bayrak bayrak

(*SİTE İÇİ COĞRAFYA KONULARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ*)

TÜRKİYE'DE SİVİL TOPLUMA BAKIŞ - COĞRAFYACI - Blogcu



COĞRAFYACI

ENGİN ŞALLI BURSA-ORHANGAZİ ÇOK PROGRAMLI LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

18/11/2007 - TÜRKİYE'DE SİVİL TOPLUMA BAKIŞ

Kategori: Avrupa Birligi

TÜRKİYE’DE SİVİL TOPLUMA BAKIŞ

 

Türkçe’de kullanılan sivil sözcüğü, Latince "civis" kökünden türetilmiştir ve "yurttaş veya kenttaş" anlamına gelir.  Sivil toplum ise, yine Fransızca’daki "societe civile" den gelmektedir.

STK’ların toplumsal hayatın bütün alanlarıyla ilişkisinin tarihi, Türkiye için çok karmaşık ve uzun bir süreç olmuştur. Dünya Bankası’nın "Türkiye’de STK’lar" konusunda hazırladığı raporda (1997) belirtildiği gibi, Türkiye’de sivil toplum, gönüllülük kavramı ile birlikte gelişmiştir.  Bu, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarına kadar uzanan ve neredeyse 700 yılı kapsayan bir süreçtir.  Osmanlı, Selçuklu ve Cumhuriyet dönemlerinde, kimi toplumsal hizmetler gönüllü kuruluşlarca yapılagelmiştir.  Türkiye’de bugünkü eğitim ve sağlıktan sorumlu devlet kuruluşlarının temelleri, Osmanlı döneminde kurulan vakıflara dek uzanır. 

Anadolu nüfusunun kozmopolit yapısı, din ve etnik kimlik çeşitliliği, merkezi idareyi, seçilmiş ve atanmış yerel idarecilere, vakıfların kurulması için geniş çaplı teşvikler vermeye yönlendirmiştir. 

Böylelikle, halka yönelik hizmetler, Selçuklu ve Osmanlı döneminde, vakıf adı verilen kuruluşlarca sağlanmıştır.  İslam kaynaklı yardım geleneği ve dini yapısı ile harekete geçen vakıflar, yerel idarenin araçları olarak, merkezi idarenin yapamadığı veya etkisiz kaldığı durumlarda, toplumsal hizmetlerin yanısıra, altyapı hizmetlerini de sağlamıştır. Osmanlı döneminin medrese, cemiyet ve tarikatları, o dönemin sivil unsurları olarak ortaya çıkmıştır.  Medreselere kaynak sağlayan vakıflar, büyük ölçüde devletten bağımsız olarak gelişmiştir.

Şehirlerin temel ekonomik birimi olan loncalar, o dönemde devletten bağımsız işlemiş ve lonca yönetimini esnaf seçmiştir. Türkiye’de vakıf ve loncalarla başlayan toplumsal dayanışma geleneği, toplumda önemli bir boşluğu doldurmuştur. Resmi kayıtlara göre, 19. yüzyıl başlarında 15.000’den fazla vakıf olduğu bilinmektedir.

Sistem 16. yüzyıla kadar bu şekilde yürümüştür. 19. yüzyıla kadar, sivil toplum unsuru niteliğindeki medreseler, vakıflar, tarikatlar ve loncaların, aşama aşama merkezi idarenin etkisine girişine şahit olunmuştur. Bu yapılar, bağımsız olma özelliklerini yitirmeye başlamışlardır.

Cumhuriyetin ilanına kadar geçen dönemde, sivil toplum, modern unsurlarla biraz daha canlanmış olsa da, bu arada,  merkezi yapıda güçlenerek sivil topluma ağırlığını hissettirmiştir.  Özellikle siyasi partiler, basın yayın organları, dernekler, ekonomik gruplar, bankacılık sektörü, ticaret, hukuki ve idari düzenlemeler, sivil toplumun gelişmesine katkıda bulunan unsurlardır. 

Cumhuriyetle birlikte, Osmanlı’dan merkeziyetçi gelenek ve bir ölçüde de sivil toplum mirası devralınmıştır. Ancak tek partili dönemi izleyen 1950’li yılların başında sivil toplum yeniden canlanmaya başlamıştır.   1980 sonrasında bu konuda daha kaydadeğer bir gelişme izlenmiştir.

Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre, Türkiye’deki vakıf sayısı 4547’dir.  Bu rakam, sosyal yardımlaşma ve çevre alanlarındaki vakıflarla, yeni kurulan vakıfları da içermektedir. 

Türkiye’deki STK’lar farklı alanlarda faaliyet göstermektedir. Bunlar arasında yoksulluğun giderilmesi, sağlık hizmetleri, aile planlaması, eğitim, çevre ve  ekoloji, kültürel, etnik ve dini değerlerin teşviki, mesleki ve profesyonel grupların biraraya getirilmesi, kültür merkezleri, camiler, okullar ve nadiren hastanelerin kurulması için fon toplanması bulunur. 

Türkiye’de STK sektörünü temsil eden ulusal şemsiye örgütler olmadığı dikkat çekmektedir.

 

II - TÜRKİYE’DE AB’NİN DESTEKLEDİĞİ SİVİL  TOPLUM PROJELERİ

 

Bu bölümde, AB’nin 1980’li yılların sonlarından itibaren farklı bütçeler aracılığıyla Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına verdiği destek özetlenmiştir.  Bu kapsamda, başlıca mali yardım araçları olarak kullanılan MEDA ile İnsan Hakları ve Demokrasi Programları tanıtılmıştır. Ayrıca, geçmişte projelerle ilgili yaşanan sorunlara göz atılarak, yeni dönemde proje sunmak isteyen STK’lara yol gösterici nitelikte öneriler sunulmuştur.   Bunlara ek olarak, Türkiye’de desteklenen projelerden örnekleri incelenmiş ve proje koordinatörleri ile projelerden uygulanmasından yararlanan hedef kitlelerin görüşlerine yer verilmiştir.  Son olarak, diğer aday ülkelerde sivil toplumun nasıl desteklendiğne ışık tutan proje örnekleri anlatılmıştır.

 

AB, TÜRKİYE’DEKİ STK’LARLA  ÇALIŞIYOR

AB’nin dış politika ve güvenlik ile kalkınmada işbirliği alanlarındaki öncelikleri arasında, işbirliği yaptığı ülkelerde demokrasinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, hukuk düzeni, insan haklarına saygı ve temel hak ve özgürlüklerin korunması ile sözkonusu ülkelerdeki STK’larla AB’dekiler arasında işbirliklerinin geliştirilmesi bulunmaktadır. Bu doğrultuda AB, birlikte çalıştığı ülkelerdeki STK’ların faaliyetlerine mali destek sağlamaktadır. 

AB ile ilişkileri, Gümrük Birliği’ne ilişkin 1963 tarihli Ankara Anlaşması’na kadar uzanan Türkiye, sosyo-ekonomik kalkınmayı  ve gümrük birliğini geliştirmeyi ve güçlendirmeyi hedefleyen projeler için Topluluk kaynaklarından faydalanmıştır.  STK’lara yönelik  destek, ilk kez 1980’li yılların sonuna doğru, Özel Eylem Programı kapsamında IULA, Marmara Belediyeler Birliği (UMMR) ve İktisadi Kalkınma Vakfı’na (İKV) sağlanan yardımlarla gündeme gelmiştir.  

Bugün Türkiye’deki STK’lara mali yardım sağlayan başlıca kuruluşlardan biri olan Avrupa Komisyonu, özellikle 1993’den itibaren, Türkiye’deki STK’lara, insan hakları, demokratikleşme ve sivil toplumun geliştirilmesi konularındaki projeleri için mali yardım sağlamaya başlamıştır. 

Türkiye çapında işbirliği yapılan kuruluşlarda çeşitlilik gözlenmektedir. Komisyon, Türkiye’de Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Toplumsal Sorunları Araştırma Vakfı (TOSAV) gibi düşünce grupları ya da Kadın Siyasetçiler Derneği (KASİDE) ve Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) gibi kadın kuruluşlarıyla, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) gibi işveren örgütleriyle, AIESEC ve AEGEE gibi gençlik örgütleriyle veya Türkiye Kalkınma Vakfı (TKV), İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV), Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Bağımsız İletişim Vakfı gibi kuruluşlarla, DISK gibi sendikalarla, Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği (IULA),  Dünya  Yerel  Yönetimler  ve  Demokrasi Akademisi (WALD) ve Helsinki Yurttaşlar Derneği gibi uluslararası ağlarla çalışmaktadır.

Başlangıçta, Komisyon Türkiye’deki bir dizi STK’ya proje bazında hibeler sağlamıştır.  Bu hibeler, uzun vadeli olmayıp, "cesaretlendirici" niteliktedir.  Daha çok insan hakları ve demokratikleşme alanında eğitim, sempozyum, yayın ve araştırma ile sınırlı olan projeler, zamanla, daha işlevsel nitelikteki projeleri de kapsayacak şekilde gelişmiştir.  Günümüzde, Avrupa Komisyonu, farklı hibe olanakları ve programlardan yararlanarak STK’ları desteklemektedir. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu’nun Brüksel’deki merkezince yürütülen Avrupa İnsan Hakları ve Demokrasi Girişimi ile MEDA Bölgesel programlarından sözedebilir. Bu programlarla ilgili başvurular, doğrudan Brüksel’e yapılmaktadır. Buna ek olarak, ulusal MEDA Programı kapsamındaki kimi büyük ölçekli programlarda STK’ların yer alması mümkün olabilecektir. Ancak sözkonusu programların uygulanması için gerekli çalışmalar devam ettiğinden, henüz hiçbiri işlevsel hale gelmemiştir.

 

MEDA Programı ve Sivil Toplum

MEDA Programı, AB’nin Akdeniz ülkelerini ortak bir şemsiye altında toplayan Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’nın başlıca mali aracıdır. Türkiye programdan 1995’ten beri yararlanmaktadır (http://www. deltur.cec.eu. int/mali-ikili.html).

1995-99 dönemini kapsayan MEDA I Ulusal Programı kapsamında desteklenen 55 proje arasında (376 milyon Euro hibe) STK’ların yürüttüğü 20’den fazla küçük ölçekli proje vardır.  Projeleri için destek almış olan STK’lar arasında Umut Vakfı, Türk Demokrasi Vakfı, Türkiye Kalkınma Vakfı, WALD, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı, Dünya Kitle İletişim Araştırma Vakfı, Antalya Barosu, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, TESEV, Umut Çocukları Derneği, Türkiye Felsefe Kurumu, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ile Alman Doğu Enstitüsü gibi kuruluşlar bulunmaktadır.

Yine MEDA I altında desteklenen büyük ölçekli programlar arasında sivil toplumun katılımı ile uygulanacak olanlardan da bahsetmek mümkündür. Örneğin, Sivil Toplumu Destekleme Programı, GAP Bölgesel Kalkınma Programı, Üreme Sağlığı Programı, Mesleki Eğitim Programı ile bir ölçüde Temel Eğitimi Destekleme Programı, STK’ların katılımına olanak tanıyacak şekilde geliştirilmiştir.

MEDA Bölgesel Programları

1995 yılında yapılan Barselona Konferansı, sivil toplumun Avrupa-Akdeniz Ortaklığına katkısını zaruri görmektedir. Avrupa ve Akdeniz bölgesindeki sivil toplumlar arasındaki bağları güçlendirmek, diyaloğu artırmak ve işbirliğini geliştirmek amacıyla bir dizi bölgesel nitelikli program geliştirilmiştir.

Bu programlar, çevre, sağlık, enerji, kültür ve KOBİ’ler gibi farklı alanları kapsamaktadır.  Bu programlar arasında gençlerarası değişim ve işbirliğini hedefleyen Gençlik Eylem Programı, bilgi toplumu projelerini destekleyen EUMEDIS, çevre konusundaki işbirlikleri için geliştirilen SMAP veya Kültürel Mirasın Korunması ve Görsel-İşitsel İşbirliği gibi girişimler sayılabilir. Ayrıca yine bölgesel nitelikli ağlar da mevcuttur.  Buna bölgedeki ekonomik enstitüleri biraraya getiren FEMISE örnek verilebilir. 

Türkiye 1995’ten beri bölgesel programlardan, AB üyesi Devletler ülkeler ile Akdeniz ülkelerinden seçilen ortaklarla birlikte yararlandığı için, Türkiye’ye sağlanan toplam hibe miktarını belirlemek mümkün değildir.  

MEDA Demokrasi Programı da, bölgesel nitelikli programlar arasındadır.  1996’da başlatılan program, STK’ların demokrasi, hukuk düzeni, sivil ve sosyo-ekonomik haklar ile toplumun güç şartlar altında yaşayan özel gruplarının (kadın, çocuk…) korunması gibi alanlardaki projelerine hibe sağlamaktadır.  Program kapsamında Türkiye’de TOSAV, DISK, KADER ve Bağımsız İletişim Vakfı’nın  projelerine destek verilmiştir.  

 

İnsan Hakları ve Demokrasi Programı

Türkiye’ye 1964’ten beri MEDA dışındaki bütçe kalemlerinden sağlanan hibe tutarı 95 milyon eurodur. Bu yardımın bir bölümü, insan hakları ve demokrasi projelerine aktarılmıştır.

İnsan hakları ve demokrasi programı, 1992’de, Avrupa Komisyonu tarafından AB üyesi  olmayan ülkelere yönelik olarak geliştirilmiştir. Program, insan hakları projelerinin desteklenmesi yoluyla, üye olmayan ülkelerde vatandaş eğitimini ve demokratik değerlerin yerleştirilmesini hedeflemektedir. 

1993’den itibaren Türkiye’de bu bütçe aracılığıyla desteklenen proje sayısı 30’un üzerindedir. Destek alan STK’lar arasında İnsan Hakları Derneği, WALD, İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Çevre Vakfı, Ankara Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi, Kadın Dayanışma Vakfı, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, İzmir Barosu, ÇİKORED ve Diyarbakır Barosu gibi kuruluşlar vardır. 

 

PROJE UYGULAMASINDA NE TÜR SORUNLAR YAŞANDI?

Sorunlar

Avrupa Komisyonu’nun 1993’ten itibaren Türkiye’de desteklediği sivil toplum projelerinin hayata geçirilmesinde, Avrupa Komisyonu kadar, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşların yapısı ve STK’lara ilişkin yasal düzenlemelerden kaynaklanan çeşitli sorunlar yaşanmıştır. Geçmişe dönük yapıcı bir değerlendirme, yeni deneyimler için yola çıkanlar açısından yol gösterici olacaktır.  Hangi alanlarda sorunlarla karşılaşıldığına bakılmaksızın yeni projelere başlamak, gelecekteki projelerin kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Nedir bu sorunlar?

Türkiye’de geçmişten bugüne sivil toplumun gelişmesiyle bağlantılı olarak, STK’ların büyük bir kısmında yaşanan yönetim kapasitesinin yetersizliği, proje uygulamasındaki sorunların başında gelmektedir. STK’ların AB destekli projelerin yönetimi konusundaki bilgi birikimleri istenilen düzeyde değildir. Bu kuruluşlar, özellikle, proje sunumu, muhasebe ve teknik/mali raporlama gibi konularda, AB’nin işleyiş kurallarına yeterince hakim değildir.   Projelerin hedeflerine uygun olarak ve süresi içinde tamamlanabilmesi, bu konulara vakıf olmaya bağlıdır.  Projelerin ilk uygulandığı dönemlerde, çoğu kuruluşun ilk kez AB destekli projelerle karşılaşıyor olması ve deneyimsizlikleri, proje yönetimini olumsuz etkilemiştir.

Elbette, Avrupa Komisyonu’ndan kaynaklanan sorunlar da vardır. STK’lara sağlanan destek küçük ölçekli bile olsa, aynı usüller geçerlidir. Komisyon’un son derece karmaşık olan bürokratik yapısı ve proje yönetimine ilişkin kuralların, çok ayrıntılı ve değişken oluşu, Komisyon’dan kaynaklanan sorunların başında gelmektedir.  Bu bürokrasi, gerek kontratların imzalanması, gerekse sonraki aşamalarda - örneğin ödemelerde gecikme gibi - sorunlara yol açmıştır. Hatta, kimi projelerde, teklif verilmesiyle uygulamaya geçilmesi arasındaki uzun süre zarfında, şartların değişmiş olması, projeleri olumsuz yönde etkilemiştir.

Bu etkenlerin biraraya gelmesi, doğal olarak birçok projenin uygulama aşamasında aksaklıklara yol açmıştır.  Bazı projelerde, projenin öngördüğü faaliyetler süresi içinde tamamlanamamış, hatta, bir kaç projenin askıya alınması veya faaliyetlerin durdurulması gündeme gelmiştir.

Son olarak, Komisyon’dan veya STK’ların yapısından kaynaklanmayan bir diğer sorundan da sözedilebilir.  Bu da, Türkiye’deki güçlenmesinin önündeki yasal engellerdir. Son yıllarda, önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, Türkiye’de STK’lar ve diğer sivil girişimler, oldukça sınırlayıcı bir ortamda faaliyetlerini sürdürmektedir. Üye sayısı, yayınlar/ toplantılar ve uluslararası işbirliğine girilmesine ilişkin yasal mevzuat, STK’ların etkili bir biçimde işlevlerini yerine getirmesini önlemektedir. STK’larla ilgili olarak, özellikle, dernek kurma ve ifade özgürlüğü alanında yapılacak yasal düzenlemeler, farklı alanlarda faaliyet gösteren bütün STK’lara, devletten ayrı "sivil" birer yapı olarak ihtiyaç duydukları bağımsızlığı getirecektir.

Olumlu Gelişmeler

Bu arada, ileride, projelerin etkili bir biçimde uygulanmasını sağlayacak olumlu adımlar atıldığı da gözardı edilmemelidir.  İlk olarak, Avrupa Komisyonu, proje yönetimine ilişkin usullerini standart bir hale getirmek ve basitleştirmek için çaba harcamaktadır.  Bu, Komisyon’un bürokratik işleyişinden kaynaklanan sorunları bir ölçüde ortadan kaldıracaktır. 

Komisyon, proje yönetiminde giderek daha adem-i merkeziyetçi bir yapılanmaya geçmektedir. Desteklenecek projelere ilişkin kriterlerin saptanması, projelerin seçimi ve uygulama aşamalarının, Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği tarafından yönetilmesi yönünde adımlar atılmaktadır.  Bu da "daha az bürokrasi" ve projeye kaynak sağlayan kuruluşla bu kaynaktan yararlanan STK arasında doğrudan iletişim ve bilgi alışverişi" anlamına gelmektedir. Proje uygulayıcıları, karşılaştıkları sorunları, karar vericilere ilk elden ulaştırma imkanına sahip olacaktır.    

STK’ların kaydettiği olumlu gelişmeler de göze çarpmaktadır.  Türkiye’de, idari kapasiteleri ve pekçoğunun sürdürülebilirliği oldukça zayıf da olsa, giderek artan sayıda ve çeşitlilikte STK ile çalışmak mümkün hale gelmiştir. Bu kuruluşlar, zaman içinde, saha çalışması, eğitim, organizasyon, vb. konularda eleman yetiştirerek, kadrolarını güçlendirmişlerdir. Proje yönetiminde giderek daha etkin hale gelmeye başlamışlardır. 

 

PROJE SUNUMUNA İLİŞKİN ÖNERİLER

Helsinki Zirvesi sonrası dönemde, STK’ların Türkiye’deki projelere katılımının daha sistematik bir hale gelmesi beklenmektedir.  Bu da, Komisyon ile işbirliği yapmak isteyen STK’ların hem ilgilendikleri konulardaki Topluluk müktesebatına hakim olmalarını, hem de proje yönetimi konusundaki eksikliklerini gidermelerini zorunlu kılmaktadır. 

Başlangıçta desteklenen projelerde, proje hazırlık dönemine yeterine ağırlık verilmemiş, sadece STK’ların proje önerileri esas alınmıştır. Artık proje seçiminde, bu öneriler değil, sunulması zorunlu kılınan mantıksal çerçeve analizi esas alınmaktadır. Projelerin daha iyi hazırlanması, proje kalitesini artıracağından, Komisyon, bütün STK’lardan, proje sunma aşamasında daha iyi hazırlanmış bir "iş planı" ve "mantıksal çerçeve" analizi isteyecektir.  Önemli bir değişiklik olan mantıksal çerçeve analizi, projenin uygulanabilirliğini göstermesi, proje uygulamasına ilişkin bir takvim ortaya koyması, kapsam ve amaçlarını açıkça ifade etmesi açısından önemlidir.

Proje sunmak isteyenler, projelerin uygulanması için katılımcı katkısı gerektiğini göz önünde bulundurmalıdır. Bu katkı, sivil toplum kuruluşunun doğrudan katkısı olabileceği gibi, bir başka proje ortağının katkısı şeklinde de gerçekleşebilir. STK’lar, proje hazırlama aşamasında projenin "uygulanabilir", bütçesinin ve süresinin "gerçekçi" olmasına özen göstermelidirler.  Uygulama aşamasında, proje raporlarının, uygun biçimde ve zamanında hazırlanıp sunulmasına, ortaya çıkacak değişiklikler ve zaman uzatma gibi ihtiyaçların gecikmeden bildirilmesine dikkat etmelidirler. 

 

FAALİYET TÜRLERİNE GÖRE PROJELER

Komisyon’un farklı bütçeler altında desteklediği projeleri, faaliyet türlerine göre aşağıdaki başlıklar altında sıralamak mümkündür(1):

v Bilgilendirme / Bilinç Artırma Projeleri

v Araştırma / İnceleme ve İzleme Projeleri

v İşlevsel  / Kapasite Geliştirme Projeleri

Proje Türü: Bilgilendirme /        Bilinç Artırma

Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’de desteklediği projeler arasında, toplumun farklı kesimlerini sivil toplum, insan hakları ve demokratikleşme konularında bilgilendirmeyi ve bu konularda bilinç artırmayı hedefleyenler geniş yer kaplamaktadır. Projeler kapsamında sempozyumlar, konferanslar, çalışma atölyeleri düzenlenmiş ve yayınlar hazırlanmıştır.  

Türk Demokrasi Vakfı’nın "Yurttaşlık Eğitimi" veya TESEV’in "Devlet Reformu" projelerinde olduğu gibi, kimi STK’lar, eğitim seminerleri düzenlenmesi ve yayınlar hazırlanması  gibi faaliyetler yürütmüşlerdir. Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ve Alman Doğu Enstitüsü gibi, Türk Toplumunun AB ile Kültürel Bütünleşmesine ilişkin konuları gündeme getiren ve düzenlediği seminerlerle, Avrupalı ve Türk akademisyenler ile STK’ları biraraya getirenler de vardır.  Ya da Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı gibi, İnsan Hakları Haftası Etkinlikleri kapsamında "Türkiye’de Fotoğraflarla İnsan Hakları (1839-1990)" isimli fotoğraf sergisi açarak, toplumun ilgisini bu konulara çeken kuruluşlar da bulunmaktadır.  İzmir Barosu gibi özellikle kadın hakları konusundaki yayınlar üzerinde yoğunlaşan kuruluşlar olduğu gibi, Ankara Üniversitesi gibi insan hakları konusunda bir kitap dizisi çıkaranlar da  vardır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı

BENİM HAKKIMDA

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.

coğrafyacı

BANNERİ SİTENİZE EKLEME KODU

SON YAZILARIM

MERKÜR
UMMAN DENİZİ
HABUR ÇAYI
OLİVİN
PREHNİT
İNSAN HAKLARI HAFTASI
NATO’YA ÜYE ÜLKELER
AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYE ÜLKELER
BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU’NA ÜYE ÜLKELER
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI’NA ÜYE ÜLKELER
GEDİZ NEHRİ
VENÜS
HOTAN
ALFRED WEGENER
ULUSLAR ARASI ORGANİZASYONLARA ÜYE ÜLKELERİN SAYILARI
LAHN NEHRİ
RODONİT
TREMOLİT (AKTİNOLİT)
DİNLER VE İNANÇLAR
DÜNYADA KONUŞULAN DİLLER

Gazeteler
Feedjit Live Website Statistics

BAĞLANTILARIM

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
COĞRAFYAM NET
ZÜLFİKAR ÖĞRETMEN FORMU
COĞRAFYA SAATİ
COĞRAFYA KULÜBÜ
COĞRAFYA SEVGİSİ
COĞRAFYA TUTKUDUR
COĞRAFYA TV
TÜRK COĞRAFYA KURUMU
ÜLKELER NET
COĞRAFYALAR COM
COĞRAFYAM ORG
COĞRAFYACIYIZ COM
E-COĞRAFYA
PROF.DR.RAMAZAN ÖZEY
COĞRAFYA DERSİM
NÜFUS PİRAMİTLERİ
COĞRAFYAMIZ NET
TÜRKCOĞRAFYA COM
FİZİKİ COĞRAFYA COM
COĞRAFYACI NET
COĞRAFYAM VE HAYAT
COĞRAFYA ÖĞRETMENİM
COĞRAFYA DÜNYASI
ATLAS DERGİSİ
COĞRAFYALİSE COM
SOSYAL DERSLERİ
DÜNYA DEPREMLERİ
MEB COĞRAFYA TV
COĞRAFİ ŞEKİLLER
TÜBİTAK
BİLİM TEKNİK
SAMANYOLU EĞİTİM KURUMLARI
ARİFİYE Ö.L.MEZUNLARI
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
EĞİTİM HABER
ÖĞRETMEN SAYFASI
ÖĞRETMEN SİTELERİ
ÖĞRETMENİN PUSULASI
ORHANGAZİ REHBERİ
ORHANGAZİ BELEDİYESİ
ORHANGAZİ GEN.TR
ORHANGAZİ WEB.TR
GEOBİLİM.COM
GENÇ BİLİM
BULUTSU ORG
İLİMSEL COM
COGRAFYADERSANESİ.BLOGSPOT
Esma-ul Husna
sitene ekle

KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

zulfikar22
alsancakkoyu
reef
gercekyasamdan
herneysem
karakurum
rahmetli645
acizm1988
GÜVEN AKBULUT
vatanseverpatriot
vakanuvis
güven akbulut
cografiegitim
gazgaz1
sakary54
cografyamiz
marasili
ankakusum
polatalemdarkurtlarvadisi
bilgisayaregitimlerimiz
yahsieli
bloghertelden
cografyaci10
hilalliler
cografyapaylasim1
sarozfatihi

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

COGRAFYAMİZ
vakanuvis
gerçek yaşamdan
EĞİTİM VE ÖĞRETMEN FORUMU