ŞEHİRLERİN KÜLTÜREL KİMLİĞİNİN YOK EDİLMESİ

2009-02-27 15:31:00

ŞEHİRLERİN KÜLTÜREL KİMLİĞİNİN YOK EDİLMESİ

DÜNYADA ve ülkemizde, göçlerle nüfuslanan şehirlerde arsa fiyatlan giderek yükselmektedir. Özellikle bir şehrin sit alanı, iş ve ticaret merkezi yapısal değişime uğramaktadır. Ticaretin dışında, yaşamak için yeğlenen alanlar da yoğun baskı altına girmekte ve şehirlerde kültür kirlenmesi olayı gündeme gelmektedir.

Olağan göçlerin dışında sığınma (iltica) yoluyla da nüfus kazanan bir şehrin, yaşama alanları zorlanmaktadır. Bir şehir, barındırabileceği nüfusun üstünde insan kitleleriyle karşı karşıya kalınca, ekonomik darboğaza girmektedir. Yeni göçmen mahallelerinin kurulamaması, şehrin asıl sitinde bulunan meskenlerin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu da, normalde 10 kişinin barınabileceği bir evin 50-60 kişinin yaşadığı mekana dönüşmesine neden olmaktadır. Evin eklemelerle bozulması bütün bir mahallede, giderek şehrin tamamında bir yozlaşmaya, kültürel kimliğini yitirmeye dönüşmektedir (Malurban isation).


Bir köyün beldeleşmesi, bir beldenin metropol, bir metropolün megapole dönüşmesi de yerleşim birimlerinde kültürel sorunların doğmasına kapı açmaktadır.

Şehirlerin kültürel kimliklerinin yok olmasına neden olan olayların başında savaşlar gelir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, işgalcilere direndiği için Ayıntap, Maraş büyük ölçüde bombalanmıştı. Savaş öncesinin bu iki varlıklı şehri 1920'lerde harap birer köy görünümündeydi. 30 Ağustos 1922 ile 9 Eylül 1922 arasında, Türk Ordusunun önünden kaçan Yunan askerlerinin, geçtikleri şehir ve kasabaları, son olarak da İzmir'i yakmaları, savaşların tarihe, kültüre verdiği zararı gözler önüne seren örneklerdir. İkinci Dünya Savaşında önce Almanların, sonra da Sovyet Ordularının işgaline uğrayan Polonya'da birçok şehir, Ortaçağ'dan kalan anıtlarıyla zarar görmüştür. Kuzey Afrika'da, İtalya'da, Fransa'da, Almanya'da birçok şehir bombardımanlardan yerle bir olmuştur. Aynı olay Sovyet şehirlerini de etkilemiştir. Kore Savaşında, Vietnam Savaşında, İran,Irak ve Basra Körfezi savaşında (Kuveyt'in Irakça işgaliyle başlayan olaylar) Ortaçağ, Yeniçağ özelliğini koruyan birçok şehir, anıtlarıyla ya yok edilmiş ya da onulmaz yaralar almıştır.

Savaşlarda ve savaş sonrasında doğal kaynaklar en büyük zarara uğrayan varlıklardır. Petrol ve doğal gaz, iç savaş nedeniyle ulaştırılamadığı için, Saraybosna halkı, çevredeki ormanları yakacak olarak tüketmektedir. Fakat, Saraybosna ve diğer BosnaHersek şehirlerinde (Tuzla, Mostar ud.) kültürel kimlik de, onanlamayacak derecede zedelenmiştir. Etnik arındırma politikası yanında, Sırbistan, bu ülkede ve komşu Kosova'da kültürü de katletmektedir. Nasıl ki, soykırım (genocide) sözcüğü, bir insan topluluğunun ulusal, budunsal, dinsel vb. nedenlerle yok edilmesini anlatıyorsa; kentkırım (urbicide) da, kent ve çevre değerlerinin yok olup gitmesini simgeliyor.

Savaşın olmadığı yerlerde de "urbicide" sürmektedir. Aşın nüfuslanma, yanlış ve sağlıksız şehirleşme, turizm, endüstrileşme, şehirlerin kültürel kimliğini yok etmektedir. Türk şehirleri de bu süreçtedir. Maddi yetersizlikler, teknik bilgi eksikliği, kazanç hırsı "urbicide" olayını körüklemektedir.

 

http://www.cografyamiz.net/

34
0
0
Yorum Yaz