nin altında geniş petrol yatakları olduğu söylencesi oldukça yaygındır.   Yılın hemen her ayı, deniz tamamen buzlar ile kaplıdır.     http://tr.wikipedia.org/... Devamı

JAPON DENİZİ

2010-07-11 10:38:00

         Japon Denizi Büyük Okyanus'unun batıdaki bir uzantısıdır.   Japonya, Rusya ve Kore tarafından kuşatılmış ve etrafı neredeyse tamamen karalar ile çevrilidir.   Akdeniz gibi küçük bağlantılar ile okyanusa açılır.   Japon Deniz'ni Büyük Okyanus'unda bağlayan 5 küçük boğaz vardır.   En derin noktası 3,742 metredir.   Ortalama derinlik ise 1,752 metre olup yüzölçümü 978,000 km²dir.   Balıkçılık açısından denizin Japonya ve Kore için büyük önemi vardır.   Denize kıyısı olan ülkeler Doğuda; Japonya Batıda; Rusya Kuzey Kore Güney Kore   http://tr.wikipedia.org/ ... Devamı

KARAYİP DENİZİ

2010-07-03 09:34:00

    Karayip Denizinin uydu fotoğrafı   Karayip Denizi, Antil Denizi olarak da bilinir, Atlas Okyanusu'nun alt havzası. Batı Yarıküre'de, Ekvator çizgisinin kuzeyinde yer alır. Güney Amerika'nın kuzey, Orta Amerika'nın doğu kıyıları ile Meksika kıyılarının bir bölümü boyunca uzanır. Karayip Denizi, kapladığı yaklaşık 2,640,000 km²'lik alan ile dünyanın en geniş tuzlu su denizlerinden biridir.   Güneyinde Venezuela, Kolombiya ve Panama kıyıları; batısında Kosta Rika, Nikaragua, Honduras, Guatemala, Belize ve Meksika'nın Yucatán Yarımadası; kuzeyinde Büyük Antiller (Küba, Hispaniola, Jamaika ve Porto Riko adaları), doğusunda Küçük Antiller zinciri (kuzeydoğudaki Virgin Adalarından, Güneydoğuda, Venezuela açıklarındaki Trinidad'a kadar uzanan yay) bulunur. Yucatán Boğazı ile kuzeyindeki Meksika Körfezine bağlanır. Bilinen en derin yeri (7,685 m) Küba ile Jamaika arasındaki Cayman Çukurudur (Bartlett Derinliği). Karayip kıyıları birçok koy ve körfeze sahiptir; Honduras Körfezi, Venezuela Körfezi, Gonâve Körfezi ve Darien Körfezi bunlardan en önemlileridir.   Jeoloji   Karayip Denizinin jeolojik yaşı kesin olarak bilinmemektedir. Paleozoyik (Birinci) Zamanda (yaklaşık 570 milyon ile 225 milyon yıl önce) Orta Amerika Denizinin bir parçası olarak Akdeniz ile bağlantılı olduğu, Atlas Okyanusunun oluşumu sırasında Akdeniz'den ayrıldığı sanılmaktadır.   Karayip Denizi, birbirinden denizaltı sırtları ve yükseltileri ile ayrılmış, oval biçimli beş sualtı havzasına bölünmüştür. Bunlar Yucatán, Cayman, Kolombiya, Venezuela ve Grenada havzalarıdır. Yüzeyaltı suyu Karayip Denizine iki eşikten girer. Anegada Boğazı, Virgin Adaları ile Küç... Devamı

MANGANİT

2010-07-29 10:24:00

MANGANİT       Kimyasal Bileşimi, MnO(OH) Kristal Sistemi, Monoklinik Kristal Biçimi, Prizmatik kristalli; düşey yönde çizikli, paketler halinde, masif, lifsi, sütunsal ve tanesel İkizlenme, { 011} yüzeyinde kontakt yada penetrasyon ikizleri olağan Sertlik, 4 Özgül Ağırlık, 4.30 - 4.33 Dilinim, { 010} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Siyah-koyu çelik grisi; opak Çizgi Rengi, Kırmızımsı kahverengi-siyah Parlaklık, Yarımetalik-mat Ayırıcı Özellikleri, Rengi, şekli, çizgi rengi ve konsantre HCl'de çözünebilirlik.   Bulunuşu, Manganit, piroluzit, barit ve götit mineralleri gibi, oksidasyon koşulları altında meydana gelen yataklarda oluşur. Ayrıca, düşük sıcaklıklı hidrotermal damarlarda da bulunabilir.   www.mta.gov.tr... Devamı

DİYASPOR

2010-07-22 10:21:00

DİYASPOR       Kimyasal Bileşimi, HAlO2 - AlO(OH) Kristal Sistemi, Ortorombik Kristal Biçimi, Çoğunlukla ince uzunlamasına levhalar şeklinde kristalli, bazen iğnemsi, yapraklanmış. İkizlenme, {061} ve {021} yüzeylerinde nadir Sertlik, 6.5 - 7 Özgül Ağırlık, 3.3 - 3.5 Dilinim, {010} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Beyaz, yeşil, sarı, leylak, pembe ve kahverengi gibi değişik renk ve renk tonlarında, mangan diyaspor ise gülkırmızısı; şeffaf-yarı şeffaf Parlaklık, Camsı parlaklıkta Ayırıcı Özellikleri, Dilinimi, sertliği ve levhamsı şekli ile ayrılabilir.   Bulunuşu, Diyaspor, boehmit ve gibbsit ile birlikte önemli bir boksit bileşenidir. Korund ve zümrüt içeren yataklarda, klorit şistlerde, metamorfik kireçtaşlarında ve altere magmatik kayalarda bulunur.   www.mta.gov.tr... Devamı

KALSİT

2010-07-16 10:17:00

KALSİT       Kimyasal Bileşimi, CaCO3 Kristal Sistemi, Hegzagonal Kristal Biçimi, Değişik kristal formlarında İkizlenme, Yaygın; iki ayrı ikiz kanununa göre ikizlenir. Birincisinde ikiz düzlemi taban pinakoid'i, ikincisinde ise rombohedral yüzeydir. Sertlik, 3 Özgül Ağırlık, 2.71 Dilinim, {10-11} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Saf olduğunda renksiz yada beyaz; gri, sarı, kahverengi, kırmızı, yeşil, mavi ve siyah renklerde de gözlenebilir; şeffaf-yarı şeffaf Çizgi Rengi, Beyaz-gri Parlaklık, Camsı-mat   Ayırıcı Özellikleri, HCl ile çok çabuk çözünebilmesi, dilinimi, şekli, rengi ve sertliği Bulunuşu, Kalsit, doğada bol bulunan minerallerin başında gelir. Karbonatlı sedimanter kayaların (kireçtaşları) ve metamorfik kayaların (mermerler) ana bileşenidir. Birçok cevherleşmenin gang minerali olan kalsit, hidrotermal damarların, karbonatitlerin sık rastlanan minerallerindendir. İkincil olarak, granitlerdeki piroksen ve feldspatların bozunmasıyla oluşur. Travertenlerin, sarkıt ve dikitlerin ana bileşeni olarak bulunur.   www.mta.gov.tr... Devamı

SMİTSONİT

2010-07-10 10:13:00

SMİTSONİT       Kimyasal Bileşimi, ZnCO3 Kristal Sistemi, Hegzagonal Kristal Biçimi, Rombohedral kristalli; pürüzlü yüzeyli, masif, kompakt, genellikle böbreğimsi, bazen sarkıt şekilli Sertlik, 4 - 4.5 Özgül Ağırlık, 4.30 - 4.45 Dilinim, {10-11} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Beyaz, gri, soluk-koyu sarı, sarımsı kahverengi, kahverengi, parlak elma yeşili, mavimsi yeşil, mavi, koyu pembe, mor, nadiren renksiz; şeffaf-yarı şeffaf   Çizgi Rengi, Beyaz Parlaklık, Camsı parlaklık Ayırıcı Özellikleri, Dilinimi, HCl'de çözünebilirliği, yüksek özgül ağırlığı Bulunuşu, Çinko içeren maden yataklarının oksidasyon zonlarında oluşur. Genellikle sfalerit, hemimorfit, galenit ve kalsit mineralleri ile birlikte bulunur. Yarışeffaf olanları süs taşı olarak kullanılır.   www.mta.gov.tr... Devamı

MALAHİT

2010-07-04 10:10:00

MALAHİT       Kimyasal Bileşimi, Cu2CO3 Kristal Sistemi, Monoklinik Kristal Biçimi, Çok nadir ve küçük kristalli, genellikle lifsi ve ışınsal, iğnemsi, kısa-uzun prizmatik; çoğunlukla masif, böbreğimsi İkizlenme, {100} yüzeyinde olağan Sertlik, 3.5 - 4 Özgül Ağırlık, 4 - 4.05 Dilinim, {-201} Renk ve Seffaflık, Parlak yeşil, siyahımsı yeşil; yarı şeffaf-opak Çizgi Rengi, Soluk yeşil Parlaklık, İğnemsi kristalleri ipeğimsi, masif olanlar donuk-mat, diğerleri elmas parıltılı, camsı Ayırıcı Özellikleri, Rengi, böbreğimsi formu ve HCl'de çözünülürlüğü   Bulunuşu, Malahit, bakır yataklarının oksidasyon zonunda oluşan ikincil kökenli tipik bir mineraldir. Azurit, kuprit ve bakır ile birlikte bulunur. Topluluk oluşturduğu diğer mineraller kalsit, krizokol ve limonit dir.   www.mta.gov.tr ... Devamı

TÜRK DİL KURUMUNUN AÇILMASI (12 TEMMUZ 1932)

2010-07-12 09:18:00

  Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.            Türk Dil Kurumu başlangıçtan beri çalışmalarını iki ana eksen üzerinde yürütmüştür:          1. Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak;          2. Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak.            Atatürk'ün ken... Devamı

ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ-7 AĞUSTOS 1919)

2010-07-23 10:12:00

   Anadolu'da milli mücadele birliğinin kurulmasının ikinci adımı Erzurum Kongresi ile atıldı. Amasya Genelgesi'nden sonra İstanbul ve askerlikle ilişkisi kesilen Mustafa Kemal'e, başta Kazım Karabekir olmak üzere Anadolu'daki komutan ve mülki amirlerin büyük bir çoğunluğu verdikleri desteği sürdürmeye devam ettiler.   Amasya Genelgesi'nde yer aldığı gibi, Mustafa Kemal bu dönemde milli bir kongre toplayarak, milli mücadele ile ilgili tüm faaliyetleri birleştirmeyi planlıyordu. Kazım Karabekir, milli bir kongreden önce Doğu illeri için bölgesel bir kongre toplanmasının faydalı olacağı görüşündeydi. Mustafa Kemal, bölgesel bir kongreye karşı olmasına rağmen, Kazım Karabekir ve Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ısrarları karşısında bir kongre toplanmasını ve kongreye katılmayı kabul etti.   Kongre, 10 Temmuz'da toplanması kararlaştırılmış olmasına rağmen, 23 Temmuz'da bir okul salonunda 54 delege ile çalışmalarına başladı. Mustafa Kemal'in davetli olarak katıldığı bu kongreye asil üye olabilmesi için, Erzurum delegesi Cevat Dursunoğlu istifa ederek, kendi yerine Mustafa Kemal'in seçilmesini sağladı.   İlk gün, Mustafa Kemal kongre başkanlığına seçildi. Milli bir hal alan kongrede, genel değerlendirmeler yapıldı ve doğu illerinin durumu görüşüldü. Milli mücadelenin temelleri açısından önemli kararlar alındı. Erzurum Kongresi'ne katılanlar, 17 çiftçi ve tüccar, 5 emekli subay, 4 emekli memur, 5 öğretmen, 4 gazeteci, 5 hukukçu, 2 mühendis, 1 doktor, 6 din adamı, 3 eski milletvekili, 1 general ve 1 eski bakan olmak üzere 54 delegeden oluşmuştu.   Alınan Kararlar   1. Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir ... Devamı

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI (24 TEMMUZ 1923)

2010-07-24 10:05:00

  Mudanya Mütarekesi sonucu, kesin barış antlaşması görüşmelerine gidilmiş ve tarafsız bir ülkenin şehri olarak Lozan (İsviçre) görüşmelerin yapılacağı yer olarak seçilmiştir. Lozan Barış Konferansı'nda, yalnız Yunanistan'la bir hesaplaşma ve savaşa son veren bir barış antlaşması yapma söz konusu değildi. Aynı zamanda, I. Dünya Savaşı'nın galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri süre gelen sorunlara çözüm aranmaktaydı. Açıkça, "Doğu Meselesi" bütün konferansın ağırlık merkezini oluşturuyordu. Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 Salı günü saat 16'da Lozan şehrinin Mont Benon Gazinosu'nda toplandı. Tarafsız İsviçre Konfederasyonunun Başkanı Habab'ın konuşması ile açıldı. Lord Curzon'dan sonra söz alan İsmet Paşa (İnönü), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davasını önemle belirtmiş, "Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz" diyerek sesini duyurmuştur. Konferans, 4 Şubat'da Antlaşmazlık yüzünden kesilmiş, 23 Nisan 1923'te ikinci defa toplanarak, 24 Temmuz 1923'te Barış Antlaşması imza edilmiştir. Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Barış Antlaşması, 16 adet sözleşme, protokol, beyanname ile bir de nihai senetten ibarettir. Lozan'da imzalanan bu belgelerle, sadece bir barış Antlaşması yapılmamış, aynı zamanda Türkiye ile Batı devletlerinin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal ilişkileri yeni baştan düzenlenmiştir. Lozan Barış Antlaşması önsözünde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine saygı gösterilmesi ilkesine yer vermi... Devamı

KABOTAJ BAYRAMI (1 TEMMUZ)

2010-07-01 10:58:00

  Kabotaj Bayramı, her yıl 1 Temmuz'da kutlanan bayram. Kabotaj bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkıdır. Türkiye'de, Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz (1926) günü Kabotaj bayramı olarak kutlanır. Kabotaj, bir devletin, kendi limanları arasında deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalık. Bu ayrıcalıktan yalnızca yurttaşlarının yararlanması, millî ekonomiye önemli bir katkı sağlayacağından, devletler yabancı bandıralı gemilere kabotaj yasağı koyma yoluna gitmişlerdir. Bazı uluslar arası sözleşmelerde de kabotaj yasağı koyma yetkisine ilişkin hükümler yer alır. Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine tanıdığı kabotaj ayrıcalığı, Lozan Barış Antlaşması’yla 1923 yılında kaldırıldı. 20 Nisan 1926 tarihinde de kabul edildi. Kabotaj Kanunu 1 Temmuz 1926′da yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre, akarsularda, göllerde, Marmara denizi ile boğazlarda, bütün kara sularda ve kara sular içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verildi. Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.   http://www.turkcebilgi.com/ ... Devamı

TÜRKİYE'NİN COĞRAFİ KONUMU VE AVANTAJLARI

2010-07-02 09:54:00

Türkiye'nin dünya üzerindeki yeri neresidir? sorusu, Türkiye hakkında çok büyük ipuçları vermektedir. Dünya haritasına bakıldığında; Türkiye, Eski Kara Kütleleri adı verilen, Asya-Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirlerine iyice yaklaştıkları bölgede yer alır. Topraklarının büyük çoğunluğu Anadolu yarımadası olarak Asya'da, Trakya yarımadası olarak Avrupa'da bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, hem Asya ve hem de Avrupa ülkesidir. Matematik konum olarak Türkiye, baş meridyene (Greenwich) göre 26-45 doğu meridyenleri, ekvatora göre ise 36-42 kuzey paralelleri arasında yer almaktadır. Kuş uçuşu kuzey-güney doğrultusunda 6 enlem farkı vardır ki, bu da yaklaşık 666 km.lik (6x111=666) bir mesafe eder. Doğudan batıya ise, 19 boylam farkı vardır ki, bu da yaklaşık 76 dakikalık (19x4=76) bir zaman farkına eşittir. Baş meridyene göre Doğu, Ekvatora göre ise Kuzey yarı küresinde yer almaktadır. Diğer bir ifadeyle Türkiye, matematik konum itibariyle, hem kuzeyli ve hem de doğulu bir ülkedir. Türkiye'nin coğrafi konumu incelendiğinde görülür ki, ülke olarak büyük avantajlara sahiptir. Bu avantajlar sayesinde, dünya üzerinde sayılı ülkelerden birini teşkil eder. Türkiye, matematik konumu itibariyle, orta enlemlerde yerini almakta ve ılıman bir iklim görülmektedir. Türkiye; insan yaşamı için en ideal kuşakta yer almaktadır. Bu özelliğinden dolayı, Türkiye toprakları, tarihin en eski dönemlerinden beri, hep büyük devletlere beşiklik yapmış ve çok sayıda medeniyetlerin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Dünya üzerinde medeniyetler beşiği olarak da bilinen Türkiye, bu özelliğini matematik konumundan dolayı, gelecekte de koruyacaktır. Matematik konum, ülkenin daha ziyade doğal ... Devamı

TÜRKİYE'DEKİ BURUNLARDAN BAZILARI

2010-06-29 09:45:00

BURUN Burun: karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümüdür. ANAMUR BURNU Anamur Burnu, Türkiye'nin en güney ikinci noktasıdır. Adını rüzgarlı burun demek olan Anemurium antik kentinden alan Anamur ilçesi Akdeniz Bölgesi'nde Mersin iline bağlı bir ilçedir. Anem=Burun, urium=Rüzgar demektir.   Anemurium antik kenti tarihe meydan okurcasına dimdik ayakta durmaktadır. İlçe Antalya-Mersin E-24 karayolu üzerinde yer alır. Nüfusu son sayıma göre 50.000 dir. Halk, turizmin pek gelişmemiş olması nedeniyle genellikle tarımla uğraşır. Muz başlıca tarım ürünüdür. Bunun yanında çilek üretiminde de oldukça ilerleme sağlanmış ve halkın geçim kaynağı haline gelmiştir.   Aynı zamanda tropikal bitkilerin de yetiştirilmesine başlanılmıştır. Sözgelimi papaya, avakado, kahve, ananas bunlardan birkaçıdır. Anamur'a Mersin, Antalya, İstanbul ve Ankara'dan otobüs seferleri bulunmaktadır.   AVLAKA BURNU Avlaka Burnu,  İncirburnu olarak da bilinir. 25° 38' 59 doğu meridyeni üzerinde Çanakkale il sınırları içinde yer alır ve Türkiye'nin en batı noktası olma özelliğini taşır. Gökçeada'ya bağlı Uğurlu Köyü içindedir. Gökçeada limanı ile burun arası yaklaşık 30 kilometredir.   BABA BURNU Baba Burun, hem Türkiye'nin Anadolu topraklarının, hem de Asya 'nın en batı noktası. Antik adı Lekton'dur. Burun Anadolu 'nun en batı ucunda ,Ege Denizi 'nde bulunur. Çanakkale ilinin, Babakale köyü içersindedir. Koordinatları 39° 28' 45" kuzey, 26° 03' 50" doğudur. Rusya 'daki Chukchi Yarımadası üzer... Devamı

OSMANLI TARİHİNDE İLKLER

2010-06-28 09:42:00

Osmanlıların ilk Beylik merkezleri ve bir bakıma ilk başkentleri Söğüt Kasabası'dır. Daha sonra sırasıyla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul başkent oldu. Osmanlı tarihinde ilk savaş,1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli savaşıdır. Osman Bey'in ele geçirdiği ilk kale Kolca Hisar Kalesi'dir (1285). Osman Bey'in ilk askeri anlaşması 1306 yılında Ulubad Tekfuru ile yapılan anlaşmadır. İlk fethedilen ada, 1308 yılında alınan İmralı Adası'dır. İlk barış anlaşması, 1330 yılında Orhan Gazi ile Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos arasında imzalanmıştır. "Rumeli" adı verilen Avrupa yakasında ilk ele geçirilen yer, Gelibolu'da Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından alınan Çimpe Kalesidir. "Sikke" adı verilen ilk Osmanlı madeni parası Orhan Gazi adına 1327 yılında basılmıştır. İlk daimi ordu 1328 yılında Orhan Gazi Bey'in emriyle kurulmuş olup bu orduya "Yaya" adı verilmiştir. Osmanlı tarihinde ilk şair padişah Fatih Sultan Mehmed'in babası İkinci Murad'dır. Osmanlı padişahlarından İstanbul'u ilk kuşatan 'Yıldırım Bayezid'dir (1391). Osmanlı tarihinde savaş meydanında şehid olan ilk (ve tek) padişah Birinci Murad'dır (1389). (1. Kosovo Savaşı) İstanbul'a defnedilen ilk padişah Fatih Sultan Mehmed'dir. Fethin sembolü olan Ayasofya'da ilk Cuma Namazı fetihten üç gün sonra 1 Haziran 1453 günü Akşemseddin tarafından kıldırılmış olup cemaat arasında Fatih ve O'nun şanlı askerleri hazır bulunmuşlardır. Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'a tayin edilen ilk vali Karıştıran Süleyman Bey'dir. İlk İstanbul Kadısı Hızır Bey Çelebi olup; bugünkü Kadıköy semti O'na tahsis edildiği için bu adı almıştır. Devşirme... Devamı

ERGENEKON DESTANI

2010-06-27 09:36:00

    Ergenekon destanı, Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır. Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi. Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: "Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur" Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar" deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler'i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkleri öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler. O çağda Türkler'in başında İl Kagan vardı. İl Kagan'ın da birçok oğlu vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Kagan'ın bir de Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oguz tutsak olmuşlardı. On gün... Devamı

CERRO FİTZ ROY

2010-06-26 10:09:00

    Cerro Fitz Roy, 1998   Diğer adlar Cerro Chaltén Konum Patagonya, Arjantin Koordinatlar 49°16′18″G, 73°02′48″B Sıradağ Andlar Yükseklik 3,375 metre (11,073 feet) Çıkıntı 1,951 m Tür   Son patlama   Jeolojik yaş   İlk çıkış Lionel Terray & Guido Magnone, 1952   Cerro Fitz Roy ya da Cerro Chaltén, Güney Amerika'nın Arjantin Patagonyası'nda 3.406 m yükseklikte bir granit dağdır. Los Glaciares Milli Parkı'nın en önemli unsurlarından biridir.   Bölgenin eski sakinleri Tehuelche kızılderililerinin dilinde dağın adı El Chaltèn olup, kendi dillerinde volkan anlamına gelmektedir. Bugün buraya en yakın durumda bulunan köy, El Chaltén adını taşımaktadır. Bu noktadan çıkışla dağa çok sayıda günübirlik yürüyüş gerçekleştirilir.   1951 yılında bir Fransız grubu, Lionel Terray önderliğinde, Jacques Poincenot, Guido Magnone, M.A. Azena, R. Ferlet, Lliboutry, Depasse, Strouvé ve Arjantinli Francisco Ibáñez 'in katıldığı bir bilimsel gezi başlattı. Bu gezi şansız başladı. Bir nehir geçişi sırasında tecrübeli dağcı Poincenot boğuldu. Daha sonra dağa ilk ... Devamı

DUYGULAR VE ÖĞRENME

2010-06-24 10:02:00

Betül RANA Vücudumuzda şuurumuz dışında cereyan eden hârikûlâde işleyiş ve hâdiselerden tam olarak haberdâr değiliz. İlk bakışta birbirinden bağımsız gibi görünen birçok mekanizma (gerek organlar arasında, gerekse duygu, düşünce, davranış ve psikolojik durum açısından) birbiriyle sıkı münasebet içerisindedir. Buna stres ile kalb hastalıkları; endişe ile uyku bozuklukları; mutsuzluk ile yorgunluk arasındaki bağlantılar misâl verilebilir. Son yıllarda dikkat çeken konulardan biri de, öğrenme ile duygular arasında sıkı münasebetin olduğudur. İç ve dış tembihlerle tetiklenip farkına varılan seziş ve hissedişlerin, kuvvetlenerek gönülde, bedende ve zihinde yol açtığı uyarılmışlık hâline (arousal) duygu denir.1 Bu uyarılmalar, kişiye hoş veya nâhoş gelebileceği gibi, zevk-lezzet yahut ağrı-acı da verebilir. Bu açıdan duygular, yol açtığı tesirlere göre pozitif (neşe, sevinç, mutluluk, sevgi-aşk) ve negatif (keder hüzün, kaygı-endişe, kızgınlık-öfke) olarak sınıflandırılmaktadır. Bizi bir fert olarak diğer insanlardan farklı kılan hususlardan biri, duygularımızın şiddeti (baskınlık ve çekiniklik seviyeleri) ile uyarılmak için gerekli olan eşik değerlerdeki farklılıklardır. Bedende olumlu ve olumsuz tesirlere yol açan duyguların önde gelenleri; öfke-kızgınlık-hiddet, kaygı-endişe-korku, hoşlanma-muhabbet, yaşama sevinci, hayret, mutluluk, huzur, iğrenme-nefret, utanma, kin ve intikamdır. Öğrenmenin öğretildiği bağışıklık sistemi Son 20 yıl içinde yapılan araştırmalarda, bağışıklık sistemine aynen beyin gibi öğrenebilme kabiliyeti verildiği keşfedilince, tıp dünyasındaki bazı görüşler temelinden sarsıldı. Tıpta o zamana kadar, davranış tarzlarının değişmesinde ve karşılaşılan durumlara tepki verme... Devamı

MAĞARALARIN ARKEOLOJİK VE SOSYAL ÖNEMİ

2010-06-23 09:58:00

  Tarih boyunca insanlar mağaraları korunak, mezarlık, ya da dini tören yerleri olarak kullanmışlardır. Dış doğa şartlarından en az oranda etkilenmesinden ötürü mağaralar, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar bu insanlar hakkında bilgi edinebilmek için bir hazine niteliğindedir.   Mağara resimleri özel bir ilgi alanıdır. İçinde 40,000 yıl öncesinden kalan yaşam kanıtı bulunan Great Cave of Niah buna bir örnektir. Almanya'da Hönne'de bazı uzmanlar yamyamlığa dair izler bulmuşlardır.   Mağaralar aynı zamanda jeolojik araştırma yapmak için de önemlidirler çünkü speleothemlerdeki geçmiş iklim şartları ve tortu/çökelti tabakalarıyla ilgili detaylı bilgi verirler.   Bugün ise mağaralar sıklıkla spor için kullanılıyor. Mağaracılık, örneğin mağara keşfi ve araştırmasının popüler bir sporudur. Daha az maceracı olanlar içinse, dünyanın birçok yerinde birçok sayıda daha güzel ve daha kolay ulaşılabilir, içinde yapay ışıklandırmaların, beton tabanların bulunduğu ve giren herhangi bir insanın en az zahmetle ulaşabileceği mağaralar turizme açılmıştır.   Mağaralar aynı zamanda yıllanmış şarap ve peynirlerin korunması içinde kullanılmışlardır. Çoğu mağaranın sahip olduğu sabit, hafif serin bir sıcaklık ve yüksek nem gibi özellikler, bu ortamları böyle kullanımlar için ideal kılmıştır.   http://www.bumak.boun.edu.tr ... Devamı

BALKAŞ GÖLÜ

2010-06-20 09:43:00

BALKAŞ GÖLÜ     Balkaş Gölü'nün uzaydan görünümü   Koordinatlar 45°4′K 76°2′E Göl türü Kapalı havza Tuzlu Kaynakları İli Nehri Çıkışları Buharlaşma Etki alanı 413,000 km² Havza ülkeleri  Kazakistan Uzunluk 605 km Genişlik 74 km Yüzölçümü 16,996 km² Ortalama derinlik 5.8 m En büyük derinlik 25.6 m Su hacmi 106 km³ Kıyı uzunluğu 2,385 km Yüzey rakımı 341.4 m   Balkaş Gölü, Güneydoğu Asya’da bir göldür. Aral Gölü'nden sonra Orta Asya'nın en büyük ikinci gölüdür. 45°4′ Kuzey 76°2′ Doğu koordinatları üzerinde yer alır.   Beslendiği başlıca kaynaklar İli Irmağı, Karatal Nehri, Lepsi Irmağı, Aksu Irmağı ve Ayaköz Irmağı'dır. Toplam su havzası 413,000 km²dir. Kazakistan sınırları içerisinde bulunur, maksimum uzunluk 605 km, maksimum genişlik ise doğuda 74 km, batıda... Devamı

21 HAZİRAN OLAYLARI

2010-06-21 09:37:00

    21 Haziran’da güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne dik gelir. Bunun sonucunda aşağıdaki olaylar gerçekleşir: Güneş ışınları Kuzey Yarımküre’ye en dik, Güney Yarımküre’ye en eğik açılarla gelir. Kuzey Yarımküre’de yaz mevsimi, Güney Yarımküre’de kış mevsimi başlangıcıdır. Dünya’nın en sıcak yerleri, üzerinden Yengeç Dönencesi’nin geçtiği karaların iç kısımlarıdır. Kuzey Yarımküre’de en uzun gündüz, Güney Yarımküre’de ise en kısa gündüz yaşanır. Bu tarihten sonra Kuzey Yarımküre’de gündüzler kısalmaya (yaz gündönümü), Güney Yarımküre’de ise uzamaya (kış gündönümü) başlar. Aydınlanma çizgisinin sınırları kutup dairelerinden geçer. Kuzey Kutup Dairesi’nde 24 saat süreyle gündüz, Güney Kutup Dairesi’nde 24 saat süreyle gece yaşanır. Kuzey Kutup Kuşağı aydınlık, Güney Kutup Kuşağı karanlık daire içindedir. Gündüz süresi kuzeye gidildikçe uzar. Bu nedenle, ülkemizde en uzun gündüz Sinop’ta, en kısa gündüz Hatay’da yaşanır. Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun en kısa olduğu yer Yengeç Dönencesi’dir. Öğlen saat 12.00’de Yengeç Dönencesi’nde yataya dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. 21 Haziran’da görülen olayların tam tersi 21 Aralık’ta oluşur. Bu nedenle 21 Aralık konumunda görülen olayları öğrenmek için ayrıca çalışma yapmak yerine, 21 Haziran’da görülen olayların tam tersini düşünmek yeterlidir. ... Devamı